Yargıtay · 5. Hukuk Dairesi

Yargıtay 5. Hukuk Dairesi 2025/15000 E. 2026/10247 K. – Kamulaştırması

Konu: Kamulaştırmasız El Atılan Taşınmaz Bedelinin Tahsili

Mahkeme
Yargıtay
Daire
5. Hukuk Dairesi
Esas No
2025/15000
Karar No
2026/10247
Karar Tarihi
Konu
Kamulaştırmasız El Atılan Taşınmaz Bedelinin Tahsili

MAHKEMESİ: Antalya Bölge Adliye Mahkemesi 5. Hukuk Dairesi SAYISI : 2023/2489 Esas, 2025/1015 Karar KARAR : Usulden ret/ Esastan ret İLK DERECE MAHKEMESİ: Alanya 2. Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2022/469 Esas, 2023/395 Karar

Taraflar arasındaki kamulaştırmasız el atılan taşınmaz bedelinin tahsili davasında yapılan yargılama sonunda davanın kabulüne karar verilmiştir.

Kararın davalı idareler vekilleri tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince Bölge Adliye Mahkemesince davalı ... vekilinin başvurusunun usulden reddine, davalı ... vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.

Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı idareler vekillerince temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda,

Temyizdeki parasal sınırların uygulanmasına ilişkin 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) Ek-1 inci maddesine 14.11.2024 tarihinde yürürlüğe giren, 7531 sayılı Kanun'un 22 nci maddesi ile “İstinaf ve temyiz kanun yoluna başvuruda esas alınan parasal sınırda yeniden değerleme nedeniyle meydana gelen artış, bölge adliye mahkemesinin kaldırma veya Yargıtayın bozma kararları üzerine yeniden verilen kararlar hakkında uygulanmaz, ilk karar tarihinde geçerli olan parasal sınırlar esas alınır." şeklinde üçüncü fıkra eklenmiş, akabinde bu fıkra 04.06.2025 tarihinde yürürlüğe giren 7550 sayılı Kanun'un 20 nci maddesi ile yürürlükten kaldırılmış ve aynı Kanun ile 6100 sayılı Kanun'un Ek-1 inci maddesinin ikinci fıkrası "200 üncü ve 201 inci maddelerdeki parasal sınırların uygulanmasında hukuki işlemin yapıldığı, 341 inci, 362 nci ve 369 uncu maddelerdeki parasal sınırların uygulanmasında davanın açıldığı tarihteki miktar esas alınır." şeklinde değiştirilmiştir.

Dosya içeriğine göre; davalı ... aleyhine hüküm altına alınan ve temyize konu edilen miktar Bölge Adliye Mahkemesinin karar tarihi itibari ile kesinlik sınırı olan 107.090,00 TL’nin altında kalmaktadır.

Bu nedenle ... vekilinin temyiz dilekçesinin reddine karar verildikten sonra, gerekli şartları taşıdığı anlaşılan davalı ... vekilinin temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

I. DAVA Davacılar vekili dava dilekçesinde özetle; dava konusu Antalya ili, ..., ... Mahallesi 2 81... parsel sayılı taşınmazda müvekkillerinin paydaş olduklarını, taşınmazın 1. Derecede sit alanı olduğunu, ayrıca ... tarafından taşınmaza teleferik yapılmak suretiyle fiilen el atıldığını belirterek fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak üzere kamulaştırmasız el atma tazminatının davalı idarelerden tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.

II. CEVAP 1.Davalı ... vekili cevap dilekçesinde özetle; davanın reddini talep etmiştir.

2.Davalı ... vekili cevap dilekçesinde özetle; davanın reddini talep etmiştir.

III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davanın kabulüne ve el atma tazminatının davalı idareden tahsil edilerek davacılara ödenmesine karar verilmiştir.

IV. İSTİNAF A. İstinaf Yoluna Başvuranlar İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı idareler vekilleri istinaf başvurusunda bulunmuştur.

B. İstinaf Sebepleri 1.Davalı ... vekili istinaf dilekçesinde özetle; ek dava olarak açılan eldeki davada faizin ilk dava tarihinden itibaren başlatılması gerektiğini, vekâlet ücretinin maktu olarak belirlenmesi gerektiğini, taşınmaz bedelinin çok yüksek belirlendiğini, taşınmaz sit alanı olduğundan yüksek yapı yapılamayacağını teleferik hattının taşınmazın değerine etkisi bulunmadığını belirterek re'sen gözetilecek sebeplerle de kararın kaldırılmasına karar verilmesini talep etmiştir.

2.Davalı ... vekili istinaf dilekçesinde özetle; taşınmazın Antalya Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Bölge Kurulunun 31.03.2006 tarih ve 941 sayılı kararı ile sınırları revize edilen Alanya Kalesi I. Derece Arkeolojik, Tarihi ve Kentsel Sit Alanı ile Doğal Sit Alanı içinde kalmakta olduğunu, Antalya Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Bölge Kurulunun 14.06.2011 tarih ve 5255 sayılı kararıyla alanın sınırlarının sayısallaştırılarak son şeklini aldığını, parsele Antalya Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Bölge Kurulunun 10.11.2006 tarih ve 1313 sayılı kararı ile "Doğal karakteri korunacak alan" kararı getirildiğini, Antalya Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Kurulunun 23.07.1999 tarih ve 4308 sayılı kararı ile onaylanan Alanya Kalesi Koruma Amaçlı İmar Planı plan kararlarının 2.2.1, 2.2.2. ve 2.2.3 maddesinde belirtilen hükümlerinin geçerli olduğunun belirtildiğini, ayrıca Antalya Kültür Varlıklarını Koruma Bölge Kurulu Müdürlüğü'nün 02.12.2022 tarih ve 3214974 sayılı yazısı ekinde iletilen Antalya Kültür Varlıklarını Koruma Bölge Kurulu'nun 18.10.2016 tarih ve 5463 sayılı kararı ile Antalya ili, ..., Alanya Kalesi 1. Derece Arkeolojik-Doğal-Tarihi-Kentsel Sit Alanı ile Etkileme Geçiş Alanında, Kurulun 04.04.2016 tarih ve 4729 sayılı kararıyla uygun bulunan 1/5000 ölçekli Koruma Amaçlı ... Planı Revizyonu ile 1/1000 ölçekli Koruma Amaçlı Uygulama İmar Planı değişikliğinde teleferik alt istasyonunun bulunduğu alanda planın Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı tarafından onaylanması sürecinde yapılan değişikliklerin kıyı mevzuatından kaynaklı ve yapılacak olan uygulamaları etkilemeyeceği anlaşıldığından, 1/5000 ölçekli Koruma Amaçlı ... Planı Revizyonu ile 1/1000 ölçekli Koruma Amaçlı Uygulama İmar Planı değişikliğinin uygun bulunduğuna karar verildiğini, taşınmazın fiili durumuna bakıldığında Alanya Müzesi Müdürlüğü ile yapılan şifahi görüşmede taşınmazın makilik, zeytinlik ve doğal kaya ile kaplı olduğu ve üzerinde Bakanlıklarınca yapılan herhangi bir fiili uygulama bulunmadığının bildirildiğini, bir taşınmazın sit alanı olarak ilan edilen alanda yer almasının maliklerin mülkiyet hakkından yoksun bırakıldığı ya da mülkiyet hakkının mutlak olarak kısıtlandığı anlamına gelmediğini, 2863 sayılı Kanun'un 11 inci maddesinde "…Taşınmaz kültür...varlıklarının malikleri bu varlıkların bakım ve onarımlarını Kültür ve Turizm Bakanlığının bu Kanun uyarınca bakım ve onarım hususunda vereceği emir ve talimata uygun olarak yerine getirdikleri sürece, bu Kanunun bu konuda maliklere tanıdığı hak ve muafiyetlerden yararlanırlar...Malikler bu varlıkların üzerindeki mülkiyet haklarının tabii icabı olan ve bu Kanunun hükümlerine aykırı bulunmayan bütün yetkilerini kullanabilirler..." denilerek, maliklerin 2863 sayılı kanuna aykırı olmayan mülkiyet haklarından faydalanabileceklerinin açıkça belirtildiğini, taşınmazın alım-satımında herhangi bir kısıtlama bulunmadığını, maliklerin herhangi bir kurumdan izin almadan satış, miras vb. gibi mülkiyet hakkının ... öğelerinden yararlanacaklarını, Anayasa'nın 35 inci maddesinde mülkiyet haklarının özel kanunlarla kısıtlanabileceğinin hükme bağlandığını, dolayısı ile taşınmazın bulunduğu alanın 1. Derece Arkeolojik Sit Alanı olarak tescil edilmesinin Anayasa'nın mülkiyet hakkının kamu yararı amacıyla ve kanunla sınırlanabileceğini düzenleyen 35 inci maddesi uyarınca 2863 sayılı Kanundan kaynaklanan bir durum olduğunu, dava konusu taşınmazın Bakanlıklarınca herhangi bir kamu ihtiyacına tahsis edilmediğini, umumi hizmetlere, resmi kurumlara ayrılmadığını, kamu hizmetine ait olduğuna dair herhangi bir belirtme konulmadığını, kamu yararı gözetilerek Anayasa ve kanunlar uyarınca getirilen inşaat yasağı ile uygulama imar planlarıyla kamu hizmetine tahsis edilen alanların birbirinden farklı olduğunu, sit alanlarının amacı ya da kapsamının taşınmazları kamu hizmetine ayırmak olmadığını, uygulama imar planlarıyla koruma amaçlı imar planı kavramlarının birbirine karıştırılmaması gerektiğini, idarelerce yeterli ödenek temin edilmeden kamulaştırma işlemlerine başlanamayacağını, taşınmaza ilişkin açıklanan olaylar, mahkeme kararları, mevzuat hükümleri, Bakanlıklarınca taşınmaza hukuki ya da fiili hiçbir biçimde el atılmadığı ve taşınmazın trampasının talep edilmesi halinde trampaya ilişkin işlemlerin Bakanlıkları Kültür Varlıkları ve Müzeler Genel Müdürlüğünce değerlendirilebileceği hususlarının göz önünde bulundurulması, ayrıca alanın aynı zamanda doğal sit alanı olması nedeniyle Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı'nın hasım mevkiine alınması gerektiğini belirterek re'sen gözetilecek sebeplerle de öncelikle davanın husumetten reddine aksi takdirde davanın esastan reddine karar verilmesini talep etmiştir. C. Gerekçe ve Sonuç Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davalı ... vekilinin istinaf dilekçesinin kesinlik nedeniyle usulden reddine; davalı ... vekilinin istinaf başvurusu yönünden ise davaya konu Antalya ili, ..., ... Mahallesi 2 81... parsel sayılı taşınmaz bahçe ve kısmen kayalık niteliği ve 7.505,00 m² yüzölçümü ile tapuda kayıtlı olup taşınmazın tapu kaydında korunması gerekli kültür varlığı ve doğal karakteri korunacak alanda kaldığına ilişkin şerhlerin mevcut olduğu, ... Plan ve proje müdürlüğünce gönderilen cevabi yazıya göre davaya konu taşınmazın Alanya Kalesi 1. Derece Arkeolojik-Doğal-Tarihi-Kentsel Sit Alanı içinde 1/1000 ölçekli Uygulama İmar Planı kapsamında kaldığı, taşınmazın iskana yasaklı bölgede bulunduğu, davalı ... vekili tarafından dilekçe ekinde sunulan Antalya Kültür Varlıklarını Koruma Bölge Kurulu kararları ve plan kararları incelendiğinde; taşınmaza gezi ve seyir amaçlı olsa dahi insan girişine izin verilmeyeceği, bitki örtüsünün mevcut yapısıyla korunacağı, bitkilerin formuyla ilgili müdahale yapılmayacağı, alanın sınırlarına yangın hidratları tesis edileceği belirtilmiş olup aynı taşınmazla ilgili Dairenin 12.07.2024 tarihli ve 2024/1288 Esas, 2024/1365 Karar sayılı ilamında da belirtildiği üzere taşınmaza kamulaştırmasız el atma olgusunun gerçekleştiği, sorumluluğun davalı idareye ait olduğu belirtilerek taşınmazın arsa vasfında olduğu kabul edilerek emsal araştırma yöntemi ile değerinin tespiti yoluna gidilmesinde yöntem olarak isabetsizlik bulunmadığı gerekçesiyle davalı ... vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.

V. TEMYİZ A. Temyiz Yoluna Başvuranlar Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı ... vekili temyiz isteminde bulunmuştur.

B. Temyiz Sebepleri Davalı ... vekili temyiz dilekçesinde özetle; istinaf dilekçesinde ileri sürdüğü sebepleri tekrar etmiştir.

C. Gerekçe 1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Uyuşmazlık, ... olarak davacı tapu malikleri ile davalı idareler arasında kamulaştırmasız el atılan taşınmazın değerinin biçilmesi ve bedelinin tahsili hususundadır.

2. Değerlendirme 1. Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun’un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.

2. Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukukî ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre davalı idare vekilinin aşağıdaki paragrafın kapsamı dışındaki temyiz dilekçesinde ileri sürdüğü nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.

3. Dava konusu taşınmazın Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Genel Müdürlüğünce 1. Derecede Arkeolojik Sit alanı olarak tespit edilmiş ise de dosya içindeki delil ve belgelere göre, taşınmaza davalı idarece fiilen el atılmadığı anlaşılmıştır.

4. Somut olayda; 26.11.2022 tarihli ve 32025 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren 7421 sayılı Kanun'un 3 üncü maddesi ile 2942 sayılı Kamulaştırma Kanunu'nun (2942 sayılı Kanun) Ek-1 inci maddesinin birinci fıkrasının uygulama yeri bulunmadığı, taşınmazın sit alanı olarak ilan edilmesi Anayasa'nın mülkiyet hakkının kamu yararı amacıyla ve kanunla sınırlanabileceğini düzenleyen 35 inci maddesi uyarınca 2863 sayılı Kanun'dan kaynaklanan bir durum olup, davalı idarenin mülkiyet hakkını ortadan kaldıran bir işlem niteliğinde olmadığı, 2863 sayılı Kanun'un 11inci maddesinin ikinci fıkrasında; maliklerin bu varlıkların üzerindeki mülkiyet haklarının tabii icabı olan ve bu Kanun'un hükümlerine aykırı bulunmayan bütün yetkilerini kullanabilecekleri de düzenlendiği, aynı Kanun'un 15 inci maddesinin (f) bendi '' Sit alanı ilan edilen ve 1/1000 ölçekli onanlı koruma amaçlı imar planında kesin inşaat yasağı getirilen korunması gerekli taşınmaz kültür ve tabiat varlıklarının bulunduğu parseller, (…) başka Hazine arsa veya arazileri ile müstakil veya hisseli olarak değiştirilebilir. Sit alanı ilan edildiği tapu kütüğüne şerh edilen taşınmazları, miras ve ölüme bağlı tasarruflar dışında, sonradan edinenlerin talepleri değerlendirilmez'' hükmü gereğince de sit alanlarının davalı idarece kamulaştırılmasının zorunlu olmadığı, davacının Kanun'dan kaynaklanan takas haklarının kullanamamalarının yine yasal mevzuattan kaynaklandığı, bu durumda, dava konusu taşınmaza kamulaştırmasız el atıldığından söz edilmesi mümkün olamayacağından, davanın reddine karar verilmesi gerekirken kabulüne karar verilmesi bozmayı gerektirir.

VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; A.Davalı ... Vekilinin Temyizi Yönünden; Davalı ... vekilinin temyiz dilekçesinin miktardan REDDİNE,

B. Davalı ... Bakanlığ Vekilinin Temyizi Yönünden; 1.Davalı ... Bakanlığ vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile temyiz olunan İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının ORTADAN KALDIRILMASINA,

2. İlk Derece Mahkemesi kararının BOZULMASINA,

Davalı ... Başkanlığından peşin alınan temyiz harcının istenildiğinde iadesine,

Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,

03.06.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Atıf: Yargıtay 5. Hukuk Dairesi, E. 2025/15000, K. 2026/10247, T. 03.06.2026, www.arakarar.com/karar/yargitay-5-hukuk-dairesi-2025-15000-e-2026-10247-k-232c84b649dc