Yargıtay · 4. Hukuk Dairesi

Yargıtay 4. Hukuk Dairesi 2022/10686 E. 2023/10907 K.

Konu: Tasarrufun İptali

Mahkeme
Yargıtay
Daire
4. Hukuk Dairesi
Esas No
2022/10686
Karar No
2023/10907
Karar Tarihi
Konu
Tasarrufun İptali

İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 40. Hukuk Dairesi SAYISI : 2021/1041 E., 2022/947 K. HÜKÜM/KARAR : Red/ Kabul İLK DERECE MAHKEMESİ : Adalar Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2013/160 E., 2020/240 K. Taraflar arasındaki tasarrufun iptali davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın kabulüne karar verilmiştir. Kararın davalılar vekilleri tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvuruların esastan reddine karar verilmiştir. Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalılar vekili tarafından duruşma istemli temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, 17.10.2023 tarihinde duruşma yapılmasına ve duruşma gününün taraflara davetiye ile bildirilmesine karar verilmiştir. Belli edilen gün ve saatte davalı ... .... vekili Avukat ... ve davalı ... vekili Avukat ... ile davacı vekili Avukat.... geldiler. Davacı ve davalılar vekilinin sözlü açıklamaları dinlenildikten sonra işin incelenerek karara bağlanması için uygun görülen 17.10.2023 Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlenerek dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde; borçlu ... hakkında yapılan takibin sonuçsuz kaldığını, dava konusu taşınmazını 20.06.2011 tarihinde mal kaçırma amacı ile diğer davalı kızı ...'e devrettiğini, onun da 17.08.2012 tarihinde dava dışı ...'e devrettiğini belirterek, borçlu ile üçüncü kişi arasındaki tasarrufun iptali ile taşınmaz bedelinin davalı ...'ten tahsiline karar verilmesini talep etmiştir. II. CEVAP 1. Davalı ... vekili cevap dilekçesinde, dava konusu taşınmazın aslında müvekkili tarafından 144.050,00 USD ve 141.328,00 TL ödenerek satın alındığını, ancak eşinden boşanma aşamasında olduğundan ve eşinin edinilmiş mallardan pay isteyebileceği ihtimaline karşı, borçlu babası ile yaptığı inanç sözleşmesi gereği tapunun babası adına alındığını, boşanmanın kesinleşmesinden hemen sonra müvekkili adına devredildiğini, mal kaçırma amaçlarının olmadığını belirterek, davanın reddini istemiştir. 2. Davalı ... vekili cevap dilekçesinde, aynı yönde savunma yapmıştır. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile "..Davalı taraf inançlı sözleşmeye dayanmış olsalar da inançlı sözleşmeyi ispata yarar yazılı sözleşmenin bulunmadığı, şartlarının sağlanmadığı anlaşıldığından itibar edilmemiştir. Tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirildiğinde, davalıların baba-kız olduğu, davalı ...'ün babası ... hakkındaki icra takibini bilebilecek durumda olduğu, İİK 278.madde gereğince ivazlı olsa dahi bağışlama sayılacağı ve iptal edileceği, mahallinde yapılan keşif sonucunda taşınmazın tapuda devir bedeli ile gerçek değeri arasında fahiş farkın olduğu, satışların ihtiyadi haciz ve takiplere yakın dönemde yapıldığı İİK 277 ve devamı maddelerindeki şartların sağlandığı, üçüncü kişi ... taşınmazı elinden çıkarmış olduğundan İİK 283/2.maddesi gereğince nakden tazmine hükmedilmesi gerektiği kanaatine..." varıldığı gerekçesi ile davanın kabulüne 973.753,93 TL nin davalı ...'ten tahsili ile davacıya verilmesine karar verilmiştir. IV. İSTİNAF A. İstinaf Yoluna Başvuranlar İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalılar vekilleri istinaf başvurusunda bulunmuştur. B. İstinaf Sebepleri 1. Davalı ... vekili istinaf dilekçesinde, davacı banka alacağı 59.733,38 TL olmasına rağmen kararda yazılı miktar üzerinden tazminata hükmedilmesinin doğru olmadığını, davacının eldeki davayı açmakta hukuki yararının bulunmadığını, zira bir başka tasarrufun iptali dosyasında verilen iptal kararı uyarınca davacının alacağının tamamını tahsil edebilecek durumda olduğunu, kabule göre de davalılar arasındaki tasarruf inançlı işlemin ifası zımnında yapılmış olup, gerçekte müvekkiline ait olan taşınmazın davaya konu tasarruf işlemiyle birlikte kendisine iade edildiğini, taşınmazın rayiç piyasa değerinin belirlenmesine ilişkin düzenlenen bilirkişi raporlarının da hatalı olduğunu beyan ederek ilk derece mahkemesince verilen kararın kaldırılmasını ve davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. 2. Davalı ... vekili istinaf dilekçesinde, davacı banka alacağı 59.733,38 TL olmasına rağmen kararda yazılı miktar üzerinden tazminata hükmedilmesinin doğru olmadığını, davacının eldeki davayı açmakta hukuki yararının bulunmadığını, zira bir başka tasarrufun iptali dosyasında verilen iptal kararı uyarınca davacının alacağının tamamını tahsil edebilecek durumda olduğunu, kabule göre de davalılar arasındaki tasarruf, inançlı işlem mahiyetinde olup, gerçekte diğer davalı tarafa ait olan taşınmazın davaya konu tasarruf işlemiyle birlikte davalıya iade edildiğini, müvekkili ile kızı arasındaki işlemin nam-ı müstear inançlı işlem mahiyetinde olduğunu, bağış olarak nitelendirilmesinin mümkün olmadığını, inanç sözleşmesi gereği iade borcunun yerine getirildiğini, İstanbul 21. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2013/433 Esas sayılı tasarrufun iptali davası neticesi verilen kararın infazı tamamlanmadan eldeki davanın karara bağlanmasının da doğru olmadığını belirterek istinaf başvurusunda bulunmuştur. C. Gerekçe ve Sonuç Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile "..Davalı ... hakkında Bakırköy 16. İcra Müdürlüğünün 2012/18111 Esas sayılı takip dosyasının kesinleştiği, karar tarihinden sonra yapılan kapak hesabına göre dosya alacağının 1.255.434,51 TL olduğu, davacı banka tarafından davalı borçluya karşı açılan diğer bir tasarrufun iptali davasında icra takip dosya alacağının bir kısmı üzerinden iptal talebinde bulunulmuş olmasının, icra dosya borcunun o miktar üzerinden ikrar ve kabul edildiği anlamına gelmediği, icra dosya kapsamındaki bulunan tutanaklar ile özellikle 03.12.2012 tarihli haczi kabil malvarlığı bulunmadığına ilişkin haciz tutanağı kapsamında davalı borçlunun aciz halinin sabit olduğu, 20.06.2011 tarihinde yapılan devir işleminin haciz tarihinden geriye doğru 2 yıllık süre içerisinde yapıldığı, tarafların baba-kız oldukları, dolayısıyla İİK 278/III/1. maddesi yönünden tasarruf iptale tabi olduğu gibi bedeller arasındaki fahiş fark (973.753 TL rayiç piyasa değerindeki taşınmaz 204.000 TL'ye devredilmiştir) nedeniyle de sözü geçen yasa maddesinin 2. bendi uyarınca tasarrufun iptale tabi olduğu, yine davalı borçlunun aciz haline düşmesi sonucunu doğuracak şekilde maliki bulunduğu taşınmazı diğer davalı tarafa devretmiş olmasının, mal kaçırmak kastıyla hareket ettiğini göstermekte olduğu, bu durumun da diğer davalı tarafından bilinebilecek olduğu karşısında tasarrufun İİK 280. maddesi yönünden dahi iptale tabi olduğu, her ne kadar dava konusu taşınmazın sicilde maliki olarak gözüken davalı borçlunun gerçek malik olmayıp nam-ı müsteara dayalı olarak taşınmazı elinde bulundurduğu ve yapılan tasarruf işleminin aslında taşınmazın gerçek malikine iade edilmesinden ibaret olduğu savunulmuş ise de, dürüstlük kuralının bir sonucu olarak davalıların kendi muvazaalarına dayalı olarak 3. kişilere karşı hak iddiasında bulunamayacakları yönündeki temel hukuk ilkesi uyarınca bu savunmanın 3. kişi konumundaki davacıya karşı ileri sürülmesinin mümkün olmadığı, kaldı ki buna ilişkin savunmanın da davacı tarafı bağlayacak şekilde ispat edilemediği ve dosya borcu rızaen ödenerek kapatılmadıkça tasarrufun iptali davalarında verilen kararların, infaz aşamasında gözetileceği, dolayısıyla bir başka tasarrufun iptali davasında verilen kararın kesinleşmesi ve infazı beklenilmeden karar verilmiş olmasında usule aykırılık bulunmamaktadır. Bu durumda yapılan yargılamaya, toplanan delillere, dosya içeriğine, hükmün dayandığı yasal ve hukuksal gerekçeye, delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına ve yazılı şekilde karar verilmiş olması doğru olduğu ..." gerekçesi ile davalılar vekillerinin istinaf istemlerinin reddine karar verilmiştir. V. TEMYİZ A. Temyiz Yoluna Başvuranlar Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalılar vekilleri temyiz isteminde bulunmuştur. B. Temyiz Sebepleri 1. Davalı ... vekili temyiz dilekçesinde, sunulan belgelerin yazılı delil başlangıcı niteliğinde olduğunu, dinlenen tanık beyanları ile bunun teyid edildiğini , böylece inanç sözleşmesinin varlığının ispatlandığını belirterek istinaf dilekçesindeki itirazlarını yenilemiştir. 2. Davalı ... vekili temyiz dilekçesinde, istinaf dilekçesindeki itirazlarını yenilemiştir. C. Gerekçe 1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Uyuşmazlık, İİK'nın 277 ve devamı maddelerine dayalı olarak açılan tasarrufun iptali istemine ilişkindir. 2. İlgili Hukuk 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri, 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu'nun 277, 278, 279, 280, 281, 282, 283 ve 284 üncü maddeleri. 3. Değerlendirme Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun'un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür. Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere, davalı üçüncü kişinin , taşınmazın satın alındığı ...'ya ödeme yaptığına ilişkin bir belge sunmamış olmasına, sunduğu belgelerin inanç sözleşmesinin ispatı yönünde yazılı delil başlangıcı olarak kabulünün mümkün bulunmamasına, dosya borcunun 12.07.2019 tarihi itibari ile 6.030.958,92 TL ye ulaşmış olmasına göre usul ve kanuna uygun olup davalılar vekilleri tarafından temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir. VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; Davalılar vekillerinin tüm temyiz itirazlarının reddi ile temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA, 17.100,00 TL vekalet ücretinin davalılardan alınarak duruşmada vekille temsil olunan davacıya verilmesine, Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz eden davalılara yükletilmesine, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,17.10.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Atıf: Yargıtay 4. Hukuk Dairesi, E. 2022/10686, K. 2023/10907, T. 17.10.2023, www.arakarar.com/karar/yargitay-4-hukuk-dairesi-2022-10686-e-2023-10907-k-eb65cf728670