Yargıtay · 5. Ceza Dairesi

Yargıtay 5. Ceza Dairesi 2022/764 E. 2026/6196 K. – İcbar Suretiyle

Konu: İcbar Suretiyle İrtikap

Mahkeme
Yargıtay
Daire
5. Ceza Dairesi
Esas No
2022/764
Karar No
2026/6196
Karar Tarihi
Konu
İcbar Suretiyle İrtikap

İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi SAYISI : 2016/288 Esas, 2017/207 Karar SUÇ : İcbar suretiyle irtikap HÜKÜMLER : Zincirleme şekilde icbar suretiyle irtikap suçundan mahkumiyet TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Bozma EK TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Bozma

Mahalli mahkemece verilen hükümler temyiz edilmekle dosya incelenerek gereği düşünüldü: 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 260/1. maddesine göre sanıklar hakkında icbar suretiyle irtikap suçundan açılan kamu davalarında katılan sıfatını alabilecek surette zarar görmüş olan İçişleri Bakanlığının kanun yoluna başvurma hakkının bulunması ve hükümlerin vekili tarafından 7417 sayılı Devlet Memurları Kanunu ile Bazı Kanunlarda ve 375 sayılı Kanun Hükmünde Kararnamede Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun'un (7417 sayılı Kanun) yürürlük tarihi olan 05.07.2022 tarihinden önce temyiz edilmesi ile usul hükümlerinin derhal uygulanacağı hususu karşısında, 3628 sayılı Mal Bildiriminde Bulunulması, Rüşvet ve Yolsuzluklarla Mücadele Kanunu'nun 7417 sayılı Kanun'un 40. maddesiyle değişik 18/2. madde ve fıkrası gereği İçişleri Bakanlığının başvuru tarihinde müdahil sıfatını kazandığı, diğer taraftan sanık ... müdafiinin yokluğunda verilen hükme yönelik temyiz süresinin 5320 sayılı Ceza Muhakemesi Kanununun Yürürlük ve Uygulama Şekli Hakkında Kanun'un (5320 sayılı Kanun) 8/1 ve 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu'nun (1412 sayılı Kanun) 310. maddelerine göre hükmün tebliğinden itibaren "bir hafta" olmasına karşın hükmün son paragrafında "tebliğ tarihinden itibaren 15 gün içerisinde" olduğu belirtilmek suretiyle tarafların yanıltıldığı, bu itibarla 05.03.2018 tarihli temyiz isteminin süresinde olduğu gözetilerek yapılan incelemede; 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun (5237 sayılı Kanun) 53/1-a madde-fıkra ve bendindeki hak ve yetkileri kötüye kullanmak suretiyle atılı suçu işlediği kabul edilen sanık ... hakkında, aynı Kanun'un 53/5. maddesi uyarınca, ayrıca, cezasının infazından sonra başlamak üzere, hükmolunan cezanın yarısından bir katına kadar bu hak ve yetkinin kullanılmasının yasaklanmasına karar verilmemişse de, adı geçen sanık aleyhine temyiz bulunmayan ve 1412 sayılı Kanun'un 326/son maddesi gereğince kazanılmış hakka konu olan 22.12.2014 tarihli ilk hükümde de anılan yasaklılık kararına hükmolunmadığı gözetilerek bu husus bozma nedeni yapılmamıştır. Ankara 6. Ağır Ceza Mahkemesinin 22.12.2014 tarihli ve 2014/136 Esas, 2014/435 sayılı sanık ... hakkında icbar suretiyle irtikap suçundan cezalandırılmasına dair verilen Kararın, Yargıtay 6. Ceza Dairesinin 16.03.2016 tarihli ve 2015/9755 Esas, 2016/2031 Karar sayılı ilamı ile bozulduğu, bozma üzerine yapılan yargılamada sanık hakkındaki ilk hükme nazaran daha ağır ceza tayin edildiği göz önüne alındığında 1412 sayılı Kanun'un 326. maddesinin ikinci fıkrasının son cümlesinde yer alan "Ancak sanık hakkında verilecek ceza, bozmaya konu olan cezadan daha ağır ise herhalde dinlenilmesi gerekir" şeklindeki düzenlemeye aykırı olarak, sanığın dinlenilmeden karar verilmesi suretiyle savunma hakkının kısıtlanması, İddianamede yer almadığı ve ek savunma hakkı tanınmadığı halde sanık ... hakkında 5237 sayılı Kanun'un 43/1. maddesi uygulanarak savunma hakkının kısıtlanması suretiyle 5271 sayılı Kanun'un 226. maddesine aykırı davranılması, Dosya kapsamına göre; katılan ...'in suç tarihlerinde psikolojik sorunlarının bulunduğu, temyiz dışı sanık ... Kılıç'ın tanıdığı bir medyum olduğunu, bu medyumun her şeyi bildiğini belirtmesi üzerine katılan ile ...'nın birlikte...'ın iş yerine gittikleri, ....'nın katılandan öğrendiği özel bilgileri...'a aktardığı, ...'ın da katılana özel hayatı ve yaşantısı hakkında birtakım bilgiler vermesi üzerine katılanın bu durumdan etkilendiği, maddi durumunun iyi olduğunu öğrenen ....'ın aralarında önceye dayalı gönül ilişkisi bulunan ve Keçiören İlçe Emniyet Müdürlüğünde polis memuru olarak görev yapan sanık ...'e, katılan için polisten korkan, dini zaafları bulunan ve maddi durumu iyi olan, korkak ve istedikleri her şeyi yapabilecek biri olarak bahsederek katılana tuzak kurup parasını alma teklifinde bulunduğu, bunun üzerine...'ın katılanı evine çağırarak "sende büyü var, bu büyüyü bozmak için gömü yapmak gerekiyor" demesi üzerine 20.09.2011 tarihinde katılan ile sanık ...'ın birlikte Karşıyaka mezarlığına gittikleri, mezarlık sınırları içinde... tarafından hazırlanan bir kutuyu toprağa gömecekleri esnada, üzerinde resmi polis üniforması bulunan...'in olay yerine gelerek katılan ve sanık ...'a hitaben "Sizi yakaladım" dediği, ...'ın ise...'i tanımıyormuş gibi davranarak "biz bir şey yapmıyoruz" diye cevap verdiği, ...'in "bana 3.500 TL para verirseniz sizi bırakım" demesi üzerine katılanın suç işlediği zannıyla hareket ederek yanında para olmadığını fakat bankamatikten çekip verebileceğini belirttiği, bunun üzerine katılanın temin ettiği parayı...'e teslim ettiği, ertesi gün...'ın katılana "biz orayı yarım kazdık, büyüyü bozmak için mutlaka bu gömüyü yapmamız lazım" dediği, katılan ile...'ın gece vakti katılana ait araçla aynı mezarlığa giderek ellerindeki kutuyu toprağa gömecekleri esnada...'in bu kez sivil kıyafetle olay yerine gelerek "sizi yine yakaladım, siz burada ne yapıyorsunuz" şeklinde sözler söylediği, katılanın "biz bir şey yapmıyoruz" demesi üzerine...'in "siz büyük bir suç işliyorsunuz, biz on kişiyiz, bu sefer amirim de var, 10.000 TL para vereceksiniz" dediği ve katılanın 10.000 TL değerindeki para ve değerli eşyayı...'e teslim ettiği şeklinde gerçekleşen somut olayda; sanıkların olayı aralarında önceden kurguladıkları, kastlarının en başından itibaren katılanın inanç ve duygularını istismar edip polis üniformasının sağladığı otoriteyi de kullanmak suretiyle katılandan maddi menfaat temin etmek olduğu, ... İlçe Emniyet Müdürlüğünde görevli polis memuru...'in ilk eylem sırasında polis üniformasıyla, ikinci eylem sırasında ise sivil kıyafetlerle görev bölgesi dışında bulunan ...ilçesinin mülki sınırları içerisindeki Karşıyaka mezarlığına giderek... ile birlikte katılanın iradesini fesada uğratarak katılanda bir suç işlendiği zannını uyandırdıkları ve bu doğrultuda işlem yapılmaması karşılığında katılandan farklı zamanlarda toplam 13.500 TL para ve değerli eşya aldıkları, bu nedenle sanık ...'in görevi sebebiyle işlediği bir suçtan bahsedilemeyeceği ve görev suçu olan irtikap ile rüşvet suçlarının unsurlarının oluşmadığı keza 5237 sayılı Kanun'un 1 48... . maddelerinde düzenlenen yağma suçunun oluşabilmesi için "Bir başkasını, kendisinin veya yakınının hayatına, vücut veya cinsel dokunulmazlığına yönelik bir saldırı gerçekleştireceğinden ya da malvarlığı itibarıyla büyük bir zarara uğratacağından bahisle tehdit ederek veya cebir kullanarak, bir malı teslime veya malın alınmasına karşı koymamaya mecbur kılma"nın gerekli olduğu ve yağma suçunun unsurlarının da gerçekleşmediği göz önüne alındığında, sanıkların eylemlerinin zincirleme şekilde suç tarihinde yürürlükte bulunan 5237 sayılı Kanun'un 158/1-a-d madde, fıkra ve bentlerinde düzenlenen nitelikli dolandırıcılık suçunu oluşturduğu ve sanık ... hakkında aynı katılana yönelik zincirleme şekilde nitelikli dolandırıcılık eylemleri nedeniyle verilen 22.12.2014 tarihli mahkumiyet hükmünün Yargıtay 6. Ceza Dairesinin 16.03.2016 tarihli ve 2015/9755 Esas, 2016/2031 sayılı Kararı ile düzeltilerek onanması suretiyle kesinleştiği ve hukuki kesinti de bulunmadığı nazara alınarak bu sanık yönünden verilecek cezadan kesinleşen ceza miktarı yönüyle mahsup hükümleri uygulanarak bir karar verilmesi gerektiği gözetilmeden yanılgılı değerlendirmeler sonucu yazılı şekilde hükümler kurulması, Sanıklar aleyhine temyiz bulunmayan ve 1412 sayılı Kanun'un 326/son maddesi gereğince cezaların kazanılmış haklara konu olan 22.12.2014 tarihli hükümlerde tayin olunan miktarlar üzerinden infazına karar verilmesi yerine sanıkların bu ceza miktarları ile cezalandırılmalarına karar verilmesi, Kanuna aykırı, sanıklar müdafiileri ile katılan vekilinin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan, hükümlerin 5320 sayılı Kanun'un 8/1. maddesi de gözetilerek 1412 sayılı Kanun'un 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA 29.04.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Atıf: Yargıtay 5. Ceza Dairesi, E. 2022/764, K. 2026/6196, T. 29.04.2026, www.arakarar.com/karar/yargitay-5-ceza-dairesi-2022-764-e-2026-6196-k-7fbc04882b5f