Yargıtay · 5. Hukuk Dairesi

Yargıtay 5. Hukuk Dairesi 2024/4268 E. 2024/7814 K.

Mahkeme
Yargıtay
Daire
5. Hukuk Dairesi
Esas No
2024/4268
Karar No
2024/7814
Karar Tarihi

MAHKEMESİ: İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 37. Hukuk Dairesi SAYISI : 2023/1631 Esas, 2024/687 Karar ASIL DAVADA DAVACI : ... vekili Avukat ... BİRLEŞTİRİLEN DAVADA ASIL VE BİRLEŞTİRİLEN DAVADA DA DAVALI : ... vekili Avukat ... ASLİ MÜDAHİLLER : ... vd. vekili Avukat ... DAVA TARİHİ : 16.07.2014 KARAR : Kabul Taraflar arasında İlk Derece Mahkemesinde görülen ve istinaf incelemesinden geçen taşınmazın tapu kaydının mahkeme kararı ile iptalinden kaynaklanan zararın 4721 sayılı Türk Medenî Kanunu’nun (4721 sayılı Kanun) 1007 nci maddesi uyarınca tazmini istemine ilişkin asıl ve birleştirilen davalarda verilen karar hakkında yapılan temyiz incelemesi sonucunda, Dairece Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozulmasına karar verilmiştir. Bölge Adliye Mahkemesince bozmaya uyularak yeniden yapılan yargılama sonucunda; asıl ve birleştirilen davaların kabulüne karar verilmiştir. Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı Hazine vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA 1. Asıl davada davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkilinin murisi tarafından İstanbul ili,... ilçesi,... Mahallesi 16 ada 1 parsel ile 17 ada 2 parsel sayılı taşınmazların 1992 yılında satın alındığını, taşınmazların satın alındığı tarihte tapu kayıtlarında herhangi bir şerhin bulunmadığını, ancak taşınmazların orman olduğu gerekçesiyle açılan tapu iptal ve tescil davası sonucunda tapu kayıtlarının iptal edilerek taşınmazların orman vasfı ile Hazine adına tesciline karar verildiğini, bu durumun müvekkilinin mülkiyet hakkını ihlâl ettiğini belirterek müvekkilinin uğradığı zararın tazminini talep etmiştir. 2. Birleştirilen davada davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkilinin murisi tarafından İstanbul ili,... ilçesi,... Mahallesi 16 ada 1 parsel ile 17 ada 2 parsel sayılı taşınmazların 1992 yılında satın alındığını, taşınmazların satın alındığı tarihte tapu kayıtlarında herhangi bir şerhin bulunmadığını, ancak taşınmazların orman olduğu gerekçesiyle açılan tapu iptal ve tescil davası sonucunda tapu kayıtlarının iptal edilerek taşınmazların orman vasfı ile Hazine adına tesciline karar verildiğini, bu durumun müvekkilinin mülkiyet hakkını ihlâl ettiğini belirterek müvekkilinin uğradığı zararın tazminini talep etmiştir. II. CEVAP Davalı Hazine vekili cevap dilekçesinde özetle; süresinde açılmayan davanın zamanaşımı nedeniyle reddine karar verilmesini, davanın belirsiz alacak davası olarak açılmasının kabul edilemeyeceğini, ormanların özel mülkiyete konu olmasının mümkün olmadığını, oluşan tapu kaydı yüzünden ilk malikin sebepsiz zenginleştiğini, davanın ilk malike karşı açılması gerektiğini, belirtilerek müvekkili Hazine yönünden husumet yokluğu nedeniyle davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin 22.01.2018 tarihli ve 2014/358 Esas, 2018/28 Karar sayılı kararı ile asıl ve birleştirilen davaların kabulüne ve taşınmazın gerçek bedelinin 4721 sayılı Kanun'un 1007 nci maddesi uyarınca davalı Hazineden tahsiline karar verilmiştir. IV. İSTİNAF A. İstinaf Yoluna Başvuranlar İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı Hazine vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur. B. Gerekçe ve Sonuç Bölge Adliye Mahkemesinin 27.02.2019 tarihli ve 2018/1667 Esas, 2019/629 Karar sayılı kararı ile asıl ve davaya müdahil olarak katılan davacının dava dilekçelerinde orman olduğu gerekçesiyle tapusu iptal edilen taşınmazın değerini maktu harç yatırmak suretiyle herhangi bir bedel belirtmeksizin talep ettiğini, bilahare 28.08.2017 ve 17.11.2017 tarihli ıslah dilekçeleri ile nispi harcını yatırmak suretiyle asıl davada 13.589.235,75 TL, birleştirilen davada ise 4.529.745,25 TL tazminatın tapu iptal tarihinden itibaren tahsiline karar verilmesini talep ettiği, asıl ve davaya müdahil olarak katılan davacının, dava açıldığı tarihte taşınmazın değerini belirlemesinin objektif olarak mümkün olduğunu, davanın belirsiz alacak davası olarak kabul edilemeyeceğini, 10 yıllık zamanaşımı süresi içinde dava açılmış ise de tapu kaydının iptaline dair verilen hükmün kesinleştiği 28.12.2005 tarihi ile ıslah tarihi olan 28.08.2017-17.11.2017 tarihleri arasında 10 yıllık zamanaşımı süresinin dolduğu, Hazinenin ıslah dilekçesine karşı süresinde zamanaşımı definde bulunduğu, mahkemece davanın zamanaşımı nedeniyle reddine karar verilmesi gerekirken, süresi geçtikten sonra yapılan ıslaha değer verilerek davanın kabulüne karar verilmesinin doğru olmadığı gerekçesiyle, davalı Hazine vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile hükmün kaldırılarak yeniden esas hakkında hüküm kurulmak suretiyle davanın reddine karar verilmiştir. V. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ A. Birinci Bozma Kararı 1. Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde asıl ve birleştirilen davacılar vekilleri temyiz isteminde bulunmuştur. 2. Dairemizce yapılan inceleme sonucunda; asıl ve birleştirilen davaların fazlaya ilişkin haklar saklı tutularak ve davanın belirsiz alacak davası olduğu dava dilekçesinde açıkça belirtilerek zamanaşımı süresi içerisinde açıldığı, alacağın belirli hale geldiği bilirkişi raporuna göre eksik harç ikmal edilerek davacı tarafın iddianın genişletilmesi yasağı olmadan ve karşı tarafın rızasına ve ıslaha da gerek kalmaksızın talep sonucunu artırabileceği gözetilerek dosya kapsamına göre hüküm kurulması gerekirken, Bölge Adliye Mahkemesince yanılgılı değerlendirme ile zamanaşımı süresi dolduktan sonra yapılan ıslah nedeniyle asıl ve birleştirilen davaların reddine karar verilmesi doğru görülmediğinden kararın bozulmasına karar verilmiştir. B. Bölge Adliye Mahkemesince Bozmaya Uyularak Verilen Karar Bölge Adliye Mahkemesinin 18.05.2022 tarihli ve 2022/1205 Esas ve 2022/1438 Karar sayılı kararı ile asıl ve birleştirilen davaların kabulü ile taşınmazın gerçek bedelinin 4721 sayılı Kanun'un 1007 nci maddesi uyarınca davalı Hazineden tahsiline duruşma açılarak karar verilmiştir. C. İkinci Bozma Kararı 1. Bölge Adliye Mahkemesinin 18.05.2022 tarihli ve 2022/1205 Esas ve 2022/1438 Karar sayılı kararına karşı davalı Hazine vekili temyiz başvurusunda bulunmuştur. 2. Dairece yapılan inceleme sonucunda; dava konusu taşınmazlarda yapılan imar uygulamasının İstanbul 7. İdare Mahkemesinin 17.10.2010 tarihli ve 2010/54 Esas, 2010/1687 Karar sayılı kararı ile iptal edildiği ve imar uygulamasından önceki kadastral parseline geri dönüşümün 23.12.2015 tarihli ve 29632 yevmiye numaralı işlemle tapu sicilinde gerçekleştirildiği anlaşıldığından, geri dönüşüm sonucu oluşan güncel tapu kayıtları esas alınarak hesaplama yapılarak bedele hükmedilmesi gerektiğinin düşünülmemesi doğru görülmeyerek Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozulmasına karar verilmiştir. C. Bölge Adliye Mahkemesince Bozmaya Uyularak Verilen Son Karar Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve satısı belirtilen kararı ile asıl davanın kısmen kabulüne, birleştirilen davanın kabulü ile taşınmazın gerçek bedelinin 4721 sayılı Kanun'un 1007 nci maddesi uyarınca davalı Hazineden tahsiline duruşma açılarak karar verilmiştir. VI. TEMYİZ A. Temyiz Yoluna Başvuranlar Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı Hazine vekili temyiz isteminde bulunmuştur. B. Temyiz Sebepleri Davalı Hazine vekili temyiz dilekçesinde özetle; ormanların özel mülkiyete konu olmasının mümkün olmadığını, zamanaşımı ile mülk edinilemeyeceğini, öncesinde orman olan taşınmazda davacılar murisi adına oluşan tapu kaydının geçerliliğinin bulunmadığını, asli müdahale talebinde bulunan birleştirilen dava davacısının açtığı davanın süresinde olmadığını, bu nedenle birleştirilen davanın zamanaşımı yönünden reddine karar verilmesini, taşınmaz için uygun emsal seçilmediğini, hakkaniyet gereği tazminat belirlenmesi gerektiğini ileri sürerek kararın bozulmasını istemiştir. C. Gerekçe 1. Uyuşmazlık ve Hukukî Nitelendirme Uyuşmazlık, ... olarak 4721 sayılı Kanun’un 1007 nci maddesi uyarınca tazminat istemine ilişkindir. 2. İlgili Hukuk 1. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri. 2. 4721 sayılı Kanun’un 1007 nci maddesinin birinci fıkrası. 3. Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 18.11.2009 tarihli ve 2009/4-383 Esas, 2009/517 Karar sayılı ilâmında tapu işlemlerinin kadastro tespit işlemlerinden başlayarak birbirini takip eden işlemler olduğu, tapu kütüğünün oluşumu aşamasındaki kadastro işlemleri ile tapu işlemleri bir bütün oluşturduğundan bu kayıtlarda yapılan hatalardan 4721 sayılı Kanun’un 1007 nci maddesi anlamında Devletin sorumlu olduğunun kabulünün gerektiği, Devletin sorumluluğunun kusursuz sorumluluk olduğu, bu işlemler nedeniyle zarar görenlerin 4721 sayılı Kanun’un 1007 nci maddesi gereğince zararlarının tazmini için Hazine aleyhine adlî yargıda dava açabilecekleri belirtilmiştir. 4. 4721 sayılı Kanun’un 1007 nci maddesi uyarınca kabul edilen Devletin sorumluluğu, tapu sicilinin önemi ve kişilerin bu sicile olan ... duygularını sağlamak bakımından aynî hakkının saptanması, herkese açık tutulmasında tekel hakkı sağlayan bir sicil olması esasına dayanmaktadır. Bu sorumluluk, asıl ve nesnel (objektif) bir sorumluluk olduğundan zarara uğrayan zararının ödetilmesini doğrudan Devletten isteyebilir. 5. 4721 sayılı Kanun’un 1007 nci maddesi gereğince açılan davalarda, tapu kaydının iptali nedeniyle tapu sahibinin oluşan gerçek zararı neyse tazminatın miktarı da o kadar olmalıdır. Gerçek zarar, tapu kaydının iptali nedeniyle tapu malikinin mal varlığında meydana gelen azalmadır. Tazminat miktarı zarar verici eylem gerçekleşmemiş olsaydı zarar görenin mal varlığı ne durumda olacak idiyse aynı durumun tesis edilebileceği miktarda olmalıdır. Zarara uğrayan kişinin gerçek zararı ise tazminat miktarının belirlenmesinde esas alınacak değerlendirme tarihine göre belirlenecek olup bu tarihe göre tapusu iptal edilen taşınmazın niteliği ve değeri belirlenmelidir. Taşınmazın niteliği arazi ise net gelir metodu yöntemi ile arsa vasfında ise değerlendirme gününden önceki özel amacı olmayan emsal satışlara göre hesaplanması suretiyle gerçek değer belirlenmelidir. 3. Değerlendirme 1. Temyiz olunan nihai kararların bozulması 6100 sayılı Kanun'un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür. 2. Dava konusu 16 ada 1 parsel sayılı taşınmaz dava dışı Laima Birecikli ve müşterekleri adına hükmen kayıtlı iken taşınmazın 20.04.1992 tarihli ve 1222 yevmiye nolu alım işlemi ile 1/2 hissesi ... oğlu ...... 1/2 hissesi Ali oğlu... adına tescil edildiği, dava konusu 17 ada 2 parsel sayılı taşınmazın ise yine Laima Birecikli ve müşterekleri adlarına hükmen kayıtlı iken taşınmazın Karayolları Genel Müdürlüğü'nce kamulaştırma nedeniyle ifraza tabi tutulduğu, 17 ada 20 ve 21 parsellere ifraz edildiği, ifrazen oluşan 17 ada 20 nolu parselin Karayolları Genel Müdürlüğü adına, 21 parsel sayılı taşınmazın 20.04.1992 tarihli ve 1222 yevmiye nolu alım işlemi ile 1/2 hissesini ... oğlu ... ... ve 1/2 hissesinin Ali oğlu... adına tescil edildiği, daha sonra dava konusu 16 ada 1 parsel ve 17 ada 21 parsel sayılı taşınmazların imar uygulamasına tabi tutularak 447 ada 17, 18 ve 19 nolu parsellerin oluştuğu, müşterek malik ... ...'ün dava konusu parsellerdeki 1/2 hissesini bilahare...'a devrettiği ve taşınmazların tamamen davacıların murisi Ali oğlu... adına tescil edildiği, 1987 yılında dava konusu taşınmazların orman niteliğinde olduğu gerekçesiyle Hazine tarafından açılan tapu iptal ve tescil davası sonucu Büyükçekmece 2.Asliye Hukuk Mahkemesinin 2004/1835 Esas, 2005/514 Karar sayılı ilamı ile dava konusu İstanbul ili,... ilçesi,... Mahallesi, 16 ada 1 parsel ve 17 ada 2 parsel sayılı taşınmazların tapusunun iptali ile orman niteliği ile Hazine adına tesciline karar verildiği, kararın 28.12.2005 tarihinde kesinleştiği, eldeki asıl davanın 16.07.2014 tarihinde, birleştirilen davanın ise 13.01.2015 tarihinde 10 yıllık zamanaşımı süresi içerisinde açıldığı anlaşılmıştır. 3. Arsa niteliğindeki dava konusu taşınmazlara emsal karşılaştırması yapılarak bedeline hükmedilmesi yerindedir. 4. Temyizen incelenen İlk Derece Mahkemesi kararının bozmaya uygun olduğu, kararda ve kararın gerekçesinde hukuk kurallarının somut olaya uygulanmasında bir isabetsizlik bulunmadığı, bozmaya uyulmakla karşı taraf yararına kazanılmış hak durumunu oluşturan yönlerin ise yeniden incelenmesine hukukça imkan bulunmadığı anlaşılmakla; temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir. VII.KARAR Açıklanan sebeple; Davalı Hazine vekilinin yerinde görülmeyen tüm temyiz itirazlarının reddiyle usul ve kanuna uygun kararın ONANMASINA, Davalı Hazine harçtan muaf olduğundan harç alınmamsına, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 27.06.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Atıf: Yargıtay 5. Hukuk Dairesi, E. 2024/4268, K. 2024/7814, T. 27.06.2024, www.arakarar.com/karar/yargitay-5-hukuk-dairesi-2024-4268-e-2024-7814-k-c28a203d8348