Yargıtay · 5. Hukuk Dairesi
Yargıtay 5. Hukuk Dairesi 2025/7886 E. 2025/12893 K.
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 5. Hukuk Dairesi
- Esas No
- 2025/7886
- Karar No
- 2025/12893
- Karar Tarihi
MAHKEMESİ : İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 37. Hukuk Dairesi SAYISI: 2024/2060 Esas, 2025/637 Karar KARAR: Esastan ret İLK DERECE MAHKEMESİ: İstanbul 27. Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI: 2019/421 Esas, 2024/25 Karar
Taraflar arasındaki tapu kaydının hatalı tutulması nedeniyle uğranılan zararın 4721 sayılı Türk Medenî Kanunu’nun (4721 sayılı Kanun) 1007 nci maddesi uyarınca tazmini istemine ilişkin davada yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın reddine karar verilmiştir.
Kararın davacı vekilince istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun esastan reddine karar verilmiştir. Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkilinin dava konusu İstanbul ili, Eyyüpsultan ilçesi, ... köyü 301 parsel sayılı taşınmazı .... Noterliğinin 11 Haziran 1998 tarihli ve ... yevmiye nolu Satış Vaadi Sözleşmesi ile aldığını, bu resmî sözleşme gereğince ...’in taahhüdünü yerine getirmediğini, akabinde açılan davada; Eyüp 2. Asliye Hukuk Mahkemesinin 1999/36 Esas, 1999/82 Karar sayılı kararı ile taşınmazın cebri tesciline karar verildiğini ve bu kararın kesinleştiğini, ... Tapu ve Sicil Müdürlüğü tarafından mahkemenin kesinleşmiş kararının gereği olarak tapu kaydında bulunan "Ormanla İlişkisi Vardır" şerhi gerekçe gösterilerek yapılmadığını, İstanbul 17. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2010/4 Esas sayılı dosyası ile ...'a devri yapılan taşınmazın müvekkil adına düşen payının iptali ve müvekkil adına tescili için tapu iptal ve tescil davası açıldığını, söz konusu dava devam ederken bu kez Orman Genel Müdürlüğü tarafından İstanbul 18. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2010/356 Esas, 2012/201 Karar sayılı dosyasında tapu iptali ve tescil davası açıldığını, taşınmazın Orman arazisi olarak tapuya tesciline karar verildiğini, bu durumun müvekkilinin mülkiyet hakkını ihlâl ettiğini belirterek müvekkilinin uğradığı zararın tazminini talep etmiştir.
II. CEVAP Davalı Hazine vekili cevap dilekçesinde özetle; davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davanın reddine karar verilmiştir. IV. İSTİNAF A. İstinaf Yoluna Başvuranlar İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B. İstinaf Sebepleri Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; müvekkilinin dava konusu taşınmazı .... Noterliğinin 11 Haziran 1998 tarihli ve ... yevmiye nolu Satış Vaadi Sözleşmesi ile aldığını, bu resmî sözleşme gereğince ...’in taahhüdünü yerine getirmediğini, akabinde açılan davada; Eyüp 2. Asliye Hukuk Mahkemesinin 1999/36 Esas, 1999/82 Karar sayılı kararı ile taşınmazın cebri tesciline karar verildiğini ve bu kararın kesinleştiğini, ... Tapu Sicil Müdürlüğüne ibraz edilen bu kesin kararla ... adına tapu senedi düzenlenmesi talep edilmişse de ... Tapu ve Sicil Müdürlüğü tarafından tapu kaydında bulunan "Ormanla İlişkisi Vardır" şerhi gerekçe gösterilerek mahkeme kararının gereğinin yapılmadığını, oysaki taşınmazın o tarihte de gerçek kişi adına kayıtlı olduğunu, Tapu Müdürlüğünün tescil işlemini yapmaması üzerine, müvekkil ve diğer hissedarlar adına "Ormanla İlişkisi Vardır" şerhinin kaldırılması için "Şerhin Terkini" davası açıldığını, Eyüp 1. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2000/125 Esas, 2001/250 Karar sayılı kararıyla davanın kabul edildiğini ve şerhin terkinine karar verildiğini, ancak kararın davalı tarafça temyiz edildiğini, Yargıtay (Kapatılan) 20. Hukuk Dairesinin 2002/530 Esas, 2002/5395 Karar sayılı kararıyla kararın bozulduğunu, bozma kararı doğrultusunda davanın reddine karar verildiğini ve Yargıtay incelemesinden geçerek kesinleştiğini, ...'e ait hissenin tamamının14.03.2005 tarihli işlem ile ... adına tescil edildiğini, müvekkilin, söz konusu taşınmazı Mahkemece hükmedilmiş tescil kararı varken, Tapu Müdürlüğü tarafından, "Ormanla İlişkisi Vardır" şerhi tapu kayıtlarından kaldırılmadığı hâlde, başka bir gerçek kişi adına taşınmazı tescil ettiğini, haricen edinilen bu bilgi üzerine, İstanbul 17. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2010/4 Esas sayılı dosyası ile ...'a devri yapılan taşınmazın müvekkil adına düşen payının iptali ve müvekkil adına tescili için tapu iptal ve tescil davası açıldığını, söz konusu dava devam ederken dava konusu taşınmazın tamamı açısından bu kez Orman Genel Müdürlüğü tarafından taşınmazın orman vasfında olması gerekçesiyle İstanbul 18. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2010/356 Esas, 2012/201 Karar sayılı dosyasında dava açıldığını, yapılan yargılama sonunda taşınmazın orman arazisi olarak tapuya tesciline karar verildiğini ve Yargıtay aşamasından da geçen kararın kesinleştiğini, bu nedenle eldeki davanın reddine karar verildiğini, müvekkilin zararının tapuda taşınmazın üzerine kaydedilmemesinden dolayı meydana geldiğini, davanın kabulüne karar verilmesi gerektiğini ileri sürerek kararın kaldırılmasını talep etmiştir.
B. Gerekçe ve Sonuç Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile 4721 sayılı Kanun'un 1020 nci maddesinin; "Tapu sicili herkese açıktır. İlgisini inanılır kılan herkes, tapu kütüğündeki ilgili sayfanın ve belgelerin tapu memuru önünde kendisine gösterilmesini veya bunların örneklerinin verilmesini isteyebilir. Kimse tapu sicilindeki bir kaydı bilmediğini ileri süremez." hükmü nazara alındığında, tapunun beyanlar hanesine şerh işlendikten sonra bu şerhi tapuda görmesine rağmen taşınmazı devir alan kişilerin iyi niyetli olduğundan ve 4721 sayılı Kanun'un 2 nci maddesi uyarınca dürüst davrandığından söz edilemeyeceği, cebri tescil davasının konusunu teşkil eden satış vaadi sözleşmesinin yapıldığı 11.06.1998 tarihinde, mahkeme gerekçesinde de açıklandığı üzere, 28.11.1995 tarihli, “parselin ormanla ilişkisi vardır.” şerhi bulunduğu, somut olayda, Tapu Müdürlüğü orman şerhini sicile işlemek suretiyle gerekli aleniyeti sağlayarak sicilin tutulmasından kaynaklı görevini yerine getirmiş olduğu gibi taşınmazdaki orman şerhi aleniyeti nedeniyle, davacının taşınmazın tamamının orman olduğunu bilerek satış vaadi sözleşmesi yaptığı, bu durumda, davacının özel mülkiyete konu olamayacak nitelikte esasen orman olan bir taşınmazı iktisabında ağır kusurlu olması nedeniyle tazminata müstehak olmadığı, kaldı ki taşınmazdaki orman şerhi nedeniyle taşınmazın tapusunun ileride iptal edilebileceğini öngörmesi gereken, yani durumun gereklerine göre kendisinden beklenen özeni göstermeyen davacı taraf iyi niyet iddiasında bulunamayacağı gibi bu şerhe dayalı olarak taşınmazı satın alan davacının tazminat talebinde bulunmasının dürüstlük kuralına uygun olmadığı, bu sonucun doğabilmesi için taşınmazın iktisap anında orman şerhinin bulunmasının yeterli olduğu nazara alındığında, davanın reddine karar verilmiş olmasında herhangi bir isabetsizlik bulunmadığı gerekçesiyle istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ A. Temyiz Yoluna Başvuranlar Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur. B. Temyiz Sebepleri Davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle; istinaf dilekçesinde ileri sürdüğü sebepleri tekrar ederek kararın bozulmasını talep etmiştir.
C. Gerekçe 1. Değerlendirme 1. Bölge adliye mahkemelerinin nihaî kararlarının bozulması 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 371 inci maddesi ile 369 uncu maddesinin birinci fıkrasında yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür. 2. Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VI. KARAR Davacı vekilinin yerinde görülmeyen tüm temyiz itirazlarının reddiyle usul ve kanuna uygun Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun’un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA, Davacıdan peşin alınan temyiz harcının Hazineye irat kaydedilmesine, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 15.10.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.