Yargıtay · 6. Ceza Dairesi
Yargıtay 6. Ceza Dairesi 2024/6255 E. 2026/4295 K. – Konutta Silahla
Konu: Konutta Silahla Yağma
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 6. Ceza Dairesi
- Esas No
- 2024/6255
- Karar No
- 2026/4295
- Karar Tarihi
- Konu
- Konutta Silahla Yağma
MAHKEMESİ :Ceza Dairesi SAYISI : 2022/2290 E., 2024/1631 K. SUÇ : Konutta silahla yağma SUÇ TARİHLERİ : 17.04.2021, 18.04.2021 HÜKÜM : İstinaf başvurusunun esastan reddi kararı TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Bozma
Yapılan ön inceleme neticesinde; sanık hakkında kurulan hükmün temyiz edilebilir olduğu, temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, temyiz isteminin süresinde olduğu, temyiz dilekçesinde temyiz sebeplerine yer verildiği, temyiz isteminin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı tespit edilmekle, gereği düşünüldü:
I. HUKUKİ SÜREÇ A. İlk Derece Gaziantep 8. Ağır Ceza Mahkemesinin 29.03.2022 tarihli ve 2021/289 Esas, 2022/136 Karar sayılı kararı ile sanık ... hakkında nitelikli yağma suçundan, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun (5237 sayılı Kanun) 149/1-a-d, 62, 63. maddeleri uyarınca 9 yıl 2 ay cezası ile cezalandırılmasına ve nitelikli yağmaya teşebbüs suçundan 5237 sayılı Kanunun 149/1-a-d, 35/2, 62, 63. maddeleri uyarınca 4 yıl 7 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına ve hak yoksunluklarına karar verilmiştir.
B. İstinaf Gaziantep 8. Ağır Ceza Mahkemesinin 2021/289 Esas, 2022/136 sayılı kararının istinaf incelemesi neticesinde Gaziantep Bölge Adliye Mahkemesi 8. Ceza Dairesinin, 2022/1384 Esas ve 2022/1415 Karar sayılı kararı ile sanığın yağma suç kastının aynı mal varlığına yönelik olması sebebiyle tek tamamlanmış yağma suçunun oluştuğu gerekçesiyle bozulmasına karar verilmiş, bozma üzerine sanık hakkında ilk derece mahkemesinin 06.07.2022 tarihli kararı ile hükmedilen 9 yıl 2 ay hapis cezasına karşı sanık müdafiinin istinaf başvurusu neticesinde, Gaziantep Bölge Adliye Mahkemesi 8. Ceza Dairesinin 08.07.2024 tarihli ve 2022/2290 Esas, 2024/1631 Karar sayılı kararıyla Yargıtay içtihatları gereği bu tür kararların duruşma açılarak yapılması gerektiği değerlendirilerek yapılan inceleme gereğince sanık hakkındaki mahkumiyet hükümlerinin kaldırılmasına ve sanık hakkında 5237 sayılı Kanun'un 149/1-a-d, 62, 53, 63. maddeleri gereğince 9 yıl hapis cezası ile cezalandırılmasına ve hak yoksunlularına karar verilmiştir.
II. TEMYİZ A. Temyiz Sebepleri Sanık Müdafiinin Temyiz istemi, Sanığın suçu işlediğine dair, ispata yeter nitelikte, her tür şüpheden uzak, kesin inandırıcı hiçbir somut delil bulunmadığına, hukukun genel ilkelerinden olan şüpheden sanık yararlanır ilkesi gereğince müvekkilinin beraatına karar verilmesi gerektiğine ilişkindir.
B. Değerlendirme ve Gerekçe Diğer temyiz itirazları kabul edilmemiştir. Ancak; Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 25.02.2014 gün ve 2013/678-2014/98 sayılı kararında ayrıntıları belirtildiği üzere; 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nda (5237 sayılı Kanun), 765 sayılı Kanun’un 308. maddesindeki "kendiliğinden hak alma" suçuna benzer bağımsız bir suç tipine yer verilmemiş, onun yerine kanunda belirtilen bazı suçların bir hukuki ilişkiye dayanan alacağın tahsili amacıyla işlenmesi halinde failin daha az ceza ile cezalandırılması öngörülmüş, bu bağlamda hırsızlık suçunda 144, yağma suçunda 150/1, dolandırıcılık suçunda 159, belgede sahtecilik suçunda 211. maddeler düzenlenmiştir. Buna göre, 765 sayılı Kanun’un 308. maddesinde adliye aleyhine işlenen bir suç olarak koruma altına alınan eylemlerin bir kısmı, 5237 sayılı Kanun’un 150/1. maddesiyle malvarlığına ilişkin bir suç haline dönüştürülmüştür. Bu düzenlemeye göre, hukuki ilişkiye dayanan bir alacağın tahsili amacıyla cebir veya tehdit kullanılması halinde eylem yağma suçunu oluşturmakla birlikte, bu özel düzenleme nedeniyle fail kasten yaralama ve/veya tehdit suçundan cezalandırılacaktır. Böylece, hukuki ilişkiye dayanan bir alacağın tahsili amacıyla hareket edilmiş olması daha az ceza verilmesini gerektiren bir hal olarak kabul edilmiş, başka bir anlatımla failin saikine önem verilmiştir.
Bu madde hükmünün uygulanabilmesi için fail ile mağdur arasında alacak hakkı doğuran herhangi bir hukuksal ilişkinin bulunması gereklidir. Bu hukuki ilişkinin, ilgili kanunda belirtilen şekil şartına uygun olarak kurulmuş olması zorunlu olmayıp, hukuk düzenince kabul edilebilir meşru bir ilişki olması yeterlidir. Başka bir anlatımla, şekil şartına uyulmadan kurulan bu ilişkinin ilgili kanun hükümleri uyarınca Özel Hukuk alanında hukuki sonuç doğurmayacak olması, ceza hukuku alanında dikkate alınmasına engel olmayacaktır. Burada önemli olan şekil şartına uyulsun veya uyulmasın meşru bir hukuki ilişkinin bulunup bulunmadığı ve bu hukuki ilişkiye dayanan alacağın tahsili amacıyla hareket edilip edilmediğidir.
Alacak iddiasının varlığını kabul için mutlaka alacak davası açılıp ıspatının beklenilmemesi gerekir. Çünkü Cezanın delil anlayışı ile Hukukun delil anlayışı ve kabulü farklıdır. Hukukta şekli gerçeklik hakimdir. Daha ziyada iddia ve ıspata dayanan delil sistemi geçerli olup taraflarca ileri sürülmeyen iddia ve delillerin davanın kabulünde esas alınamayacağı bir gerçekliktir. Oysa Cezada maddi hukuka dayanan bir kabul söz konusudur. Taraflar idda etmese, savunmasa bile maddi gerçeklik her türlü delil incelenip kabulde esas alınmaktadır. Bu nedenle mutlaka hukuka göre ıspat şartı aranmamaktadır.
Somut olay değerlendirildiğinde; babasının vefat etmesi nedeniyle miras kalan ancak paylaşımı yapılmayan para için sanığın annesi olan mağdurdan para istediğini beyan ettiği, mağdurun da kovuşturma aşamasında alınan beyanında vefat eden eşinden bir ev ve bir kaç tarla kaldığını diğer çocuklarını evlendirmediğinden mal paylaşımı yapmadıklarını kimseye hakkını vermediklerini beyanı karşısında, miras alacağını elde etmek amacıyla hareket eden sanık hakkında hukuki ilişkiden doğan alacağın tahsili amacıyla cebir tehdit suçuna ilişkin TCK 150/1. maddesinin tatbik şartı bulunup bulunmadığı değerlendirilmeksizin eksik inceleme ile hüküm kurulması,
Kabule göre de,
Sanık ...'in, katılan annesi ...'in ikametine gelerek suç tarihi itibari ile 300 TL parayı bıçakla tehdit etmek suretiyle annesinden aldığı olayda, suça konu paranın satın alma gücü ve günün ekonomik koşulları birlikte değerlendirildiğinde, sanığa verilen cezadan değer azlığı nedeniyle 5237 sayılı Kanun'un 150/2. maddesi uyarınca indirim uygulanması gerektiği gözetilmeden yazılı şekilde fazla ceza tayini hukuka aykırı bulunmuştur.
III. KARAR Gerekçe bölümünde açıklanan nedenlerle sanık müdafiinin temyiz istemi yerinde görüldüğünden Gaziantep Bölge Adliye Mahkemesi 8. Ceza Dairesi kararının 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 302/2. maddesi uyarınca, Tebliğname’ye uygun olarak oy birliğiyle BOZULMASINA,
Dava dosyasının, 5271 sayılı Kanun’un 304/1. maddesi uyarınca Gaziantep 8. Ağır Ceza Mahkemesine, Yargıtay ilâmının bir örneğinin ise Gaziantep Bölge Adliye Mahkemesi 8. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına tevdiine,14.05.2026 tarihinde karar verildi.