Yargıtay · 4. Hukuk Dairesi
Yargıtay 4. Hukuk Dairesi 2023/8481 E. 2025/16386 K.
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 4. Hukuk Dairesi
- Esas No
- 2023/8481
- Karar No
- 2025/16386
- Karar Tarihi
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2019/378 E., 2023/79 K.
Karar davacı vekili, davalı ... ve davalı ... vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde; 25.06.2008 tarihinde davacının yolcu olarak bulunduğu otomobil ile davalı ...'ın sevk ve idaresindeki akaryakıt tankerinin karıştığı çift taraflı trafik kazasında davacının yaralanarak malul kaldığını, davalı ...'in tankerin maliki/işleteni olduğunu, davaya konu tankerin dava dışı ... A.Ş. nezdinde Karayolları Motorlu Araçlar Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası (ZMSS) bulunduğunu, davacının başvurusu üzerine ... A.Ş.'nin davacıya 27.10.2010 tarihinde 43.351,00 TL sürekli iş göremezlik tazminatı ödediğini, yapılan ödemenin eksik olduğu gerekçesiyle bakiye tazminatın tahsili amacıyla ... A.Ş. aleyhine 23.06.2011 tarihinde İzmir 5. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2011/337 Esas sayılı dosyası kapsamında tazminat davası açtıklarını, söz konusu dosyada alınan aktüer bilirkişi raporunda davacı için 214.410,51 TL sürekli iş göremezlik tazminatı ve 21.121,75 TL geçici iş göremezlik tazminatı olmak üzere toplam 235.532,26 TL tazminatın hesaplandığını, kaza tarihindeki sakatlanma teminat limitinin 100.000,00 TL olduğunu, teminat limitinden kısmi ödeme mahsup edildiğinde 56.649,00 TL bakiye teminat limiti kaldığını, İzmir 5. Asliye Hukuk Mahkemesinin 18.10.2012 tarihli ve 2011/337 E., 2012/485 K. sayılı ilamı ile davanın kabulüne ve 56.649,00 TL tazminatın faizi ile birlikte ... A.Ş.'den alınarak davacıya verilmesine karar verildiğini, söz konusu ilamda karar verilen tutarın ... A.Ş. tarafından davacıya ödendiğini, sonuç itibariyle ... A.Ş. tarafından sakatlanma teminatının tamamı olan 100.000,00 TL'nin davacıya ödenmiş olduğunu, davacının 135.532,26 TL karşılanmamış maddi zararının bulunduğunu, ayrıca manevi zararının da olduğunu belirterek fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla şimdilik 135.532,26 TL maddi tazminat ile 100.000,00 TL manevi tazminatın kaza tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsiline karar verilmesini talep etmiş, 11.12.2022 tarihli ıslah dilekçesiyle maddi tazminata ilişkin talebini 534.327,32 TL'ye yükseltmiştir. II. CEVAP Davalı ...'a dava dilekçesi usulüne uygun şekilde tebliğ edilmiş, davalı cevap dilekçesi sunmamıştır.
Davalı ... vekili cevap dilekçesinde; davanın zamanaşımı sebebiyle reddine karar verilmesi gerektiğini, davacının maddi ve manevi tazminat taleplerinin 29.07.2008 tarihinde karşılandığını, bu miktarların davacının oğlu ... de huzurunda davacı ... adına ... tarafından teslim alındığını, maluliyet raporu alınması gerektiğini belirterek davanın reddini istemiştir. III.MAHKEME KARARI Mahkemenin 12.11.2015 tarihli ve 2013/20 E., 2015/487 K. sayılı ilk kararı ile dosya kapsamında alınan Adli Tıp Kurumu Trafik İhtisas Dairesinin 22.12.2014 tarihli raporuna göre, davalı sürücü ...'ın kazanın meydana gelmesinde %100 oranında kusurlu olduğu, Adli Tıp Kurumu 3. İhtisas Kurulundan alınan 01.10.2014 tarihli rapora göre davacının kazadan kaynaklanan maluliyetinin %45 oranında, geçici iş göremezlik süresinin 6 ay olduğu, 03.06.2014 tarihli celsede, davacı vekilinin geçici ödeme talebinin kısmen kabulü ile, Borçlar Kanunu 76 ncı maddesi gereğince 10.000,00 TL'nin davalılardan ...'den alınarak davacıya verilmesine karar verildiği, davalı ... tarafından 09.06.2014 tarihinde davacı vekili Avukat ...'nın hesabına 10.000,00 TL geçici ödeme yapıldığı, 21.09.2015 havale tarihli aktüer bilirkişi ek raporunda, 146.511,21 TL sürekli iş göremezlik tazminatı ve 3.019,56 TL geçici iş göremezlik tazminatı olmak üzere toplam 149.530,77 TL tazminatın hesaplandığı, 149.530,77 TL tazminattan, ... A.Ş.'nin davacıya ödediği 100.000,00 TL ile davalı ...'in davacıya ödediği 10.000,00 TL geçici ödemenin mahsup edilmesi sonucu 39.530,77 TL bakiye tazminatın tespit edildiği gerekçesiyle davacının davasının kısmen kabulüne, 39.530,77 TL maddi ve 15.000,00 TL manevi tazminatın kazanın gerçekleştiği 25.06.2008 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsil edilerek davacıya verilmesine, fazlaya dair taleplerin reddine karar verilmiştir. IV. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ A. Bozma Kararı Mahkemenin 12.11.2015 tarihli ve 2013/20 E., 2015/487 K. sayılı ilk kararının süresi içinde davacı vekili ve davalı ... vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine Yargıtay (Kapatılan) 17. Hukuk Dairesinin 26.12.2018 tarihli ve 2016/2495 E., 2018/12859 K. sayılı ilamıyla; "Mahkemece yapılan araştırma inceleme hüküm vermeye yeterli değildir. İzmir Adli Tıp Kurumu 10.02.2012 tarihli raporda, “ çekilmiş olan en son iki adet grafisinde sol asetabular bölgede iki adet geçirilmiş operasyona ait büyük boy metalik vida bulunduğu, asetabulum eklem boşluğunda femur başının bulunmadığı,femur kemiğinin geçrilmiş protez meliyatına bağlı olarak trokanter seviyesinden kesik olduğu, femur üst ucunun asetabulum üst dış kenara temas halinde olduğu, kalça sol yan tarafta geçirilmiş, operasyonlarla iyileşmiş yara nedbeleri sağ bacakta belirgin kısalık ila sağ bacak kalça kleminde hareketsizlik bulunduğunun tespit edildiği, davacı ... in sol kalçasındaki arızasından dolayı maluliyetinin %81 olduğu belirtilmiştir. Mahkemece hükme esas alınan aktüer raporda, ATK 3. İhtisas Kurulunun 01.10.2014 tarihli raporunda belirtilen davacı ... in 18.06.2014 tarihli ayak muayenesinin sonucunda “sol kalçada aktif hareketlerin olmadığı, pasif hareketler ileri derecede ağrılı, her iki kol hareketlerinin tam olduğu, 25.06.2005 tarihli filmde sol dolce acetabulum tavan kırığı, femur çıkığı, solda girtstone kalça görüldüğü, 11.12.2023 tarihli filmde ise 2 adet vida olduğu, % 45 oranında meslekte kazanma gücünü yitirdiğini belirtildiği görülmektedir. Her iki rapor arasında maluliyet oranları arasında büyük fark olup çelişki giderilmeden karar verildiği anlaşılmaktadır. Eksik inceleme ile hüküm verilemez. Bu durumda mahkemece, işgöremezlik raporları arasındaki çelişkinin giderilmesi bakımından ATK Genel Kurulundan rapor alınarak sonucuna göre karar verilmesi gerektiği..." gerekçesiyle kararın bozulmasına karar verilmiş, bozma neden ve şekline göre davacı vekili ve davalı ... vekilinin diğer temyiz itirazlarının incelenmesine yer olamadığına karar verilmiştir. B. Mahkemece Bozmaya Uyularak Verilen Karar Mahkemenin yukarıda ilam başlığında tarih ve sayısı belirtilen kararı ile bozma ilamı uyarınca alınan Adli Tıp Kurumu 2. İhtisas Üst Kurulunca düzenlenen 24.12.2020 tarihli rapora göre; davacının kazadan kaynaklanan maluliyetinin %46 oranında, geçici iş göremezlik süresinin 33 ay olduğu, dosya kapsamında alınan 25.09.2022 tarihli aktüer bilirkişi raporunda, rapor tarihi itibariyle geçerli güncel asgari ücret verilerine, %100 kusura ve %46 maluliyet oranına göre 715.123,52 TL sürekli iş göremezlik tazminatı ve 16.903,93 TL geçici iş göremezlik tazminatı olmak üzere toplam 732.027,45 TL tazminatın hesaplandığı, 732.027,45 TL'den, dava dışı ... A.Ş. tarafından davacıya ödenen toplam 100.000,00 TL tazminatın rapor tarihi itibariyle güncelleştirilmiş hali olan 197.700,12 TL'nin mahsup edilmesi halinde davacının bakiye zararının 534.327,32 TL olduğunun tespit edildiği gerekçesiyle davacının davasının maddi tazminat yönünden kabulüne, 534.327,32 TL maddi tazminatın (davalılardan ... tarafından Yargıtay Bozma kararı öncesi yapılan 87.294,29 TL ve 10.000,00 TL ödeme dikkate alınarak tahsilde tekerrüre neden olmamak kaydı ile) kazanın gerçekleştiği 25.06.2008 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsil edilerek davacıya verilmesine, davacının davasının manevi tazminat yönünden kısmen kabulü ile 30.000,00 TL manevi tazminatın kazanın gerçekleştiği 25.06.2008 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsil edilerek davacıya verilmesine, fazlaya dair taleplerin reddine karar verilmiştir. V. TEMYİZ A. Temyiz Sebepleri Davacı vekili temyiz dilekçesinde; hükme esas alınan Adli Tıp Kurumu 2. İhtisas Üst Kurulunca düzenlenen 24.12.2020 tarihli raporun hatalı olduğunu, raporda tespit edilen maluliyet oranı ile 33 ay iyileşme süresinin düşük olduğunu, raporlar arasındaki çelişkinin giderilmediğini, ... Devlet Hastanesinin raporuna göre davacının %97 oranında, İzmir Adli Tıp Kurumunun raporunda ise davacının %81 oranında maluliyetinin bulunduğunun tespit edildiğini, tekerlekli sandalyeye veya koltuk değneklerine bağımlı olan biri hakkında bir başkasının sürekli bakımına muhtaç olmadığının tespit edilmesinin gerçeğe ve hayatın olağan akışına aykırı olduğunu, raporlar arasındaki çelişkinin giderilmesi için yeni bir maluliyet raporu alınması gerektiğini, mahkemenin son kararında hüküm kısmının (1) nolu bendinde, mahkemenin bozma öncesinde hükmettiği miktarlara göre karardan sonra davalı ... tarafından davacı tarafa 24.12.2015 tarihinde ödenen 87.294,29 TL'nin tamamının maddi tazminat gibi değerlendirerek, tahsil aşamasında maddi tazminattan düşürülmesine karar verildiğini, oysaki söz konusu ödemenin 87.290,00 TL olup, işbu ödemenin mahkemenin 12.11.2015 tarihli ve 2013/20 Esas, 2015/487 Karar sayılı gerekçeli ilamına ilişkin (maddi ve manevi tazminat, işlemiş faiz, yargılama gideri ve karşı vekalet ücreti) yapılan ödeme olduğunu, mahkemenin söz konusu ilk kararında 39.530,77 TL maddi tazminat, 15.000,00 TL manevi tazminat, 2.419,82 TL yargılama gideri, 6.448,38 TL vekalet ücretine hükmedildiğini, davalı ... tarafından maddi ve manevi tazminat, yargılama giderleri ve avukatlık ücreti ile işlemiş faizleri olmak üzere toplam 87.290,00 TL'nin taraflarına ödendiğini, dolayısıyla söz konusu ödemenin tamamının maddi tazminat gibi kabul edilip, tahsil aşamasında maddi tazminat olarak öngörülmesinin hatalı olduğunu, dava esnasında verilen ön ödeme kararı gereği 10.000,00 TL ile mahkeme kararı gereği yapılan 39.530,77 TL ödeme olmak üzere toplam 49.530,77 TL'nin, infaz aşamasında dikkate alınması gerektiğini, hükmedilen manevi tazminatın düşük olduğunu beyan etmektedir. Davacı ... temyiz dilekçesinde; davanın zamanaşımına uğradığını, davanın kısmi dava olduğunu, tam ıslah ile dahi kısmi davanın belirsiz alacak davasına çevrilemeyeceğini, davacı tarafından teminat yatırılmadığını, bu nedenle ıslahın yapılmamış sayılmasına karar verilmesi gerektiğini, bir an için bunun mümkün olduğu düşünülse bile her halükarda ıslah işleminin zamanaşımı süresi dolmadan yapılmış olması gerektiğini, davacı vekilinin 24.10.2022 tarihli dilekçesinin zamanaşımı süresi içerisinde de sunulmadığını, davacı tarafından 21.04.2014 tarihinde verilen dilekçede de ikrar edildiği gibi davacıya 3 aydan 3 aya alınan 1.200,00 TL engelli maaşı bağlandığını, talep etmelerine rağmen mahkeme tarafından bu maaşın hangi kurumdan bağlandığı hususunda araştırma yapılmadığını, söz konusu maaşın hesaplanan tazminattan mahsup edilmesi gerektiğini, davacı çalışmadığı için gelir seviyesi asgari ücret kabul edilerek hesaplama yapıldığını, davacının aldığı engelli maaşının da tazminata esas alınan gelire eklenmesi gerektiğini, dava dışı sigorta şirketi tarafından davacıya ödenen tazminatın ödeme tarihi itibariyle yeterli olup olmadığının tespit edilmesi, yetersiz olduğunun anlaşılması halinde ise ödenen tazminatın güncellenerek hesaplanan tazminattan mahsup edilmesi gerektiğini, hükme esas alınan maluliyet raporunun hatalı olduğunu, davacının maluliyetinin davaya konu trafik kazasından kaynaklanıp kaynaklanmadığının tespit edilmesi gerektiğini, bozma ilamından sonra alınan aktüer bilirkişi raporları arasındaki çelişkinin giderilmesi gerektiğini, davacının manevi zararının dava açılmadan önce karşılandığını, davacının manevi zararının 29.07.2008 tarihli protokolde imza altına alındığı üzere giderildiğini, bu belgenin dosyaya sunulduğunu, buna rağmen manevi tazminata hükmedilmesinin doğru olmadığını, hükmedilen manevi tazminatın yüksek olduğunu, yargılama giderlerinin tamamının davalılara yüklenmesinin hatalı olduğunu, mahkeme davanın kısmen kabul - kısmen reddine karar vermiş olmasına rağmen; yargılama giderleri ve harçların tamamının davalılar üzerine bırakıldığını, halbuki davanın tam kabul ile sonuçlanmadığını, diğer davalı tarafından ... Asliye Hukuk Mahkemesinin vermiş olduğu ilk karardan sonra yapılan ödemelerin doğru bir şekilde mahsup edilmediğini, mahkemenin kararının gerekçelendirilmediğini beyan etmektedir.
Davalı ... vekili temyiz dilekçesinde; davanın zamanaşımına uğradığını, davanın kısmi dava olduğunu, tam ıslah ile dahi kısmi davanın belirsiz alacak davasına çevrilemeyeceğini, davacı tarafından teminat yatırılmadığını, bu nedenle ıslahın yapılmamış sayılmasına karar verilmesi gerektiğini, bir an için bunun mümkün olduğu düşünülse bile her halükarda ıslah işleminin zamanaşımı süresi dolmadan yapılmış olması gerektiğini, davacı vekilinin 24.10.2022 tarihli dilekçesinin zamanaşımı süresi içerisinde de sunulmadığını, davacı tarafından 21.04.2014 tarihinde verilen dilekçede de ikrar edildiği gibi davacıya 3 aydan 3 aya alınan 1.200,00 TL engelli maaşı bağlandığını, talep etmelerine rağmen mahkeme tarafından bu maaşın hangi kurumdan bağlandığı hususunda araştırma yapılmadığını, söz konusu maaşın hesaplanan tazminattan mahsup edilmesi gerektiğini, davacı çalışmadığı için gelir seviyesi asgari ücret kabul edilerek hesaplama yapıldığını, davacının aldığı engelli maaşının da tazminata esas alınan gelire eklenmesi gerektiğini, davadışı sigorta şirketi tarafından davacıya ödenen tazminatın ödeme tarihi itibariyle yeterli olup olmadığının tespit edilmesi, yetersiz olduğunun anlaşılması halinde ise ödenen tazminatın güncellenerek hesaplanan tazminattan mahsup edilmesi gerektiğini, hükme esas alınan maluliyet raporunun hatalı olduğunu, davacının maluliyetinin davaya konu trafik kazasından kaynaklanıp kaynaklanmadığının tespit edilmesi gerektiğini, bozma ilamından sonra alınan aktüer bilirkişi raporları arasındaki çelişkinin giderilmesi gerektiğini, davacının manevi zararının dava açılmadan önce karşılandığını, davacının manevi zararının 29.07.2008 tarihli protokolde imza altına alındığı üzere giderildiğini, bu belgenin dosyaya sunulduğunu, buna rağmen manevi tazminata hükmedilmesinin doğru olmadığını, hükmedilen manevi tazminatın yüksek olduğunu, yargılama giderlerinin tamamının müvekkile yüklenmesinin hatalı olduğunu, mahkeme davanın kısmen kabul - kısmen reddine karar vermiş olmasına rağmen, yargılama giderleri ve harçların tamamının müvekkili üzerine bırakıldığını, halbuki davanın tam kabul ile sonuçlanmadığını, müvekkili tarafından ... Asliye Hukuk Mahkemesinin vermiş olduğu ilk karardan sonra yapılan ödemelerin doğru bir şekilde mahsup edilmediğini, mahkemenin kararının gerekçelendirilmediğini beyan etmektedir. B. Değerlendirme ve Gerekçe Uyuşmazlık, davalıların işleteni ve sürücüsü oldukları aracın karıştığı trafik kazası sonucu yaralanan davacı yolcunun sürekli ve geçici iş göremezlik tazminatı ile manevi tazminat talebine ilişkindir. 1.Temyizen incelenen kararın bozmaya uygun olduğu, kararda ve kararın gerekçesinde hukuk kurallarının somut olaya uygulanmasında bir isabetsizlik bulunmadığı, bozmaya uyulmakla karşı taraf yararına kazanılmış hak durumunu oluşturan yönlerin ise yeniden incelenmesine hukukça imkân bulunmadığı, dava dilekçesinde sürekli ve geçici bakıcı gideri tazminatına ilişkin talebin bulunmadığı, dava tarihi itibariyle ceza zamanaşımı süresinin dolmadığı, 2022 sayılı Kanun kapsamında ödenen engelli aylıklarının rücuya tabi olmadığı, davacının gelirinin asgari ücret kadar olduğu, ... A.Ş. tarafından davacıya ödenen tazminatın ödeme tarihindeki verilere göre eksik olduğunun tespit edildiği, güncel verilere göre hesaplanan tazminattan yapılan ödemenin güncelleştirilmiş halinin mahsup edilmesi sonucu bakiye tazminatın hesaplandığı, maluliyet raporunun mevzuat hükümlerine uygun hazırlandığı, hükme esas alınan aktüer bilirkişi raporunda hesap hatasının bulunmadığı, davalı tarafça dosyaya sunulan 29.07.2008 tarihli protokolde davacının taraf olmadığı, davacının bu protokolü kabul etmediği, bu nedenle anılan protokolün hükme esas alınamayacağı, yargılama giderlerinde hata bulunmadığı, davalı ... tarafından mahkemenin 12.11.2015 tarihli ve 2013/20 E., 2015/487 K. sayılı ilk kararı uyarınca yapılan ödemenin, kararın infazı sırasında dikkate alınması gerektiği, yapılan ödemenin hükmedilen tazminat miktarından mahsup edilmesine yer olmadığı, kararın gerekçeli olduğu, davalı ... tarafından dava dilekçesine ve ıslah dilekçesine karşı zamanaşımı definde bulunulmadığı anlaşılmakla davalı ...'ın tüm, davacı vekilinin aşağıdaki (3) ve (4) nolu bentlerin, davalı ... vekilinin aşağıdaki (2) nolu bendin kapsamı dışında kalan temyiz itirazları yerinde görülmemiştir. 2.Davalı ... vekilinin ıslah dilekçesine yönelik zamanaşımına ilişkin temyiz itirazının incelenmesinde, Dosya kapsamından, davacı vekilinin 16.01.2013 tarihinde 6100 sayılı HMK’nın 109 uncu maddesi uyarınca kısmi dava olarak fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla 135.532,26 TL maddi tazminatın faiziyle birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsiline karar verilmesini talep ettiği, her ne kadar davacı vekili tarafından 24.10.2022 tarihli ıslah dilekçesiyle davanın türünün belirsiz alacak davası olarak değiştirildiği belirtilmişse de, Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun Esas No: 2017/(7)9-1812, Karar No: 2021/185 sayılı 02.03.2021 tarihli kararında da belirtildiği üzere ıslah dilekçesi ile davanın türünün değiştirilmesinin mümkün olmadığı, davacı vekilinin yargılama aşamasında ıslah dilekçesi niteliğinde olan 11.12.2022 tarihli talep artırım dilekçesi ile maddi tazminata ilişkin talebini 534.327,32 TL'ye yükselttiği, söz konusu ıslah dilekçesinin mahkemenin 26.01.2023 tarihli celsesinde davalı ... vekiline elden tebliğ edildiği, davalı ... vekilinin aynı celsede ıslah(talep artırım) dilekçesine karşı süresinde zamanaşımı definde bulunduğu anlaşılmıştır. Islah; iddia ve savunmanın genişletilmesi ve değiştirilmesi yasağının istisnalarından olup taraflardan birinin yapmış olduğu bir usûl işlemini tamamen veya kısmen düzeltmesi olarak tanımlanmaktadır. Islah ile taraflar, dava sebebini, dava konusunu veya talep sonucunu değiştirebilirler. Usûlüne uygun olarak açılmış bir davanın bulunması şartı ile davanın tamamen veya kısmen ıslahı mümkündür. Dava sebebinin veya dava konusunun değiştirilmesi tamamen ıslah hâlleridir. (Baki Kuru 4. Cilt s. 3990). Davanın kısmen ıslahında ise, dava dilekçesinden sonraki bir usûl işleminin ıslahı söz konusudur. Gerek doktrinde gerekse Yargıtay uygulamalarında kabul edildiği üzere müddeabihi (dava değerini) artırma hâlinde kısmi ıslah söz konusu olup kısmi ıslahta, tamamen ıslahın aksine ıslah tarihine kadar yapılan bütün usul işlemleri yapılmamış sayılmaz. Kısmi ıslah yapıldığı tarihten ileriye dönük olarak hüküm ifade eder. Olay tarihinde yürürlükte olan 818 sayılı Borçlar Kanunu'nun 41 nci maddesinde (6098 sayılı TBK'nun 49 uncu maddesi) haksız fiil tanımlanmış, 60 ıncı maddesinde de (TBK'nun 72 nci maddesi) haksız fiilden zarar görenin bundan kaynaklanan zararının tazmini istemiyle açacağı davaların zararı ve faili öğrendiği tarihten itibaren 1 yıl ve herhalde haksız fiil tarihinden itibaren 10 yıllık zamanaşımı süresine (TBK'nun 72 nci maddesinde 2 ve 10 yıllık zamanaşımı süreleri öngörülmüştür) tabi olduğu belirtilmiştir. Buna karşılık 2918 sayılı KTK'nun 109 uncu maddesinin 1 inci fıkrasında; motorlu araç kazalarından doğan maddi zararların tazminine ilişkin talepler için, zarar görenin zararı ve tazminat yükümlüsünü öğrendiği tarihten başlayarak 2 yıl ve herhalde kaza gününden başlayarak 10 yıllık zamanaşımı süresi öngörülmüştür. Aynı maddenin 2 nci fıkrasında ise; "dava, cezayı gerektiren bir fiilden doğarsa" ifadesi ile kanun koyucu, taraf ayrımı yapmaksızın (davacı, davalı veya dava dışı 3.kişi) fiil cezayı gerektiriyor ise, uzamış ceza zamanaşımının uygulanacağını kabul etmiştir. Görüldüğü gibi, BK'nun 60... sayılı KTK'nun 109/2. maddesindeki düzenlemeler, zamanaşımı süresinin başlangıcı yönünden birbirine paraleldir. Aralarındaki tek fark, zamanaşımı süresinin trafik kazalarından doğan tazminat talepleri bakımından 1 yıl yerine, 2 yıl olarak öngörülmesidir. (TBK'nun 72. maddesi ile bu konuda da paralellik sağlanmıştır). Zamanaşımı, borcu ortadan kaldıran bir olgu olmayıp, doğmuş ve var olan bir hakkın istenebilirliğini ortadan kaldıran bir savunma aracıdır. Bu nedenle zamanaşımı alacağın varlığını değil, istenebilirliğini ortadan kaldırır. Olay tarihinde yürürlükte bulunan BK'nın 133 üncü maddesinde zamanaşımını kesen sebepler sayılmış olup bunlardan biri de dava açılmasıdır. Davanın tamamen ıslahında dava baştan beri (dava dilekçesinden itibaren) ıslah edildiği için ıslah edilen kısım için de davanın açıldığı tarihte zamanaşımı kesilmiş olur. Kısmi davada ise zamanaşımı yalnızca dava edilen kısım için kesilir. Henüz açılmayan (saklı tutulan) ve daha sonra ıslahla artırılan bölüm için zamanaşımı işlemeye devam eder. Açıklanan ilkeler ışığında somut olaya bakıldığında; kaza sonucu davacıyla birlikte 3 kişi yaralanmıştır. Kaza tarihinde yürürlükte olan 5237 sayılı TCK'ya göre zamanaşımı süresi 8 yıldır. Davaya konu trafik kazası 25.06.2008 tarihinde meydana gelmiş, davacı tarafından dava 16.01.2013 tarihinde kısmi dava olarak açılmış, ıslah dilekçesi 11.12.2022 tarihinde verilmiş, davalı ... vekili tarafından ıslaha karşı süresinde zamanaşımı defi ileri sürülmüştür. Buna göre ıslah dilekçesinin verildiği tarih itibariyle 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 89/4 ve 66 ıncı maddeleri uyarınca olayın bağlı olduğu 8 yıllık ceza zamanaşımı süresi geçmiştir. Şu durumda, ıslah dilekçesinin sunulduğu 11.12.2022 tarihi itibariyle 8 yıllık ceza zamanaşımı süresinin dolduğunun anlaşılmasına göre, mahkemece ıslah dilekçesiyle artırılan kısmın davalı ... yönünden zamanaşımı nedeniyle reddine karar verilmesi gerekirken yanılgılı değerlendirmeyle yazılı olduğu şekilde karar verilmiş olması doğru görülmemiştir. Kararın bu nedenle bozulması gerekmiştir. 3.Davacı vekilinin manevi tazminata ilişkin temyiz itirazının incelenmesinde; 818 sayılı Borçlar Kanunu'nun 47 nci maddesi ( 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 56 ıncı maddesi) gereğince hâkimin, özel durumları göz önünde tutarak manevi zarar adı ile hak sahibine verilmesine karar vereceği para tutarı adalete uygun olmalıdır. Takdir edilecek bu tutar, zarara uğrayanda manevi huzuru doğurmayı gerçekleştirecek tazminata benzer bir işlevi (fonksiyonu) olan özgün bir nitelik taşır. Bir ceza olmadığı gibi mal varlığı hukukuna ilişkin bir zararın karşılanmasını da amaç; edinmemiştir. O halde bu tazminatın sınırı onun amacına göre belirlenmelidir. Takdir edilecek tutar, var olan durumda elde edilmek istenilen doyum (tatmin) duygusunun etkisine ulaşmak için gerekli olan kadar olmalıdır. 22/06/1966 tarihli ve 7/7 sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararı'nın gerekçesinde takdir olunacak manevi tazminatın tutarını etkileyecek özel durum ve koşullar da açıkça gösterilmiştir. Bunlar her olaya göre değişebileceğinden hâkim, bu konuda takdir hakkını kullanırken ona etkili olan nedenleri de karar yerinde nesnel (objektif) ölçülere göre uygun bir biçimde göstermelidir. Somut olayda; davaya konu trafik kazasında yaralanan davacının maluliyet oranı, davacının kaza tarihindeki yaşı, tarafların kusur oranı, sosyal ve ekonomik durumu ile yukardaki ilkeler göz önüne alındığında, davacı yararına hüküm altına alınan manevi tazminat miktarı düşük olup daha üst düzeyde manevi tazminata karar verilmesi gerekirken yazılı biçimde karar verilmiş olması doğru değildir. Kararın bu nedenle bozulması gerekmiştir. 4.Davacı vekilinin davalı ... tarafından yapılan ödemeye ilişkin temyiz itirazının incelenmesinde; Dosya kapsamından, bozma ilamından önce mahkemenin 03.06.2014 tarihli celsesinde, davacı vekilinin geçici ödeme talebinin kısmen kabulü ile, Borçlar Kanunu 76 ncı maddesi gereğince 10.000,00 TL'nin davalılardan ...'den alınarak davacıya verilmesine karar verildiği, davalı ... tarafından 09.06.2014 tarihinde davacı vekili Avukat ...'nın hesabına 10.000,00 TL geçici ödeme yapıldığı, akabinde mahkemenin 12.11.2015 tarihli ve 2013/20 E., 2015/487 K. sayılı ilk kararı ile; davanın kısmen kabulüne, 39.530,77 TL maddi ve 15.000,00 TL manevi tazminatın kazanın gerçekleştiği 25.06.2008 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsil edilerek davacıya verilmesine, fazlaya dair taleplerin reddine karar verildiği, davalı ... vekilinin 06.01.2016 tarihli dilekçesi ile; mahkeme ilamı uyarınca hükmedilen tazminat ve ferilerinin Dazkırı Mal Müdürlüğüne ödendiğini beyan ettiği, dilekçenin ekinde mahkeme ilamının ödendiğine ilişkin dekontun sunulduğu, dekonta göre anılan davalının hesabından toplam 87.294,29 TL'nin çıkış yaptığının anlaşıldığı, ancak söz konusu miktarın yalnızca 39.530,77 TL'sinin mahkemece hükmedilen maddi tazminata ilişkin olduğu, bozma ilamından sonra mahkemece verilen davacı vekili tarafından temyize konu edilen son kararda ise, davacının davasının maddi tazminat yönünden kabulüne, 534.327,32 TL maddi tazminatın (davalılardan ... tarafından Yargıtay bozma kararı öncesi yapılan 87.294,29 TL ve 10.000,00 TL ödeme dikkate alınarak tahsilde tekerrüre neden olmamak kaydı ile) kazanın gerçekleştiği 25.06.2008 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsil edilerek davacıya verilmesine karar verildiği anlaşılmıştır. Şu durumda, mahkemece verilen son kararda her ne kadar davalı ... tarafından yargılama sırasında davacıya ödenen 10.000,00 TL geçici ödemenin infaz aşamasında tahsilde tekerrüre neden olmamak adına dikkate alınmasına karar verilmiş olması doğru olmuşsa da, mahkemenin 12.11.2015 tarihli ve 2013/20 E., 2015/487 K. sayılı ilk kararı ile hükmedilen ve davalı ... tarafından ödenen 39.530,77 TL tutarındaki maddi tazminat miktarı esas alınması gerekirken, bunun yerine maddi tazminat haricindeki ödeme miktarını da içeren 87.294,29 TL'nin dikkate alınması şeklinde hüküm tesis edilmesi doğru olmamış, kararın bu nedenle de bozulması gerekmiştir. VI. KARAR 1.Yukarıda (1) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davalı ...'ın tüm, davacı vekili ve davalı ... vekilinin diğer temyiz itirazlarının REDDİNE, 2.Yukarıda (2) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davalı ... vekilinin, (3) ve (4) numaralı bentlerde açıklanan nedenlerle davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile temyiz olunan kararın BOZULMASINA,
Aşağıda yazılı temyiz harcının temyiz eden davalı ...'a yükletilmesine, Peşin alınan temyiz harcının istek hâlinde davacı ve davalı ...'e iadesine, Dosyanın mahkemesine gönderilmesine, 08.12.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.