Yargıtay · 5. Ceza Dairesi
Yargıtay 5. Ceza Dairesi 2008/16877 E. 2012/6397 K.
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 5. Ceza Dairesi
- Esas No
- 2008/16877
- Karar No
- 2012/6397
- Karar Tarihi
MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi SUÇ : Müteselsilen nitelikli zimmet ve kamu görevlisinin resmi belgede sahteciliği HÜKÜM : 28/09/1998 tarihinde işlediği zimmetten dönüşen hizmet sebebiyle emniyeti suistimal suçundan açılan kamu davasının 4616 sayılı Yasanın 1/4. maddesi uyarınca kesin hükme bağlanmasının ertelenmesine, 30/09/1999 tarihinde işlediği zimmetten dönüşen hizmet sebebiyle emniyeti suistimal suçundan ve atılı diğer suçlardan mahkümiyetine kısmen bozma-kısmen onama Mahalli mahkemece verilen hüküm temyiz edilmekle dosya incelendi; Sanık hakkında 28/09/1998 tarihinde ......'ya ait Bağ-Kur prim borcunu zimmetine geçirmek suçundan açılan kamu davasının, sanığın eylemi emniyeti suistimal niteliğinde görülerek 4616 sayılı Yasanın 1/4. maddesi uyarınca kesin hükme bağlanmasının ertelenmesine dair kararın, suç vasfına yönelik temyiz bulunmadığı da nazara alınarak itiraza tabi olduğu ve 5271 sayılı CMK'nın 264. maddesi hükmü gözetilerek sanık müdafiin temyiz isteğinin itiraz dilekçesi niteliğinde kabulü ile gerekli kararın mahallinde merciince verilmesi mümkün görülmüş olup, sanık müdafiin süresinden sonra vaki duruşmalı inceleme isteminin 5320 sayılı Kanunun 8/1. maddesi de gözetilerek CMUK'nın 318. maddesi uyarınca REDDİYLE, incelemenin duruşmasız ve sanık hakkında 30/09/1999 tarihinde işlediği iddia olunan hizmet nedeniyle emniyeti suistimal, kamu görevlisinin resmi belgede sahteciliği ve zincirleme biçimde nitelikli zimmet suçlarından verilen mahkümiyet hükümleri ile sınırlı olarak yapılmasına karar verildikten sonra gereği düşünüldü: Sanık hakkında hizmet sebebiyle emniyeti suistimal suçundan verilen mahkümiyet hükmüne yönelik temyiz itirazlarının incelenmesinde; Sanığın oluşu kabul edilen hizmet nedeniyle emniyeti suistimal suçunun 765 sayılı TCK'nın 510. maddesinde öngörülen cezasının üst sınırı itibariyle aynı Yasanın 102/4 ve 104/2. maddelerinde belirlenen 7 yıl 6 aylık asli ve ilave dava zamanaşımına tabi olduğu, suç tarihi olan 30/09/1999 ile inceleme günü arasında bu sürenin gerçekleştiği anlaşıldığından, 5237 sayılı TCK'nın 7/2 ile 5320 sayılı Yasanın 8/1. maddeleri de gözetilmek suretiyle hükmün CMUK'nın 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA, ancak bu husus yeniden yargılamayı gerektirmediğinden sanık hakkında açılan kamu davasının aynı Yasanın 322/1 ve 5271 sayılı CMK'nın 223/8. maddeleri uyarınca zamanaşımı nedeniyle DÜŞMESİNE, Sanık hakkında resmi belgede sahtecilik ve zincirleme biçimde nitelikli zimmet suçlarından verilen mahkümiyet hükümlerine yönelik temyiz itirazlarının incelenmesinde ise; Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin soruşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya içeriğine göre yerinde görülmeyen sair temyiz itirazlarının reddine, Ancak; Sanığın sahtecilik eyleminin, suç tarihinde yürürlükte bulunan 765 sayılı TCK'nın 339/1 ve suç tarihinden sonra yürürlüğe giren 5237 sayılı Yasanın 204/2. maddelerinde düzenlenen memurun resmi belgede sahteciliği suçunu oluşturacağı kabul olunarak lehe yasanın belirlenmesi sırasında yapılan uygulamalı karşılaştırmaya göre her iki Yasa uyarınca temel cezanın alt sınırdan 3 yıl hapis cezası şeklinde tayin olunduğunun anlaşılması karşısında; 765 sayılı Kanunda yer almayıp, 5237 sayılı TCK'nın 53. maddesinde düzenlenen ve hapis cezasına mahkümiyetin kanuni sonucu olarak uygulanan güvenlik tedbirlerinin bulunması nedeniyle 5237 sayılı Yasanın aleyhe olduğu gözetilmeden, 5237 sayılı Yasadaki cezanın üst sınırı ve mahkümiyetin doğal sonuçları itibariyle lehe olduğundan bahisle sahtecilik suçundan yazılı şekilde 5237 sayılı Yasaya göre hüküm kurulması, Nitelikli zimmet suçundan hüküm kurulurken 5237 sayılı TCK'nın 61. maddesindeki sıralamaya aykırı olarak 43. maddenin 249. maddeden önce uygulanması, Sanık hakkında nitelikli zimmet ve sahtecilik suçlarından kurulan mahkümiyetlerin sonucu olarak belli hakları kullanmaktan yoksun bırakılmayı düzenleyen 5237 sayılı TCK'nın 53/1, 2, 3. madde ve fıkra hükümlerinin uygulanmaması, Hükümden sonra 08/02/2008 tarihinde yayımlanarak yürürlüğe giren ve TCK'nın 7/2. maddesi uyarınca sanık yararına olan 5728 sayılı Kanunun 562. maddesinin 1. fıkrası ile değişik CMK'nın 231/5. maddesinde hapis cezası için öngörülen sınırın 2 yıla çıkarılması ve anılan maddenin 2. fıkrası ile de 231/14. maddesindeki soruşturulması ve kovuşturulması şikayete bağlı suç olma koşulunun kaldırılması karşısında, mahkemece 6008 sayılı Yasanın 7. maddesi de gözetilerek nitelikli zimmet suçundan kurulan hükmün açıklanmasının geri bırakılıp bırakılmayacağının karar yerinde tartışılması lüzumu, Kanuna aykırı ve sanık müdafiin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan, hükmün 5320 sayılı Yasanın 8/1. maddesi de gözetilerek CMUK'nın 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA, 06/06/2012 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.