Yargıtay · 5. Hukuk Dairesi
Yargıtay 5. Hukuk Dairesi 2025/9113 E. 2026/3345 K.
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 5. Hukuk Dairesi
- Esas No
- 2025/9113
- Karar No
- 2026/3345
- Karar Tarihi
MAHKEMESİ : Sakarya Bölge Adliye Mahkemesi 3. Hukuk Dairesi SAYISI : 2025/125 Esas, 2025/763 Karar KARAR : Kabul/Ret
Taraflar arasında İlk Derece Mahkemesinde görülen ve istinaf incelemesinden geçen tapu kaydının mahkeme kararı ile iptal edilmesi nedeniyle uğranılan zararın 4721 sayılı Türk Medenî Kanunu’nun (4721 sayılı Kanun) 1007 nci maddesi uyarınca tazmini istemine ilişkin asıl ve birleştirilen davada verilen karar hakkında yapılan temyiz incelemesi sonucunda, Dairece Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozulmasına karar verilmiştir. Bölge Adliye Mahkemesince bozmaya uyularak yeniden yapılan yargılama sonucunda; asıl davanın kabulüne, birleştirilen davanın usulden reddine karar verilmiştir. Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekilince temyiz edilmekle; süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA 1. Davacı vekili asıl dava dilekçesinde özetle; davacının Düzce ili, ... ilçesi, ... köyü 1 20... parsel sayılı, 12.365,27 m² yüzölçümlü taşınmazın maliki olduğunu, mezkur taşınmazın 27.01.1997 tarihinde yapılan kadastro çalışması neticesinde davacı adına tapuya tescil edildiğini, taşınmazın edinildiği tarihte tapuda orman ile ilgili hiçbir sınırlayıcı kayıt bulunmadığını, Orman Genel Müdürlüğü tarafından açılan tapu iptali ve tescil talepli dava sonucunda, Düzce 2. Asliye Hukuk Mahkemesinin 22.11.2012 tarihli ve 2012/414 Esas, 2012/735 Karar sayılı kararı ile dava konusu taşınmazın 7073,89 m²lik kısmının orman vasfında olduğu gerekçesi ile müvekkili adına olan tapu kaydının iptali ile orman vasfıyla Hazine adına kayıt ve tesciline karar verdiğini, kararın 08.09.2013 tarihinde kesinleştiğini, anılan karar üzerine yapılan ifraz işlemi sonucunda taşınmazın iki parçaya bölündüğünü, 1 20... parselin müvekkili adına, 1 20... parselin ise Hazine adına tescil edildiğini, kesinleşen bu karar ile tapu kaydının 7073,89 m²lik kısmının hükümsüz kaldığını ve müvekkilinin mülkiyet hakkının ihlal edildiğini, tapu kaydının iptal edilmesi karşısında müvekkiline herhangi bir ödeme yapılmadığını, taşınmazın tapusu kısmen iptal edilmiş ise de taşınmazın tarımsal bütünlüğün bozulduğunu, taşınmazın kalan kısımlarında da küçülme nedeniyle değer kaybı meydana geldiğini, kalan parsellerde ortaya çıkan değer kaybının da tazminini talep ettiklerini, bu nedenlerle fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydı ile kısmi davanın kabulüne, ... ilçesi ... köyü 1 20... parsel sayılı taşınmazın (güncel hali 1 20... parsel) varsa mütemmim cüzü, muhdesat ve sökülemeyen teferruatları ile birlikte belirlenecek değerini şimdilik 5.000,00 TL'sinin tapunun iptaline dair kararın kesinleştiği tarih olan 09.09.2013 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine karar verilmesini talep etmiştir.
2. Davacı vekili birleştirilen dava dilekçesinde; aynı taşınmaz için aynı sebep ve gerekçelerle Düzce 2. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2021/83 Esas sayılı dosyasında dava açıldığını, ilk dava ile birleştirilmek üzere eldeki ek davanın açıldığını, asıl davada yapılan yargılama sırasında dava konusu taşınmazda keşif yapıldığını, bilirkişi heyeti tarafından 06.06.2022 tarihli bilirkişi raporunun dosyaya sunulduğunu, bilirkişiler tarafından net gelir esasına göre hesaplama yapıldığını ve taşınmazın değerinin tapu iptal kararının kesinleşme tarihi olan 09.09.2013 tarihi itibarıyla 116.744,93 TL, dava tarihi olan 09.03.2021 tarihi itibarıyla 562.498,28 TL olduğunun tespit edildiğini, 18.06.2022 tarihli ıslah dilekçeleri ile fazlaya ilişkin talep ve dava hakları saklı kalmak kaydı ile dava değerini 116.744,93 TL olarak ıslah edildiğini, işbu ek davanın 09.03.2021 tarihinde açıldığını ve halen derdest olan Düzce 2. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2021/83 Esas sayılı dava dosyası ile birleştirilmesini, fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydı ile 445.753,35 TL’nin tapunun iptaline dair kararın kesinleştiği tarih olan 09.09.2013 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile davalıdan tahsili ile davacıya verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP Davalı Hazine vekili cevap dilekçesinde; işbu davanın kısmi dava olarak açılamayacağını, kadastro çalışmalarından doğan zararın tapu sicilinin tutulmasından doğan zarar gibi yorumlanamayacağını, dava konusu alacağın varlığını kabul etmemek kayıt ve şartı ile zamanaşımı itirazında bulunduklarını, dava konusu olayda Hazineye yükletilebilecek herhangi bir kusur bulunmadığını, bu nedenlerle öncelikle davanın zamanaşımı nedeniyle reddine, aksi hâlde davanın esastan reddine karar verilmesini talep etmiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin 22.09.2022 tarih ve 2021/83 Esas, 2022/327 Karar sayılı kararı ile asıl davanın kabulü ile 116.744,93 TL tazminatın 09.09.2013 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine, birleştirilen davanın reddine dair karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF A. İstinaf Yoluna Başvuranlar İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde taraf vekilleri istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B. Gerekçe ve Sonuç Bölge Adliye Mahkemesinin 15.02.2024 tarihli ve 2022/2169 Esas, 2024/339 Karar sayılı kararı ile 4721 sayılı Kanun’un 1007 nci maddesi gereğince açılan davalarda, zarara uğrayan kişinin gerçek zararı tazminat miktarının belirlenmesinde esas alınacak 'değerlendirme tarihine göre' belirlenecek olup bu tarihe göre tapusu iptal edilen taşınmazın niteliği ve değeri belirlenmesi gerektiği, dava konusu taşınmazın orman olarak tapusunun iptal edildiği kısım açısından değeri belirlenirken tapu iptal ve tescil davasının kesinleşme tarihi değil, değerlendirme tarihi olan işbu davanın açıldığı tarih olan 09.03.2021 tarihi itibarıyla belirlenen tazminat bedeli esas alınması gerekirken alınmaması hatalı olup davacı vekilinin birleştirilen davada bu hususa ilişkin istinaf istemi yerinde görülmüş, hükme esas alınan bilirkişi raporunda taşınmazın bulunduğu bölgedeki coğrafi durum ve toprak yapısı itibarıyla kapitalizasyon faiz oranının %4 oranında alınması, taşınmazın konumu ile taşınmazı o bölgedeki diğer taşınmazlardan ayıran özelliklerde gözetilmek suretiyle objektif değer artış oranının %20 uygulanması sonucu m² birim fiyatının talep gereği tapu iptal ve tescil davasının kesinleştiği 2021 yılı için hesaplanmış olmasında isabetsizlik görülmemiş, taşınmazın 2021 yılı için 79,50 TL olarak hesaplanan metrekare birim fiyatı da bölgenin piyasa rayiçlerine uygun bulunmuş olduğundan idarenin istinaf sebeplerinin esastan reddine davacı vekilinin istinaf sebeplerinin kısmen kabulü ile yeniden esas hakkında hüküm kurulmuştur.
V. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ A. Bozma Kararı 1. Bölge Adliye Mahkemesinin 15.02.2024 tarihli ve 2022/2169 Esas, 2024/339 Karar sayılı kararına karşı süresi içinde taraf vekilleri temyiz isteminde bulunmuştur.
2. Dairemizce yapılan inceleme sonucunda; davacı tarafından davalı Hazine aleyhine 2021/83 Esas numaralı dava dosyasında 4721 sayılı Kanun'un 1007 nci maddesi talebi ile dava açıldığı, davanın halen derdest olduğu, huzurdaki birleştirilen davada da davacı tarafından davalı Hazine aleyhine dava sebebi (vakıaları) ve dava konusu aynı olan bir davanın ikinci kez açıldığı gözetildiğinde bu hususun resen veya talep üzerine nazara alınması ve ikinci davanın (derdestlik) dava şartı yokluğundan 6100 sayılı Kanun'un 114 üncü maddesinin birinci fıkrasının (ı) bendi ve 115 inci maddesinin ikinci fıkrası gereğince usulden reddine karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde ilk davada karşılanan talep hakkında birleştirilen dosyada da karar verilmesi doğru görülmediği gerekçesiyle kararın bozulmasına karar verilmiştir.
B. Bölge Adliye Mahkemesince Bozmaya Uyularak Verilen Karar Bölge Adliye Mahkemesinin ilâm başlığında belirtilen kararı ile uyulan bozma kararı doğrultusunda asıl davanın kabulüne, birleştirilen davanın usulden reddine karar verilmiştir.
VI. TEMYİZ A. Temyiz Yoluna Başvuranlar Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur. B. Temyiz Sebepleri Davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle;kısmi dava kapsamında açılan ek davayı, derdestlik olarak nitelendirmenin hatalı olduğu, Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun 09.02.2005 tarihli ve 2004/754 Esas, 2005/36 Karar sayılı ilamında "...Kısmi davada saklı tutulan alacak kalemleri bölümü için gerek kısmi dava karara bağlanmadan önce gerekse daha sonra ayrı bir dava açılması usulen olanaklıdır. Uygulamada bu ayrı davaya ek dava denilmektedir. Yine kısmi davadan sonra açılan ek davada fazlaya ilişkin hakların saklı tutulmuş olması ve davacının hukuki yararının bulunması koşullarının birlikte varlığı halinde, birden fazla ek dava açılması mümkündür. ...o halde , somut olayda, fazlaya ilişkin haklarını saklı tutan davacının ıslah talebinden sonra, ek davalar yoluyla fark alacağını isteyebileceği sonucuna varılmaktadır…” hakkında ret kararı verilen ek davada, kısmi olarak açılan ilk davada talep edilmeyen kısım dava konusu edildiği huzurdaki dava, kısmi dava olarak açılmış bir dava olduğu, İlk davada talep edilmeyen bakiye kısım için ek dava açıldığı dolayısı ile derdestlikten söz edebilmek için gerekli olan dava konularının aynı olması şartı mevcut olmadığı her iki dava bakımından talep edilen rakamlar farklı olduğu, ; ek davada ilk dava ile talep edilmeyen kısım talep edildiğinden derdestlik sebebi ile red kararı verilmesi açıkça hukuka aykırı olduğunu ileri sürerek kararın bozulmasını talep etmiştir
C. Gerekçe 1. Uyuşmazlık ve Hukukî Nitelendirme Uyuşmazlık, 4721 sayılı Kanun'un 1007 nci maddesi uyarınca tazminat istemine ilişkindir.
2. Değerlendirme 1. Temyiz olunan nihai kararların bozulması 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
2. Temyizen incelenen Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozmaya uygun olduğu, kararda ve kararın gerekçesinde hukuk kurallarının somut olaya uygulanmasında bir isabetsizlik bulunmadığı, bozmaya uyulmakla karşı taraf yararına kazanılmış hak durumunu oluşturan yönlerin ise yeniden incelenmesine hukukça imkan bulunmadığı anlaşılmakla; temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VII.KARAR Açıklanan sebeple; Davacı vekilinin yerinde görülmeyen tüm temyiz itirazlarının reddi ile usul ve kanuna uygun kararın ONANMASINA, Davacıdan peşin alınan temyiz harcının Hazineye irat kaydedilmesine, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 25.02.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.