Yargıtay · 4. Hukuk Dairesi
Yargıtay 4. Hukuk Dairesi 2021/1881 E. 2023/10922 K.
Konu: Tasarrufun İptali
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 4. Hukuk Dairesi
- Esas No
- 2021/1881
- Karar No
- 2023/10922
- Karar Tarihi
- Konu
- Tasarrufun İptali
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2015/18 E., 2016/117 K. HÜKÜM/KARAR : Davanın Reddi Taraflar arasındaki tasarrufun iptali davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın reddine karar verilmiştir. Kula Asliye Hukuk Mahkemesi kararı; davacı vekili tarafından duruşma istemli temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, 18.06.2019 tarihinde duruşma yapılmasına ve duruşma gününün taraflara davetiye ile bildirilmesine karar verilmiştir. Belli edilen gün ve saatte davacı vekili Av. ... ile davalı ... ve ... vekili Av. ... geldiler. Diğer davalılar adına gelen olmadı. Taraflar vekillerinin sözlü açıklamaları dinlenildikten sonra eksiklik nedeni ile geri çevrilen dosya eksik hususlar tamamlanarak tekrar gelmekle işin incelenerek karara bağlanması için uygun görülen 18.10.2023 gününde Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacı vekili asıl dava dilekçesinde ; Türk Borçlar Kanunu'nun (TBK) 27 ve İcra İflas Kanunu'nun (İİK) 277 nci maddeleri gereğince; davalı borçlu ... şirketi ile başlayıp silsile olarak birbirini takip eden devirler ile dava konusu Manisa İli, Kula İlçesi, 905 ada, 1-2-3-4 parsel sayılı gayrımenkullerin devrinin ...'in adına devredilmesi gerekirken, ...'in gösterdiği kişiler adına kaydı yapılarak namı müstear a dayalı muvazaalı işlemlerin yapılmış olması sebebi ile işlemlerin iptali ile dava konusu gayrımenkullerin dava dışı şahsa devredildiğinin tespit edilmiş olması sebebi ile İİK'nın 283/2 nci gereğince taşınmazların devir tarihindeki değeri üzerinden tazminata hükmedilmesini, müvekkilin alacaklı olduğu Kula İcra Müdürlüğü'nün 2014/1184, 1185,1187 E sayılı dosyalardan tahsili isteminden ibarettir. Birleşen Kula Asliye Hukuk Mahkemesi'nin 2015/37 E sayılı (davacı tarafından davalı ... Şirketi, ..., ... aleyhine açılan) dava dosyasında davacı tarafından dava konusu Manisa ili Kula ilçesi Kenan Evren mahallesi 904 ada 1 parsel sayılı taşınmazların devrine ilişkin davalı ... - Tevfik ve Mehmet Halit arasında gerçekleşen işlemlerin iptaline, taşınmazların halen davalı ... malikliğinde olduğundan İİK'nun 283/1 nci maddesi uyarınca kula İcra Müdürülğünün 2014/1184-1185-1187 sayılı dosyalarda alacağının tüm ferilerine şamil olmak üzere tarafına dava konusu taşınmazın cebri icra yoluyla satışı için yetkisi tanınmasına karar verilmesi talep ve dava edilmiştir. Birleşen Kula Asliye Hukuk Mahkemesi'nin 2015/237 E sayılı dava dosyasında (davacı tarafından davalı ..., ... aleyhine); müvekkilinin borçlu ...'den alacaklı olduğunu, Kula İcra Müdürlüğü'nün 2014/1184 ve 2014/1186 sayılı dosyaları ile icra takibi başlattığını, takibin kesinleştiğini, borçlunun aciz halinde olduğunu, adına kayıtlı gayrımenkullerin kardeşi olan ... e devredildiğinin tespit edildiğini, beyan ederek davalılar arasındaki tasarrufun iptalini talep ve dava etmiştir. Birleşen Kula Asliye Hukuk Mahkemesinin 2015/371 E sayılı dava dosyasında alacaklı ... tarafından davalı ... Beton Şirketi ve ... aleyhine dava açtığı, davalı borçlunun adına kayıtlı Manisa ili Kula ilçesi Kızılkaya mahallesi 1123 ada 1-2-3-4-5-6-7-8-9-10-11-12 parsel sayılı taşınmazlarını mal kaçırma gayesi ile ...'a devredildiğinin tespit edildiğini beyan ederek davalılar arasındaki tasarrufların iptaline, Kula İcra Müdürlüğünün 2014/1184 , 1185 ve 1187 sayılı icra dosyalarına şamil olmak üzere cebri icra yetkisi verilmesine, gayrımenkullerin elden çıkartılması halinde İİK 283/2 gereğince tazminata hükmedilmesine karar verilmesi talep ve dava edilmiştir. II. CEVAP Asıl dosyada; davalılar ... ve Ahmet Ertan vekili; cevap dilekçesinde davanın reddini savunmuşlar, diğer davalılara usulüne uygun tebligat gönderilmesine rağmen davaya cevap vermedikleri görülmüştür. III. İLK DERECE MAHKEME KARARI Mahkemenin 06.04.2016 tarih, 2015/18 E- 2016/117 K. sayılı kararı ile; Taşınmaz satış vaadi sözleşmelerinin noter huzurunda düzenlenmeleri gerektiği,bu şekle uyulmaksızın yapılan sözleşmelerin geçersiz olacağı, dava konusu taşınmaz satış vaadi sözleşmesinin 19.09.2013 tarihinde yapılmasına rağmen, sözleşmede taşınmaz devir ve satışlarının 17.09.2013 tarihinde yapılacağının belirtilmiş olduğu, bu hali ile de konusunun imkansız olduğunun anlaşıldığı, 17.09.2013 tarihinde taşınmazlarını satması için davacı ve dava dışı arsa maliklerinin davalı borçlu şirket yetkilisi dava dışı ...'a vekaletname verilmesinin edimleri ifa ettiği anlamına gelmeyeeği, alıcının satış vaadi sözleşmesindeki satış bedelini ödeme borcunun, ancak satış vaadi sözleşmesine uygun şekilde satış sözleşmesi yapılıp taşınmazın alıcıya devredildiği durumlarda doğacağı, geçersiz satış vaadi sözleşmesinde, satma vaadinde bulunanların edimlerini aynen ifa etmediği bu sebeple de alıcının satış bedelini ödeme borcu doğmadığı itirazı hakkın kötüye kullanımı sayılamayacağı, ... Şirketi'nin satış vaadi sözleşmesindeki taşınmazların tamamı kendisine devredilmediği halde, almadığı taşınmazların da parasının kendisinden istenmesine tepkisiz kalması, ihtiyati haciz kararı kendisine daha uygulanırken teminatın iadesine de muvafakat etmesi; taşınmazdaki diğer hissedarların davacı ile aynı iddialarda bulunmamış olması; davacının vekaletnameye aykırı davrandığını iddia ettiği dava dışı ... ve taşınmazı hileli yollarla aldığını iddia ettiği ... Şirketi hakkında savcılığa şikayette bulunmaması, ... Şirketi ile dava dışı ... arasında namı müstear a ait anlaşma olduğuna dair somut delil sunamaması, sözleşmede kefil olarak sorumlu olanların üzerine sorumlulukları miktarınca gitmemesi, sözleşme alacağı kadar yalnızca ... Şirketi üzerine gitmesi, olağandışı durum ve davranışlarını gözardı etmeye çalışması ve aksini iddia ve ispat etmemesi birlikte değerlendirildiğinde, borçlu ... Şirketi ile davacı'nın dava dışı ...'ün davacı'ya vekalet sözleşmesinden doğan borcunu 3. kişilerden tahsil edebilmek için danışıklı hareket ettikleri kanaatine ulaşılarak, davacının davalı borçlu ... Şirketinden gerçek bir alacağının olmadığı anlaşılmıştır. Davalı ... Şirketi mal kaçırma gayesinde olsa idi, sözleşme konusu taşınmazlardan Manisa ili Kula İlçesi 904 ada 1 parsel sayılı taşınmazı 9/10/2013 tarihinde kendi üzerine aldığının da anlaşılmış olmasına göre kötü niyet de ispat edilememiştir. ... ile Halil Erkan’ın Manisa ili Kula İlçesi 905 ada 1-2-3-4 parsel sayılı taşınmazlarla ilgili sözleşmeleri kendi adına ama ... Şirketi hesabına yaptığı iddia edilmiş ise de, bunların taşınmazı satıcı vekili ...'ten almış olmaları, ... ile ... Şirketi arasında el ve iş birliği iradesinin olmadığının anlaşılması, taşınmazların halen dava dışı Hüseyin Dursun adına kayıtlı olması, dava dilekçesinde bu durumun belirtilmesine rağmen bu kişiye dava açılmamış olması, taşınmazların bedelinin ... Şirketi’ne geçtiğinin iddia ve ispat edilmemesi nedeniyle, davacının bu taşınmazla ilgili ...'e yaptığı ödemeye ilişkin belge sunması nedeniyle, ... ile Halil Erkan’ın sözleşmeyi kendi adına ama ... Şirketi hesabına yaptığı iddiası da kabul edilmemiştir. Tapu değerinin düşük gösterilmesi tek başına iptal nedeni değildir. Öncelikle, borçlunun mal kaçırma amacının olması ve bunun da 3. kişi tarafından bilinmesi gerekir. ... Şirketi'nin üzerine taşınmaz geçirmesi nedeniyle, davacının iddiasının aksine, ... Şirketi'nin mal kaçırma kastının olmadığı anlaşılmıştır. ... Şirketi tarafından davacının da hissedarı olduğu Manisa ili, Kula İlçesi, Kenan Evren Mahallesi 905 ada 1-2-3-4 parsel sayılı taşınmazın satın alınmadığı, bu taşınmazın usulüne uygulanmış vekaletname ile davacıdan ... ile ...'nun satın aldığı ve satışa vekillik eden ... ile ... Şirketi arasında anlaşma olmadığının anlaşılması nedeniyle, 09.10.2013 tarihinde satın aldığı Manisa ili, Kula İlçesi, Kenan Evren Mahallesi 904 ada 1 parsel sayılı taşınmazın resmi senedinde de satış bedelinin nakden ve tamamen ödendiği yazılı olması nedeniyle, ... Şirketi'nin dava konusu taşınmazlarla ilgili davacıya borcu bulunmadığı anlaşılmıştır. Satış vaadi sözleşmesinin konusunun imkansız olması ve sözleşmenin de geçersiz şekilde yapılması nedeniyle sözleşmenin hükümsüz olduğu, ... Şirketi ile ...'ün işbirliği içinde hareket etmedikleri, davacının da içinde bulunduğu taşınmaz maliklerinin satış vaadi sözleşmesinden doğan yükümlülüklerini aynen ifa etmedikleri, davacının semen alacağı doğmadığı, bu nedenle semen alacağı talep edilen Kula İcra Müdürlüğü'nün 2014/1184, 2014/1185, 2014/1186 ve 2014/1187 sayılı dosyalardaki alacakların davacının gerçek alacağı olmadığı, davacının vekalet sözleşmesinden doğan alacağını ... Şirketi dışındaki 3.kişilerden tahsilini mümkün kılmak için ... Şirketi ile danışıklı olarak icra takiplerini başlattığı anlaşıldığından, Kula İcra Müdürlüğü'nün 2014/1184, 2014/1185, 2014/1186 ve 2014/1187 sayılı dosyalardaki alacaklar nedeniyle açılmış olan tasarrufun iptali davalarının reddine karar verildiği anlaşılmıştır. V. TEMYİZ A. Temyiz Yoluna Başvuranlar Mahkemenin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili tarafından temyiz başvurusunda bulunulmuştur. B. Temyiz Sebepleri Davacı vekili temyiz dilekçesinde; davalı ... firması yetkilisi ve ortakları hakkında Kula Cumhuriyet Başsavcılığının 2014/1539 ve 2014/1225 soruşturma numara ile şikayette bulunulduğu, müvekkil tarafından başlatılan tüm takiplerin kesinleştiği, davalı borçlular tarafından takiplere itiraz da edilmediği, alacağın gerçek bir alacak olduğu, davalıların bu yönde de itirazda bulunmadığı, mahkemenin bu hususu resen araştıramayacağı, dava şartları yönünden herşeyin tam olduğu, davalı ... Şirketi lehine namı müsteara dayalı işlemlerin yapıldığı, müvekkilin herhangi bir tahsilat yapamadığını beyan ederek kararın bozulmasını talep etmiştir. C. Gerekçe 1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Dosya içeriğine ve kapsamına göre taraflar arasındaki uyuşmazlık, asıl dava yönünden davalılar arasındaki işlemlerin namı müsteara dayalı olduğu bu sebeple iptale karar verilmesi gerektiği, birleşen davalar yönünden ise davalılar arasındaki tasarrufların iptali istemine ilişkindir. 2. İlgili Hukuk 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu'nun 277 ve devamı maddeleri. 3. Değerlendirme 1. Nam-ı müstear, adını herhangi bir nedenle gizli tutmak isteyen bir kişinin, sözleşmeyi kendi hesabına, başka bir kişiye yaptırmasıdır. Alacaklıdan mal kaçırmak isteyen borçlunun kendi adını gizli tutarak hukuki işlemi kendi hesabına, başka bir kişiye yaptırmasıdır. Bu tür işlemlerde amaç alacaklılardan mal kaçırma olduğundan alacağın bu muvazaalı işlemin yapıldığı tarihten önce doğmuş olması gerekir. Somut olayda; 19.09.2013 tarihli taşınmaz satış vaadi sözleşmesine göre; dava konusu edilen Manisa İli, Kula İlçesi, Kenan Evren Mahallesi, 905 ada 1-2-3-4 parsel sayılı taşınmazlarda 3/8 hisseye sahip davacı, dava dışı arsa malikler ve ... adına vekaleten iş yapan dava dışı ...'a yetki verilerek 20.09.2013 tarihinde söz konusu gayrımenkullerin davalı ... Şirketine devredileceği yönünde anlaşma yaptıkları, dava dışı ...'ün söz konusu vekaletnameye aykırı davranarak dava konusu gayrımenkulün 1/2 hissesinin ...'a, diğer 1/2 hissesinin de ...'na devrettiğinin tespit edildiğini, dava dışı ...'ün bu işlemleri davalı borçlu ... Şirketi adına yaptığı iddia edilmiştir. Her ne kadar asıl dava yönünden nam-ı müstear iddiası olmuş olsa da davacı ile davalı ... arasında yazılı sözleşme olmadığı, davacı tarafından dosyaya ibraz edilen adi nitelikteki satış vaadi sözleşmesinde de dava konusu gayrımenkulün davalı borçlu ... Şirketine devredileceğinin veya onun göstereceği 3. kişiler adına tescil yapılacağının da belirtilmemiş olmasına, dava konusu gayrımenkulün de sonrasında da davalı borçlu ... Şirketi adına tescil edilmemiş olmasına, İİK 277 ve devamı maddelerinin asıl dava yönünden de uygulanamayacağının anlaşılmış olmasına göre asıl dava yönünden verilen kararın doğru olması sebebi ile davacının aşağıdaki bent haricindeki temyiz itirazlarının reddine karar verilmiştir. 2.Tasarrufun iptali davalarında amaç, borçlunun haciz yada iflasından önce yaptığı ve aslında geçerli olan bazı tasarrufların geçersiz ya da "iyiniyet kurallarına aykırılık"nedeniyle alacaklıya karşı sonuçsuz kalmasını ve dolayısıyla o mal üzerinden cebri icraya devamla alacağın tahsilini sağlamaktır. Davacı, iptal davası sabit olduğu takdirde, tasarruf konusu mal üzerinde cebri icra yolu ile hakkını almak yetkisini elde eder ve tasarruf konusu taşınmaz mal ise, davalı üçüncü şahıs üzerindeki kaydın düzeltilmesine gerek olmadan o taşınmazın haciz ve satışını isteyebilir (İİK.md.283/1). Bu yasal nedenle iptal davası, alacaklıya alacağını tahsil olanağını sağlayan, nispi nitelikte, yasadan doğan bir dava olup; tasarrufa konu malların aynı ile ilgili değildir. Bu tür davaların dinlenebilmesi için, davacının borçludaki alacağının gerçek olması, borçlu hakkındaki icra takibinin kesinleşmiş olması, iptali istenen tasarrufun takip konusu borçtan sonra yapılmış olması ve borçlu hakkında alınmış kesin veya geçici aciz belgesinin (İİK.nun 277 md) bulunması gerekir. Bu ön koşulların bulunması halinde ise İİK'nun 278, 279 ve 280 inci maddelerinde yazılı iptal şartlarının bulunup bulunmadığı araştırılmalıdır. Özellikle İİK'nun 278.maddesinde akdin yapıldığı sırada kendi verdiği şeyin değerine göre borçlunun ivaz olarak pek aşağı bir fiyat kabul ettiği ve yasanın bağışlama hükmünde olarak iptale tâbi tuttuğu tasarrufların iptali gerektiğinden mahkemece ivazlar arasında fark bulunup bulunmadığı incelenmelidir. Aynı maddede sayılan akrabalık derecesi vs. araştırılmalıdır. Keza İİK'nun 280 inci maddesinde malvarlığı borçlarına yetmeyen bir borçlunun alacaklılarına zarar vermek kastıyla yaptığı tüm işlemler, borçlunun içinde bulunduğu mali durumu ve zarar verme kastının işlemin diğer tarafınca bilindiği veya bilinmesini gerektiren açık emarelerin bulunduğu hallerde tasarrufun iptal edileceği hususu düzenlendiğinden yapılan işlemde mal kaçırma kastı irdelenmelidir. Öte yandan İİK.nun 279. maddesinde de iptal nedenleri sayılmış olup bu maddede yazılan iptal nedenlerinin gerçekleşip gerçekleşmediği de takdir olunmalıdır. her ne kadar davanın dayanağı olan adi nitelikteki satım vaadi sözleşmesinin geçerlilik şekil şartlarına uygun yapılmamış olmasına göre geçersiz olduğu kabul edilmişse de; davanın dayanağı olan icra dosyalarına davalı borçluların itiraz etmediği, takipler aleyhine yasal yollara da başvurulmadığı, takiplerin borçlular aleyhine kesinleştiği görülmüştür. Birleşen dosyalar yönünden yapılan incelemede her ne kadar icra dosyalarının dayanağı olduğu iddia edilen 19.09.2013 tarihli adi nitelikteki gayrımenkul satış vaadi sözleşmesi şekil olarak geçersiz olarak kabul edilmişse de; davanın dayanağı olan icra dosyalarının itiraz edilmeksizin kesinleştiği, davalı borçlular tarafından menfi tespit davalarının da açılmadığı anlaşılmış olmasına göre; Bu durumda kesinleşen takiplerin olduğu da gözönüne alınarak; İİK 277,279 ve 280 maddeleri hükümde tartışılarak sonucuna göre karar verilmesi gerekirken eksik incelemeye dayalı olarak karar verilmesi doğru görülmemiştir. VI. KARAR 1. Değerlendirme bölümünün (1) nolu bendinde açıklanan nedenlerle davacı vekilinin sair temyiz itirazlarının REDDİNE, 2. Değerlendirme bölümünün (2) nolu bendinde açıklanan nedenlerle davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA, 2.037,00 TL vekalet ücretinin davalılardan alınarak duruşmada vekille temsil olunan davacıya verilmesine, Peşin alınan temyiz harcının istek hâlinde davacıya iadesine, Dosyanın kararı veren Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 18.10.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.