Yargıtay · 5. Ceza Dairesi

Yargıtay 5. Ceza Dairesi 2023/38 E. 2026/6757 K.

Mahkeme
Yargıtay
Daire
5. Ceza Dairesi
Esas No
2023/38
Karar No
2026/6757
Karar Tarihi

MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi SAYISI : 2013/212 Esas, 2015/405 Karar SUÇLAR : İcbar suretiyle irtikap, kamu görevlisinin resmi belgede sahteciliği HÜKÜM : Mahkumiyet TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Onama

Mahalli mahkemece verilen hükümler temyiz edilmekle dosya incelenerek gereği düşünüldü: Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin soruşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya içeriğine göre yerinde görülmeyen sair temyiz itirazlarının reddine, Ancak; İcbar suretiyle irtikap suçu, kamu görevlisinin sıfat ve görevini kötüye kullanarak kişiyi tazyik etmesi ile başlayıp, bu sıkıştırma karşısında ferdin de kamu görevlisinin haksız işlemlerini önlemek zorunluluğunu duyarak ona menfaat temin ve vaat etmesi ile oluşur. Kamu görevlisi, açıkladığı istekler yerine getirilmezse mağdurun işini yapmayacağını söylemek suretiyle onu manevi cebir altında bulundurmaktadır. Böyle haksız bir durumla karşılaşan ve haklı işinin kamu görevlisi tarafından yapılmayacağı veya geciktirileceği ya da haksız bir muameleye maruz kalacağı endişesine kapılan mağdur, belli bir şiddete ulaşmış olan bu manevi cebrin etkisiyle ve hakkını elde etmek zorunluluğu karşısında haksız olarak istendiğini bildiği parayı ve sair menfaatleri kamu görevlisine vermekte ya da vaat etmektedir. Burada fert kural olarak meşru zeminde bulunmaktadır. Rüşvet suçu ise (6352 sayılı Kanun ile yapılan değişiklikten sonraki hukuki düzenlemelere göre) bir kamu görevlisinin görevinin ifasıyla ilgili bir işi yapması veya yapmaması için, doğrudan veya aracılar vasıtasıyla, kendisine veya göstereceği bir başka kişiye menfaat sağlamasıyla oluşacak ayrıca nitelikli rüşvet suçunda her iki tarafın da kural olarak gayrimeşru zemin içinde bulunmaları gerekecek, taraflar arasında serbest irade ile yapılan anlaşmanın vuku bulduğu anda da rüşvet suçu meydana gelecektir. Diğer yandan 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun (5237 sayılı Kanun) 05.07.2012 tarihinde yürürlüğe giren 6352 sayılı Kanun ile yapılan değişiklikten önceki rüşveti tanımlayan 252/3. maddesinde "Rüşvet, bir kamu görevlisinin görevinin gereklerine aykırı olarak bir işi yapması veya yapmaması için kişiyle vardığı anlaşma çerçevesinde bir yarar sağlamasıdır." denilerek sadece nitelikli rüşvete yer verildiği, kamu görevlisinin yapması gereken işi yapması ya da yapmaması gereken işi yapmaması için yarar sağlanmasının veya kişilerin bu şekildeki iş için kamu görevlisine çıkar temin etmelerinin rüşvet tanımından çıkarıldığı, eylemin, görevin gereklerine aykırı olarak bir işin yapılması veya yapılmaması için menfaat temin edilmesi durumunda rüşvet, kamu görevlisinin yapması gereken bir işi yapması ya da yapmaması gereken işi yapmaması için yarar sağlanması durumunda ise 6352 sayılı Kanun'dan önceki haliyle 5237 sayılı Kanun'un 257/3. maddesinde düzenlenen "görevinin gereklerine uygun davranmak için çıkar sağlama" suçunu oluşturacağı gözetildiğinde; katılan ...'ye ait kaçak olduğu iddia edilen inşaata ilişkin olarak işlem yapacağı hususunda korkutarak maddi menfaat talep ettiği olaya ilişkin olarak öncelikle ... hakkında imar kirliliğine neden olma suçundan işlem tesis edilip edilmediği tespit edilerek, suç vasfının belirlenmesi amacıyla ...'nün meşru zeminde olup olmadığının belirlenmesi, meşru zeminde olduğunun tespiti halinde sanığın icbar boyutuna varan davranışı bulunmadığından, zamanaşımı hükümleri de gözetilmek suretiyle 5237 sayılı Kanun'un 257/3. maddesinin, meşru zeminde olmadığının tespiti halinde ise rüşvet suçunun değerlendirilmesi, bu kapsamda işin yapılmasından önce veya en geç yapılması anında var olması gereken rüşvet anlaşmasının gerçekleşip gerçekleşmediğinin karar yerinde tartışılıp değerlendirilmesi ayrıca irtikap ve rüşvet suçunun görev kapsamında kalan bir hususa ilişkin olarak işlenebileceği gözetilerek sanığın görevli olup olmadığının açıklığa kavuşturulması suretiyle sanığın hukuki durumunun takdir ve tayini gerekirken, eksik inceleme ve yanılgılı değerlendirmeler sonucu yazılı şekilde uygulama yapılması, Kamu görevlisinin resmi belgede sahteciliği suçu yönünden; suç tarihinde ... İlçe Jandarma Komutanlığı Merkez Jandarma Karakolunda idari işler astsubayı olarak görev yapan sanığın maddi hasarlı trafik kazaları ile ilgili olarak j.astsb.çvş. ... ve j.kd.uz.çvş. ...'ın yerine tutanak ve kroki düzenlediği, onların yerine sahte imzalar attığı kabul edilen olayda, sanığın görev ve yetkisinin kapsamı araştırılarak suça konu tutanağı düzenlemenin görevi kapsamı dışında olduğunun belirlenmesi halinde eyleminin 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun (5237 sayılı Kanun) 204/1. maddesindeki suçu oluşturacağı gözetilmeden, suç vasfının tayinine yönelik eksik inceleme sonucu yazılı şekilde hüküm kurulması, Kabule göre de; Yüklenen suçları 5237 sayılı Kanun'un 53/1-a maddesindeki hak ve yetkileri kötüye kullanmak suretiyle işlediği kabul edilen sanık hakkında, aynı Kanun'un 53/5. maddesi uyarınca, ayrıca, cezasının infazından sonra işlemek üzere, hükmolunan cezanın yarısından bir katına kadar bu hak ve yetkilerin kullanılmasının yasaklanmasına karar verilmesi gerektiğinin nazara alınmaması, Kanuna aykırı, sanığın temyiz itirazları bu itibarla yerinde görüldüğünden, hükümlerin, sanığın kazanılmış hakkı saklı kalmak kaydıyla, 5320 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunun Yürürlük ve Uygulama Şekli Hakkında Kanun'un 8/1. maddesi de gözetilerek 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu'nun 3 21... /son maddeleri uyarınca BOZULMASINA 09.06.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Atıf: Yargıtay 5. Ceza Dairesi, E. 2023/38, K. 2026/6757, T. 09.06.2026, www.arakarar.com/karar/yargitay-5-ceza-dairesi-2023-38-e-2026-6757-k-3a9f0b284393