Yargıtay · 5. Ceza Dairesi

Yargıtay 5. Ceza Dairesi 2026/2068 E. 2026/7260 K. – Görevi Kötüye

Konu: Görevi Kötüye Kullanma

Mahkeme
Yargıtay
Daire
5. Ceza Dairesi
Esas No
2026/2068
Karar No
2026/7260
Karar Tarihi
Konu
Görevi Kötüye Kullanma

MAHKEMESİ :Ceza Dairesi SAYISI : 2025/2594 Esas, 2025/2379 Karar SUÇ : Görevi kötüye kullanma HÜKÜM : Hükmün düzeltilerek istinaf başvurusunun esastan reddi TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Bozma

Yapılan ön inceleme neticesinde; sanık hakkında kurulan hükmün 1136 sayılı Avukatlık Kanunu'nun 59. maddesinin 7249 sayılı Kanun'un 10. maddesiyle eklenen son fıkrası uyarınca temyiz edilebilir olduğu, temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, temyiz isteminin süresinde olduğu, temyiz dilekçesinde temyiz sebeplerine yer verildiği, temyiz isteminin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı tespit edilmekle, gereği düşünüldü: I. HUKUKİ SÜREÇ A. İlk Derece Sanığın beraatine dair İzmir 17. Ağır Ceza Mahkemesinin 28.12.2023 tarihli ve 2023/466 Esas, 2023/574 sayılı Kararın katılan tarafından istinaf edilmesi üzerine İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 10. Ceza Dairesinin 14.06.2024 tarihli ve 2024/1687 Esas, 2024/1684 sayılı Kararı ile müştekinin 5271 sayılı Kanun'un 210/1. maddesindeki amir hükmüne muhalefetle dinlenilmeden beraat kararı verilmesi, kabule göre de; sanığın "müştekinin sanığa duruşma çıkışında feragat belgesi verdiğine" ilişkin savunmasına rağmen yasal süre geçtikten sonra 12.03.2017 tarihinde istinaf başvurusunda bulunmuş olması konusundaki çelişkinin giderilmemesi, sanığın "2020 yılında ilimizde meydana gelen deprem neticesinde ofisinin ağır hasar aldığını, söz konusu feragat belgesinin ofiste kaldığını" savunmuş olmasına nazaran ofisinde belirtilen belgenin alınamayacak derecede depremden hasar görüp görmediği, binaya girişin yetkili görevliler tarafından ağır hasarlı olması nedeniyle yasaklanıp yasaklanmadığının AFAD nezdinde sorularak savunmanın teyidi yoluna gidilmemesi gerekçeleriyle 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun (5271 sayılı Kanun) 280/1-d ve 289/1-e maddeleri uyarınca bozulmasına karar verilmesi sonrasında, İlk Derece Mahkemesince söz konusu bozma kararına uyularak yapılan yargılama neticesinde 22.04.2025 tarihli ve 2024/394 Esas, 2025/256 sayılı Karar ile sanığın görevi kötüye kullanma suçundan 5271 sayılı Kanun'un 223/2-a-c madde, fıkra ve bentleri gereğince beraatine karar verilmiştir. B. İstinaf Katılanın istinaf başvurusu üzerine İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 10. Ceza Dairesinin 15.09.2025 tarihli ve 2025/2594 Esas, 2025/2379 sayılı Kararı ile hüküm fıkrasında yer alan "ve suçun yasal şartlarının oluşmadığı anlaşılmakla CMK'nun 223/2-a-c," ibareleri madde metninden çıkartılıp yerine "CMK'nın 223/2-c" ibareleri eklenmek suretiyle hükmün düzeltilerek istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir. II. TEMYİZ A. Temyiz Sebepleri Katılanın Temyiz İstemi İzmir 25. Asliye Ceza Mahkemesinin 2016/442 Esas sayılı dosyasında hapis cezasına mahkum edilmesine rağmen anılan davada müdafii olarak görev yapan sanığın yasal süresi içinde istinaf başvurusu yapmayarak hak kaybına neden olduğu ve kamu görevini yapmadığına, savunmalarını somut delillerle ispatlayamadığına, iddia ettiği gibi istinaftan feragat ettiğine dair bir belge ya da beyan bulunmadığına, karar istinaf edilmiş olsa zaman kazanabileceğine, kaldı ki istinaftan feragat etmiş olsa sanığın süresi geçtikten sonra da istinaf talebinde bulunmayacağına, sanığın savunmalarında ilgisiz konulara değinerek kusurunu gizlemeye çalıştığına, İlk Derece Mahkemesince dava konusu olayla ilgisiz şekilde tarafının suçlu kişiliğine atıfla hüküm kurulduğuna, Bölge Adliye Mahkemesince de hukuka aykırı hüküm verildiğine, kararın bozularak yeniden yargılama yapılıp mahkumiyet kararı verilmesi gerektiğine ilişkindir. B. Değerlendirme ve Gerekçe 5271 sayılı Kanun’un 280/1-e-f bentlerinde, Bölge Adliye Mahkemelerinin duruşma açmaksızın hükmün bozulmasına karar verebileceği haller sınırlı olarak şu şekilde belirlenmiştir: ''Bölge adliye mahkemesi, dosyayı ve dosyayla birlikte sunulmuş olan delilleri inceledikten sonra; e) İlk derece mahkemesinin kararında 289 uncu maddenin birinci fıkrasının (g) ve (h) bentleri hariç (g-Hükmün 230. madde gereğince gerekçeyi içermemesi, h-Hüküm için önemli olan hususlarda mahkeme kararı ile savunma hakkının sınırlandırılmış olması) diğer bentlerinde belirtilen bir hukuka aykırılık nedeninin bulunması hâlinde hükmün bozulmasına ve dosyanın yeniden incelenmek ve hükmolunmak üzere hükmü bozulan ilk derece mahkemesine veya kendi yargı çevresinde uygun göreceği diğer bir ilk derece mahkemesine gönderilmesine, f) Soruşturma veya kovuşturma şartının gerçekleşmediğinin veya önödeme ve uzlaştırma usulünün uygulanmadığının anlaşılması ya da davanın ilk derece mahkemesinde görülmekte olan bir dava ile birlikte yürütülmesinin zorunlu olması hâlinde hükmün bozulmasına ve dosyanın yeniden incelenmek ve hükmolunmak üzere hükmü bozulan ilk derece mahkemesine veya kendi yargı çevresinde uygun göreceği diğer bir ilk derece mahkemesine gönderilmesine.... karar verir.''. Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 30.04.2025 tarihli ve 2024/6-490 Esas, 2025/197 sayılı Kararı ile bölge adliye mahkemelerinin, kanuni dayanağı bulunmayan (5271 sayılı Kanun'un 280. maddesinin birinci fıkrasının (e) ve (f) bentlerinde sayılanlar hariç) bozma kararları ile iş bu bozma kararına istinaden ilk derece mahkemesince tesis edilen kararların, görevsiz mahkeme tarafından verilmiş olmaları nedeniyle "hukuka açık ve ağır aykırılıkla malul olduklarından hükümsüz sayılmaları" gerektiğine hükmolunmuştur. Belirtilen mevzuat hükümleri ve Yargıtay Ceza Genel Kurulunun içtihadı gözetildiğinde; ilk derece mahkemesi kararlarının hangi hallerde bozulabileceği ilgili kanuni düzenleme ile sınırlı şekilde belirlenmiş olup Bölge Adliye Mahkemesince müşteki ... dinlenilmeden beraat kararı verilmesi ve kabule göre de eksik araştırma ve inceleme ile hüküm kurulmuş olmasının hukuka aykırı olduğu gerekçesi ile verilen bozma kararının 5271 sayılı Kanun'un 280. maddesinin birinci fıkrasının (e) ve (f) bentlerinde sınırlı olarak sayılan bozma nedenleri kapsamında kalmadığı anlaşılmıştır. Bölge Adliye Mahkemesi Ceza Dairesi tarafından 5271 sayılı Kanun'un 280/1-g maddesi uyarınca duruşma açılarak ve taraflar çağırılarak delillerin değerlendirilmesi sonucunda anılan maddenin ikinci fıkrasına göre hüküm kurulması gerektiği halde kanunda sınırlı olarak sayılan bozma nedenleri göz ardı edilerek dosya üzerinden yapılan inceleme neticesinde verilen 14.06.2024 tarihli bozma kararı, 5271 sayılı Kanun'un 284. maddesi uyarınca direnme yetkisi bulunmayan İlk Derece Mahkemesince bu karara uyularak yeniden kurulan 22.04.2025 tarihli hüküm ve bu hükme yönelik istinaf incelemesine ilişkin 15.09.2025 tarihli karar hukuka aykırı bulunmakla, temyiz incelemesine konu kararın sair yönleri incelenmeksizin bozulmasına karar verilmiştir. III. KARAR Değerlendirme ve gerekçe bölümünde açıklanan nedenlerle katılanın temyiz istemi yerinde görüldüğünden, İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 10. Ceza Dairesinin sair yönleri incelenmeyen Kararının 5271 sayılı Kanun’un 302/2. maddesi uyarınca Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle BOZULMASINA, Dava dosyasının, 28.12.2023 tarihli hüküm yönünden 5271 sayılı Kanun’un 280/1-g maddesi uyarınca istinaf incelemesi yapılmak üzere 5271 sayılı Kanun'un 304. maddesi uyarınca İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 10. Ceza Dairesine gönderilmesi için Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 29.06.2026 tarihinde karar verildi.

Atıf: Yargıtay 5. Ceza Dairesi, E. 2026/2068, K. 2026/7260, T. 29.06.2026, www.arakarar.com/karar/yargitay-5-ceza-dairesi-2026-2068-e-2026-7260-k-3f52311d7147