Yargıtay · 4. Hukuk Dairesi

Yargıtay 4. Hukuk Dairesi 2023/3318 E. 2023/11275 K.

Mahkeme
Yargıtay
Daire
4. Hukuk Dairesi
Esas No
2023/3318
Karar No
2023/11275
Karar Tarihi

İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2019/221 E., 2022/414 K. HÜKÜM/KARAR : Red Taraflar arasında İlk Derece Mahkemesinde görülen muvazaalı işlemin iptali davasında verilen karar hakkında yapılan temyiz incelemesi sonucunda, Dairece mahkeme kararının bozulmasına karar verilmiştir. Mahkemece bozmaya uyularak yeniden yapılan yargılama sonucunda; davanın reddine karar verilmiştir. Mahkeme kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde; davalı borçlu Verim Plastik İhtiyaç Maddeleri Dağıtım A.Ş. hakkında takip yapıldığını, takibin semeresiz kaldığını, borçlunun fabrika binasının bulunduğu dava konusu taşınmazı 11.09.2008 tarihinde davalı şirkete devrettiğini, bu şirketinde 21.06.2010 tarihinde dava dışı şirkete sattığını belirterek bu muvazaalı satışların iptalini talep etmiştir. II. CEVAP Davalılar vekilleri, davanın reddini talep etmiştir. III. MAHKEME KARARI (I) Mahkemenin 23.06.2016 tarihli ve 2015/496 Esas, 2016/124 Karar sayılı kararıyla; emsal İzmir 4. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2013/332 Esas, 2014/99 Karar sayılı dosyasında, dava konusu taşınmazla ilgili olarak tasarrufun iptaline karar verildiği ve Yargıtay 17. Hukuk Dairesi'nin 16.09.2014 tarih ve 2014/14435- 11810 sayılı kararıyla onandığı, aynı taşınmaz ve aynı davalılar yönünden kesin delil teşkil ettiğinden bahisle davanın kabulü ile taşınmazın üçüncü kişinin elinden çıktığından icra dosyasındaki alacağın davalı üçüncü kişiden tahsiline karar verilmiştir. IV. TEMYİZ Mahkemenin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı ...Ş. vekili temyiz başvurusunda bulunmuştur. V. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ A. Bozma Kararı 1. Mahkemenin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içindedavalı ...Ş. vekili temyiz isteminde bulunmuştur. 2. Yargıtay (Kapatılan) 17.Hukuk Dairesinin 02.04.2019 tarihli ve 2015/496 Esas, 2016/124 Karar sayılı ilâmı ile; "...Somut olayda, dava dilekçesindeki ileri sürüşe ve yargılama sırasındaki sözlü ve yazılı açıklamalara göre dava niteliği itibarıyla BK'nun 19. maddesine dayalı olarak açılan muvazaalı işlemin iptali istemine ilişkindir. Yüzeysel bakıldığında iptal davaları ile muvazaa davaları arasında bir benzerlik görülmekte ise de bu benzerlik her iki davanın güttüğü amaçtan öte gitmemektedir. İİK'nun 277. maddesinde sözü edilen iptal davaları borçlu tarafından geçerli olarak yapılmış bazı tasarrufların hükümsüz kılınması için açılır. Oysa muvazaa davası borçlunun yaptığı tasarrufi işlemlerin gerçekte hiç yapılmamış olduğunu tesbit ettirmeyi amaçlar. Kural olarak muvazaa nedeniyle hakları ihlal olunan ve zarar gören 3. kişiler tek taraflı veya çok taraflı hukuki işlemlerin geçersizliğini ileri sürebilirler. 3. kişinin danışıklı işlem ile hakkının zarar gördüğünün benimsenebilmesi için onun danışıklı işlemde bulunandan bir alacağının var olması ve bu alacağın ödenmesinin önlemek amacıyla danışıklı bir işlem yapılması gerekir. Davacının bu davadaki amacı alacağını tahsil edebilmek için muvazaa nedeniyle temelde geçersiz olan işlemin hükümsüzlüğünü sağlamaktır. Muvazaaya dayalı davalarda davacının icra takibine geçmesi ve aciz belgesi almasına gerek yoktur. Çünkü yukarıda açıklandığı gibi İİK 277 ve izleyen maddelerinde iptal davasına konu tasarruflar özünde geçerli olmasına rağmen kanunun icra hukuku yönünden iptaline imkan verdiği tasarruflardır. Muvazaaya dayalı iptal davasında ise davacı muvazaalı işlemle kendisinin zararlandırıldığını ileri sürmektedir. İİK 277 ve izleyen maddelerinde düzenlenen iptal davası açma hakkı davacının genel hükümlere,muvazaaya dayanarak dava açmasına engel değildir. Davacının iddiasını kanıtlaması halinde iddianın taşınmazın aynına ilişkin olmadığı, alacağın tahsiline yönelik bulunduğu da gözetilerek İİK 283/1,2 maddesi kıyasen uygulanarak iptal ve tescile gerek olmaksızın davacının taşınmazların haciz ve satışını isteyebilmesi yönünden hüküm kurulması gerekecektir. Bu madde sadece davacıya haciz ve satış isteme yetkisinin kıyasen uygulanması olup üçüncü kişinin tazminatla sorumlu olacağı anlamına da gelmemelidir. Bu nedenlerle mahkemenin davayı BK'nun 19. maddesindeki muvazaalı işlemin iptali olarak nitelemesi gerekirken, yazılı şekilde nitelemesi usul ve yasaya aykırı olmuştur. Dava konusu taşınmaz davalı borçlu şirket tarafından 11.09.2008 tarihinde davalı ...Ş.'ne devredilmiş, o da 21.06.2010 tarihinde dava dışı Verimli Plastik Film Enerji San. ve Tic. A.Ş.'ne devretmiştir. Bu taşınmaz ile ilgili satışın iptaline karar verilmesi için taşınmazı devir silsilesi içindeki tüm satışların muvazaalı olduğunun ispatlanması gerekir. Bu halde ise davalı ...Ş.'den taşınmazı devir alan dava dışı Verimli Plastik Film Enerji San. ve Tic. A.Ş.'nin de davaya dahil edilerek, taraf delilleri toplanarak oluşacak sonuca göre karar verilmesi gerekirken bu hususun göz ardı edilmesi de isabetsiz olmuştur. Kabule göre ise; a- İİK’nun 277 ve devamı maddelerine göre davanın en geç tasarrufun gerçekleştiği tarihten itibaren 5 yıl içinde açılması gerekir. (İİK’nun 280-1) Somut olayda ilk tasarruf 11.09.2008 tarihinde gerçekleştiği halde dava 20.04.2015 tarihinde 5 yıllık süreden sonra açılmıştır. b- Tasarrufun iptali davasının görülebilmesi için davacı alacaklı elinde geçici veye kesin aciz belgesi olması gerekirken, borçlu adresinde yapılmış bir haciz de bulunmamaktadır. c- İİK’nun 283./2 maddesi gereğince davanın bedele dönüşmesi halinde, üçüncü kişinin malı elinden çıkardığı tarihteki malın değeri ile takip konusu alacak ve ferilerini geçmeyecek şekilde sorumlu olması gerekirken böyle bir tesbit yapılmadan takip konusu alacağın üçüncü kişiden tahsiline karar verilmesi de hatalıdır." gerekçesi ile kararın bozulmasına karar verilmiştir. B. Mahkemece Bozmaya Uyularak Verilen Karar Mahkemenin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile anılan dairenin bozma ilâmına uyularak yapılan yargılama sonunda; dava konusu taşınmazın davalı borçlu şirket tarafından 11.09.2008 tarihinde davalı ...Ş.'ne devredildiği, onun da 21.06.2010 tarihinde dahili davalı Verimli Plastik Film Enerji San. ve Tic. A.Ş.'ne devrettiği, bu taşınmaz ile ilgili satışın iptaline karar verilmesi için taşınmazı devir silsilesi içindeki tüm satışların muvazaalı olduğunun ispatlanması gerekli olduğu 21.06.2010 tarihli satış bedellerinin banka aracılığıyla ödendiği ve bu ödemelerin ticari defter ve kayıtlara işlendiğinin tespit edildiğinin görüldüğü, tüm satışların muvazaalı olduğu ispat edilemediğinden davanın reddine karar verilmiştir. VI. TEMYİZ A. Temyiz Yoluna Başvuranlar Mahkemenin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur. B. Temyiz Sebepleri Davacı vekili temyiz dilekçesinde; borçlu ve üçüncü kişi şirket arasında muvazaanın olduğu netleştiğini, dördüncü kişinin muvazaalı işleminin bulunmadığını, ilk satışta muvazaanın olmasının yeterli olduğunu belirterek, mahkeme kararının bozulmasını istemiştir. C. Gerekçe 1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Dosya içeriğine, bozmanın mahiyeti ve kapsamına göre uyuşmazlık, 818 sayılı Borçlar Kanunu'nun 18 inci maddesi gereğince açılmış muvazaalı işlemin iptaline ilişkindir. 2. İlgili Hukuk 1. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunun'un (6100 sayılı Kanun) geçici 3 üncü maddesinin ikinci fıkrası atfıyla uygulanmasına devam olunan mülga 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunun'un (1086 sayılı Kanun) 428 inci maddesi, 438 inci maddesinin yedi, sekiz ve dokuzuncu fıkraları ile 439 uncu maddesinin ikinci fıkrası. 2. 818 sayılı Borçlar Kanunu'nun 18 inci maddesi. 3. Değerlendirme 1. Temyiz olunan nihai kararların bozulması 6100 sayılı Kanun'un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür. 2. Temyizen incelenen Mahkeme kararının bozmaya uygun olduğu, kararda ve kararın gerekçesinde hukuk kurallarının somut olaya uygulanmasında bir isabetsizlik bulunmadığı, bozmaya uyulmakla karşı taraf yararına kazanılmış hak durumunu oluşturan yönlerin ise yeniden incelenmesinin hukukça mümkün olmadığı, dava konusu taşınmazın dördüncü kişiye devrinin 21.06.2010 tarihinde yapıldığı davanın ise bu tarihten sonra 02.12.2015 tarihinde açılmış olması nedeniyle HMK'nın 125. maddesinin ve İİK'nın283/2.maddesinin kıyasen uygulanmasının mümkün olmamasına göre; temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir. VII. KARAR Açıklanan sebeple; Davacı vekilinin yerinde görülmeyen tüm temyiz itirazlarının reddi ile usul ve kanuna uygun olan kararın ONANMASINA, Aşağıda dökümü yazılı 179.90 TL temyiz peşin harcının onama harcına mahsubuna, Dosyanın mahkemesine gönderilmesine,24.10.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Atıf: Yargıtay 4. Hukuk Dairesi, E. 2023/3318, K. 2023/11275, T. 24.10.2023, www.arakarar.com/karar/yargitay-4-hukuk-dairesi-2023-3318-e-2023-11275-k-3c7c28083dd3