Yargıtay · 5. Hukuk Dairesi
Yargıtay 5. Hukuk Dairesi 2024/4323 E. 2024/10220 K.
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 5. Hukuk Dairesi
- Esas No
- 2024/4323
- Karar No
- 2024/10220
- Karar Tarihi
İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2022/93 Esas, 2023/404 Karar DAVA TARİHİ : 19.03.2019 KARAR : Kabul Taraflar arasında İlk Derece Mahkemesinde görülen ve istinaf incelemesinden geçen kamulaştırmasız el atılan taşınmaz bedelinin tahsili davasında verilen karar hakkında yapılan temyiz incelemesi sonucunda, Dairece Bölge Adliye Mahkemesi kararının kaldırılmasına ve İlk Derece Mahkemesi kararının bozulmasına karar verilmiştir. İlk Derece Mahkemesince bozmaya uyularak yeniden yapılan yargılama sonucunda; davanın kabulüne karar verilmiştir. İlk Derece Mahkemesi kararı davalı idare vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda; temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacılar vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkillerinin İstanbul ili, Küçükçekmece ilçesi, Halkalı Mahallesi 139 parsel sayılı taşınmazın paydaşı olduğunu, taşınmaza usulüne uygun kamulaştırma işlemi tamamlanmadan mülga Arsa Ofisi Genel Müdürlüğü tarafından kamulaştırmasız şekilde el atıldığını, müvekkiline kamulaştırma bedelinin ödenmediğini ve uygun şekilde tebligat yapılmadığını ileri sürerek kamulaştırmasız el atılan taşınmazın bedelinin dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faiz ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir. II. CEVAP Davalı idare vekili cevap dilekçesinde özetle; dava konusu taşınmazın mülga Arsa Ofisi Genel Müdürlüğü tarafından İmar ve İskan Bakanlığının 04.05.1979 tarihli ve 575/1138 sayılı oluru ile kamulaştırıldığını, yürürlükteki kanun kapsamında davacılar murisine ilişkin adres araştırması yapıldığını, tespit edilen adresine noter kanalı ile yapılan tebligatın iade edildiğini, bunun üzerine gazete yoluyla ilanen tebligat yapıldığını, adres araştırması ve ilanen tebligatın usulüne uygun olduğunu, tebligat tarihinden itibaren 30 günlük yasal süre içinde açılmayan davanın hak düşürücü süre yönünden reddine karar verilmesi gerektiğini, dava konusu taşınmaz için tespit edilen kamulaştırma bedelinin malik adına Emlak Kredi Bankası Barbaros Şubesine bloke edildiğini, taşınmazın değerinin tespitinde kamulaştırma tarihindeki niteliklerin dikkate alınmasını, arsa vasfında olup olmadığının o günün koşullarına göre değerlendirilmesi gerektiğini, davacılar tarafından talep edilen tazminat bedelinin yüksek olduğunu ileri sürmüştür. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin 08.11.2019 tarihli ve 2019/157 Esas, 2019/580 Karar sayılı kararı ile davanın kabulüne ve el atma tazminatının davalı idareden tahsil edilerek davacılara ödenmesine karar verilmiştir. IV. İSTİNAF A. İstinaf Yoluna Başvuranlar İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı idare vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur. B. Gerekçe ve Sonuç Bölge Adliye Mahkemesinin 10.03.2021 tarihli ve 2020/212 Esas, 2021/527 Karar sayılı kararı ile Toplu Konut İdaresi Başkanlığı İstanbul Hukuk Müşavirliğinin 10.06.2019 havale tarihli yazısı ekinde gönderilen evraka göre kamulaştırma tarihinde yürürlükte bulunan 6830 sayılı İstimlak Kanunu'nun (6830 sayılı Kanun) 7 nci maddesinde yazılı tapu ve vergi kayıtları üzerinden ve haricen tapu maliki ... Kaya'nın adresinin araştırıldığı, bu amaçla Bakırköy İlçe Jandarma Komutanlığı, Halkalı Belediye Başkanlığı, Halkalı Merkez Muhtarlığı, Kocasinan Vergi Dairesi Müdürlüğü, Bakırköy 4. Tapu Sicil Muhafızlığına yazı yazılarak ... Kaya'nın adresinin araştırılmış olduğu, davacıların murisinin tespit edilen adresine noter aracılığıyla çıkartılan tebligatın bila tebliğ iade edildiği, ancak davacının murisinin bildirilen adresinden adres araştırması yapılmadan 13.11.1982 ve 27.11.1982 tarihli Yeni İstanbul Gazetesinde ilânen tebligat yapıldığı, buna göre ilânen tebligatın geçersiz olduğu, davacıların murisi yahut davacılara kamulaştırma bedelinin ödendiğine dair herhangi bir belge ve makbuz ibraz edilmediği anlaşıldığından davalı idare vekilinin usulüne uygun kamulaştırma yapıldığına ve bedelin ödendiğine ilişkin istinaf nedenlerine itibar edilmediği, yapılan tebligat işlemlerinin usulsüz olduğu ve buna göre de hukuken tamamlanmış kamulaştırma işlemi ve hukuken geçerli bir tescil kararı bulunmadığı, davacıların mirasbırakanına ait pay bakımından yolsuz tescil ile mülkiyetin geçtiğinin değerlendirildiği, 24.12.2019 tarihli ve 30988 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan 7201 sayılı Kanun'un 6 ncı maddesiyle 2942 sayılı Kamulaştırma Kanunu'na (2942 sayılı Kanun) eklenen Ek 3 üncü maddenin usulüne uygun verilmiş 2942 sayılı Kanun'un 17 nci maddesine göre kesinleşmiş tescil kararının bulunması halinde eski malikleri adına kamu bankalarına yatırılan ancak hak sahiplerine ödenmediği tespit edilen kamulaştırma bedelleri nedeniyle idareler aleyhine açılacak davalara uygulanacağı gözetildiğinde 7201 sayılı Kanun ile 2942 sayılı Kanun'a eklenen Ek 3 üncü madde ile Geçici 15 inci maddenin eldeki dava bakımından uygulanma olanağının bulunmadığının değerlendirildiği, arsa niteliğindeki taşınmaza mahallinde yapılan keşif sonucu emsal karşılaştırması yapılarak değer biçilmesinin 2942 sayılı Kanun'un değerlendirmeye ilişkin hükümlerine aykırılık teşkil etmediği, dava konusu taşınmazın bilirkişi raporunda belirtilen niteliğine, imar durumu ve konumuna göre belirlenen 3.100,00 TL/m² tazminat bedelinin adil ve hakkaniyete uygun olduğu, böylece İlk Derece Mahkemesi kararında usul ve esas yönünden hukuka aykırılık bulunmadığı gerekçesiyle davalı idare vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir. V. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ A. Bozma Kararı 1. Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı idare vekili temyiz isteminde bulunmuştur. 2. Dairemizce yapılan inceleme sonucunda; davacılar murisi adına usulüne uygun olarak yapılan noter tebligatı bulunmadığı gibi yapılan ilanen tebligat da yasal unsurları taşımadığından geçersiz olup, dava konusu taşınmazdaki davacı murisine ait payın Bakırköy 5. Asliye Hukuk Mahkemesinin 1983/182 Esas, 1985/546 Karar sayılı kararı ile 2942 sayılı Kanun'un 17 nci maddesi uyarınca davalı idare adına tescil edildiği anlaşılmakla, 21.12.2019 tarihinde kabul edilerek 24.12.2019 tarihli ve 30988 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan 7201 sayılı Kanun'un 6 ncı ve 7 nci maddesi ve 09.06.2021 tarihinde kabul edilerek 19.06.2021 tarihli ve 31516 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan 7327 sayılı Kanun'un 20 nci ve 22 nci maddeleri ile 2942 sayılı Kanun'a eklenen; Ek Madde 3 ile Geçici 15 inci maddesi ile Geçici 17 nci maddesi hükümlerine uygun rapor alınarak sonucuna göre karar verilmesi gerektiğinden, bozmanın niteliğine göre sair yönler incelenmeksizin Mahkeme kararının bozulmasına karar verilmiştir. B. İlk Derece Mahkemesince Bozmaya Uyularak Verilen Karar İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davanın kabulüne ve el atma tazminatının tespiti ile davalı idareden tahsil edilerek davacılara ödenmesine karar verilmiştir. VI. TEMYİZ A. Temyiz Yoluna Başvuranlar İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı idare vekili temyiz isteminde bulunmuştur. B. Temyiz Sebepleri Davalı idare vekili temyiz dilekçesinde özetle; dava konusu taşınmazın usulüne uygun olarak kamulaştırıldığını, davacılar murisinin adresinin ilgili kurumlardan araştırıldığını, tespit edilen adresine noter kanalıyla çıkarılan tebligat iade edildiği için gazete yoluyla ilanen tebligat yapıldığını, müvekkili idare tarafından 6830 sayılı Kanun’un 17 nci maddesi uyarınca açılan tescil davası sonucunda dava konusu taşınmazın müvekkili idare adına tesciline hükmedildiğini, dolayısıyla kamulaştırma işleminin kesinleştiğini ve hak düşürücü süre geçtiğinden davanın reddine karar verilmesi gerektiğini, 2942 sayılı Kanun'un Ek 3 üncü maddesi kapsamında dava konusu taşınmazın idare adına tescil edildiği tarihin değerlendirme tarihi olarak esas alınması gerektiğini, taşınmazda kamulaştırma dolayısıyla gerçekleşen değer artışlarının dikkate alınmamasını, taşınmazın tapu kaydına kamulaştırma şerhinin konulmasıyla fiilen el atmanın gerçekleştiğini, el atma tarihinin 1983 yılı sonrası kabul edilerek nispi harca ve vekâlet ücretine hükmedilmesinin hatalı olduğunu, yasal faiz yerine davalı tarafın zenginleşmesine sebebiyet verecek şekilde Türkiye İstatistik Kurumu tarafından belirlenen ve yayımlanan Yurt İçi Üretici Fiyat Endeksi uygulanmak suretiyle oluşan bedel ile birlikte ödeme yapılması yönünde hüküm kurulmasının hukuka aykırı olduğunu ileri sürmüştür. C. Gerekçe 1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Uyuşmazlık, ... olarak davacı tapu malikleri ile davalı idare arasındaki kamulaştırmasız el atılan taşınmazın değerinin biçilmesi ile bedelinin tahsili hususundadır. 2. İlgili Hukuk 1. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri. 2. 2942 sayılı Kanun'un 11 inci maddesi, Ek 3 üncü, Geçici 15 inci ve Geçici 17 nci maddeleri. 3. Anayasa Mahkemesinin 28.07.2023 tarihli Resmî Gazete'de yayımlanan 04.05.2023 tarihli ve 2019/93 Esas, 2020/87 Karar sayılı kararı. 4. Yargıtay İçtihadı Birleştirme Büyük Genel Kurulunun, 16.05.1956 tarihli ve 1956/1 Esas, 1956/6 Karar sayılı kararının ilgili bölümü şöyledir: “... Usûlü dairesinde istimlak muamelesine tevessül edilmeksizin gayrimenkulü yola kalbedilen şahsın, esas itibarıyla, gayrimenkulünü yola kalbeden amme hükmi şahsiyeti aleyhine meni müdahale davası açmağa hakkı olduğuna, ancak dilerse bu fiili duruma razı olarak, mülkiyet hakkının amme hükmi şahsiyetine devrine karşılık gayrimenkulünün bedelinin tahsilini de dava edebileceğine ve isteyebileceği bedelin de mülkiyet hakkının devrine razı olduğu tarih olan dava tarihindeki bedel olduğuna 16.05.1956 tarihinde ilk toplantıda ittifakla karar verildi.” 5. Yargıtay İçtihadı Birleştirme Büyük Genel Kurulunun, 16.05.1956 tarihli ve 1954/1 Esas, 1956/7 Karar sayılı kararı ile “... Usûlü dairesinde istimlak muamelesine tevessül edilmeksizin gayrimenkulü yola kalbedilen şahsın, gayrimenkulünün bedelinin tahsiline ilişkin olarak, gayrimenkulünü yola kalbeden hükmü şahsiyeti aleyhine açacağı bedel davasında müruruzamanın mevzuubahis olamayacağına ve bu itibarla da, hadisede Borçlar Kanunu'nun 66. maddesinin tatbik kabiliyeti bulunmadığına ...” karar verilmiştir. 3. Değerlendirme 1. Temyiz olunan nihai kararların bozulması 6100 sayılı Kanun'un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür. 2. Her ne kadar Dairemizce verilen karar ile 2942 sayılı Kanun'un Ek Madde 3'ün uygulanarak değer belirlenmesi gerektiğinden bahisle bozulmuşsa da geçici 15 inci madde iptal edilmiş olup, Ek Madde 3’ün derdest davalara uygulanacağına ilişkin özel düzenleme ortadan kalkmıştır. Bu durumda Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kurulunun; “Her davada açıldığı tarihte tespit edilen vaziyet hükme ittihaz olunması iktiza eylemesine…” gerekçesini içeren 28.11.1956 tarihli ve 15/15 sayılı kararı ile; “Her dava açıldığı tarihteki fiili ve hukukî duruma göre karara bağlanır.” genel hukukî prensibini hâvi Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 10.05.2017 tarihli ve 2017/3-990 Esas, 2017/954 Karar sayılı kararları nazara alınarak dava tarihi esas alınarak değer biçilmesi yerindedir. 3. Tarafların iddia, savunma ve dayandıkları belgelere, uyuşmazlığın hukuki nitelendirilmesi ile uygulanması gereken hukuk kurallarına, dava şartlarına, yargılamaya hâkim olan ilkelere, ispat kurallarına ve temyiz olunan kararda belirtilen gerekçelere göre davalı idare vekilinin aşağıdaki paragrafın kapsamı dışındaki temyiz itirazları yerinde görülmemiştir. 4. Kamulaştırmasız el atma nedeniyle hükmedilen tazminata dava tarihinden itibaren yasal faiz işletilmesine karar verilmesi gerekirken, yazılı gerekçe ile dava ve bedel artırım dilekçelerindeki talep de aşılmak suretiyle Türkiye İstatistik Kurumu tarafından belirlenen ve yayımlanan Yurt İçi Üretici Fiyat Endeksi uygulanması yönünde hüküm kurulması bozmayı gerektirir. Ne var ki bu hatanın giderilmesi yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden 6100 sayılı Kanun'un 370 inci maddesinin ikinci fıkrası hükmü uyarınca İlk Derece Mahkemesi kararının düzeltilerek onanması gerekir. VII. KARAR Açıklanan sebeplerle; 1. Davalı idare vekilinin diğer temyiz itirazlarının reddine, 2. Davalı idare vekilinin İlk Derece Mahkemesi kararına yönelik temyiz itirazının kısmen kabulü ile İlk Derece Mahkemesi kararının hüküm fıkrasının (2) numaralı bendinde yer alan "karar tarihine kadar geçen süre için TÜİK tarafından belirlenen ve yayımlanan Yİ-ÜFE endeksi uygulanmak suretiyle oluşan bedel" ibaresinin hükümden çıkartılması, yerine "itibaren işleyecek yasal faizi" ibaresinin yazılması suretiyle DÜZELTİLEREK ONANMASINA,19.12.2024 tarihinde oy çokluğuyla karar verildi. KARŞI OY YAZISI Bu yöntemin usulsuz kamulaştırmada bedel tespitine ilişkin derdest davalarda uygulanmasını engelleyecek bir iptal kararı ise söz konusu değildir. Zira '' dava tarihi itibarıyla... '' ibaresi hariç 2942 sayılı Kanun'un Ek Madde 3 hükmünün kalan kısmı yönünden bir iptal durumu söz konusu olmayıp Ek 3 üncü madde hükmü değer tespiti yöntemi yönünden hâlen yürürlüktedir. 2942 sayılı Kanun'un Geçici Madde17 hükmü yönünden de herhangi bir iptal durumu söz konusu olmayıp bu maddesi hükmü de hâlen yürürlüktedir. Yukarıda yapılan açıklamalar çerçevesinde somut olaya baktığımızda davanın konusunun usulsüz kamulaştırmada bedel tespitine ilişkin olduğu ve bu davada da 2942 sayılı Kanun'un Geçici 17 nci maddesi, aynı Kanun'un ek 3 üncü maddesinin birinci fıkrasının 3 üncü cümlesi ile bu cümlenin atfıyla aynı fıkranın 1 inci ve 2 nci cümle hükümlerinin uygulanması gerektiği düşünülmektedir. Yukarıda açıklanan nedenlerle, düzeltilerek onama cihetine gidilmesi hukuka uygun görülmediğinden sayın çoğunluğun görüşüne katılmıyorum. 19.12.2024