Yargıtay · 4. Hukuk Dairesi

Yargıtay 4. Hukuk Dairesi 2023/3733 E. 2023/11367 K.

Mahkeme
Yargıtay
Daire
4. Hukuk Dairesi
Esas No
2023/3733
Karar No
2023/11367
Karar Tarihi

İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ :Ticaret Mahkemesi SAYISI : 2018/2621 D.İş, 2018/2621 K. SİGORTA TAHKİM KOMİSYONU İTİRAZ HAKEM HEYETİ SAYISI : 2018/İHK-2216 HÜKÜM/KARAR : Davalı İtirazının Reddi/Davanın Kabulü SİGORTA TAHKİM KOMİSYONU UYUŞMAZLIK HAKEM HEYETİ SAYISI : K-2018/5463 Taraflar arasındaki sigorta tahkim yargılaması sonunda, Uyuşmazlık Hakem Heyetince davanın kabulüne karar verilmiştir. Karara davalı vekili tarafından itiraz edilmesi üzerine, İtiraz Hakem Heyetince itirazın reddine karar verilmiştir. İtiraz Hakem Heyeti kararı davalı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde; 07.09.2014 tarihinde davacının yolcu olduğu araç ile davalıya zorunlu trafik sigortalı aracın karıştığı trafik kazası sonucunda davacının yaralandığını, %13 sürekli iş göremezlik oranına göde daha önce ödeme aldıklarını, davacının maluliyet oranının %24 oranına yükseldiğini, gelişen durum olduğunu belirterek fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydı ile 45.000,00 TL sürekli iş göremezlik tazminatının temerrüt tarihinden itibaren işleyecek avans faiziyle birlikte davalıdan tahsilini talep etmiş; 23.01.2018 tarihli ıslah dilekçesi ile talebini 138.928,18 TL'ye yükseltmiştir. II. CEVAP Davalı ..., davaya cevap vermemiştir. III. UYUŞMAZLIK HAKEM HEYETİ KARARI Uyuşmazlık Hakem Heyetinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; başvurunun kabulü ile 138.928,18 TL maluliyet tazminatının 30.12.2015 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile davalıdan tahsiline karar verilmiştir. IV. İTİRAZ A. İtiraz Yoluna Başvuranlar Uyuşmazlık Hakem Heyetinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili itiraz başvurusunda bulunmuştur. B. İtiraz Sebepleri Davalı vekili itiraz dilekçesinde; öncelikle feragat-kesin hüküm nedeniyle davanın reddi gerektiğini, zira 108.905,00 TL üzerinden mutabakata varıldığını, ibraneme mukabilinde bu tutarın ödendiğini, bunun üzerine davacının Nizip 1. Asliye Hukuk Mahkemesi 2014/952 E. sayılı davasından feragat ettiğini, maluliyet raporunun hükme elverişli olmadığını, başvuru sahibinin gelirinin asgari ücret katı üzerinden kabul edilmesinin hatalı olduğunu, başvuru sahibi lehine tam değil 1/5 oranında vekâlet ücreti hükmedilmesi gerektiğini belirterek Uyuşmazlık Hakem Heyetince verilen kararın kaldırılmasını talep etmiştir. C. Gerekçe ve Sonuç İtiraz Hakem Heyetinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; davalı vekilinin itirazının reddine karar verilmiştir. V. TEMYİZ A. Temyiz Yoluna Başvuranlar İtiraz Hakem Heyetinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili temyiz isteminde bulunmuştur. B. Temyiz Sebepleri Davalı vekili temyiz dilekçesinde; öncelikle feragat-kesin hüküm nedeniyle davanın reddi gerektiğini, zira 108.905,00 TL üzerinden mutabakata varıldığını, ibraneme mukabilinde bu tutarın ödendiğini, bunun üzerine davacının Nizip 1. Asliye Hukuk Mahkemesi 2014/952 E. sayılı davasından feragat ettiğini, maluliyet raporunun hükme elverişli olmadığını, başvuru sahibinin gelirinin asgari ücret katı üzerinden kabul edilmesinin hatalı olduğunu, başvuru sahibi lehine tam değil 1/5 oranında vekâlet ücreti hükmedilmesi gerektiğini belirterek İtiraz Hakem Heyeti kararının bozulmasını istemiştir. C. Gerekçe 1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Uyuşmazlık; davalı ... tarafından Karayolları Motorlu Araçlar Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası (ZMSS) Poliçesi ile teminat altına alınan aracın karıştığı trafik kazası sonucu yaralanıp malul kalan davacının sürekli iş göremezlik tazminatı talebine ilişkindir. 2. İlgili Hukuk 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 54 üncü maddesi, 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu'nun 85, 89, 90 ve 91 inci maddeleri, 5684 sayılı Sigortacılık Kanunu'nun 30 uncu maddesi, Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi'nin 17 nci maddesi, Karayolları Motorlu Araçlar Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası Genel Şartları. 3. Değerlendirme 1.Tarafların iddia, savunma ve dayandıkları belgelere, uyuşmazlığın hukuki nitelendirilmesi ile uygulanması gereken hukuk kurallarına, dava şartlarına, yargılamaya hâkim olan ilkelere, ispat kurallarına ve temyiz olunan kararda belirtilen gerekçelere göre davalı vekilinin aşağıdaki bentlerin kapsamı dışında kalan temyiz itirazları yerinde görülmemiştir. 2. Gelişen durum; olay sonucu meydana geldiği halde, başlangıçta bilinen yaralanmalar dışında, sonradan ortaya çıkan veya gelişen, olaya bağlı vücut bütünlüğünü bozan sonuçlar olarak tanımlanabilir. Trafik kazası sonucu yaralanmalar nedeni ile ortaya çıkan zarar, kendi özel yapısı içerisinde, sonradan değişme eğilimi gösteriyor, zararı doğuran eylem veya işlemin doğurduğu sonuçlarda (zararın nitelik veya kapsamında) bir değişiklik ortaya çıkıyor ise, artık "gelişen durum" ve dolayısıyla, gelişen bu durumun zararın nitelik ve kapsamı üzerinde ortaya çıkardığı değişiklikler söz konusu olacaktır. Böyle hallerde, zararın kapsamını belirleyecek husus, gelişmekte olan bu durumdur ve bu gelişme sona ermedikçe zarar henüz tamamen gerçekleşmiş olamayacaktır. Gelişen durumun varlığı halinde gelişen durum yönünden yeniden dava açılabilmesi mümkündür. Gelişen durumun olup olmadığı ise her olaya özgü olarak kanıtlara göre değerlendirilir. Davacıdaki yaralanmanın hangi tarihte tedaviyle tamamen sona erdiği, bu yaralanmadan dolayı gelişen bir durum olup olmadığı, varsa hangi tarihte gelişen durumun sona erdiği; diğer bir anlatımla, daimi iş gücü kaybının kesin olarak belirlenebilmesi için tedavilerinin ne zaman sona ereceği ve kesin maluliyet oranının hangi tarihte belirlenebileceği gerçek zararın tespiti açısından önemlidir. Davalı vekili itiraz aşamasında, Nizip 1. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2014/952 E. 2016/130 K. sayılı dosyasından verilen 23.02.2016 tarihli kararın eldeki dosya açısından kesin hüküm oluşturduğunu ileri sürmüştür. Dosya kapsamından; Nizip 1. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2014/952 E. 2016/130 K. Sayılı dosyası ile; davacısının ... (eldeki davada davacı), davalısının Mapfre Sigorta A.Ş. (eldeki davada davalı) olduğu uyuşmazlıkta, eldeki dosyadaki aynı kaza ile ilgili davacı vekilinin dava dilekçesinde, davacı ...'un yaralandığı ve kalıcı maluliyetinin oluştuğunu belirterek davacının maluliyetinden kaynaklı şimdilik 100,00 TL maddi tazminatın tahsili talebinde bulunduğu, yapılan yargılamada davanın feragat nedeniyle reddine karar verildiği anlaşılmaktadır. Eldeki dosyada davacı vekili, trafik kazası sonucunda davacının yaralandığını, gördüğü tedavilere rağmen tam olarak sağlığına kavuşamadığını ve daimi malul kaldığını, maluliyet oranının yükseldiğini, gelişen durum olduğunu belirterek bakiye tazminat talebinde bulunmuş ve dosyaya sunduğu 21.07.2017 tarihli Haccettepe Üniversitesi Tıp Fakültesi Adli Tıp Anabilim Dalı raporunda belirlenen %24 maluliyet oranı üzerinden hüküm kurulmuş ise de; gelişen durumun varlığı usulüne uygun şekilde araştırılmadan ve bu hususta uzman hekimlerden rapor alınmadan iki ayrı rapor arasındaki salt fark esas alınmak suretiyle hüküm tesisi doğru olmamıştır. Gelişen durumun varlığının doğru bir şekilde tespitiyle maluliyet oranının belirlenmesi gerekir. Açıklanan maddi ve hukuki vakıalar karşısında; İtiraz Hakem Heyetince tüm tedavi evraklarının dosyaya temininin sağlanması, maluliyet oranları bakımından fark bulunduğu dikkate alınarak, dosya kapsamında bulunan raporlar da irdelenmek suretiyle oran farklılığının maluliyette artış olarak kabul edilip edilemeyeceği (iki raporda maluliyet belirlemesine esas teşkil eden fiziksel ve fonksiyonel arazlarda zaman içinde gelişim olup olmadığı) hususlarında, kaza tarihinde yürürlükte olan yönetmelik hükümlerine göre gerekçeli, denetime elverişli ve kaza ile illiyet bağının kurulduğu rapor alınması ile oluşacak sonuca göre karar verilmesi gerekirken eksik incelemeyle yazılı biçimde karar verilmesi bozmayı gerektirmiştir. 3. 5684 sayılı Sigortacılık Kanunu'nun 30/17 nci, Sigortacılıkta Tahkime İlişkin Yönetmelik’in 16/13 üncü Avukatlık Asgarî Ücret Tarifesi (AAÜT)’nin 17/2 nci maddeleri bir bütün olarak yorumlandığında tarafların avukat ile temsil edildiği hâllerde, taraflar aleyhine hükmedilecek vekâlet ücretinin, her iki taraf için de AAÜT’de yer alan asliye mahkemelerinde görülen işler için hesaplanan vekâlet ücretinin beşte biri olarak hükmolunması gerektiği anlaşılmaktadır. Bu itibarla; İtiraz Hakem Heyetince davacı lehine hükmedilecek vekâlet ücretine ilişkin olarak anılan mevzuat uyarınca maktu vekâlet ücretinin altında kalmamak kaydıyla asliye mahkemelerinde görülen işler için hesaplanan vekâlet ücretinin 1/5’i oranında vekâlet ücreti yerine nispi ve tam vekâlet ücretine hükmedilmesi doğru olmamıştır. 4. Bozma neden ve şekline göre, davalı vekilinin kesin hüküm iddiasına ilişkin temyiz itirazlarının incelenmesine şimdilik gerek görülmemiştir. VI. KARAR 1. Değerlendirme bölümünün (1) numaralı bendinde açıklanan sebeplerle davalı vekilinin diğer temyiz itirazlarının REDDİNE, 2. Değerlendirme bölümünün (2) ve (3) numaralı bentlerinde açıklanan sebeplerle davalı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile temyiz olunan İtiraz Hakem Heyeti kararının BOZULMASINA, 3. Değerlendirme bölümünün (4) numaralı bendinde açıklanan sebeplerle davalı vekilinin kesin hüküm iddiasına ilişkin temyiz itirazlarının incelenmesine şimdilik yer olmadığına, Peşin alınan temyiz harcının istek halinde davalıya iadesine, Dosyanın İtiraz Hakem Heyetine iletilmek üzere saklama kararını veren mahkemeye gönderilmesine, 26.10.2023 tarihinde Üye ...'un karşı oyu ve oy çokluğuyla karar verildi. KARŞI OY Başvuran şahıslar tarafından Nizip 1. Asliye Hukuk Mahkemesi'nin 2014/952 Esas sayılı dosyasında aynı konu ve aynı taleple ilgili olarak aynı davalıya karşı dava açılmış yargılama sırasında davacının maluliyetinin bulunmadığı tespit edilmiş, bu dava davacı tarafça takip edilmemiş mahkemece davanın açılmamış sayılmasına karar verilmiştir. 5684 sayılı Sigortacılık Kanunu madde 30 (14) "Mahkemeye ve Tüketicinin Korunması Hakkında Kanun hükümleri uyarınca Tüketici Sorunları Hakem Heyetine intikal etmiş uyuşmazlıklar ile ilgili olarak komisyona başvuru yapılamaz." düzenlemesi ile Mahkemeye intikal etmiş uyuşmazlıklarla ilgili olarak Sigorta Tahkim Komisyonu'na başvuruda bulunulmayacağını emredici olarak düzenlemiştir. Yasal düzenlemede, Mahkeme ya da Tüketici Sorunları Hakem Heyeti'ne bir başvurunun yapılmış olması, uyuşmazlığın mahkemeye intikal etmiş olması engel olarak getirilmekte, yapılan başvurunun derdest olup olmadığı şartı aranmamaktadır. Sigorta Tahkim Komisyonu başvurusunu "seçimlik hukuk yolu" olarak düzenleyen yasa koyucunun, bu hükmü düzenlerken iki başvuru yolu arasında derdest bir durum olup olmadığını araştırma amacı gütmediği açıktır. 5684 sayılı Kanun madde 30/23 "Bu Kanunda hüküm bulunmayan hallerde Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanununun hükümleri, sigortacılıktaki tahkim hakkında dakıyasen uygulanır." HMK madde 114/2 "Diğer kanunlarda yer alan şartlarına ilişkin hükümler saklıdır." anlamında getirilmiş, bir "dava şartı" niteliğindedir ve HMK madde 115/1 gereği "Mahkeme, dava şartlarının mevcut olup olmadığını, davanın her aşamasında kendiliğinden araştırır. Taraflar da dava şartı noksanlığını her zaman ileri sürebilirler." HMK madde 115/ (2) "Mahkeme, dava şartı noksanlığını tespit ederse davanın usulden reddine karar verir." Şu durumda az yukarıda açıklanan yasal düzenlemeler gereğince 26.03.2018 tarihli İtiraz Hakem Heyeti kararının usul ve Yasaya uygun olması, kararın değinilen hukuksal düzenlemelere aykırı bulunmaması nedeniyle onanması görüş ve düşüncesinde olduğumdan sayın çoğunluğun bozma yönünde oluşan kararına katılmıyorum.

Atıf: Yargıtay 4. Hukuk Dairesi, E. 2023/3733, K. 2023/11367, T. 26.10.2023, www.arakarar.com/karar/yargitay-4-hukuk-dairesi-2023-3733-e-2023-11367-k-197bede96727