Yargıtay · 5. Ceza Dairesi
Yargıtay 5. Ceza Dairesi 2024/11955 E. 2026/7091 K. – İhmali Davranışl
Konu: İhmali Davranışla Görevi Kötüye Kullanma
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 5. Ceza Dairesi
- Esas No
- 2024/11955
- Karar No
- 2026/7091
- Karar Tarihi
- Konu
- İhmali Davranışla Görevi Kötüye Kullanma
MAHKEMESİ:Ceza Dairesi SAYISI: 2024/701 Esas, 2024/848 Karar SUÇ : İhmali davranışla görevi kötüye kullanma HÜKÜM: İstinaf başvurusunun esastan reddi TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Onama
Yapılan ön inceleme neticesinde; sanık hakkında kurulan hükmün 1136 sayılı Avukatlık Kanunu'nun 59. maddesinin 7249 sayılı Kanun'un 10. maddesiyle eklenen son fıkrası uyarınca temyiz edilebilir olduğu, temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, temyiz isteminin süresinde olduğu, temyiz dilekçesinde temyiz sebeplerine yer verildiği, temyiz isteminin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı tespit edilmekle, gereği düşünüldü: I. HUKUKİ SÜREÇ A. İlk Derece Konya 1. Ağır Ceza Mahkemesinin 13.06.2024 tarihli ve 2024/68 Esas, 2024/241 sayılı Kararı ile sanığın ihmali davranışla görevi kötüye kullanma suçundan 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun (5237 sayılı Kanun) 257/2, 62/1 maddeleri gereği 2 ay 15 gün hapis cezası ile cezalandırılmasına ve 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun (5271 sayılı Kanun) 231/5. maddesi uyarınca hakkında kurulan hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına hükmolunmuştur.
B. İstinaf Konya Bölge Adliye Mahkemesi 2. Ceza Dairesinin 21.10.2024 tarihli ve 2024/701 Esas, 2024/848 sayılı Kararı ile sanık müdafiinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
II. TEMYİZ A. Temyiz Sebepleri Sanık Müdafiinin Temyiz İstemi Sanığın katılanın mahkumiyetine ilişkin kararı ihmalen temyiz etmediğine, daha sonra eski hale getirme talepli dilekçe sunduğuna, Bölge Adliye Mahkemesince dosyanın Yargıtaya gönderildiğine, suçun oluşması için Yargıtayca bozulacağının ispatlanması gerektiğine, sanığın beraati gerektiğine ve sair hususlara ilişkindir. B. Değerlendirme ve Gerekçe Yargılama sürecindeki işlemlerin usul ve kanuna uygun olarak yapıldığı, aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların toplanan tüm delillerle birlikte gerekçeli kararda gösterilip tartışıldığı, eylemin sanık tarafından gerçekleştirildiğinin saptandığı, vicdani kanının dosya içindeki belge ve bilgilerle uyumlu olarak kesin verilere dayandırıldığı, eyleme uyan suç vasfı ile yaptırımların doğru biçimde belirlendiği anlaşıldığından, sanık müdafiinin temyiz istemi yerinde görülmemiş, Bölge Adliye Mahkemesince verilen kararda hukuka aykırılık bulunmamıştır. III. KARAR Değerlendirme ve gerekçe bölümünde açıklanan nedenlerle, Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 5. Ceza Dairesinin kararında, sanık müdafii tarafından öne sürülen temyiz sebepleri ve 5271 sayılı Kanun'un 289/1. maddesi ile sınırlı olarak yapılan temyiz incelemesi sonucunda hukuka aykırılık görülmediğinden, aynı Kanun'un 302/1. maddesi uyarınca Tebliğname'ye uygun olarak, oy çokluğuyla TEMYİZ İSTEMİNİN ESASTAN REDDİ İLE HÜKMÜN ONANMASINA, Dava dosyasının, 5271 sayılı Kanun'un 304. maddesi uyarınca, Konya 1. Ağır Ceza Mahkemesine, Yargıtay ilamının bir örneğinin ise Konya Bölge Adliye Mahkemesi 2. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 22.06.2026 tarihinde karar verildi.
KARŞI OY
Dairemizin sayın çoğunluğu ile aramızdaki uyuşmazlığın temeli sanığın üzerine atılı ihmali davranışla görevi kötüye kullanma suçu yönünden objektif cezalandırma şartlarının oluşup oluşmadığına ve atılı suç yönünden sanığın kastının bulunup bulunmadığına ilişkindir. Avukat olan sanığın katılanın uyuşturucu ve uyarıcı madde ticareti yapma suçundan Konya 5. Ağır Ceza Mahkemesinin 2021/450 Esas sayılı dava dosyasında Konya Barosu tarafından zorunlu müdafii olarak görevlendirildiği, 17.05.2022 tarihinde atılı suçtan katılanın mahkumiyetine karar verildiği, aynı tarihte sanık tarafından dosyasının istinaf edildiği, Konya Bölge Adliye Mahkemesi 3. Ceza Dairesi tarafından 28.06.2022 tarihinde istinaf başvurusunun düzeltilerek esastan red kararı verildiği gerekçeli kararın sanık avukata 24.07.2022 tarihinde tebliğ edildiği istinaf hükmünün temyiz edilmeksizin 16.09.2022 tarihinde kesinleştiği olayda sanığın süresinde Bölge Adliye Mahkemesi kararını temyiz etmeyerek hükmün kesinleşmesine ve katılanın mağduriyetine sebebiyet verdiği gerekçesiyle üzerine atılı görevi ihmal suçunu işlediği sabit görülmüştür. Ancak somut olayda kişi mağduriyetinin sanığın eylemi sonucu bizatihi oluşmadığı kanaatinde olduğumuzdan sayın çoğunluğun bu yöndeki görüşüne katılmıyoruz. Şöyle ki sanığın da savunmasında kabul ettiği üzere Bölge Adliye Mahkemesi kararı sonrası bazı sıkıntıları olduğu için temyiz süresini kaçırdığı bu itibarla kararın kesinleştirildiği sabittir. Ancak kesinleşme sonrası sanık kararın katılana tebliğ edilmediğini bu sebeple kesinleşmediğini belirterek dilekçeler sunmuş en son 08.06.2023 tarihli dilekçesi eski hale getirme talebi olarak değerlendirilmiş dosyanın temyiz incelemesi için Yargıtaya gönderilmesine karar verilmiş Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının 16.11.2023 tarihli tebliğnamesi ile dosyamızın katılanı yönünden öğrenme tarihinin tebliğ tarih olduğu belirtilerek temyiz talebinin süresinde olduğu değerlendirilerek Yargıtay 10. Ceza Dairesine gönderilmiş halen bu dairenin 2023/20503 Esasında arşivde bulunmaktadır. Sanığın süresinde temyiz talebinde bulunmadığı sabit ise de; Bölge Adliye Mahkemesince son dönemde istikrar kazanmış Yargıtay Ceza Genel Kurulu içtihatları doğrultusunda kararın dosyanın sanığı olan katılana tebliğ edilmesi gerektiği halde bu husus atlanmıştır ve dosya usule aykırı şekilde kesinleştirilmiştir. Usulsüz kesinleştirme sonrası yapılan başvuru üzerine dosyanın sanığı olan katılanın temyiz talebi Yargıtaya gönderilmiş Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı da sanığın temyiz talebinin süresinde olduğuna kanaat getirerek bu yönde tebliğname düzenlemiştir. Hal böyle olunca en azından katılanın sanık olarak yargılandığı dosyadaki temyiz talebinin sonucunun beklenmesi gerekir. Yukarıda açıklandığı üzere sanığın katılan hakkındaki Bölge Adliye Mahkemesi hükmünü temyiz etmeyerek kesinleşmesine ve mağduriyetine sebep olduğu kabul edilmiş ise de Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 2019/16-573 Esas ve 2022/119 sayılı ilamı ve istikrar kazanan içtihatları ile sanık müdafii tarafından kanun yolu süresinin kaçırılması durumunda kararın sanığa tebliğ edilmesi gerektiği benimsenmiştir. Dolayısıyla kararın sanığa tebliğ edilmemesi durumunda henüz ilgili karar kesinleşmemiş sayılmalıdır. Diğer taraftan dosyanın geçirdiği safahatda sanığın ilk derece yargılamasında müdafilik görevlerinin gereğini yerine getirerek hükmü istinaf etmesi, usulsüz yapılan kesinleştirme sonrası eylemsiz kalmayarak kendi unutkanlığı sebebiyle ortaya çıkan durumu telafi etme adına Bölge Adliye Mahkemesine başvurular yaparak kararın sanığa tebliğ edilmediğini belirterek Yargıtaya gönderilmesini talep etme gibi birden fazla işlemde bulunması nazara alındığında sanığın atılı suç yönünde kastının bulunduğu da düşünülemez. Sanığın katılan hakkında verilen ve kendisine tebliğ edilen Bölge Adliye Mahkemesi kararını süresinde temyiz etmediği sabit ise de; Bölge Adliye Mahkemesince de kesinleştirme işlemi yapılmadan önce kararın dosyanın sanığına da tebliğ edilmesi gerekirken bu husus atlanarak kesinleştirme işlemi yapılmasında adli mercilerin yanılgısı sonucu mağduriyetin oluşması, bizatihi eylemi sonucu kişi mağduriyetinin oluşmaması, kesinleştirme sonrası yapılan başvurular sonucunda dosyanın temyiz incelemesi için Yargıtaya gönderilmiş oluşu ve Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının görüşünün de sanığın temyizinin süresinde olduğunu belirtmesi nazara alındığında, somut olayda objektif cezalandırma şartı olan kişi mağduriyetin sanığın eylemi sonucu oluşmadığı ayrıca sanığın eylem öncesi ve sonrası davranışları nazara alındığında görevi ihmal kastının bulunmadığı kanaatinde olduğumuzdan sanığın atılı suçtan beraatine karar verilmesi düşüncesiyle sayın çoğunluğun aksi yöndeki onama görüşüne katılmıyoruz.