Yargıtay · 4. Hukuk Dairesi

Yargıtay 4. Hukuk Dairesi 2021/22335 E. 2024/3013 K.

Konu: Tasarrufun İptali

Mahkeme
Yargıtay
Daire
4. Hukuk Dairesi
Esas No
2021/22335
Karar No
2024/3013
Karar Tarihi
Konu
Tasarrufun İptali

MAHKEMESİ : Gaziantep Bölge Adliye Mahkemesi 17. Hukuk Dairesi SAYISI : 2019/2115 E., 2021/1039 K. DAVALILAR : 1-... vekili Avukat ..., 2-... vekili Avukat ... DAVA TARİHİ : 14.03.2018 HÜKÜM/KARAR : Davanın reddi/ İstinaf başvurusunun esastan reddi İLK DERECE MAHKEMESİ: ... 9. Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2018/94 E., 2019/182 K. Taraflar arasındaki tasarrufun iptali davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın reddine karar verilmiştir. Kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun esastan reddine karar verilmiştir. Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde; davacı banka ile dava dışı ... İnş. Nak Pel. Ür. Tur. San. ve Tic. Lld. Şti. arasında 20.03.2015 tarihli genel kredi sözleşmesi imzalandığını, davalı ...'ın ise söz konusu kredi sözleşmesine müşterek ve müteselsil kefil olduğunu, kullandırılan kredinin vadesinde ödenmemesi üzerine ... 3. İcra Müdürlüğü'nün 2016/1236 Esas sayılı dosyası ile icra takibi başlatıldığını, davalı borçlunun haczi kabil malı bulunamadığını, ancak adına kayıtlı ... İli,...ilçesi,...Mah. 1322 Ada, 8 Parsel, B Blok dördüncü kat 10 nolu bağımsız bölüm numaralı mesken nitelikli taşınmazını 10.11.2015 tarihinde tanıdığı olan diğer davalı ...'a gerçek değerinin çok altında olan 145.000,00 TL bedelle devrettiğini, davalılar arasında yapılan bu tasarrufun bağışlama niteliğinde olduğunu belirterek tasarrufun iptalini talep etmiştir. II. CEVAP Davalı ... vekili cevap dilekçesinde; takip borçlusu olan müvekkili hakkında aciz vesikası alınmadığını, müvekkilinin inşaat sektöründe faaliyet gösteren bir firmanın ortaklarından olduğunu, ticari faaliyeti gereği iş karşılığı aldığı taşınmazları ve konutları şirketin nakit ihtiyaçları için sattığını, iptali istenen tasarrufa ilişkin satış işleminin taşınmazın değerinin çok altında satıldığı iddiasının tamamen yersiz olduğunu belirterek davanın reddini savunmuştur. Davalı ... cevap dilekçesinde; kendisinin iş kazası geçirdiğini ve aldığı tazminatla dava konusu evi satın aldığını, davalı ... ile başka hiç bir ilgisinin ve alakasının olmadığını, herhangi bir ticari ilişkisinin de bulunmadığını belirterek davanın reddini savunmuştur. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; davalı ... ile diğer davalı ... arasında İİK'nın 278/3.maddesinin 1.bendinde belirtilen nitelikte bir akrabalık ilişkisi bulunmadığı, dava konusu taşınmazın satış tarihindeki gerçek değeri ile tapudaki satış değeri arasında fahiş bir fark olmadığı, davalı ...'ın taşınmazı satın alabilecek maddi ve ekonomik gücünün olduğu, davalılar arasında satış tarihinden öncesine dayalı ticari ve hukuki ilişki veya yakın arkadaşlık ilişkisi bulunduğu hususlarının da ispatlanamadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir. IV. İSTİNAF A. İstinaf Yoluna Başvuranlar İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur. B. İstinaf Sebepleri Davacı vekili istinaf dilekçesinde; davalı ...'ın iddiasını ispatlayamadığını, dinlenen tanık ... ve tanık ...'ın beyanları arasında çelişkiler bulunduğunu, davalı ...'ın sadece dava konusu taşınmazı değil yakın tarihlerde alacaklılarca konulacak hacizleri engellemek için birden fazla taşınmazını mal kaçırma kastı ile devrettiğini, davalı ... hakkında benzer mahiyette başka davaların da bulunduğu dikkate alındığında hayatın olağan akışı içerisinde bir şahsın bu kadar kısa aralıklarla çok sayıda taşınmazın devrini yapmasının mümkün olmadığını, takip konusu alacak miktarlarının 6.000.0000 TL civarında olup dava konusu taşınmazın tasarruf tarihindeki değerinin mahkemece yaptırılan bilirkişi incelemesi sonucunda düzenlenen rapor içeriğine göre 162.000,00 TL olarak belirlendiğini, söz konusu miktar üzerinden harç alınması gerektiğini belirterek yerel mahkeme kararının kaldırılmasını talep etmiştir. C. Gerekçe ve Sonuç Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; satım tarihi itibari ile belirlenen gerçek bedel ile tapuda belirtilen satış bedeli arasında misli fark bulunmadığı, davalı ...'ın geçirmiş olduğu iş kazası nedeni ile almış olduğu tazminatlar ile davaya konu taşınmazı satın aldığını belirttiği, davalılar arasında yakınlık, arkadaşlık, hısımlık olduğuna dair dosya kapsamında somut bir delil bulunmadığı, her ne kadar davacı vekilince tanık beyanları arasında çelişki olduğu belirtilerek istinaf itirazında bulunulmuş ise de, tanık beyanlarında işin esasına ilişkin çelişkilerin bulunmadığı, davalı borçlunun inşaat işi ile uğraşması nedeni ile nakit para ihtiyacı için taşınmaz satmasının hayatın olağan akışına uygun olduğu, söz konusu hususun alacaklılardan mal kaçırmak maksatlı yapıldığına dair tek başına delil niteliğinde bulunmadığı gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b,1 maddesi uyarınca esastan reddine karar verilmiştir. V. TEMYİZ A. Temyiz Yoluna Başvuranlar Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur. B. Temyiz Sebepleri Davacı vekili temyiz dilekçesinde; İlk Derece Mahkemesi kararına karşı yaptığı istinaf başvurusunda bildirdiği sebepler ile Bölge Adliye Mahkemesi kararının kaldırılarak İlk Derece Mahkemesi kararının bozulmasını istemiştir. C. Gerekçe 1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Uyuşmazlık, İİK 277 ve devamı maddelerine göre açılmış tasarrufun iptali istemine ilişkindir. 2. İlgili Hukuk 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (HMK) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri, 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu'nun (İİK) 277 ve devamı maddeleri. 3. Değerlendirme Bölge Adliye Mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun'un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür. Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davacı vekili tarafından temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir. VI. KARAR Açıklanan sebeple; Davacı vekilinin tüm temyiz itirazlarının reddi ile temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA, Aşağıda yazılı temyiz harcının temyiz eden davacıya yükletilmesine, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 25.03.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Atıf: Yargıtay 4. Hukuk Dairesi, E. 2021/22335, K. 2024/3013, T. 25.03.2024, www.arakarar.com/karar/yargitay-4-hukuk-dairesi-2021-22335-e-2024-3013-k-d0bda5c4c182