Yargıtay · 5. Ceza Dairesi

Yargıtay 5. Ceza Dairesi 2026/620 E. 2026/5421 K.

Mahkeme
Yargıtay
Daire
5. Ceza Dairesi
Esas No
2026/620
Karar No
2026/5421
Karar Tarihi

MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi SAYISI : 2014/212 Esas, 2016/156 Karar SUÇLAR : Zincirleme nitelikli zimmet , kamu görevlisinin zincirleme resmi belgede sahteciliği, resmi belgede sahtecilik, 1163 sayılı Kooperatifler Kanunu'na (1163 sayılı Kanun) muhalefet, ihmali davranışla görevi kötüye kullanma, denetim görevinin ihmali HÜKÜMLER : Sanıklardan ... hakkında zincirleme nitelikli zimmet ve kamu görevlisinin zincirleme resmi belgede sahteciliği suçlarından mahkumiyet, ... ve ... hakkında zincirleme nitelikli zimmet ile resmi belgede sahtecilik suçlarından beraat, ..., ..., ..., ..., ve ... hakkında 1163 sayılı Kanun'a muhalefet suçundan mahkumiyet, ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ve ... hakkında ihmali davranışla görevi kötüye kullanma suçundan mahkumiyet, ... hakkında denetim görevinin ihmali suçundan açılan kamu davasının ölüm nedeniyle düşürülmesine TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Temyiz isteminin reddi, bozma

Mahalli mahkemece verilen hükümler temyiz edilmekle dosya incelendi; Dairemizce de benimsenen Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 14.02.2017 tarihli, 2015/5-95 Esas, 2017/71 sayılı ve benzer Kararlarında da belirtildiği üzere "suçtan zarar görme" kavramının "suçtan doğrudan doğruya zarar görmüş bulunma hali" olarak anlaşılması gerektiği, dolaylı veya muhtemel zararların davaya katılma hakkı vermeyeceği, bu nedenle Hazinenin resmi belgede sahtecilik, 1163 sayılı Kanun'a muhalefet, ihmali davranışla görevi kötüye kullanma ve denetim görevinin ihmali suçlarından açılan kamu davalarına 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun (5271 sayılı Kanun) 237. maddesine göre katılma hakkının olmadığı anlaşıldığından, vekilinin adı geçen suçlardan kurulan hükümlere yönelik temyiz talebinin 5320 sayılı Ceza Muhakemesi Kanununun Yürürlük ve Şekli Hakkında Kanun'un (5320 sayılı Kanun) 8/1. maddesi de gözetilerek 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu'nun (1412 sayılı Kanun) 317. maddesi uyarınca REDDİNE, 5271 sayılı Kanun'un 260/1. maddesine göre zimmet suçundan katılan sıfatını alabilecek surette zarar görmüş olan Hazine ile Tarım ve Orman Bakanlığının kanun yoluna başvurma haklarının bulunması ve hükümlerin vekilleri tarafından 7417 sayılı Kanun'un yürürlük tarihi olan 05.07.2022 tarihinden önce temyiz edilmesi ile usul hükümlerinin derhal uygulanacağı hususu karşısında, 3628 sayılı Mal Bildiriminde Bulunulması, Rüşvet ve Yolsuzluklarla Mücadele Kanunu'nun değişiklik öncesindeki 18/2. madde hükmü uyarınca Hazinenin, 7417 sayılı Kanun'un 40. maddesiyle değişik 18/2. maddesi gereği de Tarım ve Orman Bakanlığının bu suç bakımından başvuru tarihinde müdahil sıfatını kazandıkları, keza Tarım ve Orman Bakanlığının resmi belgede sahtecilik suçu yönünden de temyiz hakkının bulunduğu ayrıca kamu davasına dayanak teşkil eden Aksaray Cumhuriyet Başsavcılığının 15.05.2014 tarihli iddianamesinde .... ve ... hakkında ihmali davranışla görevi kötüye kullanma ve 1163 sayılı Kanun'a muhalefet suçlarına ilişkin herhangi bir isnada yer verilmediği, kamu davası açılmadığı gibi 13.05.2014 tarihli ve 2014/951 soruşturma sayılı ölüm sebebiyle ek kovuşturmaya yer olmadığına dair karar verildiği halde adı geçen sanıklar hakkında belirtilen suçlardan kurulan mahkumiyet hükümlerinin hukuki değerden yoksun ve yok hükmünde olduğu dikkate alındığında tebliğnamede bu hükümlere yönelik zamanaşımı nedeniyle düşme isteyen görüşe iştirak edilmemiş ve hukuken varlık kazanmayan kararların temyiz davasına konu edilmesinin de olanaklı olmadığı gözetilerek başvurularının kapsamına göre incelemenin katılan Hazine vekilinin zimmet suçundan kurulan beraat ve mahkumiyet hükümlerine, Bakanlık vekilinin sanıklar ... ve ... hakkında zimmet ile resmi belgede sahtecilik suçlarından kurulan beraat hükümlerine, katılan Kooperatifler vekilinin sanıklar hakkında verilen tüm hükümlere, sanıklar ... ve ... müdafiilerinin müvekkilleri hakkında, sanıklar ..., ..., ..., ..., ..., ... ve ...'nin ise kendileri hakkında kurulan mahkumiyet hükümlerine yönelik temyiz itirazlarıyla sınırlı olarak yapılmasına karar verildikten sonra gereği düşünüldü: 1)Sanıklardan ... ve ... hakkında kurulan beraat hükümlerine yönelik temyiz itirazlarının incelemesinde; Sanık ...'ye isnat edilen resmi belgede sahtecilik suçuna iştirak eyleminin sübutu halinde kamu görevlisinin resmi belgede sahteciliğine iştirak suçunu oluşturacağı gözetilerek yapılan incelemede; Delilleri takdir ve gerekçesi gösterilmek suretiyle verilen beraat hükümleri usul ve kanuna uygun olduğundan yerinde görülmeyen katılanlar vekillerinin temyiz itirazlarının reddiyle hükümlerin ONANMASINA, 2)Sanık ... hakkında açılan kamu davasının ölüm nedeniyle düşürülmesi hükmü ile sanık ... hakkında kamu görevlisinin zincirleme resmi belgede sahteciliği suçundan kurulan mahkumiyet hükmüne yönelik temyiz itirazlarının incelemesinde; Anayasa Mahkemesinin 24.11.2015 tarihli ve 29542 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren 08.10.2015 tarihli ve 2014/140 Esas, 2015/85 sayılı iptal Kararının yanlış değerlendirilmesi sonucu sanık ... hakkında mahkum olduğu hapis cezasının yasal sonucu olan 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun (5237 sayılı Kanun) 53/1-b maddesinin uygulanmamasının infaz aşamasında nazara alınması mümkün görülmüştür. Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin soruşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya içeriğine göre yerinde görülmeyen sair temyiz itirazlarının reddine, Ancak; Sanık ... hakkında üzerine atılı suçtan açılan kamu davasının ölüm nedeniyle 5271 sayılı Kanun'un 223/8. maddesi uyarınca düşmesi yerine düşürülmesine karar verilmesi, 5237 sayılı Kanun'un 53/1-a maddesindeki hak ve yetkileri kötüye kullanmak suretiyle kamu görevlisinin resmi belgede sahteciliği suçunu işlediği kabul edilen sanık ... hakkında aynı Kanun'un 53/5. maddesi gereğince, ayrıca, cezanın infazından sonra başlamak üzere, hükmolunan cezanın yarısından bir katına kadar sadece 53/1-a maddesinde gösterilen hak ve yetkilerin kullanılmasının yasaklanmasına karar verilmesi gerektiği nazara alınmadan, yazılı şekilde 53/1. maddesindeki tüm hak ve yetkileri kullanmaktan yasaklanmasına karar verilmesi, Kanuna aykırı, sanık ... ve müdafii ile katılan Kooperatifler vekilinin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan, 5320 sayılı Kanun'un 8/1. maddesi de gözetilerek 1412 sayılı Kanun'un 321. maddesi uyarınca hükümlerin BOZULMASINA ancak bu hususlar yeniden yargılamayı gerektirmediğinden aynı Kanun'un 322. maddesinin verdiği yetkiye dayanılarak hükmün 2. fıkrasında yer alan ''düşürülmesine'' ibaresinin “düşmesine”, hükmün 4. fıkrasının 5. paragrafında yer alan "...5237 sayılı TCK'nın 53/1. Maddesinde sayılan..." ve "TCK'nın 53. Maddesinde yazılı..." ibarelerinin "5237 sayılı TCK'nın 53/1-a maddesinde sayılan" şeklinde değiştirilmesi suretiyle sair yönleri usul ve kanuna uygun olan hükümlerin DÜZELTİLEREK ONANMASINA, 3)Sanıklardan ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ... ve ... hakkında ihmali davranışla görevi kötüye kullanma ve 1163 sayılı Kanun'a muhalefet suçlarından kurulan mahkumiyet hükümlerine yönelik temyiz itirazlarının incelenmesinde; Hükümden sonra sanıklardan ...'ın 24.05.2024, ...'in 01.11.2021, ...'nin 08.11.2019, ...'nun ise 16.02.2019 tarihinde vefat ettikleri Ulusal Yargı Ağı Bilişim Sisteminden temin edilen güncel nüfus kayıtlarından anlaşılmakla, Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 02.10.2024 tarihli ve 2021/228 Esas, 2024/281 sayılı Kararı da gözetilerek, bu hususta bir karar verilmesi lüzumu ile diğer sanıkların üzerlerine atılı ihmali davranışla görevi kötüye kullanma ile 1163 sayılı Kanun'a muhalefet suçlarının 5237 sayılı Kanun'un 257/1 ve 1163 sayılı Kanun'un Ek 2/3. maddelerinde öngörülen cezalarının üst sınırları itibarıyla 5237 sayılı Kanun'un 66/1-e maddesinde belirtilen 8 yıllık asli dava zamanaşımı süresine tabi oldukları, zamanaşımını kesen son işlem olan 13.04.2016 tarihli mahkumiyet hükümleri ile inceleme günü arasında bu sürenin gerçekleştiği anlaşıldığından, hükümlerin 5320 sayılı Kanun'un 8/1. maddesi de gözetilmek suretiyle 1412 sayılı Kanun'un 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA ancak bu hususlar yeniden yargılamayı gerektirmediğinden aynı Kanun'un 322/1, 5237 sayılı Kanun'un 64/1 ve 5271 sayılı Kanun'un 223/8. maddeleri gereğince sanıklar ..., ..., ... ve ... hakkındaki kamu davalarının ölüm, diğer sanıklar hakkındaki kamu davalarının ise zamanaşımı nedeniyle ayrı ayrı DÜŞMESİNE, 4) Sanık ... hakkında zincirleme nitelikli zimmet suçundan kurulan mahkumiyet hükmüne yönelik temyiz itirazlarının incelemesinde ise; Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin soruşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya içeriğine göre yerinde görülmeyen sair temyiz itirazlarının reddine, Ancak; Suç tarihinde 2209 sayılı ... Tarım Kredi Kooperatifinde müdür yardımcısı ve 954 sayılı ... Tarım Kredi Kooperatifinde geçici görevlendirme ile yetkili memur olarak görev yapan sanık ...'ın, Türkiye Tarım Kredi Kooperatifleri Merkez Birliği Rehberlik ve Teftiş Kurulu tarafından düzenlenen raporlarda her iki kooperatif ortaklarına yönelik eylemlerinin kalem kalem yazıldığı, bir kısım eylemlere yönelik müfettişlik aşamasında ödemelerinin bulunduğu, Şereflikoçhisar Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından alınan bilirkişi heyet raporu ve mahkeme tarafından aynı bilirkişilerden alınan ek raporun müfettişlik raporlarının tekrar ve özeti niteliğinde olduğu gözetilerek, toplam zimmet miktarı ile sanığın müfettişlik aşamasında Türkiye Tarım Kredi Kooperatifleri Merkez Birliğine yaptığı ödemelerin miktarının belirlenmesi amacıyla dosyanın kül halinde Sayıştay emekli uzman denetçilerinden oluşan üç kişilik yeni bir bilirkişi heyetine tevdi edilerek rapor temin edilmesinden sonra sanık hakkında etkin pişmanlık hükümlerinin uygulanıp uygulanmayacağı hususunda bir değerlendirilme yapılması gerekirken bu yönde bir araştırma yapılmadan, yetersiz bilirkişi raporuna dayanılarak 5237 sayılı Kanun'un 248. maddesinin uygulanmasına yer olmadığına karar verilmesi, Kabule göre de; 2709 sayılı Türkiye Cumhuriyeti Anayasası'nın 141/3, 5271 sayılı Kanun'un 34/1 ve 289/1-g maddeleri gereğince, hakim ve mahkemelerin her türlü kararının gerekçeli olarak yazılmasının zorunlu olduğu, 5271 sayılı Kanun'un 230. maddesine göre de gerekçede delillerin tartışılması ve değerlendirilmesi, hükme esas alınan ve reddedilen kanıtların belirtilmesi, ulaşılan kanaatin denetime imkan verecek şekilde gerekçeleriyle gösterilmesi gerektiği nazara alınarak; sanık ... hakkında zimmet suçundan hüküm kurulurken Aksaray Cumhuriyet Başsavcılığının 15.05.2014 tarihli iddianamesinde ... Tarım Kredi Kooperatifinde işlenen eylemlerden 3 numaralı başlık altında yer alan ortaklardan ... üzerinden çekilen kredi ayrıca ... Tarım Kredi Kooperatifine yönelik eylemlerden 5 numaralı başlığın son paragrafında yer alan sanığın çektiği kredileri gizlemek amacıyla kooperatifin icra takibi yapılması için talimat verdiği kişilerden 7 tanesine yönelik işlem yapılmaması için yeni bir talimat vermesi ve 6 numaralı başlık altında yer alan ... ve ... Tarım Kredi kooperatiflerinden tedarik edilen tohumlukları zimmetine geçirmesi eylemlerine yönelik isnatlar bakımından değerlendirme yapılmadan eksik gerekçe ile mahkumiyet hükmü kurulması, Kasten işlenen suçtan dolayı hapis cezasına mahkumiyetin kanuni sonucu olan ve 5237 sayılı Kanun'un 53/1. maddesinde düzenlenen hak yoksunluklarının uygulanması sırasında Anayasa Mahkemesinin 08.10.2015 tarihli ve 2014/140 Esas, 2015/80 sayılı iptal Kararı yanlış yorumlanarak aynı Kanun'un 53/1-b maddesinin hiç uygulanmaması, 5237 sayılı Kanun'un 53/1-a maddesindeki hak ve yetkileri kötüye kullanmak suretiyle zimmet suçunu işlediği kabul edilen sanık hakkında aynı Kanun'un 53/5. maddesi gereğince, ayrıca, cezanın infazından sonra başlamak üzere, hükmolunan cezanın yarısından bir katına kadar sadece 53/1-a maddesinde gösterilen hak ve yetkilerin kullanılmasının yasaklanmasına karar verilmesi gerektiği nazara alınmadan yazılı şekilde 53/1. maddesindeki tüm hak ve yetkileri kullanmaktan yasaklanmasına karar verilmesi, Kanuna aykırı, katılan Kooperatifler vekilinin, katılan Hazine vekilinin, sanık ... ve müdafiinin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan hükümlerin 5320 sayılı Kanun'un 8/1. maddesi de gözetilerek 1412 sayılı Kanun'un 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA 31.03.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Atıf: Yargıtay 5. Ceza Dairesi, E. 2026/620, K. 2026/5421, T. 31.03.2026, www.arakarar.com/karar/yargitay-5-ceza-dairesi-2026-620-e-2026-5421-k-3a276f077df1