Yargıtay · 6. Ceza Dairesi

Yargıtay 6. Ceza Dairesi 2024/5550 E. 2026/4294 K. – Nitelikli Yağma

Konu: Nitelikli Yağma

Mahkeme
Yargıtay
Daire
6. Ceza Dairesi
Esas No
2024/5550
Karar No
2026/4294
Karar Tarihi
Konu
Nitelikli Yağma

MAHKEMESİ :Ceza Dairesi SAYISI : 2023/4133 E., 2024/1968 K. SUÇ : Nitelikli yağma HÜKÜM : İlk derece mahkemesinin mahkûmiyet kararı kaldırılarak yendiden kurulan mahkûmiyet hükmü TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Temyiz başvurusunun esastan reddi ile hükmün onanması

Yapılan ön inceleme neticesinde; sanık hakkında kurulan hükmün temyiz edilebilir olduğu, temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, temyiz isteminin süresinde olduğu, temyiz dilekçesinde temyiz sebeplerine yer verildiği, temyiz isteminin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı tespit edilmekle, gereği düşünüldü:

I. HUKUKİ SÜREÇ A. İlk Derece Söke 1. Ağır Ceza Mahkemesinin 02.05.2024 tarihli ve 2023/4133 Esas, 2024/1968 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında katılana yönelik nitelikli yağma suçundan, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun (5237 sayılı Kanun) 149/1-a, h, 35/1-2, 53, 58... . maddeleri uyarınca 7 yıl 10... gün hapis cezası ile cezalandırılmasına, hak yoksunluklarına, cezanın mükerrirlere özgü infaz rejimine göre çektirilmesine ve mahsuba karar verilmiştir.

B. İstinaf İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 21. Ceza Dairesinin 02.05.2024 günlü ve 2023/4133 Esas, 2024/1968 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında İlk Derece Mahkemesince kurulan hükümlere yönelik o yer Cumhuriyet savcısı ile sanık müdafiinin istinaf başvurularının kabulü ile, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun (5271 sayılı Kanun) 280/2. maddesi uyarınca kaldırılarak, 5237 sayılı Kanun'un 149/1-a, h, 35/1-2, 53. maddeleri uyarınca 9 yıl hapis cezası ile cezalandırılmasına, hak yoksunluklarına, 5271 sayılı Kanun’un 283/1. maddesi uyarınca kazanılmış hakları gözetilerek 7 yıl 19... gün hapis cezası olarak infazına, ikinci kez mükerrirlere özgü infaz rejiminin ve cezanın infazından sonra denetimli serbestlik tedbirinin uygulanmasına karar verilmiştir.

II. TEMYİZ A. Temyiz Sebepleri Sanık Müdafiinin Temyiz İstemi Olayın görgü tanıkları olan mağdur beyanları dikkate alınmaksızın mahkemece karar verildiğine, sanığın atılı suçu işlemediğine, eylemlerinin yağma suçuna vücut vermediğine, suçun unsurlarının oluşmadığına, sanık hakkında takdiri indirim uygulanmamasının hukuka aykırı olduğuna ve kararın bozulması gerektiğine ilişkindir.

B. Değerlendirme ve Gerekçe 1. Diğer temyiz sebepleri yerinde görülmemiştir.

Ancak; Yargıtay Ceza Genel Kurulu'nun yerleşik içtihatlarında sanığa ceza verilmesi için şüpheye yer vermeyecek şekilde eylemi gerçekleştirdiğinin ispatı gerekecektir.

Bu ispat için öncelikle suçun işlenip işlenmediği sonra bir olayın kanuni unsurlarının belirlendiği şekilde işlenip işlenmediği ve son olarak da sabit olan bu suçun sanık tarafından işlenip işlenmediğinin tartışılması ve kesin olarak ispatı gerekir. Tüm aşamalarda da şüpheden sanık yararlanır kuralının uygulanması gerekir.

Yargıtay Ceza Genel Kurulu'nun 2017/6-1147 Esas, 2018/519 Karar sayılı ilamlarında "... Amacı, somut olayda maddi gerçeğe ulaşarak adaleti sağlamak, suçu işlediği sabit olan faili cezalandırmak, kamu düzeninin bozulmasını önlemek ve bozulan kamu düzenini yeniden tesis etmek olan ceza muhakemesinin en önemli ve evrensel nitelikteki ilkelerinden biri de öğreti ve uygulamada; "suçsuzluk" ya da "masumiyet karinesi" olarak adlandırılan kuralın bir uzantısı olan ve Latincede; "in dubio pro reo" olarak ifade edilen "şüpheden sanık yararlanır" ilkesidir. Bu ilkenin özü, ceza davasında sanığın mahkûmiyetine karar verilebilmesi bakımından göz önünde bulundurulması gereken herhangi bir soruna ilişkin şüphenin, mutlaka sanık yararına değerlendirilmesidir. Oldukça geniş bir uygulama alanı bulunan bu kural, dava konusu suçun işlenip işlenmediği, işlenmişse sanık tarafından işlenip işlenmediği veya gerçekleştirilme biçimi konusunda bir şüphe belirmesi hâlinde de geçerlidir. Sanığın bir suçtan cezalandırılmasına karar verilebilmesinin temel şartı, suçun hiçbir şüpheye mahal bırakmayacak kesinlikte ispat edilebilmesidir. Gerçekleşme şekli şüpheli veya tam olarak aydınlatılamamış olaylar ve iddialar sanığın aleyhine yorumlanarak mahkûmiyet hükmü kurulamaz. Ceza mahkûmiyeti; toplanan delillerin bir kısmına dayanılıp, diğer kısmı göz ardı edilerek ulaşılan kanaate ya da herhangi bir ihtimale değil, kesin ve açık bir ispata dayanmalı, bu ispat, hiçbir şüphe ya da başka türlü oluşa imkân vermemelidir. Yüksek de olsa bir ihtimale dayanılarak sanığı cezalandırmak, ceza muhakemesinin en önemli amacı olan gerçeğe ulaşmadan hüküm vermek anlamına gelecektir..." şeklinde içtihatta bulunarak bu husus işaret etmişlerdir.

Yine Yargıtay Ceza Genel Kurulu'nun 2018/6-110 Esas, 465 Karar ve 2016/6-11 57... /239 Karar sayılı ilâmlarında da aynı hususlar teyit edilmektedir.

Yani olayın oluşuna ilişkin şüpheli durum varsa burda da şüpheden sanık yararlanır kuralının uygulanması gerekecektir.

Hırsızlık, yağma, cinsel istismar gibi çoğu zaman ani gelişen veya suç işlemek için sanıkların önceden plan yaptıkları ve sonrasında yakalanmama adına delil bırakmamaya yönelik tedbirler almalarına göre, bu tür suçlarda yan delil bulmada sıkıntılar olduğu açıktır. Çoğu zaman bu tür suçlarda elimizdeki tek delil sadece müştekilerin beyanından ibaret kalmaktadır.

Bu zorlayıcı nedenlerden dolayı aralarında husumet olmayan, çoğu zaman hiç tanımadığı ve iftira atması için neden bulunmayan şikâyetçi beyanı sübutun ve sanığın eylemi gerçekleştirdiğinin kabulünde yeterli kabul edilmektedir.

Ceza yargısına hakim olan en temel ilke olan masumiyet ve şüpheden sanık yararlanır kuralları ceza adaleti bakımından başkaca hiçbir delil olmayan ve bulunma ihtimali olmayan hususlarda sanık aleyhine, müşteki lehine esnetilebilmektedir. Bu belli zorluklar nedeniyle bir nebze kabul edilebilir. Ancak başka türlü delil toplama imkanı olan olaylarda veya akla, mantığa veya olaya uymayan, kendi içerisinde tutarsız veya sürekli değişen ya da itilaflı başka bir konuda şikâyetçi ya da yakınlarına açıkça yarar sağladığı, şikâyetçiyi gerçekten sanık olmaktan çıkarıp müşteki haline sokabilecek, yani haksız durum yaratacağı aşikar olan soyut beyanların tek doğru kabul edilerek cezalandırma yoluna gidilmesi, masumiyet, silahların eşitliği ve şüpheden sanık yararlanır kurallarına açıkça aykırılık teşkil edeceği açıktır.

Bu nedenle ispatı zor olan olaylarda akla, mantığa ve dosyadaki olaylara uyumlu denetlenebilir müşteki beyanına itibar olabilir ise de akla, mantığa, fenne ve dosyadaki olaylara uymayan helede başka türlü ispat imkanı varken sadece müşteki beyanıyla yetinilmesi halinde bu beyanın suçun aydınlatılmasına yönelik değil başka bir olayı örtme, iftira atma veya intikam alma gibi bir amaca yönelik olduğu şüphesi doğuranlara bu şüphe giderilmeden itibar edilmesi büyük haksızlık oluşturacak ve yargılama konusunda tüm yetkiyi hakkı olmadığı halde sadece taraf olması gereken görünüşteki şikâyetçiyi devredecektir.

Bu genel anlatımdan sonra somut olay değerlendirildiğinde; sanığın suçlamayı hiç bir aşamada kabul etmediği, sokakta köpeğini gezdiren katılanın köpeğinin kendisine havlayarak saldırmaya çalıştığı ve sanığın alkollü iken savunma amaçlı köpeği ittirdiği ve sonrasında tartışma çıktığı, sanığın katılana, "bu köpeğin şimdi siktim belasını, senin bu köpeğini bulacam ve gebertcem.." gibi sözler söylediği, olay anında yakında ikamet eden ve duyulan kavga seslerine çıkan müştekiler ... ve ve kızı ...'in katılana yardım etmek için destek davrandıkları, bu küfür ve itekleşme sırasında müşteki ...'in katılanın köpeğinin ipini çözdüğü ve bahçelerine aldığı, bu esnada sanığın "senin köpeğini yakalayacağım, sinkaf edeceğim" diyerek kaça köpeğin arkasından gittiği, arbede sırasında sanığın eline geçirdiği bastonla vurmaya çalıştığı, aynı zamanda yere düşen müşteki ...'in basit tıbbi müdahale ile giderilebilecek şekilde yaralandığı, müşteki ...'in duruşmada alınan beyanında ise; "ben ilk dışarı çıktığımda köpek koşuşturuyordu, bağlı değildi, herkes birbirine küfrediyordu, benim kızım ... de küfrediyordu, köpek boştaydı, dolaşıyordu, sanık isteseydi köpeği götürebilirdi, daha sonrasında ... köpeğini bağladı, benim kızım ... de köpek bağlı kalmasın, yaralanmasın diyerek köpeği saldı, köpek kaçtı, benim kızım ... sanırım ...’yi korumak için araya girmiş, baston benim eşimin bastonudur, sanığın kızım ...’e bastonla vurduğunu görmedim, ben bastonu sıkıca tuttum, herkes bastonu çekiştiriyordu, baston boşa çıkınca ben yere düştüm..." şeklindeki beyanları sonrası soruşturma aşamasında alınan beyanı sorulduğunda "ben bu ifadeyi ... hanım üzüldüğü, ağladığı için kadın olarak destek olmak amacıyla verdim, ifade verme sırasında ... köpeğimi bırak diye yalvardım deyince ona acıdım, bir de benim orada canım acıdı, düşünce benim üzerimden geçtiler, canım çok yanıyordu, benim mahkeme huzurunda vermiş olduğum ifadelerim daha doğrudur..." dediği, suçun işleniş biçimi, olayın özelliği, nitelikli yağma suçu için yeterli, her türlü şüpheden uzak, kesin ve inandırıcı delil bulunmadığı sanığın katılana yönelik eyleminin hakaret, basit tehdit suçunu oluşturduğu, müşteki ...'e yönelik eyleminin basit yaralama olduğu, ancak şikayetinden vazgeçtiği, müşteki ...'e yönelik yaralama eyleminde yeterli, her türlü şüpheden uzak, kesin ve inandırıcı delil bulunmadığı gözetilmeden nitelikli yağma suçundan yazılı şekilde hüküm kurulması, hukuka aykırı bulunmuştur.

III. KARAR Gerekçe bölümünde açıklanan nedenle sanık müdafiinin temyiz istemi yerinde görüldüğünden İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 21. Ceza Dairesinin kararının 5271 sayılı Kanun’un 302 nci maddesinin ikinci fıkrası gereği, Tebliğname’ye aykırı olarak, oy birliğiyle BOZULMASINA,

Dava dosyasının, 5271 sayılı Kanun’un 304 üncü maddesinin ikinci fıkrasının (a) bendi uyarınca Söke 1. Ağır Ceza Mahkemesine, gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına tevdiine, 13.05.2026 tarihinde karar verildi.

Atıf: Yargıtay 6. Ceza Dairesi, E. 2024/5550, K. 2026/4294, T. 13.05.2026, www.arakarar.com/karar/yargitay-6-ceza-dairesi-2024-5550-e-2026-4294-k-9cc083dcd8d5