Yargıtay · 5. Hukuk Dairesi

Yargıtay 5. Hukuk Dairesi 2025/9033 E. 2026/3432 K.

Mahkeme
Yargıtay
Daire
5. Hukuk Dairesi
Esas No
2025/9033
Karar No
2026/3432
Karar Tarihi

MAHKEMESİ : Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 14. Hukuk Dairesi SAYISI : 2024/1614 Esas, 2025/2200 Karar KARAR : Esastan ret İLK DERECE MAHKEMESİ : Ankara 12. Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2022/105 Esas, 2023/302 Karar

Taraflar arasındaki kamulaştırmasız el atılan taşınmaz bedelinin tahsili istemine ilişkin davada yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın reddine karar verilmiştir. Kararın davacılar vekilince istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun esastan reddine karar verilmiştir. Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacılar vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

I. DAVA Davacılar vekili dava dilekçelerinde özetle; davacıların murisinin Ankara ili, ... ilçesi, ... Mahallesi, ... mevkiinde kain 219 parsel sayılı kök tapunun bidayetinde maliki iken anılan taşınmazın parselizasyon işlemine tabi tutularak çok sayıda muhtelif parseller oluşturulduğunu, bu ifraz işlemi esnasında oluşturulan parsellerin yolu olarak davacı murislerinin kök tapusunda bir alan ayrıldığını, davaya konu alanın 3194 sayılı İmar Kanunu yürürlüğe girmeden önce özel ifraz amaçlı basit bir kadastral işlem ve devamında oluşan parseller lehine de daimi mürur hakkı verilmesi şeklinde cereyan eden oluşum olduğunu, özel amaçlı ifraz işlemi ile kadastral yol olarak kullanımına muvafakat verilen alanın imar ve parselizasyon işlemi sonrasında işlevini yitirdiğini, kadastral yol olarak kullanılmasının mümkün olmaması sebebiyle davacı murislerine rücu etmesi gerekirken ne kamulaştırma yapan idare ne de imar düzenlemesi gerçekleştiren kurum tarafından bu hususun dikkate alınmadığını ileri sürerek davacıların murisine ait taşınmazdan ifrazla kadastro yolu olarak ayrılan alan için fazlaya ilişkin haklarını saklı tutarak kamulaştırmasız el atma sebebiyle şimdilik 1.000,00 TL miktar alacağa faizi ile birlikte davalı idareden tahsilini talep etmiştir.

II. CEVAP 1. Davalı ... vekili cevap dilekçesinde özetle; davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.

2.Davalı ... vekili cevap dilekçesinde özetle; davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.

III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davanın reddine karar verilmiştir.

IV. İSTİNAF A. İstinaf Yoluna Başvuranlar İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacılar vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.

B. İstinaf Sebepleri Davacılar vekili istinaf dilekçesinde özetle; dava konusu alanda kamunun kullanımı için ayrılmış bir yol bulunmadığını 17.09.1956 tarihinde yapılan özel parselasyon nedeniyle ifrazen oluşan parsellerden kalan 4918 m²lik kısmın ifraz edilen parsellerin kullanımına özgü kadastral yola terk edildiğini, bu alanın amacına uygun kullanılmadığını, kamulaştıran idare ve imar düzenlemesini yapan idarenin bu hususu dikkate almadığını ve bedelini ödemediğini, bir taşınmazın kamuya ait, yani kamunun kullanıma açık yol olması ile, belirli taşınmazların müşterek yolu olmasının farklı hukuki statüler olduğunu, özel mülkiyete tabi olan 219 parsel nolu kök parselin ifrazı neticesinde oluşan davaya konu taşınmazın, kamunun kullanımına açık genel yol olmayıp, yalnızca ifraz neticesinde oluşan diğer parsellerin hususi kullanımında bulunan bir taşınmaz niteliğinde olduğunu, ifrazla oluşan taşınmazların hususi ... alanı olarak tahsis edildiğini, ancak gelinen aşamada gerek imar uygulaması gerekse kamulaştırma işlemleri neticesinde tüm parsellerin malikinin tek bir kurum olması ile dava konusu parselin ... amacıyla kullanılma özelliğinin kalmadığını, dava konusu taşınmazın "mülkiyet bedelinin" kök malikin varisi olan davacılara ödenmesi gerektiğini, dava konusu parselin kamulaştırılmadığını, 2942 sayılı Kamulaştırma Kanunu'nun (2942 sayılı Kanun) 35 inci maddesinde, düzenleme ortaklık payı için ayrılar yerler ile özel parselasyona tabi tutulan ve malikinin muvafakatı ile kamu hizmet ve tesisleri için ayrılmış bulunan yerler bakımından mülkiyet iddiasında bulunulamayacağının düzenlendiğini, dava konusu kök parselden ifraz olunan diğer parsellerin özel kullanımı için tahsis edilen, ... mahalli nitelikli taşınmazın kamu kullanımına açık fiilen yol olmadığını, davanın kabulü gerektiğini ileri sürmüştür.

C. Gerekçe ve Sonuç Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile dava konusu taşınmazın davacılar murisi adına kayıtlı iken 1956 yılında yapılan özel ifraz işlemi ile 4918 m²sinin yol olarak terk edildiği, davacılar murisinin rızası ile yapılan terk edilen bu alanın daha sonradan kullanılmaması sebebiyle kamulaştırmasız el atıldığı iddiasının yasal dayanaktan yoksun olduğu, özel parselasyon ile yapılan terk sonrası eski malik veya mirasçıları tarafından bu alanın karşılığının istenemeyeceği, kullanım amacının değiştirilmesinin malik veya mirasçılarına tazminat talebinde bulunma hakkı vermediği, yapılan parselasyonun amacı gözetildiğinde yola terk işleminin bağlayıcı olduğu, dava konusu bu alanın daha sonra ... Üniversitesine tahsis edildiği, öncesinde, kök 219 parselde 19500,00 m² senet ... tescil edildiği, davacılar murisi ... tarafından 09.10.1956 tarihinde 2176 yev. no ile Tapu Kanunu kapsamında yaptırılan özel ifraz parselasyon planıyla çok sayıda imar parseline ifrazı sonucunda oluşan parsellerin yola cephe şartını sağlamak amacıyla oluşturulan kadastral yollara ilişkin terkin edilen kısım olduğu, ifrazen oluşan diğer parsellerin de kamulaştırma suretiyle önce Hazine adına, sonra da tahsisen ... ... Teknik Üniversitesi adına tescil edildiği ve ... ... Teknik Üniversitesi kampüs sınırları içinde kaldığı, kök 219 parsel sayılı taşınmazın, davacı tarafın da kabulünde olduğu üzere davacılar murisinin rıza ve muvafakati ile özel parselasyona tabi tutulması sonucu yol olarak ayrıldığı, davacıların kamulaştırmasız el atma iddiası ile özel parselasyon sonucu rızaen yol olarak ayrılan davaya konu parsel ile ilgili tazminat talepli davasının kanıtlanamadığı anlaşılmakla 2942 sayılı Kanun'un 35 inci maddesi uyarınca imar mevzuatı gereğince düzenlemeye tabi tutulan parsellerden düzenleme ortaklık payı karşılığı olarak bir defaya mahsus alınan yol, yeşil saha ve bunun gibi kamu hizmet ve tesislerine ayrılan yerlerle özel parselasyon sonunda malikin muvafakatiyle kamu hizmet ve tesisleri için ayrılmış bulunan yerler için eski malikleri tarafından mülkiyet iddiasında bulunulamaz ve karşılığı istenemeyeceği bedeli istenen bölüm de özel parselasyon sırasında davacıların murisinin muvafakatiyle yol olarak ayrılmış olan yerlerden olduğu, davanın reddine karar verilmesinde isabetsizlik bulunmadığı gerekçeleriyle davacılar vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.

V. TEMYİZ A. Temyiz Yoluna Başvuranlar Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacılar vekili temyiz isteminde bulunmuştur.

B. Temyiz Sebepleri Davacılar vekili temyiz dilekçesinde özetle; istinaf dilekçesinde ileri sürdüğü hususları tekrar ederek temyiz talebinde bulunulmuştur.

C. Gerekçe 1. Uyuşmazlık ve Hukukî Nitelendirme Uyuşmazlık, kamulaştırmasız el atılan taşınmazın değerinin biçilmesi ve bedelinin idarelerden tahsili istemine ilişkindir.

2. Değerlendirme 1. Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 371 inci maddesi ile 369 uncu maddesinin birinci fıkrasında yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.

2. 2942 sayılı Kanun'un 35 inci maddesi uyarınca özel parselasyon sırasında malikinin muvafakati ile yol, yeşil alan ve bunun gibi kamu hizmet ve tesislerine ayrılan alan için eski malikleri tarafından mülkiyet iddiasında bulunulamayacağı gibi karşılığı da istenemeyeceğinden davanın reddine karar verilmesinde bir isabetsizlik görülmemiştir.

3.Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.

VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; Davacılar vekilinin yerinde görülmeyen tüm temyiz itirazlarının reddi ile usul ve kanuna uygun Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA, Davacılardan peşin alınan temyiz harcının Hazineye irat kaydedilmesine, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 26.02.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Atıf: Yargıtay 5. Hukuk Dairesi, E. 2025/9033, K. 2026/3432, T. 26.02.2026, www.arakarar.com/karar/yargitay-5-hukuk-dairesi-2025-9033-e-2026-3432-k-27f667521c2c