Yargıtay · 5. Hukuk Dairesi
Yargıtay 5. Hukuk Dairesi 2025/2970 E. 2025/15154 K.
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 5. Hukuk Dairesi
- Esas No
- 2025/2970
- Karar No
- 2025/15154
- Karar Tarihi
MAHKEMESİ : Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 14. Hukuk Dairesi SAYISI : 2024/2329 Esas, 2024/2343 Karar KARAR : Direnme
Taraflar arasında İlk Derece Mahkemesinde görülen ve istinaf incelemesinden geçen 4650 sayılı Kanun'la değişik 2942 sayılı Kamulaştırma Kanunu'nun (2942 sayılı Kanun) 10 uncu maddesine dayanan kamulaştırma bedelinin tespiti ve kamulaştırılan taşınmazın tapudan yol olarak terkini davasında verilen karar hakkında yapılan temyiz incelemesi sonucunda, Dairece Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozulmasına karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesince bozma kararına direnilmesine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı idare vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesince 20.11.2024 tarihli ek karar ile temyiz dilekçesinin miktardan reddine karar verilmiştir.
Ek karar davacı idare vekili tarafından temyiz edilmekle; süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra, dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
Dosya içeriğine göre Bölge Adliye Mahkemesince dava değeri dikkate alınarak temyiz dilekçesinin miktardan reddine karar verilmiş ise de 15.04.2022 tarihli ve 31810 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanan Anayasa Mahkemesinin 24.02.2022 tarihli ve 2021/34 Esas, 2022/21 Karar sayılı kararı ile 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 341 inci maddesinin (2) numaralı fıkrasının birinci cümlesinin "kamulaştırma bedelinin tespitine ilişkin davalar" yönünden Anayasa'ya aykırı olduğuna ve iptaline karar verildiği gözetildiğinde; temyiz yoluna başvurulabilen kararları düzenleyen 6100 sayılı Kanun'un 362 nci maddesinin birinci fıkrasının (a) bendi için de aynı hususun uygulanması gerektiğinden 6100 sayılı Kanun'un 362 nci maddesinin birinci fıkrasının (a) bendinde belirtilen miktar itibarıyla kesinlik sınırına bakılmaksızın temyizinin olanaklı bulunduğu kabul edilmelidir.
Bu durumda temyiz dilekçesinin miktardan reddine ilişkin ek kararın hatalı olduğu anlaşılmakla, Bölge Adliye Mahkemesinin 20.11.2024 tarihli ek kararın ortadan kaldırılması gerekir.
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı davacı idare vekili tarafından temyiz edilmekle, ek kararın kaldırılmasına karar verildikten sonra; süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA Davacı idare vekili dava dilekçesinde özetle; Ankara ili, ... ilçesi, ... Mahallesi 1805 11... parsel sayılı taşınmazın kamulaştırma bedelinin tespiti ile kamulaştırılan taşınmazın yol olarak tapudan terkinini talep etmiştir.
II. CEVAP Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; davacı idarece teklif edilen bedelin çok düşük olup taşınmazın rayiç değerinin çok altında kaldığını savunarak gerçek değerinin tespitini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin 10.03.2022 tarihli ve 2020/497 Esas ve 2022/104 Karar sayılı kararı ile davanın kabulüne ve kamulaştırma bedelinin tespiti ile işbu bedele davanın dört ay içinde sonuçlandırılmadığı gözetilerek bu sürenin bitiş tarihi olan 01.11.2020 tarihinden karar tarihi olan 10.03.2022 tarihine kadar yasal faiz işletilerek işlemiş faiziyle birlikte davalıya derhal ödenmesine, dava konusu taşınmazın davalı adına olan tapu kaydının iptali ile davacı idare adına tesciline, tapudan yol olarak terkinine karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF A. İstinaf Yoluna Başvuranlar İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde taraf vekilleri istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B. Gerekçe ve Sonuç Bölge Adliye Mahkemesinin 01.11.2023 tarihli ve 2022/1025 Esas, 2023/2549 Karar sayılı kararıyla; kuru tarım arazisi niteliğindeki dava konusu taşınmaza net gelirine göre değer biçilmesinde, taşınmazın konumu, bilirkişi raporunda yazılı özelliklerine göre % 10 oranında objektif değer artışı uygulanmasında yöntem itibarıyla bir isabetsizlik görülmediği, aynı yer ve aynı kamulaştırma kapsamında denetiminden geçen dosyalarda kuru tarım arazilerinde uygulanan değerler nazara alındığında, buğday ürününün veriminin 350 kg, samanın 300 kg, bostan ürününün veriminin 1500 kg, buğdayın satış fiyatının 1,80 TL, samanın 0,30 TL, bostanın 1,30 TL, arazi kirası, değişken masraflar ve genel idare giderleri dahil edilmeksizin buğday giderinin 271,50 TL, bostan giderinin ise 448,50 TL alınarak değer biçilerek kamulaştırma bedelinin hesaplanması gerektiği, bu hususta ek rapor alındığı, ek raporda yapılan hesaplama doğru olmakla birlikte objektif değer artışı uygulanmadığı, resen % 10 oranında objektif değer artışı ilave edilmek suretiyle taşınmazın birim bedelinin 26,82 TL/m² olarak belirlendiği, bu durumda toplam kamulaştırma bedelinin 291.017,38 TL olacağı, tespit olunan fark bedelin davacı idarece depo edildiği; 01.08.2023 tarihli ve 32266 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanan Anayasa Mahkemesinin 05.04.2023 tarihli ve 2022/83 Esas, 2023/69 Karar sayılı kararı ile 2942 sayılı Kanun'un değişik 10 uncu maddesinin dokuzuncu fıkrasındaki “Kamulaştırma bedelinin tespiti için açılan davanın dört ay içinde sonuçlandırılamaması halinde, tespit edilen bedele bu sürenin bitiminden itibaren kanuni faiz işletilir.” hükmünün Anayasa'ya aykırı görülerek iptaline karar verildiği, Anayasa'nın 153 üncü maddesindeki "iptal kararları geriye yürümez" hükmünün, iptal kararlarının kesinleşen işlemlere etki etmeyeceği anlamında olup eldeki davada ''geriye yürümeme" kuralının uygulanamayacağı, bu nedenle dava tarihi itibarıyla belirlenen kamulaştırma bedeline dava tarihinden karar tarihine kadar geçen süre için Anayasa'nın 46 ncı maddesinde belirtilen kamu alacakları için öngörülen en yüksek faiz oranının uygulanması gerektiği, faize yönelik düzenlemenin usul hükümlerine ilişkin olduğundan derhal uygulanması gerektiği gerekçesiyle, davacı idare vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine, davalı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile İlk Derece Mahkemesi kararı kaldırılarak yeniden esas hakkında hüküm kurulmak suretiyle davanın kabulüne karar verilmiştir.
V. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ A. Bozma Kararı 1. Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde taraf vekilleri temyiz isteminde bulunmuştur.
2. Dairemizce yapılan inceleme sonucunda; kuru tarım arazisi niteliğindeki davaya konu taşınmaza 2942 sayılı Kanun’un 11 inci maddesinin birinci fıkrasının (f) bendi uyarınca net geliri esas alınarak değer biçilmesinin yöntem itibarıyla doğru olduğu, ancak net gelir metoduna göre değer tespitinde 2020 yılı ... İlçe ... ve ... Müdürlüğü verilerinin dikkate alınması gerekirken, bu husus göz ardı edilerek hangi verilere dayanıldığı ayrıca ve açıkça belirtilmeden, İlçe ... ve ... Müdürlüğü verilerinden ayrılmayı gerektiren nedenler varsa bunlar açıklanmadan, denetime imkan vermeyecek şekilde soyut ifadelerle hazırlanan bilirkişi ek raporunun hükme esas alınmasının doğru görülmediği gerekçesiyle kararın bozulmasına karar verilmiştir.
B. Bölge Adliye Mahkemesince Verilen Direnme Kararı Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile bozma kararına direnilmesine karar verilmiştir.
VI. TEMYİZ A. Temyiz Yoluna Başvuranlar Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı idare vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri Davacı idare vekili temyiz dilekçesinde özetle; ek kararın usul ve kanuna aykırı olup kaldırılması gerektiğini, kapitalizasyon faiz oranının % 4 olarak uygulanmasının ve tespit edilen kamulaştırma bedeline objektif değer artışı uygulanmasının hatalı olduğunu ileri sürerek kararın bozulmasını talep etmiştir.
C. Gerekçe 1. Uyuşmazlık ve Hukukî Nitelendirme Uyuşmazlık, dava konusu taşınmazın kamulaştırma bedelinin tespiti istemine ilişkindir.
2. Değerlendirme 1. Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 371 inci maddesi ile 369 uncu maddesinin birinci fıkrasında yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
2. 6100 sayılı Kanun'un 373 üncü maddesinin beşinci fıkrası gereğince Dairemizce yeniden yapılan incelemede; Dairemizin 30.04.2024 tarihli ve 2023/12457 Esas, 2024/5140 Karar sayılı bozma kararı ile kuru tarım arazisi niteliğindeki dava konusu taşınmaza net gelir metoduna göre değer tespitinde 2020 yılı ... İlçe ... ve ... Müdürlüğü verilerinin dikkate alınması gerekirken, bu husus göz ardı edilerek hangi verilere dayanıldığı ayrıca ve açıkça belirtilmeden, İlçe ... ve ... Müdürlüğü verilerinden ayrılmayı gerektiren nedenler varsa bunlar açıklanmadan, denetime imkan vermeyecek şekilde soyut ifadelerle hazırlanan bilirkişi ek raporunun hükme esas alınmış olmasının doğru olmadığı gerekçesiyle Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozulmasına karar verildiği; aynı kamulaştırma kapsamında kalan dava konusu taşınmazla benzer nitelikteki 1805 54... parsel sayılı taşınmazın kamulaştırılmasına dair bedel tespit ve tescil davasında verilen kararın temyiz incelemesi sonucunda, Dairemizin bu kez 30.04.2024 tarihli ve 2023/12463 Esas, 2024/5161 Karar sayılı kararı ile aynı gerekçe ile Ankara Bölge Adliye Mahkemesinin 2024/2328 Esas, 2024/3121 Karar sayılı kararının bozulmasına karar verildiği, bozma kararına uyan istinaf mahkemesince 2020 yılı İlçe ... ve ... Müdürlüğü verileri getirtilip bu verilerden ayrılmayı gerektiren nedenler de açıklanmak suretiyle taşınmazın birim metrekare değerinin 26,82 TL olarak belirlendiği, işbu bedelin Dairemizce uygun bulunduğu dikkate alındığında, söz konusu dosyada bozmaya uyan istinaf mahkemesince bu kez direnme kararı verilmesi isabetsiz ise de sonuç itibarıyla eldeki davada taşınmazın değeri temyiz incelemesinden geçen dosya ile uyumlu olacak şekilde 26,82 TL/m2 olarak belirlendiği anlaşıldığından, usul ekonomisi de gözetilerek Bölge Adliye Mahkemesince verilen direnme kararı yerinde görülmüştür.
3. Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukukî ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VII. KARAR Açıklanan sebeplerle; 1. Bölge Adliye Mahkemesince verilen 20.11.2024 tarihli ek kararın ORTADAN KALDIRILMASINA,
2. Davacı idare vekilinin yerinde görülmeyen tüm temyiz itirazlarının reddiyle usul ve kanuna uygun olan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 370 inci maddesinin birinci fıkrası ve 373 üncü maddesinin beşinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,
Davacı idare harçtan muaf olduğundan harç alınmasına yer olmadığına,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 25.11.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.