Yargıtay · 5. Hukuk Dairesi
Yargıtay 5. Hukuk Dairesi 2025/10222 E. 2026/3240 K.
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 5. Hukuk Dairesi
- Esas No
- 2025/10222
- Karar No
- 2026/3240
- Karar Tarihi
MAHKEMESİ : Sakarya Bölge Adliye Mahkemesi 3. Hukuk Dairesi SAYISI : 2024/1367 Esas, 2025/1175 Karar KARAR : Esastan ret İLK DERECE MAHKEMESİ : ... 1. Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2020/57 Esas, 2024/107 Karar
Taraflar arasındaki mülkiyeti davacılara ait taşınmazların kesinleşen orman tahdit sınırı içinde kalması nedeniyle uğranılan zararın 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nun (4721 sayılı Kanun) 1007 nci maddesi uyarınca tazmini istemine ilişkin davada yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın davalı ... yönünden pasif husumet yokluğundan reddine, davalı Hazine yönünden kabulüne karar verilmiştir. Kararın davalı Hazine vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun esastan reddine karar verilmiştir. Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı Hazine vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA Davacılar vekili dava dilekçesinde özetle; Sakarya ili, ... ilçesi, ... Mahallesi kök 136 parsel sayılı taşınmaz tapuda hiçbir sınırlayıcı şerh olmadan davacıların adına kayıtlı iken taşınmazın bir kısmının kesinleşmiş orman tahdit sınırı içinde kaldığından bahisle 05.04.1993 tarihli ve 332 yevmiye numaralı işlemle tapu kaydına " Ormandır/Satılamaz " şerhi konulduğunu, taşınmazın orman sahasında kalmayan kısmını davacıların satmak istemeleri üzerine, kök parselin ifraz edilerek 891, 8 92... parsel sayılı taşınmazlara ayrıldığını, davaya konu 8 92... parsel sayılı taşınmazların tamamının kesinleşen orman tahdit sınırı içinde kalması nedeniyle davacıların tasarruf yetkisinin kısıtlandığını, mülkiyet hakkının ihlal edildiğini ileri sürerek taşınmazların değerinin belirlenmesi suretiyle fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla şimdilik 10.000,00 TL tazminatın dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte davalı taraftan tahsilini talep etmiştir.
II. CEVAP 1. Davalı ... vekili cevap dilekçesinde özetle; davalı idareye husumet yöneltilemeyeceğini, davanın zamanaşımına uğradığını savunarak davanın reddini istemiştir.
2. Davalı Hazine vekili cevap dilekçesinde özetle; davalı Hazineye husumet yöneltilemeyeceğini, davanın zamanaşımına uğradığını, tazminat koşulunun oluşmadığını, taşınmazlarının halen davacılar adına kayıtlı bulunduğunu, zararın doğduğundan söz edilemeyeceğini savunarak davanın reddini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; davanın davalı ... yönünden pasif husumet yokluğundan reddine, davalı Hazine yönünden kabulü ile belirlenen tazminat bedelinin 10.000,00 TL'sinin dava tarihinden, bakiyesinin ıslah tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte davalı Hazineden tahsili ile davacılara tapudaki payları oranında ödenmesine, bedeline hükmedilen taşınmazların davalılar adına olan tapu kaydının iptali ile davalı Hazine adına orman vasfıyla tesciline karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF A. İstinaf Yoluna Başvuranlar İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı Hazine vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B. İstinaf Sebepleri Davalı Hazine vekili istinaf dilekçesinde özetle; davalı Hazinenin sorumluluğuna gidilemeyeceğini, husumetin Orman Genel Müdürlüğüne yöneltilmesi gerektiğini, davanın reddi gerektiğini, hükme esas alınan bilirkişi raporunun usul ve kanuna aykırı olduğunu, rapora karşı itirazlarının karşılanmadığını, dosya kapsamında alınan raporlar arası çelişki giderilmeden karar verildiğini, hesaplamanın hatalı olduğunu, taşınmazın tapu kaydına konulan "satılamaz" şerhinden davacıların haberdar olmamalarının hayatın olağan akışına aykırı olduğunu, davanın zamanaşımına uğradığını, kapitalizasyon faiz oranının % 3 olarak uygulanmasının doğru olmadığını, objektif değer artışı uygulanmasının yerinde olmadığını, keşif harcının yargılama giderlerine dahil edilerek davalı Hazineden tahsiline karar verilmesinin hatalı olduğunu, yargılama giderlerinin davacılar üzerinden bırakılması ve davacılar lehine maktu vekâlet ücretine hükmedilmesi gerektiğini ileri sürerek İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasını talep etmiştir.
C. Gerekçe ve Sonuç Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; dava konusu taşınmazların orman niteliğinde olmasına rağmen yapılan tapulama işlemi sırasında özel mülkiyete konu edilmeleri ve sonrasında taşınmazlar üzerine orman şerhinin işlenmesi nedeniyle mülkiyet hakkının kullanılamaz hale gelmesi sonucu davalının sorumluluğuna gidilmesi ve husumetin tapu sicilinin tutulmasından sorumlu olan Hazineye yöneltilmesinin doğru olduğu, davanın tabi olduğu 10 yıllık zamanaşımı süresinin zararın doğması yani tapunun iptali ile başlayacağından zamanaşımının da söz konusu olmadığı, hükme esas alınan bilirkişi raporunda dava tarihinin değerlendirme tarihi olarak esas alınmasında, arazi niteliğindeki dava konusu taşınmazlara net gelir metoduna göre değer biçilmesinde, taşınmazların bulunduğu bölgedeki coğrafi durum ve toprak yapısı itibarıyla kapitalizasyon faiz oranının % 4 oranında alınması ve taşınmazın konumu ile taşınmazları o bölgedeki diğer taşınmazlardan ayıran özellikler de gözetilmek suretiyle objektif değer artış oranının % 30 uygulanması sonucu metrekare birim fiyatının 144,82 TL olarak hesaplanmış olmasında bir isabetsizlik görülmediği, İlk Derece Mahkemesi kararının usul ve kanuna uygun olduğu gerekçesiyle davalı Hazine vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ A. Temyiz Yoluna Başvuranlar Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı Hazine vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri Davalı Hazine vekili istinaf dilekçesinde özetle; davalı Hazinenin sorumluluğuna gidilemeyeceğini, husumetin Orman Genel Müdürlüğüne yöneltilmesi gerektiğini, davanın reddi gerektiğini, hükme esas alınan bilirkişi raporunun usul ve kanuna aykırı olduğunu, rapora karşı itirazlarının karşılanmadığını, dosya kapsamında alınan raporlar arası çelişki giderilmeden karar verildiğini, hesaplamanın hatalı yapıldığını, taşınmazın tapu kaydına konulan "satılamaz" şerhinden davacıların haberdar olmamalarının hayatın olağan akışına aykırı olduğunu, davanın zamanaşımına uğradığını, kapitalizasyon faiz oranının % 3 olarak uygulanmasının doğru olmadığını, objektif değer artışı uygulanmasının yerinde olmadığını, davacılar adına olan tapu kaydı iptal edilmediğinden zarara uğranıldığından söz edilemeyeceğini, faiz başlangıç tarihlerinin hatalı gösterildiğini ileri sürerek İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasını talep etmiştir.
C. Gerekçe 1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Uyuşmazlık, 4721 sayılı Kanun’un 1007 nci maddesi uyarınca tazminat istemine ilişkindir.
2. Değerlendirme 1. Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
2. Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 18.11.2009 tarihli ve 2009/4 - 383 Esas, 2009/517 Karar sayılı kararında tapu işlemlerinin kadastro tespit işlemlerinden başlayarak birbirini takip eden işlemler olduğu, tapu kütüğünün oluşumu aşamasındaki kadastro işlemleri ile tapu işlemleri bir bütün oluşturduğundan bu kayıtlarda yapılan hatalardan 4721 sayılı Kanun'un 1007 nci maddesi anlamında Devletin sorumlu olduğunun kabulünün gerektiği, Devletin sorumluluğunun kusursuz sorumluluk olduğu, bu işlemler nedeniyle zarar görenlerin 4721 sayılı Kanun'un 1007 nci maddesi gereğince zararlarının tazmini için Hazine aleyhine adlî yargıda dava açabilecekleri belirtilmiştir.
3. 4721 sayılı Kanun'un 1007 nci maddesi uyarınca kabul edilen Devletin sorumluluğu, tapu sicilinin önemi ve kişilerin bu sicile olan ... duygularını sağlamak bakımından aynî hakkının saptanması, herkese açık tutulmasında tekel hakkı sağlayan bir sicil olması esasına dayanmaktadır. Bu sorumluluk, asıl ve nesnel (objektif) bir sorumluluk olduğundan zarara uğrayan zararının ödetilmesini doğrudan Devletten isteyebilir.
4. 4721 sayılı Kanun'un 1007 nci maddesi gereğince açılan davalarda, tapu kaydının iptali nedeniyle tapu sahibinin oluşan gerçek zararı neyse tazminatın miktarı da o kadar olmalıdır. Gerçek zarar, tapu kaydının iptali nedeniyle tapu malikinin mal varlığında meydana gelen azalmadır. Tazminat miktarı zarar verici eylem gerçekleşmemiş olsaydı zarar görenin mal varlığı ne durumda olacak idiyse aynı durumun tesis edilebileceği miktarda olmalıdır. Zarara uğrayan kişinin gerçek zararı ise tazminat miktarının belirlenmesinde esas alınacak değerlendirme tarihine göre belirlenecek olup bu tarihe göre tapusu iptal edilen taşınmazın niteliği ve değeri belirlenmelidir. Taşınmazın niteliği arazi ise net gelir metodu yöntemi ile arsa vasfında ise değerlendirme gününden önceki özel amacı olmayan emsal satışlara göre hesaplanması suretiyle gerçek değer belirlenmelidir.
5. Dosyadaki bilgi ve belgelerden; dava konusu 8 92... parsel sayılı taşınmazların kök parseli olan 136 parsel sayılı taşınmaza davacıların murisi ... oğlu ...'ın 24.07.1984 tarihinde satın alma yoluyla malik olduğu, taşınmaz muris adına kayıtlı iken 1993 yılında tamamlanıp kesinleşen orman kadastro çalışmaları sonucunda, taşınmazın bir kısmının orman alanında kaldığından bahisle tapu kaydına 09.04.1993 tarihli ve 332 yevmiye numaralı işlemle "satılamaz" şerhi konulduğu, taşınmazın davacılara 24.10.2007 tarihinde intikal yoluyla geçtiği ve yine aynı tarihte ifraz edilerek 891, 8 92... parsel sayılı taşınmazlara ayrıldığı, davaya konu edilen 8 92... parsel sayılı taşınmazların tapu kaydının beyanlar hanesine 11.11.2019 tarihli ve 6592 yevmiye numaralı işlem ve 09.09.2022 tarihli ve 9000 yevmiye numaralı işlemle taşınmazların tamamının orman sınırları içerisinde kaldığına dair şerh düşüldüğü, davacıların mülkiyet hakkının kısıtlandığı anlaşılmıştır.
6. Arazi niteliğindeki dava konusu taşınmazlara net geliri esas alınarak değer biçilmesinde ve taşınmazların gerçek bedelinin 4721 sayılı Kanun’un 1007 nci maddesi gereğince davalı Hazineden tahsiline karar verilmesinde bir isabetsizlik görülmemiştir.
7. Tarafların iddia, savunma ve dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukukî ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre davalı Hazine vekilinin temyiz itirazları yerinde görülmemiştir.
8.Tapu Kadastro Genel Müdürlüğü Parsel Sorgu Uygulaması ve UYAP sisteminde bulunan Tapu ve Kadastro Bilgi Sistemi (TAKBİS) kayıtları üzerinden Dairemizce edinilen bilgiye göre; dava konusu 8 92... parsel sayılı taşınmazların 3402 sayılı Kadastro Kanunu'nun 22 nci maddesinin (a) fıkrası uyarınca 16.09.2022 tarihinde yapılan kadastro yenileme çalışmaları sonucunda pasife alınıp, 2.456,59 metrekare yüzölçümlü 892 parsel sayılı taşınmazın 8 48... parsel numarasını alarak alanının 2.917, 20... ye yükseldiği; 3.302,51 metrekare yüzölçümlü 893 parsel sayılı taşınmazın ise 8 48... parsel numarasını alarak alanının 3.246, 95... ye düştüğü, taşınmazların güncel tapu bilgileri üzerinden davacılar adına orman vasfıyla tapuya tescil edildiği anlaşılmış olup; taşınmazların güncel alanları üzerinden hesaplama yapılarak sonucuna göre taşınmazın yenileme sonrası oluşan yeni ada ve parsel numaraları üzerinden hüküm tesis edilmesi gerektiğinin düşünülmemesi doğru görülmemiş, bozmayı gerektirmiştir.
VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; 1. Davalı Hazine vekilinin yerinde görülmeyen tüm temyiz itirazlarının reddine,
2. Kamu düzenine ilişkin olarak yapılan değerlendirme sonucunda, İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının ORTADAN KALDIRILMASINA,
3. İlk Derece Mahkemesi kararının BOZULMASINA, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 24.02.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.