Yargıtay · 5. Ceza Dairesi
Yargıtay 5. Ceza Dairesi 2022/632 E. 2026/6770 K.
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 5. Ceza Dairesi
- Esas No
- 2022/632
- Karar No
- 2026/6770
- Karar Tarihi
MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi SAYISI : 2012/4 Esas, 2014/164 Karar SUÇLAR : Rüşvet alma (sanıklar ..., ... ve ... hakkında), rüşvet verme (sanıklar ..., ..., ..., ..., ..., ... ve ... hakkında), nitelikli dolandırıcılık (sanıklar ... ve ... hakkında), ihaleye fesat karıştırma (sanıklar ..., ... ve ... hakkında), icrai davranışla görevi kötüye kullanma (sanıklar ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ... ve ... hakkında) HÜKÜMLER : Mahkumiyet (sanıklardan ... hakkında rüşvet verme, ... hakkında rüşvet alma suçlarından), hükmün açıklanmasının geri bırakılması (sanıklar ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ... ve ... hakkında icrai davranışla görevi kötüye kullanma suçundan), beraat (diğer sanıklar hakkında diğer suçlardan) TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Onama EK TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ :İncelenmeksizin iade, bozma
Mahalli mahkemece verilen hükümler temyiz edilmekle dosya incelendi; Sanıklar ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ... ve ... hakkında icrai davranışla görevi kötüye kullanma suçundan verilen hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına dair kararların 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun (5271 sayılı Kanun) 231/12. maddesinin karar tarihi itibariyle yürürlükte olan haline göre gereğince itiraza tabi olup temyizi mümkün bulunmadığından, aynı Kanun'un 264. maddesi de gözetilerek Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı vekilinin söz konusu kararlara yönelik temyiz isteminin itiraz mahiyetinde kabulü ile mahallinde merciince değerlendirilip gerekli kararın verilmesi mümkün görüldüğünden, dosyanın bu yönden incelenmeksizin mahalline İADESİNE, Dairemizce de benimsenen Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 14.02.2017 tarihli, 2015/5-95 Esas, 2017/71 sayılı ve benzer Kararlarında da belirtildiği üzere "suçtan zarar görme" kavramının "suçtan doğrudan doğruya zarar görmüş bulunma hali" olarak anlaşılması gerektiği, dolaylı veya muhtemel zararların davaya katılma hakkı vermeyeceği, Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığının kendi personeli olmayan sanıklar ..., ..., ..., ..., ..., ... ve ...'a yüklenen rüşvet verme suçundan, Hazine ile Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığının nitelikli dolandırıcılık suçundan 5271 sayılı Kanun'un 237. maddesine göre doğrudan zarar görmediklerinden, söz konusu suçlardan açılan kamu davalarına katılma haklarının olmadığı anlaşılmakla, vekillerinin bu suçlardan kurulan hükümlere yönelik temyiz istemlerinin ve tayin olunan ceza miktarına nazaran yasal koşulları bulunmadığından sanıklar ... ve ... müdafilerinin duruşmalı inceleme taleplerinin 5320 sayılı Ceza Muhakemesi Kanununun Yürürlük ve Uygulama Şekli Hakkında Kanun'un (5320 sayılı Kanun) 8/1. maddesi de gözetilerek 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu'nun (1412 sayılı Kanun) 3 17... . maddeleri uyarınca ayrı ayrı REDDİNE, 5271 sayılı Kanun'un 260/1. maddesine göre ihaleye fesat karıştırma ve rüşvet alma suçlarından katılan sıfatını alabilecek surette zarar görmüş olan Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığının kanun yoluna başvurma hakkının bulunması ve hükümlerin vekili tarafından 7417 sayılı Kanun'un yürürlük tarihi olan 05.07.2022 tarihinden önce temyiz edilmesi ile usul hükümlerinin derhal uygulanacağı hususu karşısında, 3628 sayılı Mal Bildiriminde Bulunulması, Rüşvet ve Yolsuzluklarla Mücadele Kanunu'nun 7417 sayılı Kanun'un 40. maddesiyle değişik 18/2. madde ve fıkra hükmü uyarınca bu suçlar yönünden başvuru tarihinde müdahil sıfatını kazandığı gözetilerek, incelemenin katılanlardan Hazine vekilinin rüşvet alma, rüşvet verme ve ihaleye fesat karıştırma suçlarından kurulan beraat, Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı vekilinin rüşvet alma ve ihaleye fesat karıştırma suçlarından kurulan beraat ve mahkumiyet hükümlerine, sanıklar ... ve ... müdafilerinin müvekkilleri hakkında kurulan mahkumiyet hükümlerine yönelik temyiz itirazlarıyla sınırlı olarak yapılmasına karar verildikten sonra gereği düşünüldü: Sanıklar ... ve ... hakkında kurulan mahkumiyet hükümleri yönünden Anayasa Mahkemesinin hükümlerden sonra yürürlüğe giren 08.10.2015 tarihli ve 2014/140 Esas, 2015/85 sayılı, 5237 sayılı Kanun'un 53. maddesinde yer alan bazı ibarelerin iptaline ilişkin kararının infaz aşamasında nazara alınması mümkün görülmüş, yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin soruşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya içeriğine göre sair temyiz itirazları yerinde görülmemiştir. Ancak; Yüklenen suçu 5237 sayılı Kanun'un 53/1-a maddesindeki hak ve yetkiyi kötüye kullanmak suretiyle işleyen sanık ... hakkında aynı Kanun'un 53/5. maddesi uyarınca hak yoksunluğuna hükmolunması gerektiğinin gözetilmemesi, Kanuna aykırı, sanık müdafiin ve katılanlar vekillerinin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görüldüğünden, hükmün 5320 sayılı Kanun'un 8/1. maddesi de gözetilerek 1412 sayılı Kanun'un 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA ancak bu cihetin yeniden duruşma yapılmaksızın aynı Kanunun 322. maddesinin verdiği yetki uyarınca düzeltilmesi mümkün bulunduğundan, mahkemenin alt sınırdan uygulama yapması da gözetilerek, hüküm fıkrasının, (B) bendinin dördüncü paragrafından sonra gelmek üzere; "Suçun 5237 sayılı Kanun'un 53/1-a maddesindeki hak ve yetkinin kötüye kullanılması suretiyle işlenmesi nedeniyle anılan Kanun'un 53/5. maddesi uyarınca takdiren hükmolunan cezanın yarısı olan 2 yıl 1 ay süreyle cezanın infazından sonra işlemek üzere sanığın 53/1-a maddesindeki hak ve yetkileri kullanılmaktan yasaklanmasına" ibaresinin eklenmesi suretiyle sair yönleri usul ve yasaya uygun olan hükmün DÜZELTİLEREK delillerle iddia ve savunma, yapılan yargılama göz önünde tutularak tahlil ve takdir edilmiş, sübutu kabul olunan fiillerin unsurlarına uygun şekilde tavsif ve tatbikatı yapılmış bulunduğundan sanık ... hakkında kurulan mahkumiyet hükmü ile delilleri takdir ve gerekçesi gösterilmek suretiyle verilen beraat hükümleri eleştiri dışında usul ve kanuna uygun olduğundan yerinde görülmeyen sanık ... müdafii ile katılanlar Hazine ve Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı vekillerinin temyiz itirazlarının reddiyle hükümlerin DOĞRUDAN ONANMASINA, 10.06.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.