Yargıtay · 4. Hukuk Dairesi
Yargıtay 4. Hukuk Dairesi 2024/15015 E. 2026/973 K.
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 4. Hukuk Dairesi
- Esas No
- 2024/15015
- Karar No
- 2026/973
- Karar Tarihi
MAHKEMESİ : Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 26. Hukuk Dairesi İLK DERECE MAHKEMESİ : Beypazarı 1. Asliye Hukuk Mahkemesi
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; yapılan ön inceleme sonucunda, Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde; 30.05.2021 tarihinde davacı şirkete ait olup dava dışı sürücü idaresindeki 06... plakalı çekici ile davalı idaresindeki 06... plakalı aracın çarpışması sonucunda maddi hasarlı trafik kazası meydana geldiğini, olayla ilgili güvenlik kameralarının dosyaya sunulduğunu, karşı tarafın sola dönüş kuralına riayet etmediğini, işaret vermediğini ve yolun soluna yaklaşmadığını, manevra kurallarına uymaması nedeniyle asli kusurlu olduğunu belirterek, trafik kazası sebebiyle davacının kusursuzluğunun, karşı tarafın kusurlu olduğunun ve kusur oranlarının tespitine karar verilmesini talep etmiştir. II. CEVAP Davalı vekili davaya cevap vermemiştir. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davanın maddi hasarlı trafik kazasında tarafların kusur oranlarının tespiti istemine ilişkin olduğu, trafik bilirkişisi tarafından ibraz edilen 12.04.2022 tarihli rapordaki tespitlere göre davanın kabulü ile 30.05.20 21... ... 747 plaka sayılı çekici ile 06... plaka sayılı aracın çarpışması sonucu meydana gelen maddi hasarlı trafik kazasında davacı 06... plaka sayılı çekici sürücüsü ...'in kusursuz, davalı 06... plaka sayılı aracın sürücüsü ...'un %100 kusurlu olduğunun tespitine karar verilmiştir. IV. İSTİNAF İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararına karşı davalı vekilinin süresinde istinaf başvurusunda bulunması üzerine Bölge Adliye Mahkemesi'nin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile 6100 sayılı HMK'nın 106. maddesinde, tespit davası yoluyla mahkemeden bir hakkın veya hukuki ilişkinin varlığının ya da yokluğunun yahut bir belgenin sahte olup olmadığının belirlenmesinin talep edilebileceğinin belirtildiği, tespit davası açanın kanunlarda belirtilen istisnai durumlar dışında bu davayı açmakta hukuken korunmaya değer güncel bir yararı bulunması gerektiği, bir hakkın veya hukuki ilişkinin varlığı veya yokluğunun tespit davası açılabilmesi için tek başına yeterli olmadığı, davacının tespit davası ile istediği hukuki koruma diğer dava çeşitlerinden biri ile sağlanabiliyorsa o zaman davacının dava açmada hukuki yararı bulunmadığı, buna göre eda davası açması mümkün olan davacının aynı konuda tespit davası açmakta hukuki yararı bulunmadığı, (Yargıtay 17. HD, 27.11.2018 tarihli, 2016/18327 Esas, 2018/11342 Karar sayılı kararı) davacı tarafca davanın HMK'nın 106. maddesinde düzenlenen tespit davası niteliğinde açıldığı, hukuki yararın HMK'nın 114/h maddesinde dava şartlarından olduğu ancak davacının tahsil talebi bulunmadığından HMK'nın 106/2 ve HMK'nın 114/h. maddesi ve HMK'nın 115/2. maddesi gereğince eda davası açılabilecek hallerde tespit davası açılamayacağından davanın hukuki yarar yokluğundan usulden reddine karar verilmesi gerekirken işin esasına girilerek yazılı şekilde hüküm kurulmasının doğru görülmediği belirtilerek davalının istinaf başvurusunun kabulü ile ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına, HMK'nın 353/1-b-2 maddesi uyarınca esas hakkında yeniden karar verilmesine, davacının tespit davası açmakta hukuki yararının bulunmaması nedeniyle HMK'nın 114/1-h ve 115/2 maddeleri gereğince davanın dava şartı yokluğu nedeniyle usulden reddine karar verilmiştir. V. TEMYİZ A. Temyiz Sebepleri Davacı vekili temyiz dilekçesinde; HMK 106 maddesinin “mahkemeden, bir hakkın veya hukuki ilişkinin varlığının ya da yokluğunun yahut bir belgenin sahte olup olmadığının belirlenmesinin talep edileceği, tespit davası açanın, kanunlarda belirtilen istisnai durumlar dışında, bu davayı açmakta hukuken korunmaya değer güncel bir yararının bulunması gerektiği” şeklinde düzenlendiğini, dava dilekçesindeki vakıalar ve talep göz önüne alındığında hukuki yararın bulunduğunun açık olduğunu, talebin meydana gelen kazada kusurun kime ait olduğunun çekişmeli yargı işi olarak görülerek belirlenmesi ve bunun bir ilama bağlanması talebi olduğunu, müvekkilinin kusurun kimde ait olduğunun belirlenmesini istemekte hukuki yararı bulunduğunu belirterek kararın bozulmasını talep etmiştir. B. Değerlendirme ve Gerekçe Uyuşmazlık; taraflara ait araçların karıştığı trafik kazasında tarafların kusur oranlarının tespiti talebine ilişkindir. Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davacı vekilinin temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir. VI. KARAR Açıklanan sebeplerle, Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 370/1 maddesi uyarınca ONANMASINA, Aşağıda yazılı temyiz harcının temyiz eden davacıya yükletilmesine, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 21.01.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.