Yargıtay · 5. Hukuk Dairesi

Yargıtay 5. Hukuk Dairesi 2025/10632 E. 2026/3251 K.

Mahkeme
Yargıtay
Daire
5. Hukuk Dairesi
Esas No
2025/10632
Karar No
2026/3251
Karar Tarihi

MAHKEMESİ : İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 37. Hukuk Dairesi SAYISI : 2024/2587 Esas, 2025/1233 Karar KARAR : Esastan ret İLK DERECE MAHKEMESİ : Gaziosmanpaşa 2. Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2022/580 Esas, 2024/449 Karar

Taraflar arasındaki uğranılan zararın 4721 sayılı Türk Medenî Kanunu’nun (4721 sayılı Kanun) 1007 nci maddesi uyarınca tazmini istemine ilişkin davada yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın reddine karar verilmiştir. Kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun esastan reddine karar verilmiştir. Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davacının maliki olduğu İstanbul ili, ... ilçesi, ... Mahallesi 1 39... parsel sayılı taşınmazın bedeli ödenmeden orman statüsüne alınarak kamulaştırmasız el atıldığını, davacının uğradığı zararın tazmini gerektiğini ileri sürerek fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla şimdilik 200.000,00 TL'nin dava tarihinden itibaren işleyecek kamu alacakları için öngörülen en yüksek faiziyle birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsilini talep etmiştir.

II. CEVAP 1. Davalı Tarım ve Orman Bakanlığı vekili cevap dilekçesinde özetle; davalı idareye husumet yöneltilemeyeceğini savunarak davanın pasif husumet yokluğundan reddini istemiştir.

2. Davalı Hazine vekili cevap dilekçesinde özetle; davalı Hazinenin sorumluluğuna gidilemeyeceğini, davanın zamanaşımına uğradığını, davanın yetkisiz mahkemede açıldığını savunarak davanın reddini istemiştir.

3. Davalı Orman Genel Müdürlüğü vekili cevap dilekçesinde; davalı idareye husumet yöneltilemeyeceğini, davanın zamanaşımına uğradığını savunarak davanın reddini istemiştir.

III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; dava konusu taşınmazın 1978 yılında yörede yapılan kadastro çalışmaları sırasında orman alanı olarak tespit harici bırakıldığı, davacının eski tapu kaydına dayanarak hak talep ettiğinin anlaşıldığı, 10 yıllık hak düşürücü süre içerisinde tespite itiraz davasının açılmadığı, davacının arazi kadastrosu sonucu dava konusu alanda herhangi bir tapu kaydının bulunmadığı, kadastrosu tamamlanan çalışma alanı içerisinde kalan eski tapu kayıtlarının, işleme tabi kayıt niteliğini kaybedeceği, hukuki değerini yitiren tapu kaydına dayanılarak tazminat talebinde bulunulamayacağı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.

IV. İSTİNAF A. İstinaf Yoluna Başvuranlar İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.

B. İstinaf Sebepleri Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; eldeki davanın 4721 sayılı Kanun'un 1007 nci maddesine dayanılarak değil, kamulaştırmasız el atma nedeniyle tazminat istemiyle açıldığını, davacının 11.03.1997 tarihinde 24.000.000,00TL'ye satın almış olduğu taşınmazın orman alanına alınarak kamulaştırma yapılmaksızın el atıldığını, eski tapu kaydının geçersiz hale gelmesinin mülkiyete dayalı hakların da ortadan kalktığı anlamına anlamına gelmeyeceğini, davanın kabulü gerektiğini ileri sürerek İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasını talep etmiştir.

C. Gerekçe ve Sonuç Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; davacı tarafından her ne kadar davaya konu zabıt kayıtlarına dayanılarak kamulaştırmasız el atma nedeniyle tazminat davası açılmış ise de yerleşik Yargıtay uygulamalarına göre davanın tapu sicilinin hatalı tutulmasından kaynaklı 4721 sayılı Kanun'un 1007 nci maddesine dayalı tazminat davası olduğu, davanın kamulaştırmasız el atma davası olarak nitelendirilemeyeceği, davaya konu eski zabıt kayıtlarının 1978 yılında yapılan arazi kadastro çalışmaları sırasında revizyon görerek kök 299 parsel sayılı taşınmazın davacı adına tespit edildiği, akabinde taşınmazın bir kısmının orman alanında kaldığından bahisle açılan davada, ... 2. Asliye Hukuk Mahkemesinin 29.01.1986 tarihli ve 1983/375 Esas, 1986/29 Karar sayılı kararı ile taşınmazın 12.600, 00... lik kısmının orman alanında kaldığından bahisle orman tahdidi içerisine alınmasına karar verildiği, kararın 1988 yılında kesinleştiği, 299 parsel sayılı taşınmazdan orman olarak ayrılan alanın 1473 parsel sayılı taşınmaz olarak 13.10.1999 tarihinde Hazine adına hükmen tescil edildiği, kararın kesinleştiği tarihten itibaren 10 yıllık zamanaşımı süresinin dolduğu, Anayasa Mahkemesinin 2014/6673 başvuru numaralı, 29.09.2017 tarihli Resmi Gazete'de yayımlanan ... kararı ve Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 18.11.2009 tarihli 2009/4-383 Esas, 2009/517 Karar sayılı kararı nazara alındığında; Yargıtay Hukuk Genel Kurulu kararı ile 4721 sayılı Kanun'un 1007 nci maddesi ile düzenlenen tazminat için hukuk yolu etkili hâle gelmiş olup buna göre de yukarıda sözü edilen Anayasa Mahkemesinin 2014/6673 başvuru numaralı 25.07.2017 tarihli kararı nazara alındığında 18.11.2009 tarihinden önce zamanaşımı süresi dolmuş bulunan davalar yönünden 4721 sayılı Kanun'un 1007 nci maddesini etkili hâle getiren Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 18.11.2009 tarihli kararından sonra davanın makul süre içinde açılması gerekmekte olup eldeki davanın makul süre içinde açıldığının kabulü mümkün olmadığı ve tazminat koşullarının oluşmadığı anlaşıldığından davanın reddine karar verilmesinde bir isabetsizlik görülmediği gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.

V. TEMYİZ A. Temyiz Yoluna Başvuranlar Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.

B. Temyiz Sebepleri Davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle; istinaf dilekçesinde ileri sürdüğü sebepleri tekrar etmiş; davanın zamanaşımına uğradığından söz edilemeyeceğini ileri sürerek kararın bozulmasını talep etmiştir.

C. Gerekçe 1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Uyuşmazlık, 4721 sayılı Kanun’un 1007 nci maddesi uyarınca tazminat istemine ilişkindir.

2. Değerlendirme 1. Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.

2. Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukukî ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.

VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; Davacı vekilinin yerinde görülmeyen tüm temyiz itirazlarının reddiyle usul ve kanuna uygun Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun’un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA, Davacıdan peşin alınan temyiz harcının Hazineye irat kaydedilmesine, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 24.02.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Atıf: Yargıtay 5. Hukuk Dairesi, E. 2025/10632, K. 2026/3251, T. 24.02.2026, www.arakarar.com/karar/yargitay-5-hukuk-dairesi-2025-10632-e-2026-3251-k-3030ccce6bd5