Yargıtay · 5. Hukuk Dairesi

Yargıtay 5. Hukuk Dairesi 2026/1327 E. 2026/10055 K.

Mahkeme
Yargıtay
Daire
5. Hukuk Dairesi
Esas No
2026/1327
Karar No
2026/10055
Karar Tarihi

MAHKEMESİ : Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 14. Hukuk Dairesi SAYISI : 2024/3487 Esas, 2025/4991 Karar KARAR : Düzeltilerek yeniden esas hakkında verilen karar İLK DERECE MAHKEMESİ : Ankara 10. Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2023/798 Esas, 2024/425 Karar

Taraflar arasındaki kamulaştırmasız el atılan taşınmaz bedelinin tahsili istemine ilişkin davada yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın kabulüne karar verilmiştir.

Kararın taraf vekillerince istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvuruların kısmen kabulü ile İlk Derece Mahkemesi kararı kaldırılarak düzeltilerek yeniden esas hakkında hüküm kurulmak suretiyle davanın kabulüne karar verilmiştir.

Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı idare vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Ankara ili, ..., ... Mahallesi 261 21... parsel sayılı davacının hissedarı olduğu taşınmaza davalı idare tarafından kamulaştırma yapılmadan el atıldığını, davacının mülkiyet hakkının ihlal edildiğini ileri sürerek taşınmazın bedelinin dava tarihinden itibaren işleyecek kamu alacaklarına uygulanacak en yüksek faiziyle davalı idareden tahsilini talep etmiştir. II. CEVAP Davalı idare vekili cevap dilekçesinde özetle; davanın reddini talep etmiştir.

III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davanın kabulüne karar verilmiştir.

IV. İSTİNAF A. İstinaf Yoluna Başvuranlar İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde taraf vekilleri istinaf başvurusunda bulunmuştur.

B. İstinaf Sebepleri 1. Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; hükmolunan tazminat alacağının dava tarihinden kamu alacaklarına uygulanan en yüksek faizi ile tahsiline karar verilmesi gerektiğini ileri sürmüştür.

2. Davalı idare vekili istinaf dilekçesinde özetle; davanın husumetten reddi gerektiğini, belirlenen bedelin yüksek olduğunu ileri sürerek İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasını talep etmiştir.

C. Gerekçe ve Sonuç Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararıyla dava konusu Ankara ili, ..., ... Mahallesinde bulunan 261 21... parsel sayılı taşınmazın öncesinde 1 parsel iken 1988 onay tarihli 1/1000 ölçekli Uygulama İmar Planında "sosyal kültürel tesis alanı" olarak ayrıldığı, bu plana bağlı olarak yapılan parselasyon planında 1, 2, 3 ve 4 parsellerin oluştuğu, daha sonra 1997 onay tarihli uygulama imar planında "... Belediyesi Sosyal Kültürel Tesis Alanı" olarak belirlendiği ve bu plana göre hazırlanan parselasyon planı uyarınca yol kısımları ayrıldıktan sonra taşınmazların kalan bölümlerinin 5 parsel sayılı taşınmaz olarak tapuda tescil edildiği, en son yapılan 09.09.2015 onay tarihli 1/1000 ölçekli Uygulama İmar Planında özel sosyal kültürel tesis alanı olarak ayrıldığı, en son yapılan uygulama imar planının açılan dava sonucu iptaline karar verildiği, yapılan keşif sonucu alınan bilirkişi raporuna göre taşınmaz üzerinde herhangi bir yapı ve tesisin bulunmadığı, bu yönüyle fiilen el atma olgusunun gerçekleşmediği anlaşılmış ise de uzun yıllar programa alınmayan imar planının hayata geçirilmemesi nedeniyle kamulaştırma ya da takas cihetine gitmeyen davalı idarece pasif ve suskun kalınmak ve işlem tesis edilmemek suretiyle taşınmaza müdahale edildiği, bu haliyle idarenin mülkiyet hakkının özüne dokunan bu eylemi ile kamulaştırmasız el koyma olgusunun gerçekleştiği, arsa niteliğindeki taşınmaza emsal karşılaştırması yapılarak bedelinin tespit edilip davalı idareden tahsiline ve taşınmazdaki davacı taraf payının iptali ile davalı adına tesciline dair kararda, aynı bölgede dava konusu parsel ve yakın parseller yönünden yakın ve aynı değerlendirme tarihi itibarıyla tespit edilen birim bedellerin denetimden geçerek onandığı, yine davaya konu taşınmazın geldisi olan 261 21... parsel sayılı taşınmazda ikinci kez yapılan uygulama sonrası kalan bölümün şuyulandırıldığı, davaya konu 261 21... parsel sayılı taşınmaz yönünden açılan davada Nisan 2011 değerlendirme tarihi itibarıyla tespit edilen 2.035,00 TL/m² birim bedelin ve husumet konusunun Yargıtay 5. Hukuk Dairesinin 2012/18531 Esas sayılı kararı ile onanarak kesinleştiği ve güçlü delil niteliğinde olduğu da dikkate alındığında Mahkemenin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve esas yönünden bir isabetsizlik görülmediği, ancak hükmedilen bedele Anayasa’nın 46/son maddesi gereğince kamu alacaklarına uygulanacak en yüksek oranda faiz işletilmesi gerektiğinden İlk Derece Mahkemesi kararı kaldırılarak faiz yönünden düzeltilerek yeniden esas hakkında hüküm kurulmak suretiyle davanın kabulüne karar verilmiştir.

V. TEMYİZ A. Temyiz Yoluna Başvuranlar Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı idare vekili temyiz isteminde bulunmuştur.

B. Temyiz Sebepleri Davalı idare vekili temyiz dilekçesinde özetle; istinaf dilekçesinde ileri sürdüğü sebepleri tekrar etmiş; ayrıca faiz türünün yasal faiz olması gerektiğini ve nispi vekâlet ücretine hükmedilmesinin hatalı olduğunu ileri sürerek kararın bozulmasını talep etmiştir.

C. Gerekçe 1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Uyuşmazlık, kamulaştırmasız el atma nedeniyle tazminat istemine ilişkindir.

2. Değerlendirme 1.Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.

2. Dosya kapsamında yer alan fen bilirkişi raporundan, keşif tarihi itibarıyla dava konusu taşınmaza fiilen el atılmadığı anlaşılmakla birlikte, taşınmazın onaylı 1/1000 ölçekli Uygulama İmar Planında "Sosyal ve Kültürel Tesis Alanı" olarak ayrıldığı ve 2942 sayılı Kamulaştırma Kanunu'nun (2942 sayılı Kanun) Ek 1 inci maddesindeki düzenleme de gözetilerek alınan rapora göre taşınmaz bedelinin davalı idareden tahsiline karar verilmesi doğrudur.

3.Arsa niteliğindeki dava konusu taşınmaza 2942 sayılı Kanun'un 11 inci maddesinin birinci fıkrasının (g) bendi uyarınca emsalin üstün ve eksik yönleri belirlenip kıyaslaması yapılarak değer biçilmesinde bir isabetsizlik bulunmamaktadır.

4. Tespit edilen bedele Anayasa’nın 46/son maddesi gereğince kamu alacaklarına uygulanacak en yüksek oranda faiz işletilmesi yerindedir.

5. Dava konusu taşınmaza fiili bir el atma bulunmadığı, tasarrufu hukuken kısıtlanan taşınmaz bedeline hükmedildiğinden davacı lehine maktu vekâlet ücretine hükmedilmesi gerekmekte ise de bu husus davalı vekili tarafından açıkça istinaf sebebi yapılmadığından istinaf aşamasında ileri sürülmeyen bu hususun temyiz nedeni de yapılamayacağı anlaşıldığından bozmaya da konu edilmemiştir.

6. Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.

VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; Davalı idare vekilinin yerinde görülmeyen tüm temyiz itirazlarının reddiyle usul ve kanuna uygun Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun’un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,

Davalı idareden peşin alınan temyiz harcının Hazineye irat kaydedilmesine,

Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,

01.06.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Atıf: Yargıtay 5. Hukuk Dairesi, E. 2026/1327, K. 2026/10055, T. 01.06.2026, www.arakarar.com/karar/yargitay-5-hukuk-dairesi-2026-1327-e-2026-10055-k-81ed297b7d20