Yargıtay · 5. Ceza Dairesi

Yargıtay 5. Ceza Dairesi 2021/1854 E. 2025/14007 K.

Mahkeme
Yargıtay
Daire
5. Ceza Dairesi
Esas No
2021/1854
Karar No
2025/14007
Karar Tarihi

MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi SAYISI : 2014/185 Esas, 2016/220 Karar SUÇLAR : Zimmet, kamu görevlisinin resmi belgede sahteciliği, denetim görevini ihmal ederek zimmete neden olma HÜKÜMLER : Sanıklardan ..., ..., ... ve ... hakkında denetim görevini ihmal ederek zimmete neden olma, ... (...) hakkında zimmet suçlarından beraat, ... ve ... hakkında nitelikli zimmet ve kamu görevlisinin resmi belgede sahteciliği suçlarından mahkumiyet, ... (...) hakkında değişen suç vasfına göre ihmali davranışla görevi kötüye kullanma suçundan kurulan hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Kamu davalarının zamanaşımı nedeniyle düşmesine, onama

Mahalli mahkemece verilen hükümler temyiz edilmekle dosya incelendi; Sanık ... (...) hakkında değişen suç vasfına göre ihmali davranışla görevi kötüye kullanma suçundan verilen hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına dair kararın 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun (5271 sayılı Kanun) 231/12. maddesinin karar tarihi itibariyle yürürlükte olan hali uyarınca itiraza tabi olup temyizinin mümkün bulunmadığı, anılan karara yönelik vaki itirazın Niğde Ağır Ceza Mahkemesinin 05.10.2016 tarihli ve 2016/1306 Değişik iş sayılı Kararı ile incelenerek bu hususta gerekli kararın verildiği anlaşıldığından, dosyanın bu yönden incelenmeksizin mahalline iadesine, tebliğnamede ismine yer verilen sanık ... hakkında zimmet ve kamu görevlisinin resmi belgede sahteciliği suçlarından verilen beraat hükümlerine yönelik temyiz talebinin bulunmadığı, O yer Cumhuriyet savcısının aleyhe olan temyiz isteminden 15.06.2016 tarihinde feragat ettiği gözetilerek, incelemenin katılan ... vekilinin sanıklardan ..., ..., ... ve ... hakkında denetim görevini ihmal ederek zimmete neden olma, ... (...) hakkında zimmet suçlarından kurulan beraat hükümlerine, müdafiilerinin sanıklar ... ve ... hakkında zimmet ile kamu görevlisinin resmi belgede sahteciliği suçlarından kurulan mahkumiyet hükümlerine yönelik temyiz itirazlarıyla sınırlı olarak yapılmasına karar verildikten sonra gereği düşünüldü: 1) Sanıklar ..., ..., ... ve ... hakkında denetim görevini ihmal ederek zimmete neden olma suçundan kurulan beraat hükümlerine yönelik temyiz itirazlarının incelenmesinde: Sanıklardan ...'ın hükümden sonra 02.04.2024 tarihinde vefat ettiği UYAP sisteminden temin edilen nüfus kaydından anlaşılmakla, Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 02.10.2024 tarihli ve 2021/228 Esas, 2024/281 sayılı Kararı da gözetilerek, bu hususta bir karar verilmesi lüzumu ile diğer sanıklara yüklenen denetim görevini ihmal ederek zimmete neden olma suçunun 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun (5237 sayılı Kanun) 251/2. maddesinde öngörülen cezasının üst sınırı itibarıyla aynı Kanun'un 66/1-e maddesinde yazılı 8 yıllık olağan dava zamanaşımı süresine tabi olduğu, zamanaşımını kesen son işlem olan 27.02.2015 tarihli sorgu ile inceleme günü arasında bu sürenin gerçekleştiği anlaşıldığından, hükümlerin 5320 sayılı Ceza Muhakemesi Kanununun Yürürlük ve Uygulama Şekli Hakkında Kanun’un (5320 sayılı Kanun) 8/1. maddesi de gözetilmek suretiyle 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu'nun (1412 sayılı Kanun) 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA ancak bu hususlar yeniden yargılamayı gerektirmediğinden aynı Kanun’un 322/1, 5237 sayılı Kanun'un 64/1 ve 5271 sayılı Kanun'un 223/8. maddeleri gereğince sanık ... hakkındaki kamu davasının ölüm, diğer sanıklar haklarındaki kamu davalarının ise zamanaşımı nedeniyle ayrı ayrı DÜŞMESİNE, 2) Sanıklardan ... (...) hakkında zimmet suçundan kurulan beraat hükmü ile ... hakkında kamu görevlisinin resmi belgede sahteciliği ve zimmet suçlarından verilen mahkumiyet hükümlerine yönelik temyiz itirazlarının incelenmesinde; Zimmet ve kamu görevlisinin resmi belgede sahteciliği suçlarını 5237 sayılı Kanun'un 53/1-a maddesindeki hak ve yetkileri kötüye kullanmak suretiyle işleyen sanık ... hakkında aynı Kanun'un 53/5. madde ve fıkrası gereğince, ayrıca, cezaların infazından sonra işlemek üzere, hükmolunan cezaların yarısından bir katına kadar bu hak ve yetkinin kullanılmasının yasaklanmasına karar verilmesi gerekirken kamu görevlisinin resmi belgede sahteciliği suçu yönünden söz konusu madde uyarınca hak yoksunluğuna hükmolunmaması, zimmet suçundan kurulan hüküm yönünden ise hak yoksunluğuna ilişkin süre hükmolunan ceza miktarının yarısından az olamayacağı halde "1 yıl 2 ay 2 gün" yerine "1 yıl 2 ay 1 gün" süreyle yasaklama kararı verilmesi ve zimmet miktarını kısmen cebri icra yoluyla ödeyen sanığın gönüllü ödemede bulunmadığı, bu itibarla yasal şartları oluşmadığı halde cezasında 5237 sayılı Kanun’un 248. maddesi uyarınca indirim yapılması aleyhe temyiz bulunmadığından, 5237 sayılı Kanun'un 247/1-2, 249, 43/1, 248/2 ve 62/1. maddelerinin bu sıra dahilinde uygulanması gerektiği gözetilmeyerek aynı Kanun'un 61. maddesine aykırı davranılması ile hüküm fıkrasında etkin pişmanlığın soruşturma başlamadan önce olduğunun belirtilmesi sonuca etkili bulunmadığından bozma nedeni yapılmamış, yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin soruşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya içeriğine göre sanık ... hakkında zimmet suçundan kurulan mahkumiyet hükmü yönünden sair temyiz itirazları yerinde görülmemiştir. Ancak; Zimmet suçunu 5237 sayılı Kanun'un 53/1-a madde-fıkra ve bendindeki hak ve yetkileri kötüye kullanmak suretiyle işleyen sanık ... hakkında anılan bentteki tüm hak ve yetkilerin yasaklanması gerekirken infazda tereddüte neden olacak şekilde aynı Kanun'un 53. maddesinde yazılı hak ve yetkilerin tamamının kullanılmasının yasaklanmasına karar verilmesi ve hüküm fıkrasında 53. maddenin 5. fıkrası ile birinci fıkrasının (a) bendinin gösterilmemesi suretiyle 5271 sayılı Kanun'un 232. maddesinin altıncı fıkrasına muhalefet edilmesi, Kanuna aykırı, sanık ... müdafiinin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görüldüğünden, sanık hakkında zimmet suçundan kurulan mahkumiyet hükmünün 5320 sayılı Kanunun 8/1. maddesi gözetilerek 1412 sayılı Kanun'un 321. maddesi gereğince BOZULMASINA ancak bu husus yeniden yargılamayı gerektirmediğinden, aynı Kanun'un 322. maddesi uyarınca, hüküm fıkrasının (5-A) bendinin 9. paragrafının "Sanığın yüklenen suçu 5237 sayılı Kanun'un 53/1-a madde-fıkra ve bendindeki hak ve yetkileri kötüye kullanmak suretiyle işlediği anlaşılmakla, aynı Kanun'un 53/5. maddesi gereğince, ayrıca, hapis cezasının tamamen infazından itibaren işlemek üzere takdiren 1 yıl 2 ay 1 gün süre ile 5237 sayılı Kanun'un 53/1-a madde-fıkra ve bendindeki hak ve yetkileri kullanmasının yasaklanmasına" şeklinde değiştirilmesi suretiyle sair yönleri usul ve yasaya uygun olan hükmün DÜZELTİLEREK, delillerle iddia ve savunma, yapılan yargılama göz önünde tutularak tahlil ve takdir edilmiş, sübutu kabul olunan fiilin unsurlarına uygun şekilde tavsif ve tatbikatı yapılmış bulunduğundan yerinde görülmeyen sanık müdafiinin temyiz itirazlarının reddiyle usul ve kanuna uygun olan, sanık ... hakkında kamu görevlisinin resmi belgede sahteciliği suçundan kurulan mahkumiyet hükmü ile delilleri takdir ve gerekçesi gösterilmek suretiyle verilen sanık ... (...) hakkında zimmet suçundan verilen beraat hükmünün DOĞRUDAN ONANMASINA, 3) Sanık ... hakkında zimmet ve kamu görevlisinin resmi belgede sahteciliği suçlarından verilen mahkumiyet hükümlerine yönelik temyiz itirazlarının incelenmesinde ise; Suçun işlendiği tarihte .. PTT Müdürlüğünde gişe memuru olarak görev yapan sanığın, Sosyal Sigortalar Kurumundan (SSK) emekli olan ... isimli şahsın 2007/kasım ayına ait 712,18 TL olan ilk maaşını 03.12.2007 tarihinde, 2007/aralık ayına ait aynı miktardaki maaşını ise 21.02.2008 tarihinde sahte ödeme belgeleri düzenleyerek şahsa ödenmiş gibi göstermek yine .. .. isimli şahsın evlenmesi nedeniyle SSK tarafından adına tahakkuk ettirilen 2.730,34 TL toplu çeyiz parasını da 21.08.2006 tarihinde sahte ödeme belgesi ile annesi ...'a ödenmiş gibi göstermek suretiyle zimmetine geçirdiğinden bahisle zimmet ve kamu görevlisinin resmi belgede sahteciliği suçlarından mahkumiyetine karar verilmiş ise de; ... Teftiş Kurulu Başkanlığının 04.01.2010 tarihli soruşturma raporunda, sanığın 26.07.2006 tarihinde .. .. A.Ş'den naklen atama ile .. PTT Müdürlüğüne geçerek havale otomasyon gişesinde çalışmaya başladığının, önceki hizmetlerinde personel servisinde çalıştığından gişe ve havale işlemleri mevzuat bilgisi ve deneyiminin bulunmadığının, şefi veya amiri olan kişi tarafından verilen her görevi sorgulamadan, muhakeme etmeden yapacak bilgi seviyesinde bir memur olduğunun belirtildiği, aynı raporda sanık ...'ün ise şikayetçi ...'ın maaş ödemelerinin yapıldığı iddia edilen tarihlerde havale otomasyon gişelerinde hem şef görevlisi hem de gişe memuru olarak çalıştığının, mevcut memurlara nazaran gişelerin mevzuatını ve pratiğini çok iyi bildiğinden gişe sorunlarına müdahale ederek memurların işlemlerine yardımcı olması nedeniyle üzerlerinde nüfuzunun bulunduğunun, 16.03.2007 tarihinden itibaren müdürlükçe şef olarak yetkilendirildiğinden memurlara emir verme yetkisinin yanı sıra onların evraklarını kontrol etme yetkisine de haiz olduğunun, sanık ...'ün havale otomasyon servisi şef masasında bulunan telefon ile emekli maaşlarının yatıp yatmadığını soran kişilere cevap verebilmek için gerekli olan emekli maaşı tahsis veya T.C kimlik numarasını alabilme imkanına sahip olduğunun, alınan beyanlardan sanığın izinli veya raporlu olduğu dönemlerde dahi kuruma gelerek işlemlerde bulunduğunun, emeklilerden maaşının gelip gelmediğini soranlara telefon ile cevap verdiğinden ...'a ait maaş tahsis numarasını bu şekilde öğrenerek kullandığının değerlendirildiği, gerek sanıkların savunmaları gerekse ilgili kurumda çalışan diğer şahısların beyanlarına göre kurumda sıra harici, gişe arkası işlemler olarak tabir edilen tahsilat ve ödeme işlemleri yapıldığından, gişe memurlarının şef veya amiri tarafından gönderilen bilgi notlarına istinaden ödeme yaptıkları kişileri görmeden ve kimlik kontrolü yapmadan işlem tesis ettiklerinin, şefe duyulan güven ve iş yoğunluğundan dolayı ödeme belgelerindeki imza işlemlerinin kontrolünü yapmadıklarının anlaşıldığı, ...'ın 2007/kasım ve 2007/aralık ayı maaşlarının sanık ...'ın çalıştığı gişeden, 2008/ocak ayı maaşının sanık ...'ün çalıştığı gişeden, 2008/şubat ve 2008/mart ayı maaşlarının ise aynı gün içerisinde temyiz dışı sanık ... ..'ın çalıştığı gişeden ödeme olarak gösterildiği, sanık ...'ün çalıştığı gişeden gösterilen ödemeye ait belgeye ulaşılamadığı gibi ocak ayı maaş ödemesinin yapıldığı tarihte şahsın şubat ayı maaşının da otomatik olarak ödenebilir durumda olmasına rağmen sistemden müdahale edilerek ödenemez durumuna getirilip renginin kırmızıya dönüştürüldüğünün, aynı eylemin sanık ... tarafından ..'a ait çeyiz parası ödemesi işleminde de gerçekleştirildiğinin, ...'ın 2006/mayıs ve 2006/haziran ayı maaşlarının 01.08.2006 tarihinde sanık ...'a ait gişeden ...'ın annesi ...'a vekaletname ile ödenmesine rağmen şahsın otomatik olarak ödenebilir durumda olan çeyiz parasının sistemden ödenemez duruma getirilerek ödeme işleminde bulunulmadığının tespit edildiği, ilgili soruşturma raporu ve kovuşturma aşamasında alınan 23.03.2016 tarihli bilirkişi kurulu raporuna göre ödeme yapmama konusunda herhangi bir yetkisi olmayan sanık ...'ün usulsüz ve mevzuat dışı uygulamalar ile henüz mesleklerinde yeni olan ve tecrübesi bulunmayan temyiz dışı sanık ... ... ve sanık ...'a gişe arkası işlemler yaptırmak suretiyle müşterilere ödeme yapılmış gibi göstererek iddiaya konu paraları benzer yöntemlerle uhdesine geçirdiğinin anlaşılması karşısında, sanık ...'ın yüklenen suçları işlediğine dair savunmasının aksine mahkumiyetine yeterli, her türlü şüpheden uzak, kesin ve inandırıcı başkaca delil bulunmadığı gözetilerek atılı suçlardan beraatine karar verilmesi gerekirken yanılgılı değerlendirmeler sonucu yazılı şekilde hükümler tesis edilmesi, Kabule göre de; 5237 sayılı Kanun'un 247/1-2, 249, 43/1, 248/2 ve 62/1. maddelerinin bu sıra dahilinde uygulanması gerektiği gözetilmeyerek aynı Kanun'un 61. maddesine aykırı davranılması, Temel cezanın belirlenmesinde 5237 sayılı Kanun'un 61/1. maddesinde yer alan ölçütlerden olan failin kusuru, meydana gelen zararın ağırlığı, suçun işleniş biçimi ile suçun işlendiği yer ve zaman nazara alınmak suretiyle aynı Kanun'un 3/1. maddesi uyarınca işlenen fiilin ağırlığıyla orantılı olacak şekilde maddede öngörülen alt ve üst sınırlar arasında hakkaniyete uygun bir cezaya hükmolunması gerekirken; hukuki statüsü, hakkındaki mahkumiyet hükümleri onanan sanık ...'ten farklı olan sanık hakkında zimmet suçundan kurulan hükümde temel cezanın alt sınırdan aynı oranda olacak şekilde uzaklaşılarak belirlenmesi, Zimmet suçunu 5237 sayılı Kanun'un 53/1-a madde-fıkra ve bendindeki hak ve yetkileri kötüye kullanmak suretiyle işleyen sanık hakkında anılan bentteki tüm hak ve yetkilerin yasaklanması gerekirken infazda tereddüte neden olacak şekilde aynı Kanun'un 53. maddesinde yazılı hak ve yetkilerin tamamının kullanılmasına karar verilmesi, hak yoksunluğuna ilişkin süre hükmolunan ceza miktarının yarısından az olamayacağı halde yasaklılık süresinin "1 yıl 2 ay 2 gün" yerine "1 yıl 2 ay 1 gün" belirlenmesi ve hüküm fıkrasında 53. maddenin 5. fıkrası ve birinci fıkrasının (a) bendinin gösterilmemesi suretiyle 5271 sayılı Kanun'un 232. maddesinin altıncı fıkrasına muhalefet edilmesi, Kamu görevlisinin resmi belgede sahteciliği suçunu 5237 sayılı Kanun'un 53/1-a maddesindeki hak ve yetkileri kötüye kullanmak suretiyle işlediği kabul edilen sanık hakkında aynı Kanun'un 53/5. maddesi uyarınca hâk yoksunluğuna karar verilmesi gerektiğinin gözetilmemesi, Kanuna aykırı, sanık ... müdafiinin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan, hükümlerin 5320 sayılı Kanun'un 8/1. maddesi de gözetilmek suretiyle 1412 sayılı Kanun'un 3 21... /son maddeleri uyarınca BOZULMASINA 02.12.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Atıf: Yargıtay 5. Ceza Dairesi, E. 2021/1854, K. 2025/14007, T. 02.12.2025, www.arakarar.com/karar/yargitay-5-ceza-dairesi-2021-1854-e-2025-14007-k-71bfeedaaa35