Yargıtay · 6. Ceza Dairesi
Yargıtay 6. Ceza Dairesi 2024/2897 E. 2026/3198 K. – Nitelikli Yağma
Konu: Nitelikli Yağma
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 6. Ceza Dairesi
- Esas No
- 2024/2897
- Karar No
- 2026/3198
- Karar Tarihi
- Konu
- Nitelikli Yağma
MAHKEMESİ :Ceza Dairesi SAYISI : 2024/782 E., 2024/1403 K. SUÇ : Nitelikli yağma HÜKÜMLER : İstinaf başvurusunun esastan reddi TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Bozma
Yapılan ön inceleme neticesinde; sanık ve suça sürüklenen çocuklar hakkında kurulan hükümlerin temyiz edilebilir oldukları, temyiz edenlerin hükümleri temyize hak ve yetkilerinin bulunduğu, temyiz istemlerinin süresinde olduğu, temyiz dilekçelerinde temyiz sebeplerine yer verildiği, temyiz istemlerinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı tespit edilmekle, gereği düşünüldü:
I. HUKUKİ SÜREÇ A. Bozma Yozgat 1. Ağır Ceza Mahkemesinin, 28.01.2019 tarihli ve 2018/36 Esas, 2019/52 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında nitelikli yağma suçundan, 5237 sayılı Türk Ceza Kanun'un (5237 sayılı Kanun) 149/1-c,h, 62, 53, 58 maddeleri uyarınca 9 yıl 2 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına, hak yoksunluklarına ve cezanın mükerrirlere özgü infaz rejiminine göre çektirilmesine, suça sürüklenen çocuklar hakkında nitelikli yağma suçundan 5237 sayılı Kanun'un 149/1-c,h, 31/3, 62 maddeleri uyarınca ayrı ayrı 6 yıl 1 ay 10 gün hapis cezası ile cezalandırılmalarına karar verilmiştir. Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 15. Ceza Dairesinin, 12.07.2021 tarihli ve 2019/1000 Esas, 2021/1488 Karar sayılı kararı ile; sanık ve suçu sürüklenen çocuklar hakkında İlk Derece Mahkemesince kurulan hükümlere yönelik sanık müdafii ve suça sürüklenen çocukların müdafilerinin istinaf başvusunun kabulü ile 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 280/1-e maddesi uyarınca hükümlerin bozulmasına karar verilmiştir.
Yozgat 1. Ağır Ceza Mahkemesinin, 17.11.2021 tarihli ve 2021/248 Esas, 2021/454 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında nitelikli yağma suçundan, 5237 sayılı Kanun'un 149/1-c,e,h, 168/3, 62/1, 53 maddeleri uyarınca 6 yıl 8 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına, hak yoksunluklarına, suça sürüklenen çocuklar hakkında nitelikli yağma suçundan 5237 sayılı Kanun'un 149/1-c,e,h, 31/3, 168/3, 62/1 maddeleri uyarınca ayrı ayrı 4 yıl 5 ay 10 gün hapis cezası ile cezalandırılmalarına karar verilmiştir.
Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 15. Ceza Dairesinin, 06.01.2023 tarihli ve 2022/6 Esas, 2023/18 Karar sayılı kararı ile; sanık ve suçu sürüklenen çocuklar hakkında İlk Derece Mahkemesince kurulan hükümlere yönelik sanık müdafii ve suça sürüklenen çocukların müdafilerinin istinaf başvusunun kabulü ile 5271 sayılı Kanun’un 280/1-e maddesi uyarınca hükümlerin bozulmasına karar verilmiştir.
B. Bozmadan Sonraki Yargılama Süreci Bozma üzerine Yozgat 1. Ağır Ceza Mahkemesinin, 17.07.2023 tarihli ve 2023/59 Esas, 2023/212 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında nitelikli yağma suçundan, 5237 sayılı Kanun'un 149/1-c,e,h, 168/3-1, 62/1, 53 maddeleri uyarınca 5 yıl hapis cezası ile cezalandırılmasına, hak yoksunluklarına, suça sürüklenen çocuklar hakkında nitelikli yağma suçundan 5237 sayılı Kanun'un 149/1-c,e,h, 31/3, 168/3-1, 62/1 maddeleri uyarınca ayrı ayrı 3 yıl 4 ay hapis cezası ile cezalandırılmalarına karar verilmiştir.
Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 15. Ceza Dairesinin, 04.04.2024 tarihli ve 2024/782 Esas, 2024/1403 Karar sayılı kararı ile sanık ve suça sürüklenen çocuklar hakkında İlk Derece Mahkemesince kurulan hükümlere yönelik sanık müdafii ve suça sürüklenen çocukların müdafilerinin istinaf başvurusunun, 5271 sayılı Kanun'un 280/1-a. maddesi uyarınca esastan reddine karar verilmiştir.
II. TEMYİZ Değerlendirme ve Gerekçe 5271 sayılı Kanun’un 280/1-e maddesinde Bölge Adliye Mahkemelerinin duruşma açmaksızın hükmün bozulmasına karar verebileceği hâllerin sınırlı olarak sayıldığı, dosya içeriğine göre, Yozgat 1. Ağır Ceza Mahkemesinin, 28.01.2019 tarihli ve 2018/36 Esas, 2019/52 Karar sayılı dosyasında verilen sanık ve suça sürüklenen çocuklar hakkında mahkumiyet kararlarına yönelik yapılan istinaf incelemesi neticesinde, Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 15. Ceza Dairesinin, 12.07.2021 tarihli ve 2019/1000 Esas, 2021/1488 Karar sayılı kararında; "Suça sürüklenen çocukların yargılama aşamasında birinci celse 18 yaşını doldurmalarına rağmen duruşmaların CMK'nın 182. maddesi uyarınca “herkese açık” bir şekilde yapılması gerektiği gözetilmeden kapalı yapılmak suretiyle “açıklık kuralının” ihlâl edilmesi, Kabul ve uygulamaya göre de, 1-Mağdur çocuğun beden veya ruh bakımından kendisini savunamayacak durumda bulunup bulunmadığının doktor raporuyla saptanıp, sonucuna göre suça sürüklenen çocuklar ve sanık hakkında TCK'nın 149/1-e maddesinin uygulanma koşullarının oluştuğunun tespiti halinde, birden fazla nitelikli hal bulunması nedeniyle temel ceza tayin edilirken alt sınırdan makul oranda olmak üzere daha fazla bir attırım yapılması gerektiğinin gözetilmemesi, 2-İhbar üzerine olay yerine gelen kolluk kuvvetleri tarafından yapılan kaba üst aramasında, suça sürüklenen çocuk ...'ün, sağ cebinde suça konu toplam 150 TL'nin, 100TL sinin ele geçirilmesi üzerine suça sürüklenen çocuğun mağdurdan aldığını beyan ederek rızaen kolluk kuvvetlerine teslim ettiğinin ve adli emanete alındığının anlaşılması karşısında, mağdurdan sanık ve suça sürüklenen çocuklar hakkında etkin pişmanlık hükümlerinin uygulanmasına rıza gösterip göstermediği sorularak, sonucuna göre TCK'nın 168/3-1. maddesinin uygulanıp uygulanmayacağı hususunun değerlendirilmesi gerektiği nazara alınmaksızın eksik kovuşturma ile yazılı şekilde hüküm kurulması, 3-Sosyal inceleme raporunu düzenleyen bilirkişiye ödenen 60 TL ücret ile tercüman bilirkişiye ödenen 50 TL ücretin sanık ve suça sürüklenen çocuklardan tahsil edilemeyeceği nazara alındığında, 110 TL olarak olarak eşit miktarda tahsili ile hazineye irad kaydına karar verilen bilirkişi ücretinin hangi kalemlerden oluştuğunun ayrıntılı ve açık şekilde belirtilmemesi, 4-Sanığın adli sicil kaydında yer alan ve tekerrüre esas alınan Yozgat 2. Asliye Ceza Mahkemesi'nin 2015/587 esas, 2015/698 karar sayılı kararındaki mahkumiyete konu suçu 18 yaşından küçük iken işlemesi ve kesin nitelikli olması nedeniyle tekerrüre esas alınamayacağı, sanığın suç tarihi itibarıyla tekerrüre esas başkaca sabıka kaydı bulunmadığı gözetilmeden sanık hakkında TCK'nın 58. maddesinin uygulanması, 5- Suça sürüklenen çocuk ...'in adli sicil kaydında yer alan Yozgat 1. Asliye Ceza Mahkemesi'nin 2015/473 esas, 2016/207 karar sayılı ilamında, hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına veya verilen cezanın ertelenmesine karar verilmediği halde gereğinin takdir ve ifası için ihbarda bulunulmasına karar verilmesi, 6- Suça sürüklenen çocukların gözaltında geçirdikleri sürenin karar başlığında gösterilmemesi ve cezalarından TCK'nın 63. maddesi gereğince mahsubuna karar verilmemiş olması," şeklinde belirttiği gerekçe ile hükümlerin bozulmasına karar verildiği, Bunun üzerine Yozgat 1. Ağır Ceza Mahkemesinin, 17.11.2021 tarihli ve 2021/248 Esas, 2021/454 Karar sayılı dosyasında verilen yeniden sanık ve suça sürüklenen çocuklar hakkında mahkumiyet kararları kurulduğu, anılan bu karara yönelik yapılan istinaf incelemesi neticesinde, Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 15. Ceza Dairesinin, 06.01.2023 tarihli ve 2022/6 Esas, 2023/18 Karar sayılı kararında; "Dairemizin 12/07/2021 tarih ve 2019/1000 esas, 2021/1488 karar sayılı ilamında ihbar üzerine olay yerine gelen kolluk kuvvetleri tarafından yapılan kaba üst aramasında, suça sürüklenen çocuk ...'ün, sağ cebinde suça konu toplam 150 TL paranın, 100 TL' sinin ele geçirilmesi üzerine suça sürüklenen çocuğun mağdurdan aldığını beyan ederek rızaen kolluk kuvvetlerine teslim ettiğinin ve adli emanete alındığının anlaşılması karşısında, mağdurdan sanık ve suça sürüklenen çocuklar hakkında etkin pişmanlık hükümlerinin uygulanmasına rıza gösterip göstermediği sorularak, sonucuna göre TCK'nın 168/3-1. maddesinin uygulanıp uygulanmayacağı hususunun değerlendirilmesi gerektiği nazara alınmaksızın eksik kovuşturma ile yazılı şekilde karar verilmesi hükümlerin bozma nedenleri arasında gösterildiği, bozma ilamı sonrası devam edilen yargılamada; mağdurun, polis memurlarının kendisine bir para iadesi yapmadığını, iki ay önce zararının giderildiğini beyan etmiş olduğu, 15/12/2017 tarihli olay yakalama muhafaza altına alma teslim tutanağında her ne kadar suça sürüklenen çocuk ...'e ele geçen 100 TL'nin mağdurdan alındığı belirtilmiş ise de suça sürüklenen çocuğun cebinde diğer para ile karışık olarak bulunan 100 TL'nin mağdurdan alınan para olduğu kesin olarak tespit edilemediği ve mağdurun zararı kovuşturma aşamasında giderilmiş olduğu gerekçesi ile TCK'nın 168/3-son maddesini uygulanmasına karar verilmiş ise de, suça konu eşyanın niteliği ve nevi nazara alındığında suça sürüklenen çocuğun savunmasının aksinin tespitinin mümkün olmadığı, aksinin kabulü halinde dahi yağmalanan para yerine iade edilen paranın kısmi tazmin kapsamında değerlendirilmesi gerektiğinden, mağdurdan sanık ve suça sürüklenen çocuklar hakkında kısmi tazmin nedeniyle etkin pişmanlık hükümlerinin uygulanmasına rıza gösterip göstermediğinin tespiti ile sonucuna göre, sanık ve suça sürüklenen çocuklar hakkında TCK'nın 168/4 maddesi delaletiyle 168/3-1 maddesinin uygulanma koşullarının oluşup oluşmadığının tartışılması yönünden, mağdurun bahsi geçen hususta dinlenmesi gerekirken bahsi geçen hususta dinlenilmeden yazılı şekilde hükümler kurulması," şeklinde belirttiği gerekçe ile hükümlerin bozulmasına karar verildiği, ancak bu bozma kararlarının 5271 sayılı Kanunu’nun 280/1-e maddesinde sınırlı olarak sayılan bozma nedenleri arasında gösterilmediği, Bölge Adliye Mahkemesi Ceza Dairesinin davanın yeniden görülmesine karar verilerek yapılacak duruşma sonucunda hukuka aykırılığın giderilmesi yerine dosya üzerinden yapılan inceleme neticesinde bozma kararı vermesinin ve anılan karara yönelik direnme yetkisi bulunmayan İlk Derece Mahkemesince yeniden hüküm kurulmasının yasal dayanağının bulunmadığı, bölge adliye mahkemesince yapılan uygulama kanuna açıkça aykırılık teşkil ettiği gibi bazı hallerde sanığın ve katılanın temyiz hakkını ortadan kaldırılmasına yol açabildiği, bölge adliye mahkemesince yasal olmayan bir bozma ilamı sanıkların ve katılanın temyiz hakkının ortadan kaldırılmasına sebep olabilmektedir. Anayasa Mahkemesi bu konuda verdiği bir kararında "İstinaf Dairesinin 5271 sayılı Kanun'da sınırlı olarak sayılı hâller dışında bir nedenle bozma kararı vermesi başvurucu yönünden önemli sonuçlar doğurmaktadır. Nitekim İstinaf Dairesi, 5271 sayılı Kanun'un 280. maddesinin birinci fıkrasının (g) bendi uyarınca duruşma açarak ve tarafları da çağırarak delillerin değerlendirilmesi sonucunda bir karar vermesi gerekirken dosya üzerinden karar vermiş; başvurucuyu mahkemeye erişim hakkının yanında bölge adliye mahkemesi önünde sözlü yargılanmadan ve bununla bağlantılı diğer usul güvencelerinden yoksun bırakmıştır." değerlendirmeler bulunarak bölge adliye adliye mahkemesinin yasaya aykırı bozma kararının başvurucunun Anayasa'nın 36. maddesinde düzenlenen adil yargılanma hakkı kapsamındaki mahkemeye erişim hakkını ihlal ettiğine hükmetmiştir (Ömer Oral [GK], B. No: 2023/33667, 9/1/2025, § …).
Aynı konuda Yargıtay Ceza Genel Kurulu ise "Bölge adliye mahkemelerinin hükmün bozulmasına karar verebileceği hâller, 5271 sayılı Kanun'un 280. maddesinin birinci fıkrasının (e) ve (f) bentlerinde tahdidi olarak sayılmıştır. Bu düzenlemelere göre istinaf mahkemeleri şu hâllerde hükmün bozulması kararı verebilecektir:
1. İlk derece mahkemesinin kararında 5271 sayılı Kanun'un 289. maddesinin (1) numaralı fıkrasının (g) ve (h) bentleri hariç diğer bentlerinde belirtilen bir mutlak hukuka aykırılık nedeninin bulunması,
2. Soruşturma veya kovuşturma şartının gerçekleşmediğinin veya ön ödeme ve uzlaştırma usulünün uygulanmadığının anlaşılması ya da davanın ilk derece mahkemesinde görülmekte olan bir dava ile birlikte yürütülmesinin zorunlu olması...........
Açıkça görüldüğü gibi bölge adliye mahkemesinin bozma kararı verebileceği hâller, kati surette davanın esasına ilişkin değil ve fakat yargılamaya dair usul kurallarının ağır ve açık ihlalleri ile hükme müessir usul kurumlarının ihmali suretiyle hüküm kurulması durumlarına münhasırdır. Nitekim Yargıtay kararlarına karşı direnme yetkisi bulunan ilk derece mahkemesinin, bölge adliye mahkemelerinin bozma kararlarına direnememesinin temelinde yatan düşünce de buna dayanmaktadır. Direnme yasağına ilişkin normun, maddi ceza adaletiyle doğrudan bir ilgisinin bulunmadığı, esas itibariyle makul sürede yargılanma hakkı bakımından bir teminat alanı oluşturduğu söylenmelidir.
Hukuki düzenlemeler ve yapılan açıklamalar karşısında, mesele tartışmaya ihtiyaç bırakmayacak açıklıktadır. Buna rağmen uygulama, bölge adliye mahkemelerinin iş yoğunluğu gibi mülahazalarla kanunun kendisine tanımadığı bir yetkiyi kullanarak bozma kararları verilegeldiği bilinen bir gerçektir. Bu uygulamanın, yukarıda yer verilen tespitler yanında, görevli/teminatlı mahkemede yargılanma ve mahkemeye erişim/ kanun yoluna etkin başvuru hakları yönünden ciddi sorunlar taşıdığı da tartışmadan varestedir. Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 286. maddesinin birinci fıkrası uyarınca bölge adliye mahkemesi ceza dairelerinin bozma dışında kalan kararları temyiz edilebileceğinden, bölge adliye mahkemesinin Kanun'un açık hükmüne aykırı şekilde verdiği bozma kararının temyiz edilebilmesi de mümkün değildir. Bu nedenle ilk derece mahkemesi hükmünün hukuka aykırılık taşıdığının tespit edilmesi durumunda bölge adliye mahkemesi ceza dairesince ilk derece mahkemesi hükmünün kaldırarak yeniden hüküm kurulması gerektiği hâlde bozma kararı verilmesi nedeniyle sanığın temyiz hakkının kısıtlanması da söz konusu olabilmektedir." şeklinde değerlendirmelerde bulunarak bölge adliye mahkemelerinin, kanuni dayanağı bulunmayan (5271 sayılı Kanun'un 280. maddesinin birinci fıkrasının (e) ve (f) bentlerinde sayılanlar hariç) bozma kararları ile iş bu bozma kararına istinaden ilk derece mahkemesince tesis edilen kararların, görevsiz mahkeme tarafından verilmiş olmaları nedeniyle "hukuka açık ve ağır aykırılıkla malul olduklarından hükümsüz sayılmaları" gerektiğine hükmetmiştir (YCGK, T.:30.04.2025, E.: 2024/6-490, K.:2025/197).
Bu açıklamalar ve tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirildiğinde; Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 15. Ceza Dairesinin, 12.07.2021 tarihli ve 2019/1000 Esas, 2021/1488 Karar sayılı bozma kararı ve bu bozma kararından sonrası Yozgat 1. Ağır Ceza Mahkemesinin, 17.11.2021 tarihli ve 2021/248 Esas, 2021/454 Karar sayılı kararı ve bu hükme yönelikte Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 15. Ceza Dairesinin, 06.01.2023 tarihli ve 2022/6 Esas, 2023/18 Karar sayılı bozma kararı üzerine verilen Yozgat 1. Ağır Ceza Mahkemesinin, 17.07.2023 tarihli ve 2023/59 Esas, 2023/212 Karar sayılı kararının hukukî değerden yoksun olduğu, 5271 sayılı Kanun’un 280/1-g maddesi uyarınca duruşma açılarak ve taraflar da çağrılarak delillerin değerlendirilmesi sonucunda anılan Kanun maddesinin 2. fıkrasına göre yeniden hüküm kurulması gerektiği gözetilmeden, yazılı şekilde hükmün bozulmasına karar verilmesi, hukuka aykırılık bulunmuştur.
III. KARAR Gerekçe bölümünde açıklanan nedenle, diğer yönleri incelenmeyen Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 15. Ceza Dairesi kararının 5271 sayılı Kanun’un 302/2. maddesi uyarınca, Tebliğname’ye değişik gerekçe ile uygun olarak oy birliğiyle BOZULMASINA,
Dava dosyasının, 5271 sayılı Kanun’un 304/2. maddesi uyarınca Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 15. Ceza Dairesine Yargıtay ilâmının bir örneğinin ise Yozgat 1. Ağır Ceza Mahkemesine, gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına tevdiine,14.04.2026 tarihinde karar verildi.