Yargıtay · 4. Hukuk Dairesi

Yargıtay 4. Hukuk Dairesi 2023/5586 E. 2024/1487 K.

Mahkeme
Yargıtay
Daire
4. Hukuk Dairesi
Esas No
2023/5586
Karar No
2024/1487
Karar Tarihi

MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi EK KARAR TARİHİ : 22.11.2022 SAYISI : 2021/455 E., 2022/363 K. DAVALILAR : 1-... vekili Avukat ... 2-... DAVA TARİHİ : 12.11.2013 HÜKÜM/KARAR : Davanın Reddi/ Temyiz Etmemiş Sayılmasına Taraflar arasında görülen tasarrufun iptali davasında verilen karar hakkında yapılan temyiz incelemesi sonucunda, Yargıtay (Kapatılan) 17. Hukuk Dairesince Mahkeme kararının bozulmasına karar verilmiştir. Mahkemece bozmaya uyularak yeniden yapılan yargılama sonucunda; davanın reddine karar verilmiştir. Mahkeme kararı davacı vekili tarafından duruşma istemli temyiz edilmiştir. Mahkemece 22.11.2022 tarihli ek karar ile temyiz yoluna başvurma harcının yatırıldığı, karar harcının ve gider avansının ödenmediği gerekçesiyle davacı vekilinin temyiz başvurusunun yapılmamış sayılmasına karar verilmiştir. Ek karar davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, ek karara yönelik temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra, dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: Temyiz harç ve giderlerinin eksik ödendiğinin anlaşılması halinde muhtıra gönderilerek kararı veren Hâkim veya Mahkeme Başkanı tarafından bir haftalık kesin süre içinde harç ve giderin tamamlanması, aksi halde temyizden vazgeçmiş sayılacağı hususu temyiz edene yazılı olarak bildirilir. Verilen süre içinde harç ve giderler tamamlanmadığı takdirde, mahkeme, kararın temyiz edilmemiş sayılmasına karar verir. Hâkim veya Mahkeme Başkanı tarafından “temyiz harç ve giderlerinin tamamlanması için bir haftalık kesin süre” verilmesi ve ayrıca yazılı olarak “aksi halde temyizden vazgeçmiş sayılacağı” hususunun bildirilmesi gerekmektedir. Bu nedenle muhtırada Hâkim veya Mahkeme Başkanı’nın sicili ve imzası bulunmalıdır. Muhtıra Hâkim veya Mahkeme Başkanı tarafından imzalanmadan verilmişse, dolayısıyla da Hâkim tarafından usulünce düzenlenmiş muhtıra yoksa geçerli bir bildirimin yapıldığından söz etmeye de olanak yoktur. Mahkeme Yazı İşleri Müdürü’nün veya Kalem personelinin temyiz harcı veya giderinin tamamlanması için temyiz edene süre vermesi veya tebligat zarfı üzerine ihtar/uyarı şeklinde yazılan ve Hâkim imzasını taşımayan muhtıra usule aykırıdır. Mahkeme Yazı İşleri Müdürü’nün veya Kalem personelinin vermiş olduğu süre ya da tebligat zarfı üzerine ihtar/uyarı şeklinde yazılan ve Hâkim imzası taşımayan muhtıra üzerine temyiz harcını veya giderini ödememiş olan taraf, temyiz talebinden vazgeçmiş sayılamaz. Yargıtay’ın kararlılık kazanmış uygulamasına göre, muhtırada yapılması gereken işlemin ne olduğu açıkça ve ilgili tarafın yanılmasına neden olmayacak biçimde gösterilmeli; bu açıdan ikmal edilecek harç ya da giderin miktarı ve yatırılma merci ve süresi, bunun yapılmamasının sonuçları net biçimde açıklanmalıdır. Örneğin, “dosyaya yatırılması” şeklindeki ifade tarafın yanılmasına neden olabileceğinden, bu ifadeyi taşıyan muhtıra geçersiz olacaktır. Dosya kapsamından, Mahkemenin, eksik yatırılan karar harcı ve gider avansının 1 haftalık kesin süre içinde yatırılması için davacı vekiline ihtarlı tebligat çıkarılmış ise de bu hususta Hâkim veya Mahkeme Başkanı’nın sicili ve imzasını taşıyan ayrıca bir muhtıra düzenlenmediği anlaşıldığından 22.11.2022 tarihli ek kararın kaldırılmasına (eksik karar harcı ve gider avansının sonradan tamamlandığının anlaşılmasına göre) karar verilerek asıl kararın temyiz incelemesine geçilmiştir. Mahkemenin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı davacı vekili tarafından duruşma istemli temyiz edilmekle, ek kararın kaldırılmasına karar verildikten sonra; 13.02.2024 tarihinde duruşma yapılmasına ve duruşma gününün taraflara davetiye ile bildirilmesine karar verilmiştir. Belli edilen gün ve saatte gelen Davacı vekili Avukat ...geldi. Davalı (Asil)... geldi. Davalı ... tarafından gelen olmadı. Asil ve davacı vekilinin sözlü açıklamaları dinlenildikten sonra işin incelenerek karara bağlanması için uygun görülen 13.02.2024 gününde Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlenerek dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde; davalı borçlu...hakkında Alanya 2. İcra Müdürlüğü'nün 2013/5753 Esas sayılı dosyası ile icra takibi yapıldığını, borçlunun borcunu ödeyeceğinden bahisle müvekkilini sürekli olarak oyaladığını, davacı müvekkilinin borçlunun... ilçesi, ... mahallesinde bulunan arsa için 75.000,00 TL önermesine rağmen satmadığını, ancak daha sonra çok düşük bir bedelle davalı ...'e sattığını, bu satışın gerçek bir satış olmayıp doğrudan davacı alacaklıyı mağdur etmek için yapılmış bir satış olduğunu, satışın muvazaalı olduğunu, davacıyı salt zarara uğratmak, mal kaçırmak amacıyla yapılmış olduğunu beyanla dava konusu satışın iptaline karar verilmesini talep etmiştir. II. CEVAP 1.Davalı ...; davaya cevap vermemiştir. 2.Davalı ... cevap dilekçesinde; davalı ...'ı hiç bir şekilde önceden tanımadığını, dava konusu taşınmaz yakınlarında başka taşınmazları bulunması nedeniyle dava konusu edilen taşınmazı satın aldığını belirterek davanın reddini savunmuştur. III. MAHKEME KARARI Mahkemenin 27.10.2015 tarihli ve 2013/450 Esas, 2015/420 Karar sayılı kararı ile; taşınmazın tapudaki satış değeri ile gerçek değeri arasında bir misli fark olduğu gerekçesiyle davanın kabulü ile; dava konusu... İlçesi ... Mahallesi, 195 ada 228 parselde kayıtlı taşınmazda davalılar arasında yapılan tasarrufun Alanya 2 İcra Müdürlüğü'nün 2013/5753 Esas sayılı dosya alacağı ve ferileriyle sınırlı olmak üzere iptaline ve davacı alacaklıya dava konusu anılan taşınmaza dair haciz ve satış yetkisi tanınmasına karar verilmiştir. IV. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ A. Bozma Kararı 1. Mahkemenin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı ... vekili temyiz isteminde bulunmuştur. 2. Yargıtay (Kapatılan) 17. Hukuk Dairesinin 16.09.2019 tarihli ve 2016/13366 Esas, 2019/8038 Karar sayılı ilamı ile; "... Mahkemece dava konusu taşınmazın tapudaki satış bedeli ile bilirkişi tarafından belirlenen rayiç değeri arasında misli fark bulunduğu gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmiş ise de varılan sonuç dosya kapsamı ve mevcut delil durumuna uygun düşmemektedir. Tapudaki satış bedeli dışında yapılan ödemelerin davalı 3.kişi tarafından devir tarihi veya devir tarihine yakın tarihli banka hesap hareketleri, banka ödemesi, kredi kullanımı gibi delillerle ispatlanması mümkün olup bu belgelerdeki meblağların tapudaki bedele eklenerek bedel farkının varlığı değerlendirilmelidir. Somut olayda dava konusu taşınmaz 12.12.2012 tarihinde 33.000,00 TL bedelle tapuda satılmış; bilirkişi tarafından bu taşınmaz için 71.203,20 TL rayiç bedel belirlenmiştir. Davalı 3.kişi ... tapudaki bedel dışında tasarruf tarihi olan 12/12/2012 tarihinde annesi...’in banka hesabından 39.700,00 TL ve yine annesi ile dedesi Hayrettin Ergin’in ortak banka hesabından 20.549,00 TL çekildiğini ve bu paranın dava konusu taşınmazın karşılığı olarak davalı borçlu ...’a ödendiğini belirterek bu konuda dekont örneklerini sunmuştur. Dairemiz uygulamasına göre bankadan çekilen ya da havale edilen paranın borçluya ödenen para olduğu kabul edilmektedir. Bu durumda; bilirkişi tarafından belirlenen rayiç değer ile davalı 3.kişi tarafından ödendiği ispat edilen değer arasında bedel farkı bulunmadığı anlaşıldığından mahkemenin bu yöndeki gerekçesine katılma imkanı bulunmamaktadır. Ayrıca; İİK’nın 278. maddesi hükmüne göre mutad hediyeler müstesna olmak üzere, hacizden veya haczedilecek mal bulunmaması sebebiyle acizden yahut iflasın açılmasından haczin veya aciz vesikası verilmesinin sebebi olan yahut masaya kabul olunan alacaklardan en eskisinin tesis edilmiş olduğu tarihe kadar geriye doğru olan müddet içinde yapılan bütün bağışlamalar ve ivazsız tasarruflar batıldır. Ancak, bu müddet haciz veya aciz yahut iflastan evvelki iki seneyi geçemez. Somut olayda icra takibi sırasında 15.04.2015 tarihinde fiili haciz yapılmış ve haczi kabil başkaca ekonomik değeri olan mahcuz bulunamadığı belirlenmiştir. Tasarruf ise 12.12.2012 tarihinde yapılmış olup haciz tarihinden geriye doğru 2 yıl içinde kalmamaktadır. Bu nedenle bedel farkından dolayı iptale karar verilemez. Ancak davacı tarafından İİK.nun 278, 279 ve 280.maddelerden birine dayanılmış olsa dahi, mahkeme bununla bağlı olmayıp, diğer maddelerden birine göre iptal kararı verebilir (Y.H.G.K.25.11.1987 Tarih, 1987/15-380 Esas ve 1987/872 Karar sayılı ilamı). Mahkemece; davalılar arasında İİK'nun 280./1 maddesine göre arkadaşlık, akrabalık, ticari ilişki veya komşuluk olup olmadığı, üçüncü kişi ...’in borçlu davalının mali durumu ile alacaklıları ızrar kastını bilen veya bilmesi gereken kişilerden olup olmadığı irdelenmemiş, davalı 3.kişi ... dava konusu taşınmazın yanında bulunan komşu parsellerin sahibi olduğunu ve parselleri birleştirmek için taşınmazı satın aldığını beyan etmiş bu husus değerlendirilmemiştir. Bu durumda mahkemece bu maddi ve hukuki olgular dikkate alınarak karar verilmesi gerekirken hatalı değerlendirme ile yazılı şekilde karar vermesi usul ve yasaya aykırıdır." gerekçesi ile karar bozularak dosya kararı veren Mahkemeye gönderilmiştir. B. Mahkemece Bozmaya Uyularak Verilen Karar Mahkemenin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; davalılar arasında herhangi bir arkadaşlık, akrabalık, ticari ilişki veya komşuluk ilişkisinin olmadığı, davalı ...'in dava konusu... ili... ilçesi ... Mahallesi 95 ada 228 parsel sayılı taşınmaza komşu 229 ve 237 parsel sayılı taşınmazların kendisine ait olduğunu ve iş bu parselleri birleştirmek için taşınmazı satın aldığını iddia ettiği, 229 ve 237 parsel sayılı taşınmazlara ait tapu kayıtlarının incelenmesinde taşınmazların ...'e ait olduğunun anlaşıldığı,... Belediye Başkanlığınca da 95 ada 228, 229 ve 237 parsel sayılı taşınmazların imar uygulama çalışması ile birleştirildiğinin, ancak imar uygulamasının henüz tapuya tescil edilmediğinin bildirildiği, bu durumda davacının davalı ...'in davalı borçlu ...'ın içinde bulunduğu mali durumu ve zarar verme kastını bildiğini ispatlayamadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir. V. TEMYİZ A. Temyiz Yoluna Başvuranlar Mahkemenin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur. B. Temyiz Sebepleri Davacı vekili temyiz dilekçesinde; bozma ilamına uyulmasına karar vermiş olmasına rağmen yeterli ve gerekli inceleme yapmadan bozma kararının gerekçesindeki resen araştırılması gereken hususlar nazara alınmadan davanın reddine karar verildiğini, davalıları yakından tanıyan özellikle davalı ...'ın yakın arkadaşı ve diğer davalı ... ile aynı mahallede oturan mesleği gazetecilik olan ...hakkında ne araştırma ne de bilgisine başvurma gereği duyulduğunu, dava konusu olan taşınmazın eski maliklerinden olan ve davalı ...'a satışı yapan Hasan Doğan'ın tanık olarak bildirilip duruşmada hazır edilmesine karşın hukuka aykırı olarak dinleme talebinin reddedildiğini, davalının taşınmazın bedelini usulüne uygun ödemediğini, parsellerin birleştirilme kararının doğru olmadığını belirterek İlk Derece Mahkemesi kararının bozulmasını talep etmiştir. C. Gerekçe 1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Dosya içeriğine, bozmanın mahiyeti ve kapsamına göre taraflar arasındaki uyuşmazlık, İİK 277 ve devamı maddelerine göre açılmış tasarrufun iptali istemine ilişkindir. 2. İlgili Hukuk 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) geçici 3 üncü maddesinin ikinci fıkrası atfıyla uygulanmasına devam olunan mülga 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu'nun (1086 sayılı Kanun) 428 inci maddesi, 438 inci maddesinin yedi, sekiz ve dokuzuncu fıkraları ile 439 uncu maddesinin ikinci fıkrası, 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu'nun 277 ve devamı maddeleri. 3. Değerlendirme 1.Mahkemelerin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun'un geçici 3 üncü maddesinin ikinci fıkrası atfıyla uygulanmasına devam olunan mülga 1086 sayılı Kanun'un 428 inci maddesi ile 439 uncu maddesinin ikinci fıkrasında yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür. 2. Temyizen incelenen Mahkeme kararının bozmaya uygun olduğu, kararda ve kararın gerekçesinde hukuk kurallarının somut olaya uygulanmasında bir isabetsizlik bulunmadığı, bozmaya uyulmakla karşı taraf yararına kazanılmış hak durumunu oluşturan yönlerin ise yeniden incelenmesine hukukça imkân bulunmadığı anlaşılmakla; davacı vekili tarafından temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir. VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; 1.Mahkemece verilen 22.11.2022 tarihli ek kararın BOZULARAK ORTADAN KALDIRILMASINA, 2.Davacı vekilinin yerinde görülmeyen tüm temyiz itirazlarının reddi ile usul ve kanuna uygun olan kararın ONANMASINA, Duruşmada vekille temsil olunmayan davalılar yararına vekalet ücreti taktirine yer olmadığına, Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz eden davacıya yükletilmesine, Dosyanın Mahkemesine gönderilmesine, 13.02.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Atıf: Yargıtay 4. Hukuk Dairesi, E. 2023/5586, K. 2024/1487, T. 13.02.2024, www.arakarar.com/karar/yargitay-4-hukuk-dairesi-2023-5586-e-2024-1487-k-befa0b1c07db