Yargıtay · 5. Hukuk Dairesi

Yargıtay 5. Hukuk Dairesi 2024/8949 E. 2025/7559 K.

Mahkeme
Yargıtay
Daire
5. Hukuk Dairesi
Esas No
2024/8949
Karar No
2025/7559
Karar Tarihi

İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2020/9 Esas, 2024/422 Karar DAVA TARİHİ : 10.04.2015 KARAR : Kısmen kabul

Taraflar arasında İlk Derece Mahkemesinde görülen ve istinaf incelemesinden geçen kamulaştırmasız el atılan taşınmaz bedelinin tahsili davasında verilen karar hakkında yapılan temyiz incelemesi sonucunda, Dairece Bölge Adliye Mahkemesi kararının kaldırılmasına ve İlk Derece Mahkemesi kararının bozulmasına karar verilmiştir.

İlk Derece Mahkemesince bozmaya uyularak yeniden yapılan yargılama sonucunda; davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.

İlk Derece Mahkemesi kararı davalı idare vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

I.DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; İstanbul ili, .... ilçesi, ... Mahallesi 6 31... , 66, 67... parsel sayılı taşınmazlara usulüne uygun kamulaştırma yapılmaksızın fiilen el atıldığını belirterek kamulaştırmasız el atılan taşınmazlar bedelinin davalı idareden tahsilini talep etmiştir.

II.CEVAP Davalı idare vekili cevap dilekçesinde özetle; davacının mirasçılık belgesine istinaden veraseten intikal eden taşınmazın hisselerinin 08.02.1968 tarihinde ... tarafından yapılan kamulaştırma işlemi ile 03.10.1995 tarihinde kamulaştırıldığını; ancak kamulaştırmasız el atma davası açılmış olduğunu, tazminat talebinde bulunulduğunu, bu iddianın haksız ve hukuki mesnetten yoksun olduğunu, 1 ve 2 parsel sayılı taşınmazların tevhit edildiğini, tevhit edilen parselin ifraz edilerek 66, 67... parsel sayılı taşınmaz olmak üzere 3 kısma ayrıldığını, 68 parselin ... ve ... adına kayıtlı olduğunu, imar planında “açık pazar ve hal yeri” alanında kalması nedeniyle 2942 sayılı Kamulaştırma Kanunu'nun (2942 sayılı Kanun) 6 ncı maddesi gereğince Belediye Encümeninin 17.08.1989 tarihli ve 944 sayılı kararı ile kamulaştırılmasına karar verildiğini, kamulaştırma bedelinin bankaya bloke edildiğini, yapılan tüm araştırmalar sonucu adı geçenlerin ikametgah adreslerine ulaşılamadığını, bu nedenle mahkeme tarafından kayyım tayin edildiğini, ... Bankasının ilgili hesaplarına kamulaştırma bedelinin yatırıldığını, taşınmazın tamamının Belediyeleri adına tescil edildiğini, daha sonra spor kompleksi yapılmak üzere ... Büyükşehir Belediye Başkanlığına devredildiğini, 66... parsellerin 3. kişilere satıldığını, daha sonra bu parsellerle ilgili Belediyece herhangi bir işlem yapılmadığını, 68 parselin tapuda mutevaffa .... ve .... adlarına kayıtlı olduğunu, 2942 sayılı Kanun’un 6 ncı maddesine göre imar planı gereğince hal yeri yapılmak üzere Belediyece kamulaştırma kararı verildiğini, kamulaştırma bedelinin bankaya bloke edildiğini, tescil işleminin yapılabilmesi için ilgili mahkeme kararının alındığını, kamulaştırma yapılırken adreslerin tespit edilemediğini, ilan suretiyle tebligat yapıldığını, mahkeme kararı ile kamulaştırma işleminin tescillenmiş olduğunu, kamulaştırma işleminin yapılmış ve tamamlanmış olduğunu, kamulaştırmasız el atma iddiası ile tazminat talebinin kabul edilemeyeceğini belirterek davanın reddine, yargılama giderleri ve vekâlet ücretinin davacı üzerinde bırakılmasına karar verilmesini talep etmiştir.

III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin 27.02.2017 tarihli ve 2015/145 Esas, 2017/40 Karar sayılı kararıyla davaya konu 6 31... , 66... parsel sayılı taşınmazlar yönünden kabulüne dava konusu 6 31... parsel sayılı taşınmaz yönünden açılan davanın reddine karar verilmiştir.

IV. İSTİNAF A.İstinaf Yoluna Başvuranlar İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen karara karşı taraf vekilleri istinaf başvurusunda bulunmuştur.

B. Gerekçe ve Sonuç Bölge Adliye Mahkemesinin 02.11.2018 tarihli ve 2017/1739 Esas, 2018/1687 Karar sayılı kararı ile istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.

V. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ A.Bozma Kararı 1.Bölge Adliye Mahkemesinin 02.11.2018 tarihli ve 2017/1739 Esas, 2018/1687 Karar sayılı kararına karşı süresi içinde taraf vekilleri temyiz isteminde bulunmuştur.

2.Dairemizce yapılan inceleme sonucunda; arsa niteliğindeki ...Mahalle 6 31... , 66... parsel sayılı taşınmazlara emsal karşılaştırması yapılarak değer biçilmesinde ve dava konusu 6 31... parsel sayılı taşınmaz yönünden açılan davanın reddine karar verilmesinde bir isabetsizlik görülmediği; ancak davaya konu taşınmazların kök tapu maliki ... ...'ın veraset ilamı temin edilerek başkaca mirasçısı bulunup bulunmadığı denetlenmeden eksik inceleme ile yazılı şekilde karar verilmesi, doğru görülmediği gerekçesiyle kararın bozulmasına karar verilmiştir.

B. İlk Derece Mahkemesince Bozmaya Uyularak Verilen Karar İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile kısmen kabulüne davaya konusu eski 6 31... parsel ile 1 parselden ifrazen oluşturulan 66... parseller yönünden davacının hissesine düşen toplam kamulaştırmasız el atma bedeli olan 6.072.187,00 TL'nin dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile davalı ... Başkanlığından alınarak davacıya verilmesine karar verilmiştir.

VI.TEMYİZ A.Temyiz Yoluna Başvuranlar İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı idare vekili temyiz isteminde bulunmuştur.

B.Temyiz Sebepleri Davalı idare vekili temyiz dilekçesinde özetle; davaya konu taşınmazların usulüne uygun olarak kamulaştırıldığını davacının aktif husumet ehliyetinin olmadığını, kesin hüküm nedeniyle davanın reddine karar verilmesi gerektiğini, zamanaşımının geçtiğini ileri sürmüştür.

C.Gerekçe 1.Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Uyuşmazlık, davacı tapu maliki ile davalı idare arasındaki kamulaştırmasız el atılan taşınmazların bedelinin sorumlu idareden tahsili istemine ilişkindir.

2. Değerlendirme 1. Temyiz olunan nihai kararların bozulması 6100 sayılı Kanun'un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.

2. Temyizen incelenen kararının bozmaya uygun olduğu, kararda ve kararın gerekçesinde hukuk kurallarının somut olaya uygulanmasında bir isabetsizlik bulunmadığı, bozma ile kesinleşen ve karşı taraf yararına kazanılmış hak durumunu oluşturan yönlerin ise yeniden incelenmesine hukukça imkân bulunmadığı anlaşılmakla; temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.

VII. KARAR Açıklanan sebeplerle; Davalı idare vekilinin yerinde görülmeyen tüm temyiz itirazlarının reddiyle usul ve kanuna uygun kararın ONANMASINA,

Davalı idareden peşin alınan temyiz harcının Hazineye irat kaydedilmesine, 14.05.2025 tarihinde oy çokluğuyla karar verildi.

KARŞI OY 2019 yılında 7201 sayılı Kanun’un 6 ncı maddesi ile 2942 sayılı Kamulaştırma Kanunu’na (2942 sayılı Kanun) eklenen Ek Madde 3’ün birinci fıkrasının 1 inci ve 2 nci cümleleri mülga 6830 sayılı Kanun ve 2942 sayılı Kanun’un mülga 16 ncı ve 17 nci maddelerine göre usulüne uygun kamulaştırılıp, idareler adına tescil edilen ancak bedelleri eski malikleri adına bankaya yatırıldığı halde hak sahiplerine ödenmeyen taşınmazların kamulaştırma bedellerinin belirlenmesi yöntemini düzenlemektedir. 7201 sayılı Kanun’un 7 nci maddesi ile getirilen 2942 sayılı Kanun’un Geçici 15 inci maddesinin 2 nci fıkrası ise Ek Madde 3 ün birinci fıkrasının 1 inci ve 2 nci cümle hükümlerinin derdest davalarda da uygulanmasını öngörmektedir. Bu düzenleme Dairemizin de kabulünde olduğu üzere; hukuka uygun geçerli bir kamulaştırma bulunmadan ve mülga 16 ncı ve 17 nci maddelerde belirtilen şartlar yerine getirilmeden tescil kararı verilmiş taşınmazlara ilişkin olarak açılan kamulaştırmasız el atma nedenine dayalı davaları kapsamamaktadır (Yargıtay 5. Hukuk Dairesi, 16.01.2020 tarihli ve 2019/7050 Esas, 2020/577 Karar sayılı kararı) .

Yukarıda anılan Dairemiz kararından sonra bu tür kamulaştırmasız el atma sayılabilecek halleri de kapsamak üzere TBMM tarafından 2942 sayılı Kanun’un Ek 3 üncü maddesinin birinci fıkrasına 2021 yılında 7327 sayılı Kanun’un 20 nci maddesi ile eklenen, 3 üncü cümle ile usulsüz kamulaştırma işlemlerine rağmen idare adına tescil edilen taşınmazların değerinin tespitinde de 1 inci ve 2 nci cümlelerde belirtilen usulün uygulanacağı hüküm altına alınmıştır. Bununla birlikte 2942 sayılı Kanun’un Geçici Madde 17 hükmü de 7327 sayılı Kanun’un 22 nci maddesiyle ihdas edilmiş olup 2942 sayılı Kanun’un Ek Madde 3 hükmünün usulsüz kamulaştırmalarda bedel tespiti yöntemini düzenleyen birinci fıkrasının 3 üncü cümlesinin derdest davalarda da uygulanmasını hüküm altına almaktadır.

Bir şeyin bütünü ifade edildiğinde, bütünü ile birlikte onun parçalarının da tek tek sayılması gerekmez. Eğer 2942 sayılı Kanun’un Ek 3 üncü maddesinin birinci fıkrasının 1 inci ve 2 nci cümleleri mülga 16 ncı ve 17 nci maddelere göre yapılan bütün tescil hallerini kapsıyor olsaydı, aynı maddeye 3 üncü cümle eklenmez ve 2942 sayılı Kanun’un geçici 17 nci maddesi ihdas edilmezdi.

2942 sayılı Kanun’un geçici 15 inci ve geçici 17 nci maddelerinin her ikisinin de özel hüküm olduğu; Geçici Madde 17 nin sonraki hüküm olduğu da nazardan uzak tutulmamalıdır.

Somut olayımızda nazara alınacak hükümlerden;

2942 sayılı Kanun’un geçici 15 inci maddesinin ikinci fıkrasında yer alan “…ek 3 üncü madde hükmü uygulanarak…” ibaresi Anayasa Mahkemesi’nin 04.05.2023 tarihli ve 2019/93 Esas, 2023/87 Kararsayılı kararıyla iptal edilmek suretiyle, 2942 sayılı Kanun’un ek 3 üncü maddesinin birinci fıkrasının 1 inci ve 2 nci cümle hükümlerinin derdest davalarda uygulanamayacağı öngörülmüş ise de;bahse konu iptal kararından etkilenebilecek derdest davalar, mülga 16... nci maddelere göre usulünce kamulaştırılıp da bedeli malikleri adına bankaya yatırılmış olduğu halde hak sahiplerine ödenmeyen bedellere ilişkin olanlardır.

Bu yöntemin usulsüz kamulaştırmada bedel tespitine ilişkin derdest davalarda uygulanmasını engelleyecek bir iptal kararı ise söz konusu değildir. Zira “… dava tarihi itibariyle…” ibaresi hariç 2942 sayılı Kanun’un Ek Madde 3 hükmünün kalan kısmı yönünden bir iptal durumu söz konusu olmayıp Ek3 üncü madde hükmü değer tespiti yöntemi yönünden halen yürürlüktedir. 2942 sayılı Kanun’un Geçici Madde 17 hükmü yönünden de herhangi bir iptal durumu söz konusu olmayıp bu madde hükmü de halen yürürlüktedir.

Yukarıda yapılan açıklamalar çerçevesinde somut olaya baktığımızda davanın konusununusulsüz kamulaştırmada bedel tespitine ilişkin olduğu ve bu davada da 2942 sayılı Kanun’un geçici 17 nci maddesi, aynı Kanun’un ek 3 üncü maddesinin birinci fıkrasının 3 üncü cümlesi ile bu cümlenin atfıyla aynı fıkranın 1 inci ve 2 nci cümle hükümlerinin uygulanması gerektiği,

Uygulama yapılırken de Anayasa Mahkemesinin iptal kararlarının kesin hüküm halini almamış derdest dosyalar yönünden de uygulanmaları gerekeceğinden davaya konu taşınmazın idare adına tescil edildiği tarih,değerlendirme tarihi olarak esas alınmak ve o tarihteki nitelikleri de gözetilmek suretiyle tespit edilecek bedelin TÜİK tarafından açıklanan Yİ-ÜFE Endeksi Tablosundaki değişim oranları esas alınmak suretiyle “KARAR TARİHİ” itibarıyla güncellenmesi sonucu ortaya çıkan bedelin hak sahibine ödenmesi gerektiği, Kanaatinde olduğumuzdan, Sayın çoğunluğun “Onama” kararı ve görüşüne katılmıyoruz. 14.05.2025

Atıf: Yargıtay 5. Hukuk Dairesi, E. 2024/8949, K. 2025/7559, T. 14.05.2025, www.arakarar.com/karar/yargitay-5-hukuk-dairesi-2024-8949-e-2025-7559-k-d5e0590b99ba