Yargıtay · 5. Hukuk Dairesi
Yargıtay 5. Hukuk Dairesi 2025/16810 E. 2026/8667 K.
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 5. Hukuk Dairesi
- Esas No
- 2025/16810
- Karar No
- 2026/8667
- Karar Tarihi
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2024/153 Esas, 2025/312 Karar KARAR : Kabul
Taraflar arasındaki kamulaştırmasız el atılan taşınmaz bedelinin tahsili ve ecrimisil istemine ilişkin asıl ve birleştirilen davalarda verilen karar hakkında yapılan temyiz incelemesi sonucunda, Dairece Mahkeme kararının bozulmasına karar verilmiştir. Mahkemece bozmaya uyularak yeniden yapılan yargılama sonucunda; asıl ve birleştirilen davanın kabulüne karar verilmiştir. Mahkeme kararı taraf vekillerince temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA Davacılar vekili asıl ve birleştirilen dava dilekçelerinde özetle; ... ili, ... ilçesi, ... köyü ... çiftliğindeki 1681 parseldeki taşınmazın 60/720 sayılı hisse ile müvekkili adına, 22.12.2000 tarihinde cins değişikliği nedeniyle tarla vasfı ile tapuya tescil edildiğini, söz konusu taşınmaz hisselerinin ilk tescilden sonra Karayolları Genel Müdürlüğünce kara yolu inşaatına başlanılarak arsa içerisinden yol geçişi sağlandığını, belirtilen yol geçişinin kamulaştırma yapılmaksızın arsanın kamu hizmetine tahsisi suretiyle meydana geldiğini ve bu yol geçişi sebebiyle müvekkilinin arsayı kullanma imkanının hukuken var olmadığını, bu durum devam ederken davalı yanın bu kez de duble yol çalışmalarına başlayarak müvekkilinin taşınmazının diğer kısımlarını da işgal ettiğini, işgal edilen taşınmazların, sulu tarım arazisi vasfında olup, Belediye mücavir alanı içeresinde kaldığından yüksek değere sahip olduğunu, fiilen el atılan kısımların dışındaki bölümlerde de değer kaybı meydana geldiğini belirterek mahkemece belirlenecek tazminat ve ecrimisil bedelinin dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile davalı idarelerden tahsilini talep ve dava etmiştir.
II. CEVAP Davalı idare vekili cevap dilekçesinde özetle, davaya konu taşınmazlara idare tarafından fiilen el atıldığı iddiasıyla taşınmazların bedelinin ödenmesi talebiyle açılan davayı kabul etmediklerini, şuan yol olarak kullanılan yolların uzun yıllar önce yapıldığını, bu sebeple davayı kabul etmediklerini, bedele itiraz ettiklerini dava konusu taşınmazların emlak vergisine esas değerlerinin celbinden sonra mahkemece mahallinde yapılacak keşiften sonra uzman kişiler tarafından tespit edilmesini, açılan davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. III. MAHKEME KARARI Mahkemenin 06.09.2012 tarihli ve 2011/262 Esas, 2012/213 Karar sayılı kararı ile davanın kabulüne karar verilmiştir. IV. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ A. Birinci Bozma Kararı 1. Mahkemenin 06.09.2012 tarihli ve 2011/262 Esas, 2012/213 Karar sayılı kararına karşı süresi içinde davalı idare vekili temyiz isteminde bulunmuştur. 2. Dairemizce yapılan inceleme sonucunda; münavebeye esas alınan ürünlerin dava tarihi olan 2011 yılına ait resmi verileri getirtilip, bu veriler doğrultusunda taşınmazın değerinin belirlenmesi gerekirken, 2012 yılı verilerine göre değer biçen bilirkişi raporu doğrultusunda hüküm kurulması, dava konusu taşınmazın kuru tarım arazisi niteliğinde kabul edilen kısmı için niteliği dikkate alınarak kapitalizasyon faiz oranının % 5 oranında kabulü ile buna göre hesaplama yapılması gerekirken, % 4 oranında alınmak suretiyle fazlaya hükmedilmesi, dava konusu taşınmazın el atılan kısmının ne kadarının sulu, ne kadarının kuru tarım arazisi vasfında olduğu mahallinde yapılacak keşifle teknik bilirkişiler tarafından ölçülüp krokide gösterilmeden, tahmini değerlerle bedel hesaplayan bilirkişi raporuna dayanılarak eksik inceleme ile hüküm kurulması, dosyada bulunan belge ve raporlardan dava konusu taşınmazın bir kısmına yeni yol yapılmak suretiyle el atıldığı ve bu yolun 04.05.2008 tarihinde yapıldığı anlaşıldığından, bu kısımlar için ecrimisil hesabının el atma tarihi dikkate alınarak yapılması gerekirken, taşınmaza dava tarihinden 5 yıl önce el atılmış gibi hesaplama yapılarak fazlaya hükmedilmesi, davalı idarece 2008 yılında duble yol yapılmak suretiyle el atılan ve bedeline hükmedilen 83.738,00 m²lik kısmın fen bilirkişisinin krokili raporunda daha önce el atılan dava konusu olan 75050 m²lik kısımla birlikte işaretlettirilmemesi ve bu 83.783,00 m²lik kısım bakımından terkine ilişkin hüküm kurulmaması doğru görülmeyerek mahkeme kararının bozulmasına karar verilmiştir.
B. Mahkemece Bozmaya Uyularak Verilen ikinci Karar Mahkemenin 10.09.2013 tarihli ve 2013/275 Esas, 2016/101 Karar sayılı kararı ile asıl ve birleştirilen davanın kabulüne karar verilmiştir.
C. İkinci Bozma Karar 1. Mahkemenin 10.09.2013 tarihli ve 2013/275 Esas, 2016/101 Karar sayılı kararına karşı süresi içinde davalı idare vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
2. Dairemizce yapılan inceleme sonucunda; bozmadan önce tarım arazisi niteliğinde olan dava konusu taşınmazın kuru olan bölümü için metrekaresine 7,58 TL, sulu olan kısmı için ise 12,82 TL değer biçilmiş olup ilk karar davacı tarafça temyiz edilmediğinden bu hususun davalı idare lehine usuli kazanılmış hak oluşturduğu gözetilmeden bozma sonrası alınan ve taşınmazın kuru olan bölümüne 10,48 TL/m², sulu olan kısmına ise 16,71 TL/m² değer biçen bilirkişi raporu hükme esas alınmak suretiyle fazlaya hükmedilmesi, dava konusu taşınmazın yol geçirmek suretiyle el atılan bölümlerine hangi tarihlerde el atıldığı taraflardan delilleri sorulmak suretiyle ayrı ayrı tespit edilerek bu doğrultuda ecrimisil hesabı yapılması için bilirkişi kurulundan ek rapor alınması gerektiği gözetilmeden, tüm bölümler için el atma tarihi 2008 kabul edilerek ecrimisil hesabı yapan bilirkişi raporu doğrultusunda eksik inceleme ile karar verilmesi, dava konusu taşınmazın 04.11.1983 tarihinden önce el atılan bölümleri yönünden vekâlet ücretinin maktu olarak hüküm altına alınması gerektiğinin düşünülmemesi doğru görülmeyerek mahkeme kararının bozulmasına karar verilmiştir. D. Mahkemece Bozmaya Uyularak Verilen Üçüncü Karar Mahkemenin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile asıl ve birleştirilen davanın kabulüne karar verilmiştir.
V. TEMYİZ A. Temyiz Yoluna Başvuran Mahkemenin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde taraf vekilleri temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri 1. Davacılar vekili temyiz dilekçesinde özetle asıl ve birleştirilen davalar için ayrı ayrı hüküm kurulması gerektiğini, maktu vekâlet ücretine hükmedilmesinin hatalı dolduğunu ileri sürerek kararın bozulmasını istemiştir.
2. Davalı idare vekili temyiz dilekçesinde özetle; dava konusu taşınmaza 1956 yılından önce el atıldığından davanın reddine karar verilmesi gerektiğini ileri sürerek kararın bozulmasını talep etmiştir.
C. Gerekçe 1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Uyuşmazlık, tapu maliki davacılar ile davalı idare arasındaki kamulaştırmasız el atılan taşınmaz bedelinin tahsili ve ecrimisil hususundadır.
3. Değerlendirme 1. Mahkemelerin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun geçici 3 üncü maddesinin atfıyla 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu'nun 26.09.2004 tarihli ve 5236 sayılı Kanun'la yapılan değişiklikten önceki 428 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
2. Asıl ve birleştirilen davada dava konusu aynı olup dava konusu taşınmaza 1983 yılından önce el atıldığından maktu vekâlet ücretine hükmedilmesinde bir isabetsizlik bulunmamaktadır .
3.Temyizen incelenen mahkeme kararının bozmaya uygun olduğu, kararda ve kararın gerekçesinde hukuk kurallarının somut olaya uygulanmasında bir isabetsizlik bulunmadığı, bozma ile kesinleşen ve karşı taraf yararına kazanılmış hak durumunu oluşturan yönlerin ise yeniden incelenmesine hukukça imkân bulunmadığı anlaşılmış olup davalı idare vekilinin tüm, davacılar vekilinin aşağıdaki paragrafın kapsamı dışında temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
4. Hükmedilen ecrimisil bedeli yönünden karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesinin 13 üncü maddesinin birinci ve ikinci fıkraları uygulanmak suretiyle vekâlet ücretine hükmedilmesi gerektiğinin düşünülmemesi bozmayı gerektirir.
Ne var ki bu yanılgının giderilmesi yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden mahkeme kararının düzeltilerek onanmasına karar verilmiştir.
VI. KARAR Açıklanan sebeple; 1.Davalı idare vekilinin tüm, davacılar vekilinin diğer temyiz itirazlarının reddine,
2. Davacılar vekilinin temyiz itirazlarının kısmen kabulü ile Mahkeme kararının hüküm fıkrasına ayrı bir bent olarak " Ecrimisil bedeli yönünden 11.582 TL vekâlet ücretinin davalı idareden alınarak davacılara verilmesine" cümlesi yazılması suretiyle DÜZELTİLEREK ONANMASINA,
Davacılardan peşin alınan temyiz harcının istenildiğinde iadesine, davalı idare harçtan muaf olduğundan harç alınmasına yer olmadığına,
07.05.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.