Yargıtay · 5. Hukuk Dairesi

Yargıtay 5. Hukuk Dairesi 2025/14999 E. 2026/5152 K.

Mahkeme
Yargıtay
Daire
5. Hukuk Dairesi
Esas No
2025/14999
Karar No
2026/5152
Karar Tarihi

MAHKEMESİ : Antalya Bölge Adliye Mahkemesi 5. Hukuk Dairesi SAYISI : 2023/2474 Esas, 2025/941 Karar KARAR : Esastan ret İLK DERECE MAHKEMESİ : Antalya 7. Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2023/299 Esas, 2023/573 Karar

Taraflar arasındaki 4650 sayılı Kanun'la değişik 2942 sayılı Kamulaştırma Kanunu'nun (2942 sayılı Kanun) 10 uncu maddesine dayanan kamulaştırma bedelinin tespiti ve kamulaştırılan taşınmazın tapudan yol olarak terkini davasında yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın kabulüne karar verilmiştir.

Kararın taraf vekillerince istinaf edilmesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesince başvuruların esastan reddine karar verilmiştir.

Bölge Adliye Mahkemesi taraf vekillerince temyiz edilmekle; süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

I. DAVA Davacı idare vekili dava dilekçesinde özetle; Antalya Kuzey Çevre yolu projesi kapsamında yol inşaat ve emniyet sahası tesis etmek amacıyla Antalya ili, ..., ... Mahallesi 89 09... parsel sayılı taşınmazın kamulaştırılması için karar alındığını, uzlaşma görüşmelerinin sonuçsuz kaldığını, bu nedenle dava konusu taşınmazda davalıların hisselerinin bedelinin tespiti ve taşınmazın tapudan yol olarak terkinine karar verilmesini talep etmiştir.

II. CEVAP Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle, dava konusu taşınmazın Antalya Büyükşehir Belediye sınırları içerisinde ve şehrin en güzide bölgelerinden birinde bulunduğunu, 1/1000 ölçekli Uygulama İmar Planına göre akaryakıt ve servis istasyonu ve garaj alanı olarak planlı alanda kaldığını, üzerine akaryakıt servis istasyonu ve ticari birimler gibi benzeri yapılar inşa edilebileceğini, Antalya-Kemer yoluna cephesinin olduğunu, bu nedenle piyasa rayiç değerinin hesaplanması gerektiğini, yapılan kısmi kamulaştırma nedeniyle kamulaştırılmayan alanda meydana gelecek olan değer kaybının da hesaplanması gerektiğini savunmuştur.

III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davanın kabulüne karar verilmiştir.

IV. İSTİNAF A. İstinaf Yoluna Başvuranlar İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde taraf vekilleri istinaf başvurusunda bulunmuştur.

B. İstinaf Sebepleri 1. Davacı idare vekili istinaf dilekçesinde özetle; kamulaştırma faizini düzenleyen 2942 sayılı Kanun’un 10 uncu maddesinin dokuzuncu fıkrasının Anayasa Mahkemesinin 05.04.2023 tarihli ve Esas 2022/83, 2023/69 Karar sayılı kararı ile iptal edildiğinden hükmedilen kamulaştırma faizinin dayanağı kalmadığını, müvekkili idare lehine vekâlet ücretine hükmedilmesi gerekirken aksine karar verilmesinin hukuka aykırı olduğunu, karara dayanak alınan bilirkişi raporunda da hatalı yönler bulunduğunu, alınan son raporda metrekare değerinin artırıldığını, iki farklı değerin bulunmasının çelişki oluşturduğunu, emsal taşınmazın dava konusu taşınmazla hiçbir benzer nitelik ve özelliği olmadığını, emsal taşınmazın yüzölçümünün küçük olduğunu, yapılan satış işleminde de küçük bir payın devredildiğini, emsal olma niteliği bulunmadığını, özel amaçlı satış kapsamında kaldığını, emsal taşınmaz dava konusu taşınmazdan çok daha değerli konumdayken eşit değerde olduğunun ileri sürülmesinin kabul edilemez olduğunu, emsal taşınmazın belediyeye, çarşıya, adliyeye, sosyal tesislere daha yakın konumda bulunduğunu, kıyaslama kriterlerinde gösterilen gerek parselin büyüklüğü, gerek konum ve çevresel gelişmişlik durumu ve gerekse vergi değerleri bakımından dava konusu parselin emsal parselle kıyaslanamayacağını belirterek kararın kaldırılmasına karar verilmesini talep etmiştir.

2. Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; taşınmazın konumu ve emsal değerler esas alındığında, taşınmaz değerinin dava tarihinde 50.000 TL/m²nin üzerinde olduğunu, taşınmaz için tespit edilmiş olan 11.283,67 TL/m² birim değerin hatalı ve eksik olduğunu, uzun yargılama süresi ve kamulaştırma bedelinin hissedilir derecede değer kaybına uğramış olmasının dikkate alınmadığını, davanın açıldığı tarih ile kamulaştırma bedellerin ödendiği ve ödeneceği tarihler arasındaki yargılama süresinde uğradığı değer kaybının tespit edilmesi gerektiğini, her ne kadar eldeki dava 18.10.2021 tarihinde açılmış ise de dava konusu taşınmazın kamulaştırılmasına 2015 yılında karar verilerek o tarihte fiili olarak el atıldığını, bir başka ifadeyle kamulaştırma bedelinin yaklaşık 8 yıl sonra ödendiğini, bedelin Anayasa'nın 46 ncı maddesindeki, gerçek karşılık ifadesini karşılamadığını, emsal taşınmazın uygun emsal olmadığını, yapılan kısmi kamulaştırma nedeniyle kamulaştırılmayan alanda meydana gelen gerçek değer kaybının hesaplanması gerektiğini, bilirkişi raporunda arta kalan parselin cephe oranının genişlediğini belirttiklerini, kamulaştırma öncesinde yola sıfır cephe olan taşınmazın, kamulaştırma sonrasında yapılan kavşak, viyadük ve yol sebebiyle yola sıfır kalmadığını, yol ile arasında kot/yükseklik farkı bulunan, yolu kullanan bir aracın veya yayanın doğrudan erişim sağlayamayacağı bir taşınmaz haline geldiğini, bilirkişi heyetinin incelemelerini harita üzerinden yaptığını, kısmi kamulaştırmadan arta kalan 5 sayılı parselin hem alanının küçüldüğünü, belirli faaliyetleri sürdürmekten, projeleri gerçekleştirmekten mahrum kaldığını hem de ana yollara olan tüm cephelerini kaybettiğini, sadece yan yollara cephe bir taşınmaz halini aldığını belirterek resen dikkate alınacak sebeplerle de kararın kaldırılmasına ve gerçek kamulaştırma bedelinin belirlenmesi için dosyanın yeniden karar verilmek üzere mahkemesine iadesine karar verilmesini talep etmiştir.

C. Gerekçe ve Sonuç Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile arsa niteliğindeki dava konusu taşınmaza emsal karşılaştırması yapılarak değer biçilmesinde bir isabetsizlik bulunmadığı, kamulaştırmadan arta kalan 89 09... parsel sayılı taşınmazın kamulaştırma öncesi ve sonrasına ilişkin ana arter ve ara arter cepheleri, 38.034,47 m² parsel büyüklüğü ve geometrik şekli gözetildiğinde arta kalan kısımda değer düşüklüğü bulunmadığına dair bilirkişi ek raporundaki tespit ve değerlendirmelerin uygun olduğu kanaatine varılmakla davalı vekilinin bu yönde ileri sürdüğü istinaf sebeplerinin yerinde olmadığı anlaşıldığından usul ve kanuna uygun İlk Derece Mahkemesinden verilen karara karşı yapılan istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.

V. TEMYİZ A. Temyiz Yoluna Başvuranlar Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde taraf vekilleri temyiz isteminde bulunmuştur.

B. Temyiz Sebepleri 1.Davacı idare vekili temyiz dilekçesinde özetle; istinaf dilekçesinde ileri sürdüğü hususları tekrar etmiştir.

2. Davalı vekili temyiz dilekçesinde özetle; istinaf dilekçesinde ileri sürdüğü hususları tekrar etmiştir.

C. Gerekçe 1. Uyuşmazlık ve Hukukî Nitelendirme Uyuşmazlık, kamulaştırma bedelinin tespiti istemine ilişkindir.

2. Değerlendirme 1. Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.

2. Arsa niteliğindeki dava konusu taşınmaza 2942 sayılı Kanun'un 11 inci maddesinin birinci fıkrasının (g) bendi uyarınca emsal karşılaştırması yapılarak değer biçilmesinde bir isabetsizlik görülmemiştir.

3. 01.08.2023 tarihli ve 32266 sayılı Resmî Gazetede yayımlanan Anayasa Mahkemesinin 05.04.2023 tarihli ve 2022/83 Esas, 2023/69 Karar sayılı kararı ile 04.11.1983 tarihli ve 2942 sayılı Kanun'un 24.04.2001 tarihli ve 4650 sayılı Kanun'un 5 inci maddesiyle değiştirilen 10 uncu maddesine 11.04.2013 tarihli 6459 sayılı Kanun'un 6 ncı maddesiyle eklenen dokuzuncu fıkrası iptal edilmiş. Dava 01.08.2023 tarihinden önce açılmıştır. Anayasa'nın 153 üncü maddesinin beşinci fıkrasında yer alan; ''İptal kararları geriye yürümez'' hükmü ve Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kurulunun; ''Her davada açıldığı tarihte tespit edilen vaziyet hükme itiraz olunması iktiza eylemesine...'' gerekçesini içeren 28.11.1956 tarihli ve 15/15 sayılı kararı ile; '' Her dava açıldığı tarihteki fiili ve hukuki duruma göre karara bağlanır'' genel hukukî prensibin hâvi Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun, 10.05.1017 tarihli ve 2017/3-990 Esas, 2017/954 Karar sayılı kararları nazara alındığında kamulaştırma bedeline 2942 sayılı Kanun'un 10 uncu maddesinin dokuzuncu fıkrası gereğince davanın açıldığı tarihten 4 ay sonrasında başlamak üzere yasal faiz uygulanması doğrudur.

4. Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukukî ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup temyiz dilekçelerinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.

VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; Taraf vekillerinin yerinde görülmeyen tüm temyiz itirazlarının reddi ile usul ve kanuna uygun Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,

Davacı idare harçtan muaf olduğundan harç alınmasına yer olmadığına, davalıdan peşin alınan temyiz harcının Hazineye irat kaydedilmesine,

Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,26.03.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Atıf: Yargıtay 5. Hukuk Dairesi, E. 2025/14999, K. 2026/5152, T. 26.03.2026, www.arakarar.com/karar/yargitay-5-hukuk-dairesi-2025-14999-e-2026-5152-k-04c59b6290d4