Yargıtay · 5. Hukuk Dairesi
Yargıtay 5. Hukuk Dairesi 2025/723 E. 2025/11747 K.
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 5. Hukuk Dairesi
- Esas No
- 2025/723
- Karar No
- 2025/11747
- Karar Tarihi
MAHKEMESİ : Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 14. Hukuk Dairesi SAYISI : 2023/2760 Esas, 2024/2898 Karar KARAR : Esastan ret İLK DERECE MAHKEMESİ : Ankara Batı 2. Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2022/500 Esas, 2023/577 Karar
Taraflar arasındaki kamulaştırmasız el atılan taşınmaz bedelinin tahsili istemine ilişkin asıl ve birleştirilen davada yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince asıl ve birleştirilen davanın kabulüne karar verilmiştir.
Kararın davalı idare vekilince istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı idare vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda;
Miktar veya değeri kesinlik sınırını geçmeyen davalara ilişkin nihai kararlar, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 362 nci maddesi uyarınca temyiz edilemez. Temyize konu edilen miktarın kesinlik sınırının altında kalması hâlinde anılan Kanun’un 366 ncı maddesi atfıyla aynı Kanun’un 352 nci maddesinin birinci fıkrasının (b) bendi uyarınca temyiz dilekçesinin reddine karar vermek gerekir.
Asıl davada davacı ... payına isabet eden bedelin Bölge Adliye Mahkemesinin karar tarihi itibarıyla kesinlik sınırı olan 378.290,00 TL’nin altında kaldığı anlaşılmakla, adı geçen davacı yönünden davalı idare vekilinin temyiz dilekçesinin reddine karar vermek gerekmiştir.
Davalı idare vekilinin asıl davada davacı ... ve birleştirilen davada davacı ... yönünden gerekli şartları taşıdığı anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA Davacılar vekili asıl ve birleştirilen dava dilekçelerinde özetle; müvekkillerinin paydaşı olduğu Ankara ili, ..., ... Mahallesi 48815 ada 1 parsel sayılı taşınmazın imar planında kreş ve anaokulu olarak ayrıldığını; ancak bugüne kadar herhangi bir kamulaştırma işlemi yapılmadığını, müvekkillerinin mülkiyet ve tasarruf hakkının elinden alınmış olduğunu, davalı idareye yapılan başvurularının sonuçsuz kaldığını ileri sürerek tespit edilen bedelin taraflarına ödenmesine karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP Davalı idare vekili cevap dilekçesinde özetle; açılan davayı kabul etmediklerini, husumet, görev/yargı yolu ve zaman aşımı itirazları bulunduğunu, kreş/özel kreş alanlarının Bakanlıklarına ait alanlardan olmayıp tamamen belediyelerin ve Aile ve Sosyal Politikalar Bakanlığının sorumluluğunda olduğunu, davanın idari yargıda görülmesi gerektiğini, uzlaşma dava şartının yerine getirilmemiş olması nedeniyle davanın reddedilmesi gerektiğini, istenen bedel ve faiz talebini kabul etmediklerini ileri sürerek davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
III. MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile asıl ve birleştirilen davanın kabulüne karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF A.İstinaf Yoluna Başvuranlar İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı idare vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B. İstinaf Sebepleri Davalı idare vekili istinaf dilekçesinde özetle; 30.04.2015 tarihli ve 29342 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanan yönetmelik gereği kreş alanlarında sorumluluğun Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığına ait olduğunu, husumetin bu idareye yöneltilmesi gerektiğini, el atmanın söz konusu olmadığını, raporun yetersiz, bedelin yüksek olduğunu, ıslah edilen bölüm yönünden ıslah tarihinden itibaren faiz işletilmesi gerektiğini ileri sürmüştür.
C. Gerekçe ve Sonuç Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile dava konusu taşınmazın 2013 yılı onaylı 1/1000 ölçekli Uygulama İmar Planında "kreş ve anaokulu" alanı olarak ayrıldığı, yapılan keşif sonucu alınan bilirkişi raporuna göre taşınmaz üzerinde ayrılma amacına uygun yapı ve tesis bulunmadığı, bu yönüyle fiilen el atılmadığı anlaşılmış ise de uzun yıllar programa alınmayan imar planının hayata geçirilmemesi nedeniyle kamulaştırma ya da takas cihetine gitmeyen davalı idarece taşınmaza müdahale edildiği, kamulaştırmasız el koyma olgusunun doğal sonucu idarenin hukuka aykırı eylemiyle mülkiyet hakkını engellediği, bu durumda mal sahibinin idareden değer karşılığını vermesini isteyebileceği, bir başka deyişle, taşınmaza fiilen el atılmamış ise de makul süre içinde herhangi bir işlem tesis edilmediğinden kamulaştırmasız el atma olgusunun gerçekleştiği sabit olup, taşınmazın aynına ilişkin bu davaya bakmanın adli yargının görevi dahilinde olduğu ve arsa niteliğindeki taşınmaza emsal karşılaştırması yapılarak, dava konusu taşınmaz ile emsallerin vergiye esas değerleri de kıyaslanarak, tespit edilen bedelin davalı idareden tahsiline, dava konusu taşınmazdaki davacılar payının iptali ile Hazine adına tapuya tesciline karar verilmesinde usul ve esas yönünden kanuna aykırılık bulunmadığından davalı idare vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ A. Temyiz Yoluna Başvuranlar Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı idare vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri Davalı idare vekili temyiz dilekçesinde özetle; istinaf dilekçesinde ileri sürdüğü sebepleri etmiş, ayrıca 2942 sayılı Kamulaştırma Kanunu'nun (2942 sayılı Kanun) Ek Madde 4 üncü maddesinin üçüncü fıkrası gereğince maktu vekâlet ücretine hükmedilmesi gerektiğini ileri sürmüştür.
C. Gerekçe 1. Uyuşmazlık ve Hukukî Nitelendirme Uyuşmazlık, davacı tapu malikleri ile davalı idare arasındaki kamulaştırmasız el atılan taşınmaz değerinin tespit edilmesi ve idareden tahsili istemine ilişkindir.
2. Değerlendirme 1. Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun'un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
2. Arsa niteliğindeki dava konusu taşınmaza 2942 sayılı Kanun'un 11 inci maddesinin birinci fıkrasının (g) bendi uyarınca emsal karşılaştırması yapılarak değer biçilmesi ve tespit edilen bedelin davacı ...'a ödenmesi, dava konusu taşınmazın davacı adına olan tapu kaydının iptali ile Hazine adına tesciline karar verilmesi yerindedir.
3. Bölge Adliye Mahkemesince 6100 sayılı Kanun'un 355 inci maddesi uyarınca istinaf sebepleri ile sınırlı olarak inceleme yapıldığından ve istinaf sebebi olarak ileri sürülmeyen bir konunun temyiz yolunda ileri sürülmesi hâlinde incelenmesi mümkün olmadığından davalı idare vekilinin vekâlet ücretine ilişkin talebi konusunda değerlendirme yapılmamıştır.
4. Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davalı idare vekilinin aşağıdaki paragrafın kapsamı dışında kalan temyiz itirazları yerinde değildir.
5. Davacılar vekilinin 23.01.2025 tarihli beyan dilekçesine göre birleştirilen davada davacı ...'in dava konusu taşınmazdaki hissesini dava dışı ....'e devrettiği anlaşılmıştır.
6. 6100 sayılı Kanun'un 125 inci maddesinin ikinci fıkrasında "Davanın açılmasından sonra dava konusu davacı tarafından devredilecek olursa devralmış olan kişi görülmekte olan davada davacı yerine geçer ve dava kaldığı yerden itibaren devam eder" denmektedir. Bu durumda davacının dava açtıktan sonra taşınmazı dava dışı 3. kişiye sattığından 6100 sayılı Kanun'un 125 inci maddesinin ikinci fıkrası gereği satın alan kişinin davacı sıfatı ile davaya iştiraki sağlanarak davacı sıfatıyla yeni malikin davaya devam edip etmeyeceği sorularak sonucuna göre karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde hüküm tesisi doğru görülmemiştir.
VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; A. Davalı İdare Vekilinin Davacı ...'ya İlişkin Temyizi Yönünden Davalı idare vekilinin temyiz dilekçesinin REDDİNE,
B. Davalı İdare Vekilinin Asıl Davada Davacı ... ve Birleştirilen Davada Davacı ...'e İlişkin Temyizi Yönünden 1.Davalı idare vekilinin diğer temyiz itirazlarının reddine,
2.Davalı idare vekilinin temyiz itirazlarının kısmen kabulü ile temyiz olunan İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının ORTADAN KALDIRILMASINA,
3. İlk Derece Mahkemesi kararının BOZULMASINA,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
23.09.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.