Yargıtay · 5. Hukuk Dairesi

Yargıtay 5. Hukuk Dairesi 2026/810 E. 2026/11469 K. – Kamulaştırmasız

Konu: Kamulaştırmasız El Atılan Taşınmaz Bedelinin Tahsili

Mahkeme
Yargıtay
Daire
5. Hukuk Dairesi
Esas No
2026/810
Karar No
2026/11469
Karar Tarihi
Konu
Kamulaştırmasız El Atılan Taşınmaz Bedelinin Tahsili

MAHKEMESİ : İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 39. Hukuk Dairesi SAYISI : 2024/2177 Esas, 2025/1874 Karar KARAR : Esastan ret İLK DERECE MAHKEMESİ: İstanbul Anadolu 10. Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2023/182 Esas, 2024/497 Karar

Taraflar arasındaki kamulaştırmasız el atılan taşınmaz bedelinin tahsili davasında yapılan yargılama sonucunda İlk Derece Mahkemesince davanın reddine karar verilmiştir.

Kararın davacılar vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvuruların esastan reddine karar verilmiştir.

Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacılar vekili tarafından temyiz edilmekle; süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

I. DAVA Davacılar vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkilleri murisi ...'nın ...nin mirasçısı olduğunu, ...'ye ait olan dava konusu İstanbul ili, ... ilçesi, ... Mahallesi 7 51... parsel sayılı taşınmazın yolsuz olarak ... Vakfı adına kayıtlı olduğunu, tapulama tutanaklarına göre dava konusu taşınmazın ... Vakfı adına "icareteynli şerhi" ile tespit ve tescil edildiğini, murisin bu taşınmazın mutasarrıfı durumunda olduğunu, 2762 sayılı mülga Vakıflar Kanunu ile ilgili Yargıtay kararlarına göre, belirli bir süre içinde taviz bedeli ödenmeyen icareteynli/mukataalı taşınmazların tam mülkiyetinin kendiliğinden mutasarrıfına geçtiğini, vakfın hakkının ise sadece ivaza (bedele) dönüştüğünü, ...'nin mirasçıları mevcut olduğu için mülkiyetin Hazine'ye veya Vakfa geçmesinin mümkün olmadığını, mevcut tapu kaydının ... adına görünmesinin, gerçek mülkiyet durumunu yansıtmadığını; bunun yolsuz tescil niteliğinde olduğunu, bu nedenle tapunun iptali ve tescili davasına gerek kalmaksızın tazminat talep edilebileceğini, 3194 sayılı İmar Kanunu gereği Belediyelerin, imar planlarında kamu hizmetine ayrılan yerleri belirli bir program dahilinde kamulaştırmakla yükümlü olduklarını ve davalı idarelerin bu kamulaştırma yükümlülüğünü yerine getirmeyip taşınmazı fiilen kamu hizmetine tahsis ettiklerini ileri sürerek taşınmaz bedelinin dava tarihinden itibaren kamu alacakları için öngörülen en yüksek faiziyle birlikte davalı idarelerden tahsilini talep etmiştir.

II. CEVAP 1. Davalı ... vekili cevap dilekçesinde özetle; ... Gençlik ve Spor İl Müdürlüğünün taraf ehliyeti bulunmadığını, dava konusu taşınmazın ... uhdesinde ve ... Vakfı adına kayıtlı olduğunu, kamulaştırmasız el atma davasını ancak malikin açabileceğini, davacıların aktif dava ehliyeti bulunmadığını, fiili veya hukuki el atma durumunun söz konusu olmadığını, 1/1000 ölçekli Uygulama İmar Planı sorumluluğunun belediyelere ait olduğunu, uzlaşma dava şartının yerine getirilmediğini ve davanın zamanaşımına uğradığını ileri sürmüştür.

2. Davalı ... vekili cevap dilekçesinde özetle; davacıların aktif dava ehliyetinin bulunmadığını, ...'nin yasal mirasçısı olup olmadıklarının belgelenmesi gerektiğini, ... Genel Müdürlüğünün taraf olması gerektiğini, dava konusu parselin tali yollara cepheli olması nedeniyle sorumluluğun ilçe belediyesine ait olduğunu ve müvekkili idare yönünden husumet yokluğu nedeniyle davanın reddine karar verilmesi gerektiğini, dava konusu taşınmaza müvekkili idare tarafından fiilen veya hukuken el atılmadığını, dava dışı ... ile Maliye Hazinesine davanın ihbar edilmesi gerektiğini ileri sürmüştür.

3. Davalı ... vekili cevap dilekçesinde özetle; dava konusu taşınmazın ... Vakfı adına tescilli olduğunu, davacıların aktif husumet ehliyetlerinin bulunmadığını, müvekkili idarenin taşınmazda kiracı olduğunu ve herhangi bir sorumluluğunun bulunmadığını, taşınmazın Boğaziçi Öngörünüm Bölgesinde kalması nedeniyle imar planı onama ve uygulama işlemlerinin ... Büyükşehir Belediye Başkanlığına ait olduğunu, uzlaşma dava şartının yerine getirilmediği, süresinde açılmayan davanın zamanaşımı ve hak düşürücü süre nedeniyle reddine karar verilmesini, davanın belirsiz alacak davası olarak açılamayacağını ileri sürmüştür.

4. İhbar olunan ... vekili cevap dilekçesinde özetle; davacıların murisi ...'nın ... Vakfının vakıf evladı olduğunu, vakıf evlatlığının şahsa sıkı sıkıya bağlı haklardan olup mirasçılara geçmeyeceğini, davacıların mülkiyet hakkı sahibi olmadığını, dava konusu taşınmazın vakfiye ile vakfedildiğini, davacıların murisi tarafından tapu kaydının iptali ve tescil talebiyle açılan davanın ... 1. Asliye Hukuk Mahkemesinin 1995/764 Esas, 1997/191 Karar sayılı kararı ile reddedilerek kesinleştiğini, yolsuz tescil iddialarının ayrı bir davanın konusu olması gerektiğini ileri sürmüştür.

III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davanın reddine karar verilmiştir.

IV. İSTİNAF A. İstinaf Yoluna Başvuranlar İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacılar vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.

B. İstinaf Sebepleri Davacılar vekili istinaf dilekçesinde özetle; İlk Derece Mahkemesinin dayandığı önceki ... Asliye Hukuk Mahkemesi kararlarının eksik çeviri işlemi ve kesin hüküm gerekçeleriyle davanın reddine karar vermesinin hatalı olduğunu, zira eksik çeviri işleminin giderilerek mülkiyet hakkının ispatlanmasının her zaman mümkün olduğunu ve davanın kabulü şartlarının oluşmadığına dair ilamların maddi anlamda kesin hüküm oluşturmadığını, mevcut davanın konusu, sebebi ve taraflarının önceki davalarla aynı olmadığını, bu nedenle kesin hükümden bahsedilemeyeceğini, kamulaştırmasız el atma davası açabilmek için tapu kaydının davacı üzerinde görünmesinin zorunlu olmadığını, gerçek mülkiyet hakkının varlığının yeterli olduğunu, muris ...nin taşınmazın mutasarrıfı olduğunu ve mülkiyetin mirasçılarına geçtiğini, Vakfın sadece taviz bedeli hakkı bulunduğunu, taşınmazın ... Genel Müdürlüğüne geçmediğini ve bu nedenle vakıf statüsünde olmadığını, tapudaki mevcut kaydın yolsuz tescil niteliğinde olduğunu, tapu kaydının her zaman gerçek hak sahibini göstermediğini, 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu’nun 705 inci maddesi uyarınca miras, mahkeme kararı gibi hallerde mülkiyetin tescilden önce kazanılabileceğini, tapu iptal ve tescil davası açmaya gerek kalmaksızın, usul ekonomisi ilkesi gereğince doğrudan kamulaştırmasız el atma davası açılabileceğini, zira taşınmazın imar planı ile kamu alanına alındığından tapudaki yolsuz tescilin düzeltilmesinin pratik bir fayda sağlamayacağını ve müvekkillerin haklarına kavuşmasının bu yolla daha hızlı olacağını, ... İdaresinin hasım gösterilerek alınmış bir veraset ilamının bulunmadığı gerekçesinin davalarıyla ilgisi olmadığını, zira ... Genel Müdürlüğünün mirasçı olmadığı için veraset ilâmında hasım gösterilmesine gerek bulunmadığını ileri sürmüştür.

C. Gerekçe ve Sonuç Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile ... 2. Asliye Hukuk Mahkemesinin 1981/854 Esas, 1982/519 Karar sayılı dosyasında davacılar murisi ...'nın dava konusu taşınmaz yönünden ... Genel Müdürlüğüne karşı açtığı tapu iptali ve tescili davasının davacının eksik çeviri işlemlerini yapmaması karşısında ispatlanamadığından reddedildiği, daha sonra ... 1. Asliye Hukuk Mahkemesine tarafları aynı olan 1995/764 Esas sayılı davanın açıldığı, bu davanın 1997/191 Karar sayılı kararla davacının vakfa husumet yönelterek veraset ilamı almamış olaması, dosyalara alınan bilirkişi raporlarına göre davacının vakıf evladı olmadığının tespit edilmesi ve ... 2. Asliye Hukuk Mahkemesinin 1981/854 Esas, 1982/519 Karar sayılı dosyasının kesin hüküm teşkil etmesi nedenleri ile davanın reddedildiği ve karar düzeltme yolu da tüketilmek suretiyle dosyanın bu hali ile kesinleştiğinin anlaşıldığı, İlk Derece Mahkemesince kamulaştırmasız el atmaya dayanan tazminat davası açabilmek için davacı tarafın taşınmaza tapu ile malik olması ya da tapu kaydı ile arasında hukuki ilişkiyi ispatlaması gerektiği, oysa bu gereğin yerine getirilmediği belirtilerek davanın reddedildiği, İlk Derece Mahkemesince sözü edilen gerekçe ile davanın reddine karar verilmesinde usul ve kanuna aykırı yön görülmediği gerekçesiyle davacılar vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.

V. TEMYİZ A. Temyiz Yoluna Başvuranlar Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacılar vekili temyiz isteminde bulunmuştur.

B. Temyiz Sebepleri Davacılar vekili temyiz dilekçesinde özetle; istinaf dilekçesinde ileri sürdüğü sebepleri tekrar etmiştir.

C. Gerekçe 1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Uyuşmazlık, ... olarak davacılar ile davalı idareler arasındaki kamulaştırmasız el atılan taşınmazın değerinin biçilmesi ve bedelinin tahsili hususundadır.

2. Değerlendirme 1. Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.

2. Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.

VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; Davacılar vekilinin yerinde görülmeyen tüm temyiz itirazlarının reddiyle usul ve kanuna uygun Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,

Davacılardan peşin alınan temyiz harcının Hazineye irat kaydedilmesine,

Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,

18.06.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Atıf: Yargıtay 5. Hukuk Dairesi, E. 2026/810, K. 2026/11469, T. 18.06.2026, www.arakarar.com/karar/yargitay-5-hukuk-dairesi-2026-810-e-2026-11469-k-c9b932bd793f