Yargıtay · 5. Ceza Dairesi
Yargıtay 5. Ceza Dairesi 2023/4444 E. 2026/8502 K. – Zimmet
Konu: Zimmet
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 5. Ceza Dairesi
- Esas No
- 2023/4444
- Karar No
- 2026/8502
- Karar Tarihi
- Konu
- Zimmet
MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi SAYISI : 2022/232 Esas, 2022/499 Karar SUÇ : Zimmet HÜKÜM : Mahkumiyet TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Bozma
Mahalli mahkemece verilen hüküm temyiz edilmekle dosya incelenerek gereği düşünüldü: Bozmaya uyularak yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin soruşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya içeriğine göre sair temyiz itirazları yerinde görülmemiştir. Ancak; 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun (5237 sayılı Kanun) 247. maddesinde düzenlenen zimmet suçunun oluşması için; "Kamu görevlisinin veya özel mevzuatları gereği kamu görevlisi gibi cezalandırılabilen kişilerin görevi nedeniyle zilyetliği kendisine devredilmiş olan veya koruma ve gözetimiyle yükümlü olduğu malı kendisinin veya başkasının zimmetine geçirmesi"nin gerektiği, yazı işleri müdürleri ile zabıt katiplerinin ve mübaşirlerin görev, sorumluluklarını düzenleyen ve suç tarihinde yürürlükte bulunan Bölge Adliye ve Adli Yargı İlk Derece Mahkemeleri ile Cumhuriyet Başsavcılıkları İdari ve Yazı İşleri Hizmetlerinin Yürütülmesine Dair Yönetmeliğin yazı işleri müdürünün görevlerine ilişkin 169/3-ğ maddesindeki hüküm ile aynı maddenin 7. fıkrasındaki; ''Yazı işleri müdürü, yerine getirmekle yükümlü olduğu görevleri yazı işleri hizmetlerinde görevli personele devredemez.'' ve 5. fıkrasındaki mübaşirin görev ve sorumluluklarına ilişkin düzenlemeler ile 263. maddesindeki; ''Bu Yönetmelikte açık hüküm bulunmayan hâllerde ... ve ilgili kurumlarca yürürlüğe konulan diğer yönetmeliklerin ilgili hükümleri uygulanır.'' hükmü ışığında 11.07.2015 tarihli Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren Bölge İdare Mahkemeleri, İdare Mahkemeleri ve Vergi Mahkemelerinin İdari İşler İle Yazı İşleri Hizmetlerinin Yürütülmesi Usul ve Esaslarına İlişkin Yönetmeliğin harç ve masrafları almaya yetkili olanlara ilişkin düzenlemesini içeren 89. maddesindeki; ''Ön büro teşkilatı bulunan yerlerde bu iş yalnızca veznedara aittir. Zabıt kâtipleri, memurlar veya mübaşirler, bir işlemin ifası için ödenmesi gerekli harç ve masrafları iş sahiplerinden alamazlar. Harç ve masrafların tahsili işi kendisine verilmiş olan yazı işleri müdürü, görev sebebiyle yerinden ayrıldığı zaman iş sahiplerinin beklememesi için başkanın onayı ile önlem alır.'' ve son olarak da suç tarihinde yürürlükte bulunan ... Teftiş Kurulu Yönetmeliğinin mahkeme veznelerinin denetimine ilişkin 67/1. maddesindeki; ''Mahkeme veznelerinin sayım ve hesapların kontrolü ile denetimi bu Yönetmeliğin Dördüncü Kısmının Birinci, İkinci ve Üçüncü Bölümlerinde gösterilen esaslar dairesinde yapılır. Banka ve PTT vasıtasıyla mahkemelere gönderilen ve mutemet defteri ile yazı işleri müdürleri tarafından bu yerlerden alınan paralar vezne kayıtlarıyla karşılaştırılır.'' şeklindeki düzenlemeler hep birlikte değerlendirildiğinde; Suç tarihinde Haymana Asliye Hukuk Mahkemesinde mübaşir olarak görev yapan sanığın, tebligat giderleri, bilirkişi ücreti, posta pulu ücreti, dosya gidiş geliş ücreti ve havale ücretlerinin ilgili yerlere ödenmesi hususunda görevlendirilmesinin yasal olarak mümkün olmaması karşısında, suça konu paraların kendisine görevi nedeniyle tevdi edilmiş sayılamayacağı, bu paralar üzerinde muhafaza ve gözetim sorumluluğunun olmadığı, yasal tevdi unsurunun da gerçekleşmediği, bu nedenle zimmet suçunun unsurlarının oluşmadığı, sanık tarafından teslim alınan ücretlerin ilgili yerlere ödenmeyip mal edinilmesi karşısında eylemlerinin 5237 sayılı Kanun'un 155/2 ve 43/1. maddelerinde düzenlenen zincirleme şekilde hizmet nedeniyle güveni kötüye kullanma suçunu oluşturduğu gözetilmeksizin, yanılgılı değerlendirmeyle zincirleme basit zimmet suçundan mahkumiyetine karar verilmesi, Kabule göre de; Sanığın zimmetine geçirdiği kabul edilen 6.908,50 TL'nin suç tarihindeki ekonomik koşullara ve Dairemiz uygulamalarına göre değer azlığı sınırında kalması nedeniyle sanık hakkında 5237 sayılı Kanun'un 249. maddesinin uygulanması gerektiği nazara alınmayarak fazla ceza tayini, Yüklenen suçu 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 53/1-a maddesindeki hak ve yetkileri kötüye kullanmak suretiyle işlediği kabul edilen sanık hakkında, 53/5. maddesi uyarınca hak yoksunluğuna hükmolunurken infazda tereddüt oluşturacak şekilde hangi bent kapsamındaki hak ve yetkileri kullanmaktan yasaklama kararı verildiğinin belirtilmemesi, Kanuna aykırı, sanık müdafiinin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görüldüğünden, hükmün 5320 sayılı Ceza Muhakemesi Kanununun Yürürlük ve Uygulama Şekli Hakkında Kanun’un 8/1. maddesi de gözetilmek suretiyle 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu’nun 3 21... /son maddeleri uyarınca BOZULMASINA 09.09.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.