Yargıtay · 5. Ceza Dairesi

Yargıtay 5. Ceza Dairesi 2026/4 E. 2026/7310 K.

Mahkeme
Yargıtay
Daire
5. Ceza Dairesi
Esas No
2026/4
Karar No
2026/7310
Karar Tarihi

MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi SAYISI : 2024/73 Esas, 2025/101 Karar SUÇLAR : Görevi kötüye kullanma, özel belgede sahtecilik HÜKÜMLER : Sanıklardan ... ve ... hakkında özel belgede sahtecilik suçundan açılan kamu davalarında eylemlerinin görevi kötüye kullanma suçuna azmettirme olduğu kabulüyle bu suçtan mahkumiyet, ... hakkında görevi kötüye kullanma suçundan hükmün açıklanmasının geri bırakılması TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Kamu davalarının zamanaşımı nedeniyle düşürülmesine, onama

Mahalli mahkemece verilen hükümler ve karar temyiz edilmekle dosya incelendi; Dairemizce de benimsenen Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 14.02.2017 tarihli, 2015/5-95, 2017/71 sayılı ve benzer Kararlarında da belirtildiği üzere "suçtan zarar görme" kavramının "suçtan doğrudan doğruya zarar görmüş bulunma hali" olarak anlaşılması gerektiği, dolaylı veya muhtemel zararların davaya katılma hakkı vermeyeceği, bu nedenle sanıklar hakkında görevi kötüye kullanma ve özel belgede sahtecilik suçlarından açılan kamu davalarına 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun (5271 sayılı Kanun) 237. maddesine göre suçtan doğrudan zarar görmeyen Hazinenin katılma hakkının olmadığı, mahkemece usulsüz olarak verilen katılma kararının da temyiz hakkı vermeyeceği anlaşılmakla, vekilinin temyiz isteminin 5320 sayılı Ceza Muhakemesi Kanununun Yürürlük ve Uygulama Şekli Hakkında Kanun'un (5320 sayılı Kanun) 8/1. maddesi de gözetilerek 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu'nun (1412 sayılı Kanun) 317. maddesi uyarınca REDDİNE, incelemenin katılan ... vekili, sanıklar ... ve ... müdafiileri ile sanık ...'ın temyiz itirazlarıyla sınırlı olarak yapılmasına karar verildikten sonra gereği düşünüldü: Sanık ...'ın üzerine atılı, diğer sanıkların ise mahkemece oluşa uygun olarak sübutu kabul edilen eylemlerine uyan görevi kötüye kullanma suçunun 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 257/1. maddesinde öngörülen cezasının üst sınırı itibarıyla aynı Kanun'un 66/1-e ve 67/4. maddelerinde belirtilen 8 yıllık asli ve 12 yıllık ilaveli dava zamanaşımı sürelerine tabi olduğu, suç tarihi olan 14.03.2013 ile inceleme günü arasında, soruşturma izni ile ilgili durma süreleri eklendiğinde dahi, ilaveli dava zamanaşımı süresinin gerçekleştiği anlaşıldığından, hükümlerin 5320 sayılı Kanun'un 8/1. maddesi de gözetilmek suretiyle 1412 sayılı Kanun'un 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA ancak bu husus yeniden yargılamayı gerektirmediğinden aynı Kanun'un 322/1 ve 5271 sayılı Kanun'un 223/8. maddeleri gereğince sanıklar hakkında açılan kamu davalarının zamanaşımı nedeniyle ayrı ayrı DÜŞMESİNE 30.06.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Atıf: Yargıtay 5. Ceza Dairesi, E. 2026/4, K. 2026/7310, T. 30.06.2026, www.arakarar.com/karar/yargitay-5-ceza-dairesi-2026-4-e-2026-7310-k-daf3cad3d0ef