Yargıtay · 4. Hukuk Dairesi
Yargıtay 4. Hukuk Dairesi 2024/10806 E. 2026/223 K. – Tazminat
Konu: Tazminat
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 4. Hukuk Dairesi
- Esas No
- 2024/10806
- Karar No
- 2026/223
- Karar Tarihi
- Konu
- Tazminat
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2020/607 E., 2021/294 K.
Taraflar arasındaki tazminat davasından dolayı yapılan yargılama sonunda, İlk Derece Mahkemesince davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir. Kararın davalı ... tarafından temyiz edilmesi üzerine, Dairenin 29.11.2023 tarih ve 2022/17089 Esas, 2023/12828 Karar sayılı ilamıyla hükmün bozulmasına karar verilmiştir. Kararın düzeltilmesi davacı vekili tarafından istenilmekle; kesinlik, süre, karar düzeltme şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda; karar düzeltme dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hakimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde; davacının içinde yolcu olarak bulunduğu araca, davalıların sürücüsü, işleteni ve zorunlu mali sorumluluk sigortacısı oldukları aracın çarpması sonucu davacının yaralandığını ve efor kaybına uğradığını ileri sürerek fazlaya dair hakları saklı kalmak kaydıyla 2.000,00 TL maddi tazminat ve 50.000,00 TL manevi tazminat talep etmiş, 11.05.2012 tarihli ıslah dilekçesi ile 21.643,61 TL maddi tazminatın tüm davalılardan, 50.000,00 TL manevi tazminatın sigorta şirketi dışındaki davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsiline karar verilmesini talep etmiştir. II. CEVAP Davalı ... vekili cevap dilekçesinde; davalının sigortalı araç sürücüsünün kusuru oranında ve poliçe limitleri dahilinde sorumlu olduğunu ileri sürerek davanın reddini talep etmiştir. Davalı ... duruşmadaki beyanında davanın reddini talep etmiştir. Davalı ... ise davaya cevap vermemiştir. III. MAHKEME KARARI Mahkemenin 03.07.2012 tarih ve 2008/382 Esas, 2012/289 Karar sayılı kararı ile davanın kısmen kabulü ile 21.643,61 TL maddi tazminatın tüm davalılardan, 4.000,00 TL manevi tazminatın davalılar ... ve ...'dan müştereken ve müteselsilen tahsiline karar verilmiştir. IV. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ A. Birinci Bozma Kararı 1. Mahkemenin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur. 2. Yargıtay (Kapatılan) 17. Hukuk Dairesinin 30.10.2013 tarih ve 2013/12488 Esas, 2013/14528 Karar sayılı ilamıyla " Davacının maluliyetine ilişkin olarak dosyada 2 ayrı rapor bulunmaktadır. ... Adli Tıp Anabilim Dalı Başkanlığı tarafından hazırlanan 17.12.2009 tarihli raporda, davacının %48 oranında beden çalışma gücünde azalma olduğu belirtilmiş, 08.12.2010 tarihli Adli Tıp Kurumu 3. İhtisas Kurulu raporunda ise davacının yaralanmasının fonksiyonel bozukluk bırakmadan iyileşmiş olduğu, bu nedenle maluliyet oranı tayinine mahal olmadığı kanaati bildirilmiştir. Anılan iki rapor arasında çok büyük ve açık çelişki mevcuttur. Bu durumda mahkemece anılan çelişkinin giderilmesi amacıyla Adli Tıp Kurumu Genel Kurulu'ndan davacının maluliyet iddiasına ilişkin gerekçeli ve ayrıntılı rapor aldırılarak sonucuna göre karar verilmesi gerekirken, yazılı şekilde raporlar arasındaki çelişki giderilmeksizin eksik inceleme ve araştırma sonucu hüküm verilmiş olması doğru görülmemiştir." gerekçesiyle hükmün bozulmasına, bozma kapsam ve nedenine göre davacı vekilinin manevi tazminata ilişkin diğer temyiz itirazlarının incelenmesine şimdilik yer olmadığına karar verilmiştir. B.Mahkemece Birinci Bozmaya Uyularak Verilen Karar Mahkemenin 2014/91 Esas, 2018/214 Karar sayılı ve 31.05.2018 tarihli kararıyla, maluliyet konusundaki çelişki giderildikten sonra bu kez de hesap raporları arasındaki çelişki nedeniyle yeniden aktüerya bilirkişisine tevdi edilerek rapor alınması yönünde ara karar kurulduğu, ara karara rağmen eksik gider avansının kesin süre içinde yatırılmadığı ve yatırılmayacağının beyan edildiği, davacının davasını ispatlayamadığı, davalı ... şirketinin sunduğu sulh protokolünde davacı ile sulh olduklarını bildirdiği, davacı vekilinin 13.06.2017 tarihli celsede davalı ... yönünden davadan feragat ettiğini bildirdiği gerekçesiyle davalı ... Sigorta A.Ş. yönünden davanın feragat nedeniyle reddine, diğer davalılar yönünden davanın reddine karar verilmiştir. C. İkinci Bozma Kararı 1.Mahkemenin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur. 2.Yargıtay (Kapatılan) 17.Hukuk Dairesinin 24.06.2020 tarih ve 2018/5914 Esas, 2020/3926 Karar sayılı ilamıyla; davacının diğer temyiz itirazlarının reddine karar verilerek, "uyuşmazlığa konu davanın 1086 sayılı HUMK zamanında açılmış bulunması ve olayda dilekçelerin teati aşamasının geçilip, tahkikat aşamasına geçilmiş bulunduğu gözetilerek, bu aşamada, sadece HMK’nın 324. maddesi uyarınca delil avansı istenebileceği gözden kaçırılarak, hatalı değerlendirme ile yazılı şekilde karar verilmesi hatalıdır. Yukarıda açıklandığı gibi gider avansı dava şartı iken, delil ikamesi avansı dava şartı olarak nitelendirilemeyecektir. Delil ikamesi avansının verilen kesin süre içinde yatırılmaması davanın dava şartı yokluğu ile reddine neden teşkil etmez. Taraf belirtilen sürede delil avansı giderini yatırmazsa dayandığı o delilden vazgeçmiş sayılır. Mahkeme, hesap raporu alınması yönündeki bilirkişi ücretinin verilen kesin sürede yatırılmamasının sonucu olarak mevcut delil durumuna göre karar verileceğini ihtar etmiştir. Delil ikamesine yönelik avans isteniyor ise HMK'nın 115. maddesine göre değil, 324. maddesine göre işlem yapmalıdır. Bu durumda mahkemece, bozma öncesi 21.643,00 TL maddi tazminat ve 4.000,00 TL manevi tazminata hükmedildiği, kararın davacı vekili tarafından temyizi sonrası maluliyet raporları arasındaki çelişkinin giderilmesi yönünden bozulduğu, bozmadan sonra maluliyet ve hesap raporları alındığı hükmün davalılar tarafından temyiz edilmediği gözetilerek, hesap raporları arasındaki çelişkiyi gidermeye yönelik alınacak bilirkişi raporu ücretinin tamamlanmaması durumunda mevcut delil durumuna göre ve kazanılmış haklar da gözetilerek bir karar vermek gerekirken; ara karar gereği eksik gider avansının kesin süre içinde yatırılmadığından bahisle davacının davasını ispatlamayadığı gerekçesiyle davanın tümden reddine karar verilmesi doğru görülmemiştir." gerekçesiyle kararın bozulmasına karar verilmiştir. D. Mahkemece İkinci Bozmaya Uyularak Verilen Karar Mahkemenin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile Adli Tıp Kurumu 3. İhtisas Dairesi’nden alınan rapor ile ... Akademisi’nden alınan rapor arasında çelişkiyi giderir şekilde Adli Tıp Kurumu Genel Kurulu’ndan rapor alındığı, davacının iyileşme süresinin 18 aya kadar uzayabileceğinin bildirildiği, bu haliyle gelen kurul raporunun Adli Tıp Kurumu 3. İhtisas Dairesi’nden alınan rapor ile çelişmediği, konusunda uzman bilirkişiler tarafından düzenlenen hüküm kurmaya elverişli bilirkişi raporları ile davacı ...’in 12.04.2006 tarihinde meydana gelen trafik kazası sonucunda yaralanması neticesinde 20.389,51 TL geçici iş gücü kaybı yönünden maddi tazminat talep edebileceğinin hesaplandığı, 1.254,10 TL tedavi gideri talep edebileceğinin hesaplandığı, davacı vekilinin de maddi tazminat talebi yönünden davasını bu miktar üzerinden ıslah ettiği gerekçesiyle davanın maddi tazminat yönünden kabulü ile 21.643,61 TL’nin 02.04.2008 tarihinden itibaren işleyecek kanuni faizi ile birlikte davalılar ... ve ...’ten müştereken ve müteselsilen tahsili ile davacıya ödenmesine, davalı ... ... Sigorta A.Ş. yönünden feragat nedeniyle davanın reddine, davanın manevi tazminat yönünden kısmen kabulü ile 4.000,00 TL manevi tazminatın 02.04.2008 tarihinden itibaren işleyecek kanuni faizi ile birlikte davalılar ... ve ...’ten müştereken ve müteselsilen tahsili ile davacıya ödenmesine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ Dairenin 29.11.2023 tarihli ve 2022/17089 Esas ve 2023/12828 Karar sayılı ilamıyla; "Zarara sebebiyet veren sürücü, işleten ve trafik sigortacısı, 818 sayılı Borçlar Kanunu'nun (BK) 50... . maddeleri (6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun (TBK) 61. maddesi) gereğince maddi zarardan müteselsilen sorumludur. Müteselsil sorumlulukta, kural olarak borçlulardan her biri BK'nın 141/2 ve 142. maddelerine (TBK'nın 162/2 ve 163. maddelerine) göre borcun tamamından sorumludur. Yukarıda açıklandığı üzere, davalılar alacaklıya karşı borçtan müteselsilen sorumludurlar. Borçlar Kanunu'nun, müteselsil sorumlulukta borçluların iç ilişkilerini düzenleyen hükümleri gereğince, müteselsil borçlulardan biri alacaklıya borcu ödediği takdirde, diğer müteselsil borçlulara rücu hakkı bulunmaktadır (m.146). Diğerlerine rücu hakkına sahip olan borçlulardan her biri, ifa ettiği miktar oranında alacaklının haklarına halef olur. Alacaklı diğerlerinin zararına olarak borçlulardan birinin durumunu iyileştirirse, bunun sonuçlarına katlanır (m.147). Davacı, davalı ... şirketinden ödeme almakla bu davalının durumunu iyileştirirken diğer müteselsil borçlu konumundaki davalı ...'un iç ve dış ilişkideki durumunu ağırlaştıramaz. Şu halde, Mahkemece müteselsil borçlulardan sigorta şirketi ilk kararda hükmedilen tazminat miktarını ödediğinden sorumlulardan birinin borcu ödemesi nedeniyle diğer müteselsil sorumlu olan ... hakkında da maddi tazminat davası yönünden ret kararı verilmesi gerekirken yazılı şekilde karar verilmiş olması doğru olmamış, kararın bozulması gerekmiştir." gerekçesiyle kararın bozulmasına karar verilmiştir. VI. KARAR DÜZELTME A. Karar Düzeltme Sebepleri Davacı vekili karar düzeltme dilekçesinde; sigorta şirketinin limitin tamamını ödediğini o nedenle sigorta şirketi hakkında feragat edildiğini ancak diğer davalıların aorumluluğunun ancak o miktarda sona ereceğini o miktar kadar tazminatın konusuz kaldığını belirterek kararın düzeltilmesini talep etmiştir. B. Değerlendirme ve Gerekçe Uyuşmazlık; davalıların sürücüsü ve işleteni olduğu davalı ... tarafından Karayolları Motorlu Araçlar Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası (ZMSS) Poliçesi ile teminat altına alınan aracın karıştığı trafik kazası sonucu maddi ve manevi tazminatı talebine ilişkindir. Zarara sebebiyet veren sürücü, işleten ve trafik sigortacısı, 818 sayılı Borçlar Kanunu'nun (BK) 50... . maddeleri (6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun (TBK) 61. maddesi) gereğince maddi zarardan müteselsilen sorumludur. Müteselsil sorumlulukta, kural olarak borçlulardan her biri BK'nın 141/2 ve 142. maddelerine (TBK'nın 162/2 ve 163. maddelerine) göre borcun tamamından sorumludur. Yukarıda açıklandığı üzere, davalılar alacaklıya karşı borçtan müteselsilen sorumludurlar. Borçlar Kanunu'nun, müteselsil sorumlulukta borçluların iç ilişkilerini düzenleyen hükümleri gereğince, müteselsil borçlulardan biri alacaklıya borcu ödediği takdirde, diğer müteselsil borçlulara rücu hakkı bulunmaktadır (m.146). Diğerlerine rücu hakkına sahip olan borçlulardan her biri, ifa ettiği miktar oranında alacaklının haklarına halef olur. Alacaklı diğerlerinin zararına olarak borçlulardan birinin durumunu iyileştirirse, bunun sonuçlarına katlanır (m.147). Davacı, davalı ... şirketinden ödeme almakla bu davalının durumunu iyileştirirken diğer müteselsil borçlu konumundaki davalı ...'un iç ve dış ilişkideki durumunu ağırlaştıramaz. Şu halde, Mahkemece müteselsil borçlulardan sigorta şirketi ilk kararda hükmedilen tazminat miktarını ödediğinden iş bu davada sorumlulardan birinin davaya konu borcu ödemesi nedeniyle diğer müteselsil sorumlu olan ... hakkında ödeme yapılması nedeniyle karar verilmesine yer olmadığına karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde karar verilmesi doğru görülmemiştir.
VII. KARAR Değerlendirme bölümünde açıklanan nedenlerle davacı vekilinin karar düzeltme isteğinin KABULÜ ile Dairenin 29.11.2023 tarihli ve 2022/17089 Esas ve 2023/12828 Karar sayılı bozma kararının 2 nolu bendinin yukarıda açıklanan farklı gerekçeyle kabulü ile kararın BOZULMASINA, Peşin alınan tashihi karar harcının istek halinde karar düzeltme isteyen davacıya geri verilmesine, Dosyanın mahkemesine gönderilmesine, 07.01.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.