Yargıtay · 5. Hukuk Dairesi

Yargıtay 5. Hukuk Dairesi 2025/10969 E. 2026/5147 K.

Mahkeme
Yargıtay
Daire
5. Hukuk Dairesi
Esas No
2025/10969
Karar No
2026/5147
Karar Tarihi

MAHKEMESİ : Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 14. Hukuk Dairesi SAYISI : 2024/500 Esas, 2025/1110 Karar KARAR : Esastan ret İLK DERECE MAHKEMESİ: Ankara 10. Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2018/534 Esas, 2023/400 Karar

Taraflar arasındaki kamulaştırmasız el atılan taşınmaz bedelinin tahsili istemine ilişkin davada yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın reddine karar verilmiştir.

Kararın davacılar vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun esastan reddine karar verilmiştir.

Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacılar vekilince temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

I. DAVA Davacılar vekili dava dilekçesinde özetle; Ankara ili, ..., ... Mahallesi, 1044 parsel sayılı taşınmazın müvekkillerinin murisine ait olması nedeniyle davacıların hissedar olduğunu, dava konusu taşınmazın mevcut hali ile davalı idare sorumluluğunda bulunan bölgede yol ve kampüs olarak kullanılıyor olması ve herhangi bir kamulaştırma işleminde bulunulmaması nedeniyle kamulaştırmasız el atma olgusunun gerçekleştiğini, mülkiyeti müvekkillerine ait bulunan ve fiilen el atılmış bulunan taşınmaz için fazlaya ilişkin haklarının saklı kalmak kaydı ile şimdilik 10.000,00 TL alacağın faizi ile birlikte davalılardan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.

II. CEVAP 1. Davalı ... Belediyesi vekili cevap dilekçesinde özetle; davanın husumet yönünden reddinin gerektiğini, ayrıca taşınmaza fiili ve hukuki el atma mevcut olmadığından davanın idari yargıda görülmesi gerektiğini, dava konusu parselde müvekkili idarece kamulaştırma zorunlu olmadığından ve el atma söz konusu olmadığından açılan davanın reddini talep etmiştir.

2. Davalı ... vekili cevap dilekçesinde özetle; açılan davanın yerinde olmadığını, 1044 parselin, 133 parsel sayılı taşınmazın özel imara tâbi tutulmak suretiyle ifrazı neticesinde oluşan 863-1043 imar parselleri arasında kamuya açık yol olarak ayrıldığını ve tapuda bu şekilde tescil edildiğini; dolasıyla imar neticesinde yol olarak ayrılmış bir alanın kamuya ait olması hasebiyle kamulaştırılmasının hukuken mümkün bulunmadığını, 133 parselin ifrazı neticesinde oluşan parsellerin imar parseli vasfını kazanmış olmaları nedeniyle, imara tâbi tutulmamış ve tarla vasfını haiz bulunan başkaca taşınmazlara nazaran kamulaştırma bedelinin daha yüksek olduğu dikkate alındığında, 1044 parselin bedelinin ödenmediğinden bahsetmenin mümkün olmadığını, 10 44... -1043 parselleri de kapsayan alanın Orman kadastrosu sınırları içerisinde kaldığını; alanın Orman ve I. Derece Doğal SİT Alanı vasfında bulunduğunu, bu nedenledir ki eski tapuların hükümsüz kaldığını, bu doğrultuda Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı-Mekânsal Planlama Genel Müdürlüğünün, Eymir Gölü de dâhil olmak üzere hazırlamış bulunduğu 1/25000, 1/50 00... /1000 ölçekli “... Koruma Amaçlı İmar Planı” 04.06.2015 tarihi itibarıyla kesinleşmiş olup, 10 44... -1043 sayılı parselleri de kapsayan alanın orman ve 1. Derece Doğal SİT Alanı vasfının ikinci kez tescillendiğini, davacıların söz konusu taşınmaza kamulaştırmasız el atıldığı iddiasının hukuken kabul edilebilir herhangi bir mesnedi bulunmadığını ileri sürerek açılan davanın reddini talep etmiştir.

III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davanın reddine karar verilmiştir.

IV. İSTİNAF A. İstinaf Yoluna Başvuranlar İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacılar vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.

B. İstinaf Sebepleri Davacılar vekili istinaf dilekçesinde özetle; tapulama 133 parselin ifraz görmesi sonucu 1044 parselin muris tarafından sadece özel ifraz parselleri arasında kullanılmak üzere geçiş yeri olarak bırakıldığını, genel yol olmadığını ve bedelsiz terkin edilmediğini, davalı ... tarafından kamulaştırma işlemleri sırasında geçit yeri olarak bırakılan bölümün kamulaştırma dışı bırakıldığını ve bedelini ödemediğini, ifraz parsellerinin kamulaştırma sonrası düzenleme ortaklık payı düşülerek imar parsellerine şuyulandırıldığını, bu nedenle geçit yeri olarak bırakılan yerin düzenleme ortaklık payı olarak düşünülemeyeceğini, davaya konu bölüme fiilen el atılmış olup bedelinin ödenmesi gerektiğini, kararın hatalı olduğunu ileri sürerek kararın kaldırılmasını talep etmiştir.

C. Gerekçe ve Sonuç Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile dava konusu 1044 parsel sayılı taşınmazın geldisi olan kök 133 parsel sayılı taşınmazın 64.250 m² senet alanlı olarak tapulama ile 1951 yılında tescil edildiği, davacılar murisi ...’nun 1953 yılında satın alma ile malik olduğu taşınmazda 08.05.1955 tarihinde vermiş olduğu dilekçeye binaen tapu fen memuru tarafından 25.05.1955 yılında Tapu Kanunu kapsamında hazırlanan özel ifraz parselasyon planıyla 8 64... parsellere ifrazı sonucunda oluşan parsellerin yola cephe şartını ve parseller arası geçişi sağlamak amacıyla oluşturulan kadastral yollara ilişkin terkin edilen kısım olduğu, dava konusu taşınmazın tapu kaydında müşterek yol olarak kayıtlı olduğu ve malik hanesinde özel ifrazla oluşan parsellerin yazılı olduğu, ifrazen oluşan diğer parsellerin satış suretiyle el değiştirdiği ve Ankara Valiliği İl Özel İdaresinin 13.03.1957 tarihli ve 390 sayılı kararı uyarınca kamulaştırma suretiyle önce Hazine adına, sonra da tahsisen ... adına tescil edildiği ve ... kampüs sınırları içinde kaldığı, daha sonra ... taşınmazlarının bulunduğu alanda 1997-19 98... yıllarında yapılarak 02.07.2001 yılında ilan edilerek kesinleşen 81 nolu orman kadastro çalışmaları sonucunda ... Ormanı olarak belirlendiği, kök 133 parsel sayılı taşınmazın, davacı tarafın da kabulünde olduğu üzere davacılar murisinin rıza ve muvafakati ile özel parselasyona tabi tutulması sonucu yol olarak ayrıldığı, davacıların kamulaştırmasız el atma iddiası ile özel parselasyon sonucu rızaen yol olarak ayrılan davaya konu parsel ile ilgili tazminat talepli davasının kanıtlanamadığı, ayrıca, 2942 sayılı Kamulaştırma Kanunu'nun 35 inci maddesi uyarınca imar mevzuatı gereğince düzenlemeye tabi tutulan parsellerden düzenleme ortaklık payı karşılığı olarak bir defaya mahsus alınan yol, ... saha ve bunun gibi kamu hizmet ve tesislerine ayrılan yerlerle özel parselasyon sonunda malikin muvafakatiyle kamu hizmet ve tesisleri için ayrılmış bulunan yerler için eski malikleri tarafından mülkiyet iddiasında bulunulamayacağından ve karşılığı istenemeyeceğinden davanın reddine karar verilmesinde usul ve esas yönünden kanuna aykırılık görülmeyerek davacılar vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.

V. TEMYİZ A. Temyiz Yoluna Başvuranlar Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacılar vekili temyiz isteminde bulunmuştur.

B. Temyiz Sebepleri Davacılar vekili temyiz dilekçesinde özetle; istinaf dilekçesinde ileri sürdüğü sebepleri tekrar etmiştir.

C. Gerekçe 1. Uyuşmazlık ve Hukukî Nitelendirme Uyuşmazlık, kamulaştırmasız el atılan taşınmazın değerinin biçilmesi ve bedelinin idareden tahsili istemine ilişkindir.

2. Değerlendirme 1. Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 371 inci maddesi ile 369 uncu maddesinin birinci fıkrasında yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.

2. Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukukî ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.

VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; Davacılar vekilinin yerinde görülmeyen tüm temyiz itirazlarının reddiyle usul ve kanuna uygun Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun’un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,

Davacılardan peşin alınan temyiz harcının Hazineye irat kaydedilmesine,

Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,

26.03.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Atıf: Yargıtay 5. Hukuk Dairesi, E. 2025/10969, K. 2026/5147, T. 26.03.2026, www.arakarar.com/karar/yargitay-5-hukuk-dairesi-2025-10969-e-2026-5147-k-d767ff2dcd46