Yargıtay · 5. Hukuk Dairesi

Yargıtay 5. Hukuk Dairesi 2025/9054 E. 2026/3434 K.

Mahkeme
Yargıtay
Daire
5. Hukuk Dairesi
Esas No
2025/9054
Karar No
2026/3434
Karar Tarihi

MAHKEMESİ : Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 14. Hukuk Dairesi SAYISI : 2024/1052 Esas, 2025/1842 Karar KARAR : Düzeltilerek yeniden esas hakkında verilen karar İLK DERECE MAHKEMESİ : Ankara 10. Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2023/286 Esas, 2024/13 Karar

Taraflar arasındaki kamulaştırmasız el atılan taşınmaz bedelinin tahsili istemine ilişkin davada yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın davalı ... yönünden husumet ehliyeti yokluğundan reddine, davalı ... yönünden kabulüne karar verilmiştir. Kararın davacı vekili ile davalı ... vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvuruların kabulü ile İlk Derece Mahkemesi kararı kaldırılarak düzeltilerek yeniden esas hakkında hüküm kurulmak suretiyle davanın davalı ... yönünden husumet yokluğu nedeniyle reddine, davalı ... yönünden kabulüne karar verilmiştir. Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı ... vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; dava konusu Ankara ili, ... ilçesi, ... Mahallesi, 392 95... parsel sayılı taşınmaza kamulaştırmasız el atıldığından bahisle bedelinin kamu alacaklarına uygulanacak en yüksek faizi ile birlikte davalı idareden tahsilini talep etmiştir.

II. CEVAP 1.Davalı ... vekili cevap dilekçesinde özetle; dava konusu taşınmazda el atma olgusunun gerçekleşmediğini, davacının iddia ettiği gibi mülkiyet hakkının kısıtlanması durumunun söz konusu olabilmesi için edinme tarihinden itibaren en az 5 yıllık sürenin geçmiş olması gerektiğini belirterek açılan davanın reddini talep etmiştir.

2.Davalı ... vekili cevap dilekçesinde özetle; dava konusu taşınmaz üzerinde idarelerinin tescil hak ve yetkisi bulunmadığını, dava konusu taşınmazın planda okul alanı olması nedeni ile husumetin Milli Eğitim Bakanlığına yönlendirilmesi gerektiğini belirterek açılan davanın reddini talep etmiştir.

III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesi yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davanın davalı ... yönünden husumet ehliyeti yokluğundan reddine, davalı ... yönünden kabulüne karar verilmiştir.

IV. İSTİNAF A. İstinaf Yoluna Başvuranlar İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili ile davalı ... vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.

B. İstinaf Sebepleri 1.Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; imar planlarının belediye tarafından yapıldığı, bu nedenle davalı ... başkanlığının da sorumlu olduğu, Anayasa Mahkemesinin iptal kararı ve gerekçesi dikkate alınarak Anayasa'nın 46/son fıkrası uyarınca kamu alacaklarına uygulanan en yüksek faizin uygulanması gerektiğini ileri sürmüştür.

2.Davalı ... vekili istinaf dilekçesinde özetle; uzlaşma dava şartının yerine getirilmediğini, görev, süre ve husumet itirazlarının bulunduğunu, taşınmaza el atılmadığını, bedelin fazla olduğunu, faiz oranı ve başlangıcının doğru olmadığını, faizde ıslah tarihinin dikkate alınması gerektiğini, emsallerin uygun olmadığını, vekâlet ücretinin maktu olması gerektiğini ileri sürmüştür.

C. Gerekçe ve Sonuç Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile dava konusu Ankara ili, ... ilçesi, ... Mahallesinde bulunan 392 95... parsel sayılı taşınmazın 2001 onay tarihli 1/1000 ölçekli Uygulama İmar Planında "ilköğretim tesis alanı" olarak ayrıldığı, parselasyon planı ile düzenlemeye giren kadastral parsellerin kamu ortaklık paylarından oluşturulduğu, alınan bilirkişi raporuna göre taşınmaz üzerinde herhangi bir yapı ve tesisin bulunmadığı, doğal taban arazi yapısında olduğunun bildirildiği, bu yönüyle taşınmaza fiilen el atılmadığı anlaşılmış ise de uzun yıllar programa alınmayan imar planının hayata geçirilmemesi nedeniyle kamulaştırma ya da takas cihetine gitmeyen davalı idarece, pasif ve suskun kalınmak ve işlem tesis edilmemek suretiyle taşınmaza müdahale edildiği; bu haliyle idarenin, mülkiyet hakkının özüne dokunan bu eylemi ile kamulaştırmasız el koyma olgusunun gerçekleştiği, idarenin hukuka aykırı eylemiyle mülkiyet hakkı engellenen taşınmaz mal sahibi davacının, dava yoluyla kamulaştırmasız el koyma hükümleri doğrultusunda mülkiyetin bedele çevrilmesini, eş söyleyişle idareden değer karşılığının verilmesini isteyebileceği, arsa niteliğindeki taşınmaza emsal incelemesi yapılıp, emsaller ile dava konusu taşınmazın birbirlerine üstünlük oranları tartışılıp, vergi değerleri de kıyaslanmak suretiyle değerinin tespit edilerek davalı ... Bakanlığından tahsiline, dava konusu taşınmazdaki davacı payının iptali ile Hazine adına tesciline, davalı ... yönünden açılan davanın husumet yokluğundan reddine dair kararda, taşınmazın paydaşları tarafından açılan davada Haziran 2022 değerlendirme tarihi itibarıyla tespit edilen 2.125 TL/m² birim bedelin Dairelerinin 2024/282 Esas sayılı kararı ile uygun bulunduğu, taşınmaza yakın konumdaki 395 19... parsel sayılı taşınmazın paydaşları tarafından açılan davada Mayıs 2018 değerlendirme tarihi itibarıyla tespit edilen 570,68 TL/m² birim bedelin Dairelerinin 2019/2517 Esas sayılı dosyasında denetimden geçerek kesinleştiği de dikkate alındığında, mahkemenin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve esas yönünden kanuna aykırılık bulunmadığı; ancak hükmedilen kamulaştırmasız el atmaya dayanan tazminat bedeline Anayasa’nın 46/son maddesi gereğince dava tarihinden itibaren kamu alacaklarına uygulanacak en yüksek oranda faiz işletilmesi gerektiğinden İlk Derece Mahkemesi kararı kaldırılarak düzeltilerek yeniden esas hakkında hüküm kurulmuştur.

V. TEMYİZ A. Temyiz Yoluna Başvuranlar Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı ... vekili temyiz isteminde bulunmuştur.

B. Temyiz Sebepleri Davalı idare vekili temyiz dilekçesinde özetle; istinaf dilekçesinde ileri sürdüğü hususları tekrar etmiş, ayrıca dava konusu tazminata yasal faiz uygulanması gerektiğini ileri sürerek Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozulması istemi ile temyiz yoluna başvurmuştur.

C. Gerekçe 1. Uyuşmazlık ve Hukukî Nitelendirme Uyuşmazlık, davacı tapu malikleri ile davalı idare arasındaki kamulaştırmasız el atılan taşınmazın değerinin biçilmesi ve bedelinin sorumlu idareden tahsili istemine ilişkindir.

2. Değerlendirme 1. Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 371 inci maddesi ile 369 uncu maddesinin birinci fıkrasında yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.

2. Dava konusu taşınmaza 2942 sayılı Kamulaştırma Kanunu'nun (2942 sayılı Kanun) 11 inci maddesinin birinci fıkrasının (g) bendi uyarınca emsalin üstün ve eksik yönleri belirlenip kıyaslaması yapılarak değer biçilmesinde ve tespit edilen bedelinin davalı idareden tahsiline karar verilmesi yerindedir.

3. Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre davalı ... vekilinin aşağıdaki bendin kapsamındaki temyiz itirazları yerinde görülmüştür.

4. Kamulaştırmasız el atma nedeniyle tazminat davalarında hükümleri kıyasen uygulanan 01.08.2023 tarihli ve 32266 sayılı Resmî Gazetede yayımlanan Anayasa Mahkemesinin 05.04.2023 tarihli ve 2022/83 Esas, 2023/69 Karar sayılı kararı ile 04.11.1983 tarihli ve 2942 sayılı Kanun’un 24.04.2001 tarihli ve 4650 sayılı Kanun’un 5 inci maddesiyle değiştirilen 10 uncu maddesine 11.04.2013 tarihli 6459 sayılı Kanun’un 6 ncı maddesiyle eklenen dokuzuncu fıkrası iptal edilmiştir. Dava 01.08.2023 tarihinden önce açılmıştır. Anayasa’nın 153 üncü maddesinin beşinci fıkrasında yer alan “İptal kararları geriye yürümez.” hükmü ve Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kurulunun “Her davada açıldığı tarihte tespit edilen vaziyet hükme ittihaz olunması iktiza eylemesine…” gerekçesini içeren 28.11.1956 tarihli ve 15/15 sayılı kararı ile “Her dava açıldığı tarihteki fiili ve hukukî duruma göre karara bağlanır.” genel hukukî prensibini hâvi Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 10.05.2017 tarihli ve 2017/3-990 Esas, 2017/954 Karar sayılı kararları nazara alındığında bedele dava tarihinden itibaren yasal faiz işletilmesi gerekirken yazılı şekilde faize hükmedilmesi bozmayı gerektirir.

5. 6745 sayılı Kanun'un 33 üncü maddesiyle 2942 sayılı Kanun'a eklenen Ek 1 inci maddesinde hukuki el atma düzenlendiğinden, hukuken el atılan dava konusu taşınmaz yönünden 7421 sayılı Kanun ile 2942 sayılı Kanun’a eklenen Ek Madde 4 ün üçüncü fıkrası ve Dairemizin yerleşik uygulamaları gereği maktu vekâlet ücretine hükmedilmesi gerekirken, nispi vekâlet ücretine hükmedilmesi bozmayı gerektirir. Ne var ki bu hataların giderilmesi yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden 6100 sayılı Kanun'un 370 inci maddesinin ikinci fıkrası hükmü uyarınca kararın düzeltilerek onanması gerekir.

VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; 1.Davalı ... vekilinin diğer temyiz itirazlarının reddine,

2.Davalı ... vekilinin temyiz itirazının kısmen kabulü ile Bölge Adliye Mahkemesinin hüküm fıkrasının;

a) (B/1) numaralı bendindeki "Kamu Alacaklarına Uygulanan En Yüksek Oranda faiz" ibaresinin çıkartılması, yerine "yasal faiz" kelimelerinin yazılması,

b)(B/6) numaralı bendindeki “148.557,45” sayısının çıkartılarak, yerine “30.000,00” sayısının yazılması suretiyle DÜZELTİLEREK ONANMASINA, Davalı idare harçtan muaf olduğundan harç alınmasına yer olmadığına, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 26.02.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Atıf: Yargıtay 5. Hukuk Dairesi, E. 2025/9054, K. 2026/3434, T. 26.02.2026, www.arakarar.com/karar/yargitay-5-hukuk-dairesi-2025-9054-e-2026-3434-k-69928fbf5663