Yargıtay · 5. Hukuk Dairesi
Yargıtay 5. Hukuk Dairesi 2026/10080 E. 2026/12606 K.
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 5. Hukuk Dairesi
- Esas No
- 2026/10080
- Karar No
- 2026/12606
- Karar Tarihi
MAHKEMESİ : Sakarya Bölge Adliye Mahkemesi 3. Hukuk Dairesi SAYISI : 2024/1394 Esas, 2025/1312 Karar KARAR : Esastan ret İLK DERECE MAHKEMESİ : Kocaeli 1. Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2023/43 Esas, 2024/247 Karar
Taraflar arasındaki tapu kaydının mahkeme kararı ile iptal edilmesi nedeniyle uğranılan zararın 4721 sayılı Türk Medenî Kanunu’nun (4721 sayılı Kanun) 1007 nci maddesi uyarınca tazmini istemine ilişkin davada yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın kabulüne karar verilmiştir. Kararın taraf vekillerince istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince istinaf başvurularının ayrı ayrı esastan reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı taraf vekillerince temyiz edilmekle; süre, kesinlik, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA Davacılar vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkilin hissedarı bulunduğu Kocaeli ili, ..., Ş. ... Mahallesi 34 13... parsel sayılı taşınmazın bir kısmı tapu sicilinden Kocaeli Kadastro Mahkemesinin 2010/3 Esas, 2012/58 Karar sayılı kararı ile terkin edildiğini, taşınmaz evveliyatında 65.371,00 m² iken tapuda kısmen terkin yapılarak 31.074,09 m² kaldığını, davacının zarara uğradığını ve taşınmazda tasarruf imkanını kaybettiğini ileri sürerek uğramış olduğu zararın 4721 sayılı Kanun'un 1007 nci maddesi uyarınca davalı Hazineden tazminini talep etmiştir.
II. CEVAP Davalı Hazine vekili cevap dilekçesinde özetle; davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davanın kabulüne karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF A. İstinaf Yoluna Başvuranlar İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde taraf vekilleri istinaf başvurusunda bulunmuştur. B. İstinaf Sebepleri 1.Davacılar vekili istinaf dilekçesinde özetle; eldeki dosya bedeli ile benzer dosyalarda verilen kesinleşmiş bedellere bakıldığında hüküm altına alınan bedelin çok düşük kaldığını, dava konusu taşınmazın ...'in en kıymetli yerinde bulunduğunu ve bedele dönüşen alanın bir bina arsası kadar olduğunu, bir apartmanın arsa bedelinin bu kadar düşük olmasının hayatın olağan akışına ve piyasa gerçekliğine aykırı olduğunu, emsal taşınmazın bilirkişi raporunda "imar parseli" kabul edildiğini, hesaplanan bedelde düzenleme ortaklık payı yönünden ayrıca kesinti veya eklemeye gidilmediğini, emsal parsel sonradan üzerine bina yapılırken terk yapılmış bir parsel olsa da emsal alınan satış tarihinde hiç bir kesinti görmemiş kadastral bir parsel olduğunu, bu nedenle dava konusu parselde düzenleme ortaklık payı oranı kadar davacı aleyhine değerlendirme yapıldığını, ayrıca bu mevkide Bölge Mahkemesinden ve Yargıtay'dan geçerek kesinleşmiş bedellere bakıldığında dosya kapsamında belirlenen bedelin düşük olduğunun açıkça ortada olduğunu, hüküm altına alınan faiz başlangıç tarihinin ve oranının da davacı aleyhine olduğunu, yüksek enflasyon nedeniyle yasal faiz hakkının teslimini sağlayamadıklarını ve gerek tazmin bedeli gerekse faiz yönünden kararın kaldırılmasına karar verilmesini talep etmiştir,
2.Davalı Hazine vekili istinaf dilekçesinde özetle; davanın zamanaşımına uğradığını, dava dilekçesi incelendiğinde, davanın belirsiz alacak davası olarak değil kısmi dava olarak açıldığını, kısmi davanın ıslahının mümkün olmadığını, husumet yönünden de davanın reddi gerektiğini, davaya konu işlemde tapu sicil müdürü ya da memurunun hukuka aykırı bir işlemi bulunmadığını, dava dilekçesinde iddia edilen hususların tapu kaydının yanlış tutulmasından kaynaklanmadığını, dava konusu taşınmazın, özel mülkiyete ve yapılaşmaya kapalı olduğunu, meskun mahal olmasının mümkün olmadığını, dolayısıyla iş bu davada, tazminata hükmedilecekse yerleşik Yargıtay içtihatlarına göre tazminat hesaplaması hükmün kesinleşme tarihine göre yapılabileceğini, taşınmaz değerini düşürecek beyan ve şerhlerin dikkate alınmadığı bilirkişi raporunun hükme dayanak yapıldığını, sebepsiz zenginleşmeye yol açtığını belirterek davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
C. Gerekçe ve Sonuç Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile arsa niteliğinde olan taşınmaz için emsal kıyaslama yöntemine göre değer belirlenmesi yerinde olduğu, emsal taşınmaz ile dava konusu taşınmazın karşılaştırmasının usulüne uygun olarak yapıldığı ve bu şekilde taşınmazın 02.02.2023 tarihi için 13.342,00 TL olarak belirlenen m² birim fiyatının bölgenin piyasa rayiçlerine uygun olduğu anlaşıldığından ve dava tarihi itibariyle belirlenen tazminat bedeline dava tarihinden itibaren faize hükmedilmesinde hata bulunmadığı; ayrıca hükme esas alınan bilirkişi raporunda; emsal taşınmazın satış tarihindeki değer dava tarihine güncellenirken TEFE endeks oranları (1994=100) kullanılmış ise de emsal taşınmazın güncel değerinin hesaplanmasında Yurt İçi Üretici Fiyat Endeksi (Yİ-ÜFE 2003=100) endeksinin kullanılması gerektiği ancak yapılan hesaplama neticesinde anılan hatanın sonuca etkisi olmadığı anlaşıldığından taraf vekillerinin istinaf başvurularının esastan reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ A. Temyiz Yoluna Başvuranlar Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde taraf vekilleri temyiz isteminde bulunmuştur. B. Temyiz Sebepleri 1.Davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle; istinaf dilekçesinde belirttiği hususları tekrar ederek kararının bozulmasını talep etmiştir. 2.Davalı Hazine vekili temyiz dilekçesinde özetle; istinaf dilekçesinde belirttiği hususları tekrar ederek kararının bozulmasını talep etmiştir.
C. Gerekçe 1. Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür. 2. Dosyadaki bilgi ve belgelerden, davacının dava konusu taşınmaza imar uygulaması sonucunda 01.08.1995 tarihinde paydaş olduğunu, Kocaeli Kadastro Mahkemesinin 2010/3 Esas, 2012/58 Karar sayılı kararı ile dava konusu taşınmazın geldisi olan 4 81... parselin 292.151,00 m²lik kısmının kıyı kenar çizgisi içinde kaldığından tespit dışı bırakılmasına karar verildiği, kararın infazı neticesinde dava konusu 34 13... parselin kısmen kıyı kenar çizgisinde kaldığından tapusunun iptal edildiği, kararın temyiz incelemesinden geçerek 29.04.2014 tarihinde kesinleştiği, eldeki davanın ise 02.02.2023 tarihinde açıldığı anlaşılmıştır.
3. Tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup, taraf vekillerinin aşağıdaki paragrafların kapsamı dışındaki temyiz itirazları yerinde görülmemiştir.
4. Hükme esas bilirkişi raporunda emsal olarak değerlendirilen küçük yüzölçümlü, farklı mahalden alınan emsalin satışına ilişkin akit tablosu Tapu Müdürlüğünden istenilmeden, 2023 yılında Arsa Metrekare Rayiç Bedeli Takdir Komisyonu tarafından resen belirlenen emlak vergisine esas olan metrekare değeri ilgili Belediye Başkanlığı Emlak Müdürlüğünden getirtilmeden, bilirkişilerce değerlendirmeye esas alınan emsalin satış tarihi itibarıyla fiili imar uygulaması sonucu oluşan imar parselleri mi, yoksa imar planına dahil olmakla birlikte olduğu gibi bırakılan kadastro parselleri mi oldukları ilgili Belediye İmar Müdürlüğü ile Tapu Müdürlüğünden ayrı ayrı sorulup bilirkişi kurulu raporu denetlenmeden hüküm kurulması hatalı olup bozmayı gerektirir.
5. Bu durumda; taraflara, dava konusu taşınmaza yakın bölgelerden ve yakın zaman içinde satışı yapılan benzer yüzölçümlü satışları bildirmeleri için imkan tanınması, lüzumu halinde resen emsal celbi yoluna gidilmesi, taşınmazın, değerlendirme tarihi itibarıyla, emsal alınacak taşınmazın ise satış tarihi itibarıyla imar ya da kadastro parselleri olup olmadığı ilgili Belediye Başkanlığı ve Tapu Müdürlüğünden sorulması, ayrıca dava konusu taşınmazın imar planındaki konumu, emsallere ve değerini etkileyen merkezi yerlere olan uzaklığını da gösterir krokisi ve dava konusu taşınmaz ile emsal taşınmazların resen belirlenen vergi değerleri ve emsal taşınmazların satış akit tablosu getirtilerek dava konusu taşınmazın değerlendirmeye esas alınacak emsallere göre ayrı ayrı üstün ve eksik yönleri ve oranları açıklanmak suretiyle yapılacak karşılaştırma sonucu değerinin belirlenmesi bakımından, yeniden oluşturulacak bilirkişi kurulu marifetiyle mahallinde keşif yapılarak alınacak rapor sonucuna göre hüküm kurulması gerekirken eksik incelemeyle hüküm kurulması bozmayı gerektirir.
VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; 1.Taraf vekillerinin temyiz itirazlarının kabulü ile İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının ORTADAN KALDIRILMASINA, 2. İlk Derece Mahkemesi kararının BOZULMASINA, Davacıdan peşin alınan temyiz harcının istek halinde iadesine, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 09.09.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.