Yargıtay · 5. Hukuk Dairesi
Yargıtay 5. Hukuk Dairesi 2025/1511 E. 2025/12439 K.
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 5. Hukuk Dairesi
- Esas No
- 2025/1511
- Karar No
- 2025/12439
- Karar Tarihi
MAHKEMESİ: Antalya Bölge Adliye Mahkemesi 5. Hukuk Dairesi SAYISI: 2023/868 Esas, 2024/1894 Karar KARAR: Düzeltilerek yeniden esas hakkında verilen karar İLK DERECE MAHKEMESİ: Antalya 3. Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI: 2021/1236 Esas, 2022/920 Karar
Taraflar arasındaki kamulaştırmasız el atılan taşınmaz bedelinin tahsili istemine ilişkin davada yapılan yargılama sonucunda, İlk Derece Mahkemesince davanın kabulüne karar verilmiştir.
Kararın taraf vekillerince istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince istinaf başvurularının kabulü ile İlk Derece Mahkemesi kararı kaldırılarak, düzeltilerek yeniden esas hakkında hükküm kurulmak suretiyle davanın kabulüne karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı taraf vekillerince temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda; Miktar veya değeri kesinlik sınırını geçmeyen davalara ilişkin nihai kararlar, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 362 nci maddesi uyarınca temyiz edilemez. Temyize konu edilen miktarın kesinlik sınırının altında kalması hâlinde anılan Kanun’un 366 ncı maddesi atfıyla aynı Kanun’un 352 nci maddesinin birinci fıkrasının (b) bendi uyarınca temyiz dilekçesinin reddine karar vermek gerekir.
Davalılar ... ve ...'a ilişkin olarak hüküm altına alınan bedel Bölge Adliye Mahkemesinin karar tarihi itibarıyla kesinlik sınırı olan 378.290,00 TL'nin altında kaldığından, taraf vekillerinin temyiz dilekçesinin reddine karar vermek gerekmiştir. Davalılardan ... yönünden gerekli şartları taşıdığı anlaşılan taraf vekillerinin temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA Davacılar vekili dava dilekçesinde özetle; Antalya ili, ..., Mahallesi 42 52... parsel sayılı taşınmazda davacılar paylarının bulunduğunu, taşınmazın imar planında açık spor tesis alanı olarak planlandığını, taşınmazın bir kısmına davalı tarafından asfalt döküldüğünü belirterek el atılan taşınmazdaki davacılara ait payların bedelinin davalı idareden tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP Davalı idare vekili cevap dilekçesinde özetle; davacı tarafın belirsiz alacak davası açtığını, belirsiz alacak davasının yargılamaya konu olay gibi belirlenebilir, öngörülebilir tazminat taleplerinde mümkün olmadığını, davacının uygulanmasını talep ettiği faiz türünün hukuki olmadığını, dava konusu taşınmazın 1/1000 ölçekli Uygulama İmar Planında "Açık Spor Tesis Alanı” olarak planlı olup, imar durumunu gösterir onaylı imar planı örneğinin dilekçe ekinde sunulduğunu, yürürlükte bulunan 1/1000 ölçekli Uygulama İmar Planında "Açık Spor Tesis Alanı" olarak planlanan dava konusu parselde, maliklerinin talebi doğrultusunda Planlı Alanlar İmar Yönetmeliği'nin 61 inci maddesine göre müvekkili Belediye tarafından yapı ruhsatı düzenlenebileceğini, kabul anlamına gelmemekle birlikte davada görevli yargı yerinin idari yargı olduğunu, dava konusu taşınmazlara imar planında ayrılma amacına yönelik fiilen el atılmadığını, davanın husumet yönünden reddi gerektiğini, dava konusu taşınmazın Gençlik ve Spor Bakanlığı tarafından kamulaştırılacak alanlardan olup bu bakımdan müvekkil Belediye'ye husumet yöneltilemeyeceğini, davalı ... tarafından dava konusu taşınmazların imar planında ayrılma amacına yönelik işlem yapılmadığını, davalı ... tarafından dava konusu taşınmaza fiilen el atılmadığını, dava konusu taşınmazın imar planında ayrılma amacına yönelik yapı, bina ve herhangi bir işlem yapılmadığını, bu nedenle ecrimisil talebinin de reddi gerektiğini belirterek, haksız ve dayanaksız davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI 1.İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davanın kabulüne karar verilmiştir. 2. İlk Derece Mahkemesinin 03.01.2023 tarihli ek kararı ile davalı idare vekilinin tavzih talebinin kabulü ile harcın ve davacılar vekili yararına hükmedilen vekâlet ücretinin maktu olması gerektiğinden hükmün tavzihine karar verilmiştir.
3. İlk Derece Mahkemesinin 13.01.2023 tarihli ek kararı ile davacılar vekilinin tavzih talebinin kabulü ile önceki tavzih kararlarının kaldırdırılmasına, davalı idare harçtan muaf olduğundan aleyhine harca hükmedilmemesine, davacı tarafça yatırılan harcın karar kesinleştiğinde ve talep halinde davacıya iadesine, nispi olarak hesaplanan vekâlet ücretinin davalı idareden alınarak davacı tarafa ödenmesine karar verilmiştir. IV. İSTİNAF A. İstinaf Yoluna Başvuranlar İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına ve ek kararına karşı süresi içinde taraf vekilleri istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B. İstinaf Sebepleri 1.Davacılar vekili istinaf dilekçesinde özetle; İlk Derece Mahkemesi kararını aleyhe olan tüm yönleri bakımından istinaf ettiklerini, taşınmaza az değer biçildiğini, müvekkili lehine hükmedilen vekâlet ücretinin de nispi olması gerektiğini ileri sürerek kararın kaldırılmasına talep etmiştir. Davacılar vekili 13.01.2023 tarihli ek karara karşı sunduğu istinaf dilekçesinde ise özetle; önceki istinaf sebeplerini tekrarlayarak 2942 sayılı Kamulaştırma Kanunu'na (2942 sayılı Kanun) 16.11.2022 tarihli ve 7421 sayılı Kanun'un 5 inci madddesi ile eklenen Ek Madde 4 gereği mahkeme harçları maktu hale gelmiş olduğundan maktu harç dışında yatırdıkları harçların (peşin harç 512,33TL ve ıslah harcı 22.270,00TL olmak üzere toplamda 22.782,33TL) hemen iadesi gerekirken, kararın kesinleşmesinden sonra iadesine karar verilmesinin de hukuka aykırı olduğunu belirterek kararın kaldırılmasına karar verilmesini talep etmiştir.
2. Davalı idare vekili istinaf dilekçesinde özetle; harç ve vekâlet ücretinin maktu alınması gerektiğini, dava konusu 42 52... parsel sayılı taşınmazın 1/1000 ölçekli Uygulama İmar Planında açık spor tesis alanı olarak planlı olduğunu, imar planında spor tesis alanı olarak planlanmış olmasının davacının kullanımını sınırlandırmadığını, müvekkili Belediye tarafından dava konusu taşınmaza fiilen el atmanın olmadığını, Planlı Alanlar İmar Yönetmeliği'nin 61 inci maddesine göre müvekkili belediye tarafından yapı ruhsatı verilebileceğini, uygulama imar planı notları incelendiğinde; açık spor tesislerinde, açık ve kapalı otoparkları ile seyirci ve sporcuların ihtiyaçlarına yönelik büfe, lokanta, pastane, çayhane ve spor faaliyetlerine ilişkin ticari ünitelerin yer alabileceğinin anlaşılacağını, bu durumda; imar planında açık spor tesis alanı olarak belirlenen dava konusu taşınmazın malikleri tarafından başvurulması halinde özel mülkiyete tabi yapı yapılması imkanı bulunduğundan anılan taşınmazın imar planındaki kullanım kararına göre tazminatı gerektirir mağduriyetin ve mülkiyet hakkının süresi belirsiz bir zaman diliminde kısıtlanması durumunun gerçekleşmediğini, taşınmaza müvekkili belediye tarafından fiilen ve hukuken el atılmadığını, davacıların tasarruf hakkının da kısıtlanmadığını, ayrıca davanın husumet yönünden reddi gerektiğini, dava konusu taşınmaz Gençlik ve Spor Bakanlığı tarafından kamulaştırılacak alanlardan olup bu bakımdan müvekkili belediyeye husumet yöneltilemeyeceğini, kamu tesis alanlarının, kurumların ihtiyaçları doğrultusunda değil halkın ihtiyacı doğrultusunda oluşturulduğunu, kaldı ki imar planları yapılırken kurumlara sorulmaması külfetinin ilçe belediyelerine yüklenemeyeceğini, imar planlarında ana tahsis kararlarının ... planları yapılırken belirlendiğini, bu planları yapma yetkisinin Büyükşehir Belediyesine ait olduğunu, Büyükşehir Belediyesi kurumlara sormamışsa husumetin Büyükşehir Belediyesine yöneltilmesi gerektiğini belirterek kararın kaldırılmasına karar verilmesini talep etmiştir.
C. Gerekçe ve Sonuç Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davaya konu taşınmazın arsa vasfında olduğu kabul edilerek 2942 sayılı Kanun'un 11 inci maddesinin birinci fıkrasının (g) bendi uyarınca emsal karşılaştırması yapılarak değer biçilmesinde yöntem olarak bir isabetsizlik görülmemiş; ancak taşınmaza fiilen el atılmış olması ve Yargıtay 5. Hukuk Dairesinin 28.09.2023 tarihli ve 2023/7138 Esas, 2023/8034 Karar sayılı kararı gözetildiğinde, 7421 sayılı Kanun'un 5 inci maddesi ile 2942 sayılı Kanun'a ek 4 üncü maddesinin üçüncü fıkrasının eldeki dava yönünden uygulanmasının mümkün olmadığı anlaşıldığından, hüküm altına alınan değer üzerinden nispi harca ve davacı yararına nispi vekâlet ücretine hükmedilmesi gerektiği, İlk Derece Mahkemesince verilen 29.11.2022 tarihli hükümde de bu şekilde karar verildiği, ancak 6100 sayılı Kanun'un 305/2 nci maddesindeki yasal düzenlemeye aykırı şekilde 03.01.2023 tarihli tavzih kararında hükmün 4 ve 6 nolu bentleri kaldırılarak, yerine maktu harca ve maktu vekâlet ücretine karar verilmiş olması, daha sonra da 2. Kez verilen tavzih kararında bu kez davacı lehine hükmedilen vekâlet ücretinin, asıl hükümde olduğu gibi tekrar nispi vekâlet ücretine çevrilmesi ve ayrıca davalı ... harçtan muaf olmadığı hâlde, davalı idarenin harçtan muaf olduğundan bahisle harç alınmasına yer olmadığına karar verilmiş olması doğru görülmeyerek davacılar vekili ve davalı vekilinin istinaf başvurusunun, resen gözetilmesi gereken kamu düzenine ilişkin sebeplerden dolayı kabulü ile İlk Derece Mahkemesi kararı kaldırılarak düzeltilerek yeniden esas hakkında hüküm kurulmuştur.
V. TEMYİZ A. Temyiz Yoluna Başvuranlar Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde taraf vekilleri temyiz isteminde bulunmuştur. B. Temyiz Sebepleri 1.Davacılar vekili temyiz dilekçesinde özetle; istinaf dilekçesinde ileri sürdüğü hususları tekrar ederek kararın bozulmasını istemiştir. 2. Davalı idare vekili temyiz dilekçesinde özetle; istinaf dilekçesinde ileri sürdüğü hususları tekrar ederek kararın bozulmasını talep etmiştir.
C. Gerekçe 1. Uyuşmazlık ve Hukukî Nitelendirme Uyuşmazlık, kamulaştırmasız el atılan taşınmazın değerinin biçilmesi ve bedelinin idareden tahsili istemine ilişkindir.
2. Değerlendirme 1. Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun'un 371 inci maddesi ile 369 uncu maddesinin birinci fıkrasında yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
2. Arsa niteliğindeki dava konusu taşınmaza emsal incelemesi yapılarak değer biçilmesinde ve alınan rapora göre tespit edilen bedelin davalı idareden tahsiline karar verilmesinde bir isabetsizlik görülmemiştir.
3. Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve isat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup, temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; A. Taraf Vekillerinin Davacılar ... ve... İlişkin Temyizi Yönünden; Taraf vekillerinin temyiz dilekçelerinin miktar yönünden REDDİNE, B. Taraf Vekillerinin Davacı ... İlişkin Temyizi Yönünden; Taraf vekillerinin yerinde görülmeyen tüm temyiz itirazlarının reddi ile usul ve kanuna uygun Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA, Davacıdan peşin alınan temyiz harcının Hazineye irat kaydedilmesine, davalı idareden aşağıda yazılı kalan harcın alınarak Hazineye irat kaydedilmesine, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 07.10.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.