Yargıtay · 5. Ceza Dairesi

Yargıtay 5. Ceza Dairesi 2023/10722 E. 2026/6760 K.

Mahkeme
Yargıtay
Daire
5. Ceza Dairesi
Esas No
2023/10722
Karar No
2026/6760
Karar Tarihi

MAHKEMESİ:Ağır Ceza Mahkemesi SAYISI: 2020/383 Esas, 2021/294 Karar SUÇLAR: Kamu görevlisinin resmi belgede sahteciliği, ikna suretiyle irtikap, nitelikli dolandırıcılık, güveni kötüye kullanma HÜKÜMLER :Kamu görevlisinin resmi belgede sahteciliği ve ikna suretiyle irtikap suçlarından mahkûmiyet, nitelikli dolandırıcılık suçundan dönüşen nüfuz ticareti suçundan kurulan hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına, güveni kötüye kullanma suçundan açılan kamu davasının uzlaşma nedeniyle düşmesine TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Onama EK TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Onama

Mahalli mahkemece verilen hükümler temyiz edilmekle dosya incelendi; Sanık hakkında nüfuz ticareti suçundan kurulan hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararının 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun (5271 sayılı Kanun) 231/12. maddesinin karar tarihi itibariyle yürürlükte bulunan haline göre itiraza tabi olduğu ve temyizi mümkün bulunmadığından aynı Kanun'un 264. maddesi hükmü de gözetilerek katılan ... vekili ile sanık müdafiinin temyiz taleplerinin itiraz mahiyetinde kabul edilmesi gerektiği ve vaki itirazın merci Afyonkarahisar 2. Ağır Ceza Mahkemesinin 05.05.2021 tarihli ve 2021/168 Değişik iş sayılı Kararı ile değerlendirilip bu hususta gerekli kararın verildiği anlaşılmakla, dosyanın bu yönden İNCELENMEKSİZİN İADESİNE,

Dairemizce de benimsenen Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 14.02.2017 tarihli, 2015/5-95, 2017/71 sayılı ve benzer Kararlarında da belirtildiği üzere "suçtan zarar görme" kavramının "suçtan doğrudan doğruya zarar görmüş bulunma hali" olarak anlaşılması gerektiği, dolaylı veya muhtemel zararların davaya katılma hakkı vermeyeceği, bu nedenle sanığın üzerine atılı güveni kötüye kullanma suçundan 5271 sayılı Kanun'un 237. maddesine göre doğrudan zarar görmeyen Hazinenin katılma hakkı olmadığı gibi usulsüz olarak davaya katılmasına karar verilmesinin de hükmü temyiz hakkı vermeyeceğinden vekilinin anılan suçtan verilen hükme münhasır temyiz isteminin 5320 sayılı Ceza Muhakemesi Kanununun Yürürlük ve Uygulama Şekli Hakkında Kanun'un (5320 sayılı Kanun) 8/1. maddesi de gözetilerek 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu'nun (1412 sayılı Kanun) 317. maddesi gereğince REDDİNE, başvurularının kapsamına göre incelemenin; katılanlardan ... vekilinin sanık hakkında kamu görevlisinin resmi belgede sahteciliği, ikna suretiyle irtikap ve güveni kötüye kullanma, sanık müdafiinin resmi belgede sahtecilik ve ikna suretiyle irtikap suçlarından kurulan hükümlere yönelik temyiz itirazlarıyla sınırlı olarak yapılmasına karar verildikten sonra gereği düşünüldü: 1) Güveni kötüye kullanma suçundan açılan kamu davasının uzlaşma nedeniyle düşmesine dair hükme yönelik temyiz itirazlarının incelenmesinde; Bozmaya uyularak gereği yerine getirilmek, delilleri takdir ve gerekçesi gösterilmek suretiyle verilen, sanık hakkındaki kamu davasının uzlaşma nedeniyle düşmesine dair hüküm usul ve kanuna uygun olduğundan yerinde görülmeyen katılan ... vekilinin temyiz itirazlarının reddiyle hükmün ONANMASINA, 2) İkna suretiyle irtikap suçundan kurulan mahkumiyet hükmüne yönelik temyiz itirazlarının incelenmesinde; Sanığa yüklenen ikna suretiyle irtikap suçunun 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun (5237 sayılı Kanun) 250/2. maddesinde öngörülen cezasının üst sınırı itibarıyla aynı Kanun'un 66/1-e ve 67/4. maddelerinde belirtilen 8 yıllık asli ve 12 yıllık ilaveli dava zamanaşımı sürelerine tabi olduğu, 14.07.2009 olan suç tarihi ile inceleme günü arasında ilaveli dava zamanaşımı süresinin gerçekleştiği anlaşıldığından, hükmün 5320 sayılı Kanun'un 8/1. maddesi de gözetilerek 1412 sayılı Kanun'un 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA ancak bu husus yeniden yargılamayı gerektirmediğinden aynı Kanun'un 322/1 ve 5271 sayılı Kanun'un 223/8. maddeleri gereğince sanık hakkında açılan kamu davasının zamanaşımı nedeniyle DÜŞMESİNE, 3) Kamu görevlisinin resmi belgede sahteciliği suçundan kurulan mahkumiyet hükmüne yönelik temyiz itirazlarının incelenmesinde ise; Suç tarihinde ... Sosyal Güvenlik Merkezinde veri hazırlama ve kontrol işletmeni olan sanığın prim tahsilat yetkisi olmadığı halde şikayetçi ...'nün sahibi olduğu ... Elektrik isimli iş yeri çalışanı ...'ten gecikmiş prim borcunun ödenmesi için 1.600,00 TL para aldığı, kendisinden makbuz istenmesi üzerine tahsilat makbuzu düzenleme yetkisine istinaden 1.589,44 TL prim tahsil edildiğine dair 14.07.2009 tarihli ve 00030 sıra nolu sahte tahsilat makbuzu oluşturup buna ilişkin bilgileri sistemden silerek parayı kurum kayıtlarına intikal ettirmediği iddia ve kabul edilen olayda; sanığın şikayetçinin çalışanından para almadığını ve tahsilat makbuzu düzenlemediğini, tahsilat makbuzu üzerinde atılı bulunan imzanın kendisine ait olmadığını hazırlık aşamasında ve mahkemenin sahte olduğu iddia edilen belgeyi aldatma kabiliyetine haiz olup olmadığı yönünden incelediği 22.01.2013 tarihli duruşmada istikrarlı bir şekilde savunması, tanık ...'in ise sanığın tahsilat makbuzunu verirken üzerine alındı kaşesi basıp parafladığını beyan etmesi karşısında, maddi gerçeğin ortaya çıkarılması bakımından, suça konu makbuzda alındı kaşesi üzerinde atılı imzanın sanığın eli ürünü olup olmadığı hususunda grafolojik rapor alınması sonrasında sanığın hukuki durumunun takdir ve tayini gerekirken, eksik inceleme ile yazılı şekilde hüküm kurulması, Kabule göre de; Yüklenen suçu 5237 sayılı Kanun'un 53/1-a maddesindeki hak ve yetkileri kötüye kullanmak suretiyle işlediği kabul edilen sanık hakkında aynı Kanun'un 53/5. maddesi gereğince hak yoksunluğuna karar verilmemesi, Kanuna aykırı, sanık müdafiinin ve katılan ... vekilinin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan, hükmün 5320 sayılı Kanun'un 8/1. maddesi de gözetilerek 1412 sayılı Kanun'un 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA 09.06.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Atıf: Yargıtay 5. Ceza Dairesi, E. 2023/10722, K. 2026/6760, T. 09.06.2026, www.arakarar.com/karar/yargitay-5-ceza-dairesi-2023-10722-e-2026-6760-k-762c79cdf45e