Yargıtay · 5. Hukuk Dairesi

Yargıtay 5. Hukuk Dairesi 2026/10078 E. 2026/12605 K.

Mahkeme
Yargıtay
Daire
5. Hukuk Dairesi
Esas No
2026/10078
Karar No
2026/12605
Karar Tarihi

MAHKEMESİ : Sakarya Bölge Adliye Mahkemesi 3. Hukuk Dairesi SAYISI : 2024/1470 Esas, 2025/1210 Karar KARAR : Esastan ret İLK DERECE MAHKEMESİ : Kocaeli 5. Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2023/40 Esas, 2024/272 Karar

Taraflar arasındaki tapu kaydının mahkeme kararı ile iptal edilmesi nedeniyle uğranılan zararın 4721 sayılı Türk Medenî Kanunu’nun (4721 sayılı Kanun) 1007 nci maddesi uyarınca tazmini istemine ilişkin davada yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın kabulüne karar verilmiştir.

Kararın taraf vekillerince istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince istinaf başvurularının ayrı ayrı esastan reddine karar verilmiştir. Bölge Adliye Mahkemesi kararı taraf vekillerince temyiz edilmekle; süre, kesinlik, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkilin hissedarı bulunduğu Kocaeli ili, ..., . ... Mahallesi, 34 13... parsel sayılı taşınmazın bir kısmı tapu sicilinden Kocaeli Kadastro Mahkemesinin 2010/3 Esas, 2012/58 Karar sayılı kararı ile terkin edildiğini, taşınmaz evveliyatında 65.37100 m² iken tapuda kısmen terkin yapılarak 31.074,09 m² kaldığını, davacının zarara uğradığını ve taşınmazda tasarruf imkanını kaybettiğini ileri sürerek uğramış olduğu zararın 4721 sayılı Kanun'un 1007 nci maddesi uyarınca davalı Hazineden tazminini talep etmiştir.

II. CEVAP Davalı Hazine vekili cevap dilekçesinde özetle; davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davanın kabulüne karar verilmiştir.

IV. İSTİNAF A. İstinaf Yoluna Başvuranlar İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde taraf vekilleri istinaf başvurusunda bulunmuştur. B. İstinaf Sebepleri 1.Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; yerel mahkemece alınan bilirkişi raporuna yapılan itirazlar üzerine ek raporda alındığını, dava konusu taşınmazın imar parseli olduğunu, aynı yöredeki başka dosyalarda alınan farklı bilirkişi heyetleri tarafından dava konusu parselin % 99 benzeri çok az mesafedeki parsel davasında 2016/5 Esas sayılı dosyada 2.176,00 TL/m² lik fiyatın istinaf incelemesinden geçtiğini, mahkeme kararının kaldırarak yeni hüküm kurulduğunu, hükmün Yargıtay 5. Hukuk Dairesi ise temyiz incelemesiyle onandığını, eldeki dosya bedeli ile emsal kesinleşmiş bedellere bakıldığında; birden çok dosya rakamı ile karşılaştırıldığında hüküm altına alınan bedelin düşük kaldığını, dava konusu taşınmazın ...'in en kıymetli yerinde 34.296,00 m² olduğunu, 85 apartman yapılabilecek dava konusu taşınmaza hükmedilen değerin piyasa gerçekliği ile uyuşmadığını, yine hüküm altına alınan faiz başlangıç tarihi ve oranın da yüksek enflasyon nedeniyle aleyhlerine olduğunu belirterek yerel mahkeme kararının kaldırılmasını talep etmiştir.

2.Davalı Hazine vekili istinaf dilekçesinde özetle; davanın zamanaşımına uğradığını, dava dilekçesi incelendiğinde, davanın belirsiz alacak davası olarak değil kısmi dava olarak açıldığını, kısmi davanın ıslahının mümkün olmadığını, husumet yönünden de davanın reddi gerektiğini, davaya konu işlemde tapu sicil müdürü ya da memurunun hukuka aykırı bir işlemi bulunmadığını, dava dilekçesinde iddia edilen hususların tapu kaydının yanlış tutulmasından kaynaklanmadığını, dava konusu taşınmazın, özel mülkiyete ve yapılaşmaya kapalı olduğunu, meskun mahal olmasının mümkün olmadığını, dolayısıyla iş bu davada, tazminata hükmedilecekse yerleşik Yargıtay içtihatlarına göre tazminat hesaplaması hükmün kesinleşme tarihine göre yapılabileceğini, taşınmaz değerini düşürecek beyan ve şerhlerin dikkate alınmadığı bilirkişi raporunun hükme dayanak yapıldığını, sebepsiz zenginleşmeye yol açtığını belirterek davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.

C. Gerekçe ve Sonuç Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile hükme esas alınan bilirkişi raporunda emsal olarak kullanılan taşınmazın değerlendirmeye uygun olduğu, bilirkişi raporunda emsal taşınmaz ile dava konusu taşınmazların karşılaştırılmasının usulüne uygun olarak yapıldığı ve bu şekilde 02.02.2023 tarihi için 13.342,00 TL olarak belirlenen m² birim fiyatlarının bölgenin piyasa rayiçlerine uygun olduğu, değerlendirme tarihi dava tarihi kabul edildiğinden hükmedilen tazminata dava tarihinden itibaren faiz işletilmesi de yerinde olduğu, kararda esası etkileyen bir usul hatası bulunmadığı, vakıa tespitlerinin tam ve doğru olarak yapıldığı, maddi hukuk normlarının doğru olarak uygulandığı, delillerin değerlendirilmesinde de usule aykırılık bulunmadığı anlaşıldığından taraf vekillerinin istinaf başvurularının esastan reddine karar verilmiştir.

V. TEMYİZ A. Temyiz Yoluna Başvuranlar Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde taraf vekilleri temyiz isteminde bulunmuştur. B. Temyiz Sebepleri 1.Davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle; istinaf dilekçesinde belirttiği hususları tekrar ederek kararının bozulmasını talep etmiştir. 2.Davalı Hazine vekili temyiz dilekçesinde özetle; istinaf dilekçesinde belirttiği hususları tekrar ederek kararının bozulmasını talep etmiştir. C. Gerekçe 1. Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.

2. Dosyadaki bilgi ve belgelerden, davacının dava konusu taşınmaza imar uygulaması sonucunda 01.08.1995 tarihinde paydaş olduğunu, Kocaeli Kadastro Mahkemesinin 2010/3 Esas, 2012/58 Karar sayılı kararı ile dava konusu taşınmazın geldisi olan 4 81... parselin 292.151,00 m²lik kısmının kıyı kenar çizgisi içinde kaldığından tespit dışı bırakılmasına karar verildiği, kararın infazı neticesinde dava konusu 34 13... parselin kısmen kıyı kenar çizgisinde kaldığından tapusunun iptal edildiği, kararın temyiz incelemesinden geçerek 29.04.2014 tarihinde kesinleştiği, eldeki davanın ise 02.02.2023 tarihinde açıldığı anlaşılmıştır.

3. Tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup, taraf vekillerinin aşağıdaki paragrafların kapsamı dışındaki temyiz itirazları yerinde görülmemiştir.

4. Hükme esas bilirkişi raporunda emsal olarak değerlendirilen küçük yüzölçümlü, farklı mahalden alınan emsalin satışına ilişkin akit tablosu Tapu Müdürlüğünden istenilmeden, 2023 yılında Arsa Metrekare Rayiç Bedeli Takdir Komisyonu tarafından resen belirlenen emlak vergisine esas olan metrekare değeri ilgili Belediye Başkanlığı Emlak Müdürlüğünden getirtilmeden, bilirkişilerce değerlendirmeye esas alınan emsalin satış tarihi itibarıyla fiili imar uygulaması sonucu oluşan imar parselleri mi, yoksa imar planına dahil olmakla birlikte olduğu gibi bırakılan kadastro parselleri mi oldukları ilgili Belediye İmar Müdürlüğü ile Tapu Müdürlüğünden ayrı ayrı sorulup bilirkişi kurulu raporu denetlenmeden hüküm kurulması hatalı olup bozmayı gerektirir.

5. Bu durumda; taraflara, dava konusu taşınmaza yakın bölgelerden ve yakın zaman içinde satışı yapılan benzer yüzölçümlü satışları bildirmeleri için imkan tanınması, lüzumu halinde resen emsal celbi yoluna gidilmesi, taşınmazın, değerlendirme tarihi itibarıyla, emsal alınacak taşınmazın ise satış tarihi itibarıyla imar ya da kadastro parselleri olup olmadığı ilgili Belediye Başkanlığı ve Tapu Müdürlüğünden sorulması, ayrıca dava konusu taşınmazın imar planındaki konumu, emsallere ve değerini etkileyen merkezi yerlere olan uzaklığını da gösterir krokisi ve dava konusu taşınmaz ile emsal taşınmazların resen belirlenen vergi değerleri ve emsal taşınmazların satış akit tablosu getirtilerek dava konusu taşınmazın değerlendirmeye esas alınacak emsallere göre ayrı ayrı üstün ve eksik yönleri ve oranları açıklanmak suretiyle yapılacak karşılaştırma sonucu değerinin belirlenmesi bakımından, yeniden oluşturulacak bilirkişi kurulu marifetiyle mahallinde keşif yapılarak alınacak rapor sonucuna göre hüküm kurulması gerekirken eksik incelemeyle hüküm kurulması bozmayı gerektirir.

VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; 1.Taraf vekillerinin temyiz itirazlarının kabulü ile İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının ORTADAN KALDIRILMASINA, 2. İlk Derece Mahkemesi kararının BOZULMASINA, Davacıdan peşin alınan temyiz harcının istek halinde iadesine, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 09.09.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Atıf: Yargıtay 5. Hukuk Dairesi, E. 2026/10078, K. 2026/12605, T. 09.09.2026, www.arakarar.com/karar/yargitay-5-hukuk-dairesi-2026-10078-e-2026-12605-k-343df9bb8623