Yargıtay · 5. Hukuk Dairesi
Yargıtay 5. Hukuk Dairesi 2025/9881 E. 2026/3230 K.
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 5. Hukuk Dairesi
- Esas No
- 2025/9881
- Karar No
- 2026/3230
- Karar Tarihi
MAHKEMESİ : Trabzon Bölge Adliye Mahkemesi 3. Hukuk Dairesi SAYISI : 2024/1509 Esas, 2025/482 Karar KARAR : Esastan ret İLK DERECE MAHKEMESİ : Artvin 1. Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2023/204 Esas, 2024/134 Karar
Taraflar arasındaki tapu kaydının hatalı oluşması nedeniyle uğranılan zararın 4721 sayılı Türk Medenî Kanunu'nun (4721 sayılı Kanun) 1007 nci maddesi uyarınca tazmini istemine ilişkin davada yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın reddine karar verilmiştir. Kararın davacılar vekilince istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvuruların kabulü ile İlk Derece Mahkemesi kararı kaldırılarak davanın yeniden görülmesi için dosyanın İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine karar verilmiştir. Bölge Adliye Mahkemesinin kaldırma kararı üzerine yeniden yargılama yapan İlk Derece Mahkemesince davanın kabulüne karar verilmiştir. Kararın davacılar vekilince istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun esastan reddine karar verilmiştir. Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacılar vekili tarafından temyiz edilmekle; süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA Davacılar vekili dava dilekçesinde özetle; Artvin ili, ... ilçesi, ... Mahallesi 1 20... parsel, 1 25... parsel, 1 25... parsel, 2 60... parsel, 2 53... ve 33 parsel, 3 65... parsel ve 3 59... parsel sayılı taşınmazların bir kısım hisselerinin davacıların murisleri ..., ..., ... adlarına tapuda kayıtlı iken yapılan kadastro çalışmalarında da davacıların murisleri adına tespit gördüğünü, ancak yapılan itirazlar sonucunda taşınmazların bir kısmının Artvin Kadastro Mahkemesi'nin 1995/121 Esas ve 1997/38 Karar sayılı kararı, 1995/139 Esas ve 1997/39 Karar sayılı kararı, 1995/146 Esas ve 1997/40 Karar sayılı kararı ile orman vasfı ile davalı adına tescil edildiğini, davacıların murislerinden intikal eden taşınmazın 1945 yılında çıkan 4785 sayılı Kanun ile orman kapsamında kalmayan taşınmazlardan olduğunu, dava konusu taşınmazın orman dışı vasıflı olmaları nedeniyle kapsama alınmadığını ve bedelinin ödenerek kamulaştırılmadığını, devletleştirme tarihi öncesinden beri sahiplenilen ve kullanılmakta olan yerlerin kadastro sırasında devletleştirilmiş olduğu gerekçesi ile devlet ormanı sayılması, sabit olan tapu kayıtlarının iptali için orman idareleri tarafından dava açılarak 4785, 6831, 5658 , 3116 sayılı kanunların gerekçe gösterilerek tapularının iptal ettirildiğini, bu hususların hukuka ve adalet anlayışına aykırı olduğunu işbu nedenle davayı açmak zorunluluğunun doğduğunu beyan ederek davanın kabulü ile belirlenecek tazminatın davalıdan dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faizleri ile birlikte tahsiline, yargılama giderleri ve vekâlet ücretinin davalı üzerinde bırakılmasına karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP Davalı Hazine vekili cevap dilekçesinde özetle; 785 sayılı Kanun'un 5 inci maddesinde belirtilen sürede davacıların ilgili idareye müracaat etmemesi, ayrıca tazminat davası açılmadan önce kanunda gösterilen sürede tapu iptal davası açılmamış olması sebepleriyle açılan bu davanın süre ve diğer usul eksiklikleri nedenleriyle usulden reddine karar verilmesi gerektiğini, davacının dava konusu taşınmazın uzun yıllardır kendilerinin zilyetliğinde geçtiğini ileri sürmüş ise de bunun tespiti ile ... ve çalılık arazinin öncesinin kadim mera, orman olup olmadığının incelenmesinin, ... ve çalılıkların tamamen temizlenme tarihinin tespiti ve davacı tarafından yapılan imar-ihyatın tamamlanıp tamamlanmadığının, taşınmazın kültür arazisi vasfını kazanıp kazanmadığının tespitinin, dava konusu yerlerin nitelik olarak özel mülk konusu olabilecek yerlerden olup olmadıklarının ve zilyetlikle mülk edinme koşullarının gerçekleşip gerçekleşmediğinin araştırılmasının gerektiğini, hukuki dayanaktan yoksun zamanaşımı ve hakdüşürücü süreler dolduktan sonra açılan bu davanın usulden aksi takdirde esas yönüyle reddine karar verilmesi gerektiğini beyan ederek davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davanın reddine karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF A. İstinaf Yoluna Başvuranlar İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacılar vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B. İstinaf Sebepleri Davacılar vekili istinaf dilekçesinde özetle; zaman aşımı süresinin 18.11.2009 tarihinden itibaren 10 yıl olarak belirlendiğini, davanın ise 16.11.2019 tarihinde açıldığını, tapu kayıtlarının yolsuz sayılmasının kabul edildiği durumlardan birinin de, orman ve genel arazi kadastro çalışmalarının uyumlu bir şekilde tamamlanmaması neticesinde, tapu kayıtlarının orman tahdit sınırları içerisinde bırakılması olduğunu beyan ederek yerel mahkeme ilamının kaldırılmasını ve yeniden yargılama yapılarak talebi doğrultusunda davanın kabulüne karar verilmesini, yargılama giderleri ve vekâlet ücretinin davalı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir.
C. Gerekçe ve Sonuç Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile Anayasa Mahkemesinin 25.07.2017 tarihli ve 2014/6673 başvuru nolu kararı gereği 18.11.2009 tarihinden önce zamanaşımı süresi dolmuş bulunan eldeki dava için 4721 sayılı Kanun'un 1007 nci maddesi kapsamında dava açılabilmesi imkanı yönünden Anayasa Mahkemesinin belirtilen hak ihlali kararı nazara alındığında, Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 18.11.2009 tarihli kararından sonra 16.11.2019 tarihinde yaklaşık 10 yıl sonra açılan açılan eldeki davanın makul süre içinde açıldığının kabulünün mümkün olmadığını istinaf dilekçesinde ileri sürülen sebepler istinaf edenin sıfatına ve tüm dosya kapsamına göre, yerel mahkeme kararının usul ve kanuna uygun olduğu belirtilerek davacılar vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ A. Temyiz Yoluna Başvuranlar Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacılar vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri Davacılar vekili temyiz dilekçesinde özetle; istinaf dilekçesinde ileri sürdüğü sebepleri tekrar etmiştir.
C. Gerekçe 1. Uyuşmazlık ve Hukukî Nitelendirme Uyuşmazlık, 4721 sayılı Kanun'un 1007 nci maddesi uyarınca tazminat istemine ilişkindir.
2. Değerlendirme 1. Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 371 inci maddesi ile 369 uncu maddesinin birinci fıkrasında yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
2. Temyizen incelenen karar tarafların iddia, savunma ve dayandıkları belgelere, uyuşmazlığın hukukî nitelendirilmesi ile uygulanması gereken hukuk kurullarına, dava şartlarına, yargılamaya hâkim olan ilkelere, ispat kurallarına ve temyiz olunan kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; Davacılar vekilinin yerinde görülmeyen tüm temyiz itirazlarının reddiyle usul ve kanuna uygun Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun’un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA, Davacılar tarafından fazla yatırılan 615,40 TL temyiz harcı ile 3.033,70 TL temyize başvurma harcının istenildiğinde iadesine, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 24.02.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.