Yargıtay · 12. Ceza Dairesi

Yargıtay 12. Ceza Dairesi 2023/5819 E. 2026/5319 K. – Taksirle Öldürme

Konu: Taksirle Öldürme

Mahkeme
Yargıtay
Daire
12. Ceza Dairesi
Esas No
2023/5819
Karar No
2026/5319
Karar Tarihi
Konu
Taksirle Öldürme

MAHKEMESİ :Ceza Dairesi SAYISI : 2022/93 E., 2023/989 K. SUÇ : Taksirle öldürme HÜKÜM : Mahkûmiyet TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Bozma

İlk Derece Mahkemesince kurulan hükme yönelik istinaf incelemesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesi tarafından verilen kararın; sanık tarafından temyizi üzerine yapılan ön inceleme neticesinde 5271 sayılı CMK'nın 298/1. maddesindeki temyiz isteminin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı tespit edilmekle gereği düşünüldü:

I. HUKUKÎ SÜREÇ İlk Derece Mahkemesince sanık hakkında taksirle öldürme suçundan kurulan 5271 sayılı CMK'nın 223/2-c maddesi uyarınca sanığın beraatine ilişkin hükme yönelik katılan vekillerinin istinaf başvurusunun Bölge Adliye Mahkemesince kabulü ile duruşmalı yapılan inceleme neticesinde, 5271 sayılı CMK'nın 280/2. maddesi uyarınca İlk Derece Mahkemesi kararı kaldırılarak, sanık hakkında taksirle öldürme suçundan 5237 sayılı TCK'nın 85/1, 62, 50/1-a ve 52/2-3-4. maddeleri gereğince 22.800,00 TL adlî para cezası ile cezalandırılmasına ve hükmedilen adlî para cezasının 24 eşit taksitler halinde ödenmesine karar verilmiştir.

II. TEMYİZ SEBEPLERİ Sanığın temyiz sebepleri; suç vasfında yanılgıya düşüldüğüne, atılı suçtan sorumluluğunun bulunmadığına ilişkindir.

III. OLAY VE OLGULAR İlk Derece Mahkemesince, dosyada mevcut belge ve bilgiler, soruşturma ve kovuşturma evrelerinde alınan beyanlarla birlikte dikkate alınarak yapılan değerlendirmede; öz geçmişinde diyabetes mellitus, esansiyel hipertansiyon ve hiperlipitemi tanıları bulunan ...'nın sol kolda ağrı şikayetiyle 30.06.2018 tarihinde saat 07.28’de ... Devlet Hastanesine başvurduğu, acil serviste sanık doktor tarafından değerlendirildiği, miyalji tanısı ile yapılan intramusküler enjeksiyon sonrası düzenlenen reçeteyle taburcu edildiği, ertesi gün saat 17.00 sıralarında eşi tarafından evinin bahçesinde hareketsiz olarak bulunması üzerine hastaneye kaldırıldığı, yapılan tüm müdahalelere rağmen öldüğü olayda; ... Kurumu Başkanlığı 8. ...Kurulunun 31.03.2021 tarihli raporunda, ölenin öz geçmişindeki rahatsızlıklar göz önüne alınarak, sol kol ağrısı varlığında akut koroner sendrom düşünülerek seri elektrokardiyogram çekilmesi ve kardiyak nekroz belirteçlerinin tetkik ve takip edilmesi gerekirken bu işlemlerin yapılmadan kişinin taburcu edilmesinin eksiklik sayılacağı; ancak ölenin otopsisinde elde edilen olgulara göre hastada muayene saatinde akut koroner sendromu olduğunun tıbbi delillerinin bulunamadığı dolayısıyla sözü edilen eksiklik ile ölüm arasında kesin illiyet bağı kurulamadığının belirtildiği, anılan rapor hükme esas alınarak, kusuru bulunmayan sanık hakkında 5237 sayılı TCK'nın 85/1.maddesindeki taksirle öldürme suçundan beraat kararı verilmiştir.

Bölge Adliye Mahkemesince duruşmalı yapılan inceleme neticesinde, İlk Derece Mahkemesi tarafından dosyada mevcut bilirkişi raporları arasındaki çelişki giderilmeden eksik araştırma sonucu hüküm kurulmasının hukuka aykırı olduğu gerekçeleriyle İlk Derece Mahkemesi hükmü kaldırılarak, dosyaya kazandırılan yeni bilirkişi raporu hükme esas alınarak, sanık hakkında 5237 sayılı TCK'nın 85/1. maddesindeki taksirle öldürme suçundan yeniden hüküm kurulmuş ve sanığın mahkûmiyetine karar verilmiştir.

IV. GEREKÇE VE KARAR Tüm dosya kapsamından; Adli Tıp Kurumu İstanbul 1.Adli Tıp İhtisas Kurulunun 06.12.2019 tarihli raporunda, ...'nın ölümünün kalp damar hastalığı sonucu meydana geldiğinin bildirildiği,

Adli Tıp Kurumu İstanbul 8.Adli Tıp İhtisas Kurulunun 08.04.2021 tarihli raporunda, ''... Dr. ...’ün ifadesinde kişinin sabah saatlerinde sol kol ağrısı ile başvurduğunun belirtildiği, özgeçmişinde hipertansiyon, diyabetes mellitus ve hiperlipidemi bulunan olguda sol kol ağrısı varlığında akut koroner sendrom düşünülerek seri elektrokardiyogram çekilmesi ve kardiyak nekroz belirteçlerinin tetkik ve takip edilmesi gerektiği, bu işlemlerin yapılmadan kişinin taburcu edilmesinin eksiklik olduğu, ancak kişiye yapılan otopside kalp ve miyokardın histopatolojik incelemesinde myokardda akut iskemi/nekroza bağlı patolojik değişimler tespit edilmediği, bu nedenle kişide muayene saati sırasında (30/06/2019-07:28) akut koroner sendrom olduğunun tıbbi delillerinin bulunmadığı, dolayısıyla sözü edilen eksiklik ile ölüm arasında kesin illiyet bağı kurulamadığının'' bildirildiği,

Adli Tıp Kurumu Başkanlığı Adli Tıp Üçüncü Üst Kurulunun 10.02.2023 tarihli raporunda, çoğunluk görüşün hazırladığı kısımda, ''... Dr. ...’ün ifadesinde kişinin sabah saatlerinde sol kol ağrısı ile başvurduğunun belirtildiği, özgeçmişinde hipertansiyon, diyabetes mellitus ve hiperlipidemi bulunan olguda sol kol ağrısı varlığında akut koroner sendrom düşünülerek seri elektrokardiyogram çekilmesi ve kardiyak nekroz belirteçlerinin tetkik ve takip edilmesi gerektiği, bu işlemlerin yapılmadan kişinin taburcu edilmesinin eksiklik olduğu, dolayısıyla Pratisyen Hekim Dr. ...’ün uygulamalarının tıp biliminin genel kabul görmüş ilke ve kurallarına uygun olmadığı, hekimin eksik eylemleri ile kişinin ölümü arasında illiyet bağı bulunduğu ancak kişinin tanısının zamanında konularak uygun takip ve tedavisinin yapılması durumunda da kurtulmasının kesin olmadığı...'',

Azınlık görüşün hazırladığı kısımda ise, ''... Dr. ...’ün ifadesinde kişinin sabah saatlerinde sol kol ağrısı ile başvurduğunun belirtildiği, özgeçmişinde hipertansiyon, diyabetes mellitus ve hiperlipidemi bulunan olguda sol kol ağrısı varlığında akut koroner sendrom düşünülerek seri elektrokardiyogram çekilmesi ve kardiyak nekroz belirteçlerinin tetkik ve takip edilmesi gerektiği, bu işlemlerin yapılmadan kişinin taburcu edilmesinin eksiklik olduğu, dolayısıyla Pratisyen Hekim Dr. ...’ün uygulamalarının tıp biliminin genel kabul görmüş ilke ve kurallarına uygun olmadığı, ancak kişiye yapılan otopside kalp ve miyokardın histopatolojik incelemesinde myokardda akut iskemi/nekroza bağlı patolojik değişimler tespit edilmediği, bu nedenle kişide muayene saati sırasında (30/06/2019-07:28) akut koroner sendrom olduğunun tıbbi delillerinin bulunmadığı göz önüne alındığında; sözü edilen eksiklik ile ölüm arasında kesin bir illiyet bağı kurulamadığı'' belirtilmiştir.

Yargılama sürecindeki işlemlerin usûl ve kanuna uygun olarak yapıldığı, aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların toplanan tüm delillerle birlikte gerekçeli kararda gösterilip tartışıldığı anlaşılmakla, sanığın yukarıda ilgili bölümde ileri sürdüğü bu kapsamdaki temyiz sebeplerinin reddine, ancak;

Dairemizin yerleşik uygulamalarına göre, sanığın tıp kurallarına uygun olmayan eylemi ile meydana gelen netice arasında uygun illiyet bağının kurulması halinde eylemin taksirle yaralama veya taksirle öldürme suçuna vücut vereceği, illiyet bağının bulunmaması halinde ise eylemin 5237 sayılı TCK'nın 257. maddesinde düzenlenen görevi kötüye kullanma suçunu oluşturacağı, somut olayda, ... Kurumu ... İhtisas Kurulunun ve ... Kurumu Başkanlığı ... Üçüncü Üst Kurulunun azınlık görüşünde görevinin gereklerini yerine getirmeyen sanığın davranışlarıyla meydana gelen ölüm neticesi arasında nedensellik bağının kesin olarak belirlenemediğinin, anılan raporun çoğunluk görüşünde ise sanığın davranışlarıyla meydana gelen ölüm neticesi arasında illiyet bağının bulunduğunun bildirildiği gözetildiğinde anılan çelişkinin giderilerek, sanığın davranışlarıyla meydana gelen ölüm neticesi arasında nedensellik bağının bulunup bulunmadığının kesin olarak tespit edilmesi için bir kez de üniversitelerin ilgili ana bilim dalı başkanlıklarında çalışan hekim bilirkişilerden oluşacak heyetten rapor alınması gerekirken eksik araştırma sonucu yazılı şekilde mahkûmiyet kararı verilmesi,

Hukuka aykırı olup, açıklanan nedenle sanığın temyiz istemi yerinde görüldüğünden, Bölge Adliye Mahkemesinin kararının 5271 sayılı CMK'nın 302/2. maddesi uyarınca Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle BOZULMASINA,

Dava dosyasının, 5271 sayılı CMK'nın 304/2. maddesi uyarınca Sakarya Bölge Adliye Mahkemesi 3. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 21.05.2026 tarihinde karar verildi.

Atıf: Yargıtay 12. Ceza Dairesi, E. 2023/5819, K. 2026/5319, T. 21.05.2026, www.arakarar.com/karar/yargitay-12-ceza-dairesi-2023-5819-e-2026-5319-k-4d24fc10c028