Yargıtay · 5. Ceza Dairesi

Yargıtay 5. Ceza Dairesi 2022/2163 E. 2026/7290 K.

Mahkeme
Yargıtay
Daire
5. Ceza Dairesi
Esas No
2022/2163
Karar No
2026/7290
Karar Tarihi

MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi SAYISI : 2011/16 Esas, 2016/170 Karar SUÇTAN ZARAR GÖREN : Hazine SUÇLAR : Suç işlemek amacıyla örgüt kurma, bu amaçla kurulan örgüte üye olma, göçmen kaçakçılığı, rüşvet alma, rüşvet verme HÜKÜMLER : 1-Sanıklardan ... ve ... hakkında suç işlemek amacıyla örgüt kurma, ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ... ve ... hakkında suç işlemek amacıyla kurulan örgüte üye olma, ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ... ve ... hakkında göçmen kaçakçılığı suçlarından beraat, 2- Sanıklardan ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ... ve ... ile suça sürüklenen çocuklar ... ve ... hakkında göçmen kaçakçılığı, ... hakkında rüşvet verme, ... ve ... hakkında rüşvet alma suçlarından mahkumiyet TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Temyiz isteminin reddi, onama, bozma

Mahalli mahkemece verilen hükümler temyiz edilmekle dosya incelendi; Dairemizce de benimsenen Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 14.02.2017 tarihli, 2015/5-95, 2017/71 sayılı ve benzer Kararlarında da belirtildiği üzere "suçtan zarar görme" kavramının "suçtan doğrudan doğruya zarar görmüş bulunma hali" olarak anlaşılması gerektiği, dolaylı veya muhtemel zararların davaya katılma hakkı vermeyeceği, bu nedenle suç işlemek amacıyla örgüt kurma, bu amaçla kurulan örgüte üye olma ve göçmen kaçakçılığı suçlarından açılan kamu davalarına 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun (5271 sayılı Kanun) 237. maddesine göre suçtan doğrudan zarar görmeyen Hazinenin katılma ve hükümleri temyiz hakkının olmadığı anlaşıldığından, vekilinin belirtilen suçlardan kurulan hükümlere yönelik temyiz isteminin ve ceza miktarları itibarıyla yasal koşulları bulunmadığından sanıklar ..., ..., ..., ..., ..., ... ve ... müdafiinin duruşmalı inceleme talebinin 5320 sayılı Ceza Muhakemesi Kanununun Yürürlük ve Uygulama Şekli Hakkında Kanun'un (5320 sayılı Kanun) 8/1. maddesi de gözetilerek 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu'nun (1412 sayılı Kanun) 3 17... . maddeleri gereğince ayrı ayrı REDDİNE, 5271 sayılı Kanun'un 260/1. maddesine göre rüşvet alma ve rüşvet verme suçlarından katılan sıfatını alabilecek surette zarar görmüş olan Hazinenin kanun yoluna başvurma hakkının bulunması ve hükümlerin vekili tarafından 7417 sayılı Kanun'un yürürlük tarihi olan 05.07.2022 tarihinden önce temyiz edilmesi karşısında, 3628 sayılı Mal Bildiriminde Bulunulması, Rüşvet ve Yolsuzluklarla Mücadele Kanunu'nun değişiklik öncesindeki 18/2. madde ve fıkra hükmü uyarınca başvuru tarihinde müdahil sıfatını kazandığı, değinilen suçlardan açılan kamu davalarına katılma ve hükümleri temyiz hakkının bulunduğu, sanıklar ... ve ... hakkında göçmen kaçakçılığı suçundan açılan kamu davaları ve malen sorumlu ...'e ait 30... plakalı araç ile ilgili olarak müsadere talebine yönelik mahallinde hükümler kurulması olanaklı görülmüş, başvurularının kapsamına göre incelemenin katılan Hazine vekilinin rüşvet alma ve rüşvet verme, sanık ... müdafiinin vekalet ücretine münhasır, sanıklar ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ... ve ... müdafiilerinin, ... ve müdafiinin müvekkilleri hakkında verilen mahkumiyet hükümleri ile sanıklar ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ... ve ...'ın kendileri hakkında verilen mahkumiyet hükümlerine yönelik temyiz itirazları ile sınırlı ve duruşmasız olarak yapılmasına karar verildikten sonra gereği düşünüldü: 1) Sanıklar ..., ..., ..., ..., ..., ... (...), ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ... ve ... hakkında göçmen kaçakçılığı suçundan kurulan mahkumiyet hükümlerine yönelik temyiz itirazlarının incelemesinde; Farklı tarihlerde ve farklı kişilere karşı gerçekleştirilen her bir göçmen kaçakçığı eylemi için sanıkların ayrı ayrı cezalandırılmaları gerektiği gözetilmeden birer kez cezalandırılmalarına karar verilmesi aleyhe temyiz olmadığından bozma nedeni yapılmamış, sanık ...'ın iştirak ettiği 10 ayrı eylemden biri olan 24.10.2009 tarihinde yönetimindeki araçla 18 yabancı uyruklu şahsın yakalanması olayına ilişkin Yüksekova 2. Asliye Ceza Mahkemesinin 14.02.2023 tarihli ve 2022/473 Esas, 2023/92 sayılı mahkumiyet Kararının Yargıtay 4. Ceza Dairesinin 24.03.2025 tarihli ve 2023/13581 Esas, 2025/5503 sayılı ilamı ile beraat kararı verilmesi gerektiği gerekçesiyle bozulmuş ise de sanık hakkında tek cezaya hükmedilmiş olması nedeniyle bu husus sonuca etkili görülmemiştir. Delillerle iddia ve savunma, yapılan yargılama göz önünde tutularak tahlil ve takdir edilmiş, sübutu kabul olunan fiillerin unsurlarına uygun şekilde tavsif ve tatbikatı yapılmış bulunduğundan yerinde görülmeyen sanıklar ve müdafiilerinin temyiz itirazlarının reddiyle usul ve kanuna uygun olan hükümlerin ONANMASINA, 2) Sanık ... hakkında suç işlemek amacıyla kurulan örgüte üye olma ve göçmen kaçakçılığı suçundan kurulan beraat hükümlerine ilişkin vekalet ücreti yönünden temyiz itirazlarının incelemesinde Hüküm tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesinin 14/4. maddesinde yer alan "Beraat eden ve kendisini vekil ile temsil ettiren sanık yararına Hazine aleyhine maktu avukatlık ücretine hükmedilir." biçimindeki düzenleme nazara alınarak, kendisini vekille temsil ettiren ve beraatine karar verilen sanık lehine vekalet ücreti takdir edilmesi gerektiğinin gözetilmemesi, Kanuna aykırı, sanık müdafiinin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan, hükümlerin 5320 sayılı Ceza Muhakemesi Kanununun Yürürlük ve Uygulama Şekli Hakkında Kanun'un 8/1. maddesi de gözetilerek 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu'nun 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA ancak bu husus yeniden duruşma yapılmaksızın aynı Kanun'un 322. maddesinin verdiği yetkiye dayanılarak düzeltilmesi mümkün bulunduğundan, hüküm fıkrasına; "Kendisini vekille temsil ettiren sanık ... için karar tarihindeki Avukatlık Asgari Ücret Tarifesinin 14/4. maddesi uyarınca takdir edilen 3.600 TL'nin Hazineden alınarak sanığa verilmesine" ibaresinin eklenmesi suretiyle hükümlerin DÜZELTİLEREK ONANMASINA, 3) Sanıklardan ... hakkında rüşvet verme, ... ve ... hakkında rüşvet alma suçlarından kurulan mahkumiyet hükümlerine yönelik temyiz itirazlarının incelemesinde; Sanık ...'ın hükümden sonra 09.07.2021 tarihinde vefat ettiği Ulusal Yargı Ağı Bilişim Sisteminden temin edilen nüfus kaydından anlaşılmakla, Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 02.10.2024 tarihli ve 2021/228 Esas, 2024/281 sayılı Kararı da gözetilerek bu hususta bir karar verilmesi lüzumu diğer sanıklar hakkında kurulan hükümlere ilişkin olarak; 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun (5237 sayılı Kanun) rüşveti tanımlayan ve 05.07.2012 tarihinde yürürlüğe giren 6352 sayılı Kanun ile değişiklik yapılıncaya kadar yürürlükte kalan 252/3. maddesinde; "Rüşvet, bir kamu görevlisinin, görevinin gereklerine aykırı olarak bir işi yapması veya yapmaması için kişiyle vardığı anlaşma çerçevesinde bir yarar sağlamasıdır." denilerek sadece nitelikli rüşvete yer verildiği, kamu görevlisinin yapması gereken bir işi yapması ya da yapmaması gereken işi yapmaması için yarar sağlanmasının (05.07.2012 tarihine kadar) rüşvet suçu kapsamından çıkarıldığı, bu eylemlerin 5237 sayılı Kanun'un 257/3. maddesine uyan görevinin gereklerine uygun davranmak için çıkar sağlama suçu kapsamında değerlendirildiği, sanıklar Muhammer ve Serdar hakkında 5271 sayılı Kanun'un 1 35... . maddelerine göre usulüne uygun iletişimin tespiti kararı alınmadan hükme esas alınan ve hukuka aykırı delil niteliğinde olan iletişimin tespiti kayıtlarında geçen göçmen kaçakçılığı eylemlerinden herhangi bir adli ya da idari işlem yapılmadığı anlaşıldığından, rüşvet alma ve rüşvet verme suçları ile ilgili olarak sanıkların meşru zeminde bulunduklarının kabulü gerekeceği, sanık ...'e isnat edilen rüşvet alma eylemlerinin sübutu halinde suç tarihlerinde yürürlükte bulunan 5237 sayılı Kanun'un mülga 257/3. maddesinde düzenlenen görevinin gereklerine uygun davranmak için çıkar sağlama, kamu görevlisi olmayan sanık ...'a yüklenen rüşvet verme eyleminin ise aynı Kanun'un 40/2. maddesi uyarınca özgü suç niteliğindeki bu suça azmettirme veya yardım etme olacağı, bu suçun anılan maddede öngörülen cezasının üst sınırı itibarıyla aynı Kanun'un 66/1-e ve 67/4. maddelerinde belirtilen 8 yıllık asli ve 12 yıllık ilaveli dava zamanaşımı sürelerine tabi olduğu, suç tarihleri ile inceleme günü arasında ilaveli dava zamanaşımı süresinin gerçekleştiği anlaşıldığından, hükümlerin 5237 sayılı Kanun'un 7/2 ile 5320 sayılı Kanun'un 8/1. maddeleri de gözetilmek suretiyle 1412 sayılı Kanun'un 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA ancak bu hususlar yeniden yargılamayı gerektirmediğinden aynı Kanun'un 322/1, 5237 sayılı Kanun'un 64/1 ve 5271 sayılı Kanun'un 223/8. maddeleri gereğince sanıklardan ... hakkındaki kamu davasının ölüm, Serdar ve Muhammer hakkındaki kamu davalarının ise zamanaşımı nedeniyle ayrı ayrı DÜŞMESİNE, 4) Sanıklar ..., ..., ... ve ... hakkında göçmen kaçakçılığı suçundan kurulan mahkumiyet hükümlerine yönelik temyiz itirazlarının incelemesinde; Sanıklar ... ve ... hakkında 02.02.2010 tarihinde Van İli Başkale İlçesinde 22 yabancı uyruklu, ... hakkında 08.11.2009 tarihinde Van İli Başkale İlçesinde 18 yabancı uyruklu, ... hakkında 22.02.2010 tarihinde evinde 32 yabancı uyruklu kişinin yakalanması olaylarında iştiraklerinin bulunduğu kabul ise de sanıklardan ... ve ... hakkında Başkale (Kapatılan) 2. Asliye Ceza Mahkemesinin 22.01.2014 tarihli ve 2010/302 Esas, 2014/53 Karar, ... hakkında Başkale (Kapatılan) 2. Asliye Ceza Mahkemesinin 14.04.2010 tarihli ve 2009/395 Esas, 2010/124 Karar sayılı, ... hakkında Hakkari Asliye Ceza Mahkemesinin 12.11.2013 tarihli ve 2013/272 Esas, 2013/381 sayılı kararları ile anılan fiiller nedeniyle verilen mahkumiyet hükümlerinin de kesinleştiği, temyiz incelemesine konu bu davaya dayanak teşkil eden 27.03.2012 tarihli iddianamede aynı eylemlerden dolayı kamu davaları açıldığı, dava dosyalarında sanıklara yüklenen fiillerin aynı olduğu, sonradan açılan davaların mükerrer dava niteliğinde bulunduğu nazara alınarak, 5271 sayılı Kanun'un 223/7. maddesi uyarınca davaların reddine karar verilmesi gerektiğinin gözetilmemesi, Kanuna aykırı, sanıklar ... ve ... müdafiileri ile sanıklar ... ve ...'ın temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan, hükümlerin 5320 sayılı Kanun'un 8/1. maddesi de gözetilerek 1412 sayılı Kanun'un 3 21... /son maddeleri uyarınca BOZULMASINA, 30.06.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Atıf: Yargıtay 5. Ceza Dairesi, E. 2022/2163, K. 2026/7290, T. 30.06.2026, www.arakarar.com/karar/yargitay-5-ceza-dairesi-2022-2163-e-2026-7290-k-f5cecd7660ef