Yargıtay · 5. Hukuk Dairesi

Yargıtay 5. Hukuk Dairesi 2025/12782 E. 2026/5126 K.

Mahkeme
Yargıtay
Daire
5. Hukuk Dairesi
Esas No
2025/12782
Karar No
2026/5126
Karar Tarihi

MAHKEMESİ : Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 14. Hukuk Dairesi SAYISI : 2023/3606 Esas, 2025/2527 Karar KARAR : Esastan ret/ Yeniden esas hakkında verilen karar İLK DERECE MAHKEMESİ : Polatlı 2. Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2021/95 Esas, 2022/208 Karar

Taraflar arasındaki 4650 sayılı Kanun'la değişik 2942 sayılı Kamulaştırma Kanunu'nun (2942 sayılı Kanun) 10 uncu maddesine dayanan kamulaştırma bedelinin tespiti ve kamulaştırılan taşınmazın davacı ... adına tesciline ilişkin davada yapılan yargılama sonunda, İlk Derece Mahkemesince davanın kabulüne karar verilmiştir.

Kararın taraf vekillerince istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince davacı ... vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine, davalı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile İlk Derece Mahkemesi kararı kaldırılarak yeniden esas hakkında hüküm kurulmak suretiyle davanın kabulüne karar verilmiştir.

Bölge Adliye Mahkemesi kararı taraf vekillerince temyiz edilmekle; süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

I. DAVA Davacı ... vekili dava dilekçesinde özetle; dava konusu Ankara ili, ..., ... Mahallesi 2 89... parsel sayılı taşınmazın kamulaştırma bedelinin tespiti ile kamulaştırılan taşınmazın davacı ... adına tescilini talep etmiştir.

II. CEVAP Davalı tarafça verilmiş cevap dilekçesine dosya içerisinde rastlanmamıştır.

III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davanın kabulüne karar verilmiştir.

IV. İSTİNAF A. İstinaf Yoluna Başvuranlar İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde taraf vekilleri istinaf başvurusunda bulunmuştur.

B. İstinaf Sebepleri 1.Davacı ... vekili istinaf dilekçesinde özetle; kamulaştırma bedelinin yüksek hesaplandığını ve mevzuatta öngörülen hesaplama yöntemine uyulmadığını, taşınmazın sulu tarım arazisi olmadığını, sulama masrafının gözardı edildiğini, üretim masraflarının hatalı hesaplandığını, münavebenin yanlış belirlendiğini, objektif değer artışının kabul edilmemesi gerektiğini, kıymet takdir raporunun resmi verilere ve piyasa koşullarına uygun hazırlandığını, kapitalizasyon faiz oranının doğru belirlenmediğini ileri sürmüştür.

2. Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; objektif değer artış oranının düşük alındığını, gelir kalemlerinin düşük gösterildiğini, az bedel tespit edildiğini ileri sürmüştür.

C. Gerekçe ve Sonuç Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile arazi niteliğindeki dava konusu taşınmaza net gelirine göre değer biçilmesinde yöntem olarak bir isabetsizlik görülmediği; ancak Dairenin ve Yargıtay denetiminden geçen, aynı bölgedeki taşınmazlara ilişkin dava dosyalarında 2021 yılı verileri de gözetildiğinde fiyat ve gider kalemleri yönünden rapor uygun görülmüşse de sulu tarım arazilerinde uygulanan verim değerleri ile uzun yıllar İlçe Tarım ve Orman Müdürlüğü verileri nazara alındığında 2021 yılı verilerindeki verim değerlerinin önceki yıllara göre düşük kaldığı anlaşıldığından, dava konusu taşınmazın net gelirinin hesaplanmasında; buğday ürünü dekar başına verim değerinin 500 kg, saman fiyatının 1,15 TL, bostan ürünü dekar başına verim değerinin 2300 kg alınarak ve dava konusu taşınmazın konumu, bilirkişi raporunda yazılı özellikleri ve Coğrafi Bilgi Sitemleri parsel sorgulama uygulaması üzerinden Dairece gözlenen konumu ve aynı kamulaştırma kapsamında ve yakın konumda Karacahmet Mahallesinde uygulanan objektif değer artış oranları birlikte nazara alınarak %20 oranında objektif değer artışı uygulanmak suretiyle kamulaştırma bedelinin yeniden hesaplanması gerektiği kanaati ile bilirkişi kurulundan ek rapor alınmış ve ek rapor doğrultusunda kamulaştırma bedeli 1.483.353,38 TL olarak belirlenmiş ve tespit edilen kamulaştırma bedeli kamu alacaklarına uygulanan en yüksek faiz uygulanmak suretiyle, davalı vekilinin istinaf itirazlarının kabulü ile İlk Derece Mahkemesi kararı kaldırılarak yeniden esas hakkında hüküm kurulması suretiyle davanın kabulüne karar verilmiştir.

V. TEMYİZ A. Temyiz Yoluna Başvuranlar Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde taraf vekilleri temyiz isteminde bulunmuştur.

B. Temyiz Sebepleri 1.Davacı ... vekili temyiz dilekçesinde özetle; kamulaştırma bedeline, kamu alacaklarına uygulanan en yüksek faizin işletilmesinin doğru olmadığı hususunu ilave etmek suretiyle istinaf dilekçesinde ileri sürdüğü sebepleri tekrar ederek kararın bozulmasını talep etmiştir.

2. Davalı vekili temyiz dilekçesinde özetle; istinaf dilekçesinde ileri sürdüğü sebepleri tekrar ederek kararın bozulmasını talep etmiştir.

C. Gerekçe 1. Uyuşmazlık ve Hukukî Nitelendirme Uyuşmazlık, dava konusu taşınmazın kamulaştırma bedelinin tespitine ilişkindir.

2. Değerlendirme 1. Bölge Adliye Mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 371 inci maddesi ile 369 uncu maddesinin birinci fıkrasında yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.

2. Arazi niteliğindeki dava konusu taşınmaza 2942 sayılı Kanun'un 11 inci maddesinin birinci fıkrasının (f) bendi uyarınca gelir metodu esas alınarak değer biçilmesi, adil ve hakkaniyete uygun olarak tespit edilen bedelin davalı tarafa ödenmesi, dava konusu taşınmazın davalı adına olan tapu kaydının iptali ile davacı ... adına tapuya tesciline karar verilmesi yerindedir.

3. Tarafların iddia, savunma ve dayandıkları belgelere, uyuşmazlığın hukuki nitelendirilmesi ile uygulanması gereken hukuk kurallarına, dava şartlarına, yargılama hâkim olan ilkelere, ispat kurallarına ve temyiz olunan kararda belirtilen gerekçelere göre davalı vekilinin tüm, davacı idare vekilinin ise aşağıdaki paragrafın kapsamı dışındaki temyiz itirazları yerinde görülmemiştir.

4. 01.08.2023 tarihli ve 32266 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanan Anayasa Mahkemesinin 05.04.2023 tarihli ve 2022/83 Esas, 2023/69 Karar sayılı kararı ile 04.11.1983 tarihli ve 2942 sayılı Kanun’un 24.04.2001 tarihli ve 4650 sayılı Kanun’un 5 inci maddesiyle değiştirilen 10 uncu maddesine 11.04.2013 tarihli 6459 sayılı Kanun’un 6 ncı maddesiyle eklenen dokuzuncu fıkrası iptal edilmiştir. Dava 01.08.2023 tarihinden önce açılmıştır. Anayasa’nın 153 üncü maddesinin beşinci fıkrasında yer alan; “İptal kararları geriye yürümez.” hükmü ve Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kurulunun; “Her davada açıldığı tarihte tespit edilen vaziyet hükme ittihaz olunması iktiza eylemesine…” gerekçesini içeren 28.11.1956 tarihli ve 15/15 sayılı kararı ile; “Her dava açıldığı tarihteki fiili ve hukukî duruma göre karara bağlanır.” genel hukukî prensibini hâvi Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 10.05.2017 tarihli ve 2017/3-990 Esas, 2017/954 Karar sayılı kararları nazara alındığında kamulaştırma bedeline 2942 sayılı Kanun’un 10 uncu maddesinin dokuzuncu fıkrası gereğince davanın açıldığı tarihten 4 ay sonrasından başlamak üzere yasal faiz uygulanması gerekirken kamu alacaklarına uygulanan en yüksek faizin uygulanması bozmayı gerektirir.

Ne var ki bu yanılgının giderilmesi yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden Bölge Adliye Mahkemesi kararının düzeltilerek onanması gerekmiştir.

VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; 1. Davalı vekilinin tüm, davacı ... vekilinin diğer temyiz itirazlarının reddine,

2. Davacı ... vekilinin temyiz itirazlarının kısmen kabulü ile Bölge Adliye Mahkemesi kararının hüküm fıkrasının, (B) harfli bendinin, (1) numaralı alt bendinin, (a) harfli paragrafının hükümden çıkartılması, yerine "Dava dört ay içinde sonuçlandırılmadığından İlk Derece Mahkemesince belirlenen 1.326.780,97 TL kamulaştırma bedeline 10.11.2021 tarihinden İlk Derece Mahkemesinin karar tarihi olan 22.08.2022 tarihine, Bölge Adliye Mahkemesince belirlenen fark bedel 156.572,41 TL'ye ise 10.11.2021 tarihinden, Bölge Adliye Mahkemesinin karar tarihi olan 10.06.2025 tarihine kadar yasal faiz uygulanmasına ve faizin davacıdan alınarak davalıya verilmesine,” cümlesinin yazılması suretiyle DÜZELTİLEREK ONANMASINA,

Davalıdan peşin alınan temyiz harcının Hazineye irat kaydedilmesine,

Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,26.03.2026 tarihinde oy çokluğuyla karar verildi.

KARŞI OY

Yargıtay Hukuk Genel Kurulu’nun 21.01.2004 tarihli ve 2004/10-44 Esas, 2004/19 Karar sayılı kararı ve müstakar kararlarında da açıkça ifade edildiği üzere Anayasa Mahkemesinin iptal kararlarının kesin hüküm halini almamış derdest davalar yönünden uygulanmaları gerekir. Zira Anayasa Mahkemesinin iptal kararları usulî kazanılmış hakkın ve aleyhe bozma yasağının istisnasını teşkil ederler.

Bu nedenle somut olayda kanaatimce;

Her ne kadar 2942 sayılı Kamulaştırma Kanununun 10 uncu maddesinin dokuzuncu fıkrası hükmünün iptali yönünde Anayasa Mahkemesi tarafından verilen ve 01.08.2023 tarihli, 32266 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan 05.04.2023 tarihli ve 2022/83 Esas - 2023/69 Karar sayılı iptal kararı doğrultusunda karar verilmesi ve “dava tarihinden itibaren mahkeme karar tarihine kadar geçen süre için kamu alacaklarına uygulanan en yüksek faiz oranının uygulanması”, diğer bir ifadeyle Anayasanın 46 ncı maddesinin son fıkrası hükmü nazara alınarak “dava tarihinden itibaren karar tarihine kadar faize hükmedilmesi(aynen temyiz incelememize konu Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 14 üncü Hukuk Dairesinin; “… dava tarihinden ... karar tarihine kadar geçen süre için kamu alacaklarına uygulanacak en yüksek oranda faiz işletilmesine,” ilişkin kararında olduğu gibi)” gerekmekte ise de;

Davalı tarafın, “dava tarihinden itibaren” “Yasal Faiz”in dışında bir “Faiz”in uygulanmasına ilişkin” Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 26/1 inci maddesinde düzenlenen “Taleple bağlılık ilkesi” kapsamında değerlendirilebilecek bir temyiz talebi de söz konusu olmadığından, Anayasa Mahkemesi iptal kararının uygulanmadığı, Dairemiz Sayın çoğunluğu tarafından verilen, sonucu ve diğer yönleri itibarıyla katıldığım, “Düzeltilerek Onanma Kararı”nın, “Gerekçe/Değerlendirme” bölümünün 4 No’lu bendinde yazılı olan gerekçelere (hususen de bu bentte yazılı olan; “davanın açıldığı tarihten 4 ay sonrasından başlamak üzere yasal faiz uygulanması gerektiği” gerekçesine) “faizin başlangıç tarihi” ve “faizin türü” yönünden, açıkladığım nedenlerle katılmıyorum. 26.03.2026

Atıf: Yargıtay 5. Hukuk Dairesi, E. 2025/12782, K. 2026/5126, T. 26.03.2026, www.arakarar.com/karar/yargitay-5-hukuk-dairesi-2025-12782-e-2026-5126-k-64758e14ee13