Yargıtay · 5. Ceza Dairesi
Yargıtay 5. Ceza Dairesi 2025/8793 E. 2026/5565 K. – İhmali Davranışla
Konu: İhmali Davranışla Görevi Kötüye Kullanma
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 5. Ceza Dairesi
- Esas No
- 2025/8793
- Karar No
- 2026/5565
- Karar Tarihi
- Konu
- İhmali Davranışla Görevi Kötüye Kullanma
MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi SAYISI : 2024/444 Esas, 2025/56 Karar SUÇ : İhmali davranışla görevi kötüye kullanma HÜKÜM : Mahkumiyet TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Onama
Yapılan ön inceleme neticesinde; sanık hakkında kurulan hükmün 1136 sayılı Avukatlık Kanunu'nun 59. maddesinin 7249 sayılı Kanun'un 10. maddesiyle eklenen son fıkrası ile 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun (5271 sayılı Kanun) 307/3. maddesi uyarınca temyiz edilebilir olduğu, temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, temyiz isteminin süresinde olduğu, temyiz dilekçesinde temyiz sebeplerine yer verildiği, temyiz isteminin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı tespit edilmekle, gereği düşünüldü: I. HUKUKİ SÜREÇ A. Bozma Aydın 1. Ağır Ceza Mahkemesinin 22.05.2020 tarihli mahkumiyet hükmünün istinaf edilmesi üzerine İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 10. Ceza Dairesi tarafından verilen hükmün düzeltilerek istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin kararın sanık tarafından temyizi sonrasında Dairemizin 25.03.2024 tarihli ilamı ile hükmün bozulmasına ve dava dosyasının İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine karar verilmiştir. B. Bozmadan Sonraki Yargılama Süreci Bozma üzerine Aydın 1. Ağır Ceza Mahkemesinin 17.02.2025 tarihli ve 2024/444 Esas, 2025/56 sayılı Kararı ile sanığın ihmali davranışla görevi kötüye kullanma suçundan, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun (5237 sayılı Kanun) 257/2, 62, 50/1-a ve 52/2. maddeleri gereği 2 ay 15 gün hapis cezasından çevrili 3.000 TL adli para cezası ile cezalandırılmasına karar verilmiştir. II. TEMYİZ A. Temyiz Sebepleri Sanığın Temyiz İstemi Katılan hakkındaki istinaf mahkemesi kararının temyiz edilmemesi şeklindeki eylemin katılanın zararına sebebiyet vermediğine, katılanın temyiz masrafını vermediğine, başvuru yapılsaydı dahi katılan hakkındaki sonucun değişmeyeceğine, bu kapsamda bilirkişi incelemesi yapılmasından imtina edildiğine, mahkumiyet hükmü kurulması için hükmün temyiz edilmesi halinde hükmün temyizen bozulacağı hususunun ispat edilmesi gerektiğine, bu sebeplerle kararın bozulması lüzumuna ilişkindir. B. Değerlendirme ve Gerekçe Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin soruşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya içeriğine göre sair temyiz itirazları da yerinde görülmemiştir. Ancak; 12.03.2024 tarihinde 32487 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanan 7499 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun'la yapılan değişiklikle 5271 sayılı Kanun'un 231/6. maddesinde yer alan, sanığın hükmün açıklanmasının geri bırakılması uygulanmasını kabul şartı kaldırılarak aynı Kanun'un 22. maddesi ile 5271 sayılı Kanun'a eklenen geçici madde 6/2-d hükmü uyarınca 01.06.2024 tarihinden önce verilen hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararlarında sanığın kabul şartının aranmaya devam edileceğinin belirtilmesi ve İlk Derece Mahkemesince bozma üzerine 17.02.2025 tarihli celsede hüküm kurulduğu dikkate alındığında, hükmün açıklanmasının geri bırakılması için sanığın kabulünün gerekli olmadığı, Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 03.06.2008 tarihli ve 2008/149 Esas, 2008/163 sayılı Kararında da belirtildiği üzere hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilip verilmeyeceğinin 5271 sayılı Kanun'un 231/5-6 maddesindeki şartlar gözetilmek suretiyle seçenek yaptırımlara çevirme ve erteleme gibi diğer kişiselleştirme nedenlerinden önce hâkim tarafından değerlendirilmesinin zorunlu bulunduğu diğer yandan 5271 sayılı Kanun'un 231/6. maddesi uyarınca hükmün açıklanmasının geri bırakılması için suçun işlenmesiyle mağdurun veya kamunun uğradığı zararın, aynen iade, suçtan önceki hâle getirme veya tazmin suretiyle tamamen giderilmesi gerekmekte ise de Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 03.02.2009 tarihli ve 2008/11-250 Esas, 2009/13 sayılı Kararında yer alan ''Kanaat verici basit bir araştırma ile belirlenecek maddî zararların esas alınması, manevî zararların bu kapsama dahil edilmemesi gerektiği'' nazara alınarak, sanığın sübut bulan eylemi nedeniyle bir zarar oluşmayıp katılanan mağduriyetine neden olunduğuna dair kabul karşısında, atılı görevi kötüye kullanma suçu açısından sanığın kişilik özellikleri ve duruşmadaki tutum ve davranışları da irdelenerek yeniden suç işleyip işlemeyeceği hususunda ulaşılacak kanaate göre hakkında hükmün açıklanmasının geri bırakılmasının gerekip gerekmediğine karar verilmesi gerekirken, 5271 sayılı Kanun'un 231. maddesindeki objektif ve subjektif koşullar değerlendirilmeksizin, sanığın kabul etmediğinden bahisle hakkında kurulan hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına yer olmadığına karar verilmesi, 5237 sayılı Kanun'un 53/1-e madde-fıkra ve bendindeki hak ve yetkileri kötüye kullanmak suretiyle atılı suçu işleyen sanık hakkında, aynı Kanun'un 53/5. maddesi uyarınca, ayrıca, cezasının infazından sonra başlamak üzere, hükmolunan cezanın yarısından bir katına kadar bu hak ve yetkinin kullanılmasının yasaklanmasına karar verilmesi gerektiğinin gözetilmemesi, "05.09.2017" olan suç tarihinin gerekçeli karar başlığında hatalı şekilde "21.07.2015" olarak gösterilmesi suretiyle 5271 sayılı Kanun'un 232/2-c madde-fıkra ve bendine aykırı davranılması, Hukuka aykırı görülmüştür. III. KARAR Değerlendirme ve gerekçe bölümünde açıklanan nedenlerle Aydın 1. Ağır Ceza Mahkemesinin Kararına yönelik sanığın temyiz istemi yerinde görüldüğünden hükmün, 5271 sayılı Kanun'un 302/2. ve 307/5. maddeleri gereği, Tebliğname'ye aykırı olarak, oy birliğiyle BOZULMASINA, Dava dosyasının, 5271 sayılı Kanun’un 304/4. maddesi uyarınca Aydın 1. Ağır Ceza Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,02.04.2026 tarihinde karar verildi.