Yargıtay · 4. Hukuk Dairesi
Yargıtay 4. Hukuk Dairesi 2024/529 E. 2024/5393 K.
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 4. Hukuk Dairesi
- Esas No
- 2024/529
- Karar No
- 2024/5393
- Karar Tarihi
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2023/183 E., 2023/716 K. HÜKÜM/KARAR : Red Taraflar arasında İlk Derece Mahkemesinde görülen ve istinaf incelemesinden geçen tasarrufun iptali davasında verilen karar hakkında yapılan temyiz incelemesi sonucunda, Dairemizce İlk Derece Mahkemesi kararının bozulmasına karar verilmiştir. İlk Derece Mahkemesince bozmaya uyularak yeniden yapılan yargılama sonucunda; davanın reddine karar verilmiştir. İlk Derece Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde; borçlu ... hakkında yapılan takibin semeresiz kaldığını, borçlunun alacaklılardan mal kaçırma amacı ile dava konusu 4 nolu bağımsız bölümü, 01.11.2013 tarihinde davalı ...'a sattığını belirterek, bu tasarruf işleminin iptaline karar verilmesini talep etmiştir. II. CEVAP Davalı ... ; davaya cevap vermemiştir. Davalı ... vekili, müvekkilinin taşınmazı raiç bedelden sattığını, ödemelerin banka aracılığı ile yapıldığını üçüncü kişi ile bir yakınlığının olmadığını belirterek, haksız açılan davanın reddini istemiştir. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin 19.03.2019 tarihli ve 2017/277 Esas, 2019/62 Karar sayılı kararıyla; ivazlar arasında önemli oransızlık olduğu ve İİK'nun 280/1 maddesi gereğince tasarrufun iptali gerektiği, gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir. IV. İSTİNAF A. İstinaf Yoluna Başvuranlar İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalılar vekilleri istinaf başvurusunda bulunmuştur. B. Gerekçe ve Sonuç Bölge Adliye Mahkemesinin 28.10.2021 tarihli ve 2019/2024 Esas, 2021/1833 Karar sayılı kararıyla; tasarruf tarihi ile haciz tarihi arsında iki yıldan az bir zaman olduğundan, İİK'nın 278 /3-2 maddesinin uygulanma ön şartı bulunduğu, satış için yapılan ilk ödeme devir tarihinde, 2. ve 3. ödeme devir tarihinden sonra olduğu, birbirlerini tanımayan iki kişinin taşınmaz satışı için kullandıkları ödeme yöntemi makul ve kabul edilebilir olmadığı gibi aynı miktar paranın 3 farklı tarihte gönderildiği de dikkate alındığında işlemin alacaklılardan mal kaçırmaya, zarar vermeye yönelik olduğu, esasında bedel ödenmediği işlemlerin muvazaalı olduğu bu durumda tapuda görünen ödeme ile gerçek bedel arasında misli fark olduğu anlaşıldığı, Mahkemenin İİK'nın 278/3-2 maddesi ile 280. maddelerine göre verilen kararda bir isabetsizlik bulunmadığı gerekçesi ile HMK'nın 353/1-b/1. maddesi gereğince, davalılar vekillerinin istinaf başvurusunun reddine karar verilmiştir. V. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ A. Bozma Kararı Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalılar vekilleri temyiz isteminde bulunmuştur. Dairemizin 01.11.2022 tarihli ve 2022/1480 Esas, 2022/13556 Karar sayılı ilamı ile; "...Somut olayda, borç 04.09.2013 tarihli kredi sözleşmesinden doğmuş, dava konusu tasarruf borcun doğmundan sonra 01.11.2013 tarihinde gerçekleşmiş, dava 5 yıllık sürede açılmıştır. Borçlu adresinde yapılan 06.01.2015 tarihli haczin İİK’nın 105 inci maddesi kapsamında aciz belgesi niteliğinde olduğu anlaşılmıştır. Buna göre dava koşulları gerçekleşmiştir. Bu halde, mahkemece, İİK'nun 278, 279 ve 280 inci maddelerinde yazılı iptal şartlarının bulunup bulunmadığı araştırılmalıdır. Özellikle İİK'nun 278 inci maddesinde akdin yapıldığı sırada kendi verdiği şeyin değerine göre borçlunun ivaz olarak pek aşağı bir fiyat kabul ettiği ve yasanın bağışlama hükmünde olarak iptale tâbi tuttuğu tasarrufların iptali gerektiğinden mahkemece ivazlar arasında fark bulunup bulunmadığı, aynı maddede sayılan akrabalık derecesi vs. araştırılmalıdır. Keza İİK'nun 280 inci maddesinde malvarlığı borçlarına yetmeyen bir borçlunun alacaklılarına zarar vermek kastıyla yaptığı tüm işlemler, borçlunun içinde bulunduğu mali durumu ve zarar verme kastının işlemin diğer tarafınca bilindiği veya bilinmesini gerektiren açık emarelerin bulunduğu hallerde tasarrufun iptal edileceği hususu düzenlendiğinden yapılan işlemde mal kaçırma kastı irdelenmelidir. Öte yandan İİK'nun 279 uncu maddesinde de iptal nedenleri sayılmış olup bu maddede yazılan iptal nedenlerinin gerçekleşip gerçekleşmediği de takdir olunmalıdır. Bu yönde yapılan araştırmalarda, davalılar arasında bir akrabalık veya İİK’nın 280/1. maddesi gereğince üçüncü kişinin borçlunun mali durumunu bildiği ve bilebilecek kişilerden olduğu tesbit edilememiştir. Dava konusu taşınmaz tapuda 55.000 TL değer ile satılmış, bilirkişi satış tarihindeki değerini 198.859,54 TL olarak belirlemiştir. Davalı üçüncü kişi, tapudaki bedelin haricinde borçluya banka kanalı ile daire satış bedeli olarak, 01.11.2013 tarihinde 44.030,00 TL, 04.11.2013 tarihinde 45.430,00 TL, 08.11.2013 tarihinde 40.030,00 TL olarak toplam 129.490,00 TL'lik açıklamalı banka dekontu sunmuştur. Davalılar arasında başka bir taşınmaz satışı da olduğu iddia ve tesbit edilmemiştir. Banka kanalı ile yapılan ödemeler dikkate alındığında, ivazlar arasında önemli bir oransızlık olmadığı sabittir. Bu halde, davacı tarafından açılan tasarrufun iptali davasının reddine karar verilmesi gerekirken, satış tarihi ve ilk haftasında yapılan parçalı, taşınmaz satışına ilişkin olduğu belirtilen, ödemenin sözleşme hürriyeti kapsamında değerlendirilmesi gerekirken, hatalı değerlendirme ile yazılı şekilde karar verilmesi usul ve yasaya aykırı olmuştur..." gerekçesi ile karar bozularak dosya kararı veren İlk Derece Mahkemesine gönderilmiştir. B. İlk Derece Mahkemesince Bozmaya Uyularak Verilen Karar İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; bozma ilamı doğrultusunda davanın reddine karar verilmiştir. VI. TEMYİZ A. Temyiz Yoluna Başvuranlar İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur. B. Temyiz Sebepleri Davacı vekili temyiz dilekçesinde; borçlu ve üçüncü kişi arasında komşuluk ilişkisi olduğunu, borçlunun satışa rağmen dava konusu taşınmazda oturmaya devam ettiğini belirterek, İlk Derece Mahkemesi kararının bozulmasını talep etmiştir. C. Gerekçe 1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Uyuşmazlık, İİK 277 ve devamı maddelerine göre açılmış tasarrufun iptali istemine ilişkindir. 2. İlgili Hukuk 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri, 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu'nun (İİK) 277 ve devamı maddeleri. 3. Değerlendirme Temyiz olunan nihai kararların bozulması 6100 sayılı Kanun'un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür. Temyizen incelenen İlk Derece Mahkemesi kararının bozmaya uygun olduğu, kararda ve kararın gerekçesinde hukuk kurallarının somut olaya uygulanmasında bir isabetsizlik bulunmadığı, bozmaya uyulmakla karşı taraf yararına kazanılmış hak durumunu oluşturan yönlerin yeniden incelenmesine hukukça imkân bulunmadığı ve bozmadan sonra HMK'nın 141 inci maddesi gereğince iddianın genişletilmesinin mümkün olmadığı anlaşılmakla; davacı vekili tarafından temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir. VII. KARAR Açıklanan sebeple; Davacı vekilinin yerinde görülmeyen tüm temyiz itirazlarının reddi ile usul ve kanuna uygun olan kararın ONANMASINA, Aşağıda yazılı temyiz harcının temyiz eden davacıya yükletilmesine, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 29.05.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.