Yargıtay · 5. Hukuk Dairesi

Yargıtay 5. Hukuk Dairesi 2024/10422 E. 2025/5037 K.

Mahkeme
Yargıtay
Daire
5. Hukuk Dairesi
Esas No
2024/10422
Karar No
2025/5037
Karar Tarihi

MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2022/651 Esas, 2023/815 Karar KARAR : Kabul

Taraflar arasındaki 4650 sayılı Kanun'la değişik 2942 sayılı Kamulaştırma Kanunu'nun (2942 sayılı Kanun) 10 uncu maddesine dayanan kamulaştırma bedelinin tespiti ve kamulaştırılan taşınmazın yol olarak terkini istemine ilişkin asıl dava ile kamulaştırmasız el atılan taşınmaz bedelinin tahsili istemine ilişkin birleştirilen davada verilen karar hakkında yapılan temyiz incelemesi sonucunda, Dairece Mahkeme kararının bozulmasına karar verilmiştir.

Mahkemece bozmaya uyularak yeniden yapılan yargılama sonucunda asıl davanın kabulüne, birleştirilen dava konusuz kaldığından karar verilmesine yer olmadığına karar verilmiştir.

Mahkeme kararı davacı idare ile davalılar ..., ... vd. ve ... vd. vekillerince temyiz edilmekle; süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda gereği düşünüldü; temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

I. DAVA 1.Davacı idare vekili asıl davanın dava dilekçesinde özetle; dava konusu İstanbul ili, ... ilçesi, ...yraz Mahallesi, 390 parsel sayılı taşınmazın kamulaştırma bedelinin tespiti ve kamulaştırılan taşınmazların yol olarak terkinini talep etmiştir.

2.Davacılar ... vd. vekili birleştirilen davanın dava dilekçesinde özetle; dava konusu İstanbul ili, ... ilçesi, ... Mahallesi 390 parsel sayılı taşınmaz hakkında ... tarafından 04.11.2013 tarihli ve 2013/275 sayılı kamu yararı kararı alındığını, taşınmazın bedelinin belirlenmesi ve taşınmazın idare adına tescili için Beykoz 1. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2014/311 Esas sayılı dosyası ile bedel tespit ve tescil davası açıldığını Yargıtay 5. Hukuk Dairesinin 26.11.2015 tarihli ve 2015/16706 Esas 2015/22158 Karar sayılı kararı ile kararın bozulduğunu, bozma sonrası kamulaştırılan alanın bedelinin 2.082843,75 TL (müvekkillerinin hissedarları için 138.856,25 TL) olarak belirlendiğini, kamulaştırma bedelinin bloke edilmesi için idareye süre verildiğini, belirlenen bedelin bloke edilmemesi üzerine 12.04.2018 tarihli celsede yeniden süre verilmesine rağmen kamulaştırma bedelinin depo edilmediğini, Beykoz 1. Asliye Hukuk Mahkemesinin dosyasında ödenen 24.675,56 TL düşüldükten sonra kalan 114.180,69 TL'nin bedel tespit tescil talepli olarak açılan dava tarihinden itibaren yasal faiziyle birlikte davalıdan tahsiline ve dosyanın Beykoz 1. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2018/683 Esas sayılı dosyası ile birleştirilmesine karar verilmesini talep etmiştir.

II. CEVAP 1.Davalılar ... vd. vekili cevap dilekçesinde özetle;kamulaştırılan taşınmaz ve üzerindeki yapı ve muhdesatın bilirkişi marifetiyle gerçek değerinin tespitini talep etmiştir.

2.Davalı ... vekili cevap dilekçesinde özetle; kamulaştırılan taşınmaz ve üzerindeki yapı ve muhdesatın bilirkişi marifetiyle gerçek değerinin tespitini talep etmiştir.

III. MAHKEME KARARI Mahkemenin 23.02.2021 tarihli ve 2018/683 Esas, 2021/79 Karar sayılı kararı ile asıl davanın kabulüne, birleştirilen davanın ise konusuz kaldığından karar verilmesine yer olmadığına karar verilmiştir.

IV. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ A. Bozma Kararı 1. Mahkemenin 23.02.2021 tarihli ve 2018/683 Esas, 2021/79 Karar sayılı kararına karşı süresi içinde davacı idare ile bir kısım davalılar vekilleri temyiz isteminde bulunmuştur.

2. Dairemizce yapılan inceleme sonucunda; birleştirilen davanın konusu kalmadığından karar verilmesine yer olmadığına karar verilmesinde bir isabetsizlik görülmediği; ancak hükme esas alınan bilirkişi raporunun hüküm kurmaya elverişli olmadığı, taraflara emsal bildirmeleri için süre verilmesi ve gerektiğinde resen emsaller getirtilerek, usulüne uygun olarak oluşturulacak bilirkişi kuruluyla yeniden keşif yapılıp, açıklanan doğrultuda bilirkişi raporu alındıktan sonra sonucuna göre karar verilmesi gerektiği gibi bedeline hükmedilen kuyu ve ağaçların bedeli hususunda bozma yapılmadığı hâlde, bozma kararı sonrası davalılar lehine oluşan usulî kazanılmış hak ihlal edilmek suretiyle eksik bedel tespiti, bozma öncesi hükmedilen kamulaştırma bedeline ilişkin hüküm kurulmaması ve davacı idare vekili lehine vekâlet ücretine hükmedilmesi doğru görülmediğinden kararın bozulmasına karar verilmiştir.

B. Mahkemece Bozmaya Uyularak Verilen Karar Mahkemenin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile bozma kararı gereğince işlem ve inceleme yapılarak asıl davanın kabulüne, birleştirilen dava konusuz kaldığından karar verilmesine yer olmadığına karar verilmiştir.

V. TEMYİZ A. Temyiz Yoluna Başvuranlar Mahkemenin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı idare ile davalılar ... vd., ... vd. ve ... vd. vekilleri temyiz isteminde bulunmuştur.

B. Temyiz Sebepleri 1. Davacı idare vekili temyiz dilekçesinde özetle; faize ilişkin Anayasa Mahkemesinin iptal kararı gözetilerek faize hükmedilmesinin yasal dayanağı kalmadığından faize ilişkin hükmün karardan çıkartılması gerektiğini, hükme esas alınan bilirkişi raporunda eksik ve hatalı inceleme ile metrekare birim fiyatının yüksek belirlendiğini ileri sürerek kararı temyiz etmiştir.

2.Davalı ... mirasçıları ... vd. vekili temyiz dilekçesinde özetle; kamulaştırma bedelinin Anayasa Mahkemesinin faize ilişkin iptal kararı gerekçesi dikkate alınarak enflasyon nedeniyle oluşacak değer kaybını karşılaması gerektiğinden, kamulaştırma bedelinin ödeme tarihindeki değerine göre güncellenmesi gerektiğini ileri sürerek temyiz yoluna başvurmuştur.

3.Davalılardan ... vd. vekili temyiz dilekçesinde özetle;kamulaştırma bedelinin Anayasa Mahkeme'sinin faize ilişkin iptal kararı gerekçesi dikkate alınarak enflasyon nedeniyle oluşacak değer kaybının karşılanması gerektiğinden kamulaştırma bedelinin ödeme tarihindeki değerine göre güncellenmesinin gerekriğini ileri sürerek temyiz yoluna başvurmuştur.

4.Davalılar ... vd. vekili temyiz dilekçesinde özetle;dava konusu taşınmazın yeri, konumu dikkate alındığında metrekare birim fiyatının oldukca düşük tespit edildiğini, arta kalan kısma verilen değer kaybının en az %50 olması gerektiğini, dava konusu için takdir edilen bedelin Anayasa'nın 46 ncı maddesinin birinci fıkrasında ifade edilen taşınmazın gerçek değer karşılığı olması gerektiğinden güncel değerinin tespit edilerek bu bedele hükmedilmesi gerektiğini ileri sürerek temyiz yoluna başvurmuştur.

C. Gerekçe 1. Uyuşmazlık ve Hukukî Nitelendirme Uyuşmazlık, dava konusu taşınmazın kamulaştırma bedelinin tespitine ilişkindir.

2. Değerlendirme 1. Mahkemelerin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun geçici 3 üncü maddesinin atfıyla 1086 sayılı Hukuk Usulu Muhakemeleri Kanunu'nun 26.09.2004 tarihli ve 5236 sayılı Kanun'la yapılan değişiklikten önceki 428 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür. 2.Arsa niteliğindeki dava konusu taşınmaza 2942 sayılı Kanun'un 11 inci maddesinin birinci fıkrasının (g) bendi uyarınca emsalin üstün ve eksik yönleri belirlenip kıyaslaması yapılarak değer biçilmesinde bir isabetsizlik görülmemeiştir.

3. Temyizen incelenen mahkeme kararının bozmaya uygun olduğu, kararda ve kararın gerekçesinde hukuk kurallarının somut olaya uygulanmasında bir isabetsizlik bulunmadığı, bozma ile kesinleşen ve karşı taraf yararına kazanılmış hak durumunu oluşturan yönlerin ise yeniden incelenmesine hukukça imkân bulunmadığı anlaşılmakla bir kısım davalılar vekillerinin tüm,davacı idare vekilinin aşağıdaki paragrafların kapsamı dışındaki temyiz dilekçelerinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.

4.Temyiz yoluna başvurmayan davalılar yönünden davacı idare lehine oluşan usulü kazanılmış hak dikkate alınmadan kamulaştırma bedelinin fazla tespiti doğru görülmemiştir.

5. 01.08.2023 tarihli ve 32266 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanan Anayasa Mahkemesinin 05.04.2023 tarihli ve 2022/83 Esas, 2023/69 Karar sayılı kararı ile 04.11.1983 tarihli ve 2942 sayılı Kanun’un 24.04.2001 tarihli ve 4650 sayılı Kanun’un 5 inci maddesiyle değiştirilen 10 uncu maddesine 11.04.2013 tarihli 6459 sayılı Kanun’un 6 ncı maddesiyle eklenen dokuzuncu fıkrası iptal edilmiştir. Dava 01.08.2023 tarihinden önce açılmıştır. Anayasa’nın 153 üncü maddesinin beşinci fıkrasında yer alan; “İptal kararları geriye yürümez.” hükmü ve Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kurulunun; “Her davada açıldığı tarihte tespit edilen vaziyet hükme ittihaz olunması iktiza eylemesine…” gerekçesini içeren 28.11.1956 tarihli ve 15/15 sayılı kararı ile; “Her dava açıldığı tarihteki fiili ve hukukî duruma göre karara bağlanır.” genel hukukî prensibini hâvi Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 10.05.2017 tarihli ve 2017/3-990 Esas, 2017/954 Karar sayılı kararları nazara alındığında kamulaştırma bedeline 2942 sayılı Kanun’un 10 uncu maddesinin dokuzuncu fıkrası gereğince davanın açıldığı tarihten 4 ay sonrasından başlamak üzere yasal faiz uygulanması gerekirken, kamu alacakları için uygulanan en yüksek faiz uygulanması bozmayı gerektirir.

VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; 1. Bir kısım davalılar vekillerinin tüm, davacı idare vekilinin diğer temyiz itirazlarının reddine,

2. Davacı idare vekilinin temyiz itirazının kısmen kabulü ile hükmün açıklanan nedenlerle BOZULMASINA,

Davalılardan peşin alınan temyiz harçlarının istek halinde iadesine,15.04.2025 tarihinde oy çokluğuyla karar verildi.

KARŞI OY

Yargıtay Hukuk Genel Kurulu’nun 21.01.2004 tarihli ve 2004/10-44 Esas, 2004/19 Karar sayılı kararı ve müstakar kararlarında da açıkça ifade edildiği üzere Anayasa Mahkemesinin iptal kararlarının kesin hüküm halini almamış derdest davalar yönünden uygulanmaları gerekir. Zira Anayasa Mahkemesinin iptal kararları usulî kazanılmış hakkın ve aleyhe bozma yasağının istisnasını teşkil ederler.

Bu nedenle somut olayda; davalı tarafın Anayasanın 46 ncı maddesinin son fıkrası uyarınca kamu alacaklarına uygulanacak en yüksek faizin uygulanmasına yönelik Hukuk Muhakemeleri Kanununun 26 ncı maddesinin birinci fıkrası kapsamında değerlendirilecek bir temyiz talebinin (Birkısım davalılar vekillerinin 04.06.2024 ve 18.06.2024 tarihli dilekçelerindeki “faize” ilişkin talepleri) de dosya münderecatında bulunması karşısında, 2942 sayılı Kamulaştırma Kanununun 10 uncu maddesinin dokuzuncu fıkrası hükmünün iptali yönünde Anayasa Mahkemesi tarafından verilen ve 01.08.2023 tarihli, 32266 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan 05.04.2023 tarihli ve 2022/83 Esas - 2023/69 Karar sayılı iptal kararı doğrultusunda karar verilmeli ve “dava tarihinden itibaren mahkeme karar tarihine kadar geçen süre için kamu alacaklarına uygulanan en yüksek faiz oranının uygulanması”, diğer bir ifadeyle Anayasanın 46 ncı maddesinin son fıkrası hükmü nazara alınarak “dava tarihinden itibaren karar tarihine kadar faize hükmedilmesi (aynen temyiz incelememize konu Beykoz 1 inci Asliye Hukuk Mahkemesinin; “dava tarihinden karar tarihine kadar geçen süre için kamu alacaklarına uygulanan en yüksek faiz oranının işletilmesine ilişkin” kararında olduğu gibi)” gerekmektedir.

Hâl böyle iken, eldeki derdest davada Anayasa Mahkemesi iptal kararının uygulanmadığı, Sayın çoğunluğun diğer yönleriyle katıldığımız, “Bozma Kararı”na ve faizle ilgili 5 No’lu “Değerlendirme” görüşüne, açıkladığımız nedenlerle katılmıyoruz. 15.04.2025

Atıf: Yargıtay 5. Hukuk Dairesi, E. 2024/10422, K. 2025/5037, T. 15.04.2025, www.arakarar.com/karar/yargitay-5-hukuk-dairesi-2024-10422-e-2025-5037-k-d2103477848e